Hoşgeldiniz  
Son Dakika
buca escort izmir escort bodrum escort bayanlar bursa escort izmir escort bodrum escort izmir escort bayan izmir escort antalya escort

Tarih Yapan Şahsiyetler ve Onlara Verilen Önem

12 Haziran 2017

Tarih Yapan Şahsiyetler ve Onlara Verilen Önem

TARİH YAPAN ŞAHSİYETLER VE ONLARA VERİLEN ÖNEM

Bir İngiliz tarihçisi; tarihi yapanların büyük insanlar olduğunu yazar. O’na göre tarihi olayları yaratanlar büyük kahramanlardır.

Bu düşünce ilk bakışta çok doğru gibi algılansa da bize göre eksik bir düşüncedir. Çünkü tarihi insanlar, insan toplulukları yapar. Ne var ki, topluma yön veren, büyük olayların gerçekleşmesinde toplumu harekete geçiren büyük liderler daima var olmuştur. Örneğin Fransız İhtilali’nde J.J. Russo, Monteskiyo’nun fikirleri ne kadar etkili olmuşsa; Rus İhtilalinin gerçekleşmesinde Lenin ve arkadaşlarının o derece payı vardır. Bunların sayısını artırmak mümkündür.

Türk Devrimi de Atatürk’ün liderliğinde kazanılan büyük bir dönüşümdür.. Atatürk Türk bağımsızlık mücadelesinde sadece Türklerin değil, başka ulusların da rehberi olmuştur.

 

Bu yüzden uluslar kendi tarihlerinde geçen büyüklerini çeşitli şekillerde yaşatır, onların ruh ve düşüncelerini birer tarihi tecrübe ve bilgi olarak tarih bilinci oluşturmak amacıyla kullanırlar.

Türk tarihi bu bakımdan oldukça fazla örneklerle doludur.Tarihimizin zenginliğinin bir nedeni de budur zaten…

Türkler bağımsızlıklarına çok düşkün bir ulus olarak tarih boyunca hep örnek alınan şahsiyetler yetiştirmişlerdir.Hun hükümdarı Çi-çi Yabgunun esaretine girmeyi aşağılık kabul etmesi ve ölmüş atalara saygısızlık olarak değerlendirmesi ile Atatürk’ün “bağımsızlık ve özgürlük benim karakterimdir” sözü aynı özellikler taşımaktadır.

Özgürlüğü korumak önemli; ancak özgürlüğü korumak için önder olan liderleri yaşatmak da önemlidir.

Türk Milli Mücadelesi özgürlüğü koruma yolunda çok önemli bir olaydır. Bu mücadeleyi Türk halkı topyekun bir mücadele olarak vermiş, yerel ve ulusal düzeyde liderlerine büyük bir imanla bağlanmış, bunda da başarılı olmuştur.

 

Ancak bundan daha önemlisi yurdun bir çok yerinde yapılan yanlışlıklardır.Nedir bu yanlışlar? Özetleyelim!…

Tarihe mal olmuş büyükleri ve onların anılarını yaşatmak için yerel ve ulusal anlamda bu kişilerin anıtları, büstleri veya heykelleri yapılır. Sokaklara ve caddelere isimleri verilir. Kimi zamanda onların anısına toplantılar yapılır.Bunu yapmak, onları sonsuza kadar yaşatmak, nesiller arasında bir vefa ve aidiyet bilinci yaratmaya yöneliktir.

Ne var ki, bu konuda bize göre bazı yanlışlıklar yapılmaktadır. Bunların başında bu kişilerin özelliklerine uygun anıtların yapılmamasıdır. Diğer bir yanlış, anıtlarda ve heykellerde kuru bir ifadenin yer almasıdır. İlkçağdan kalma Yunan Fresklerinde bile heykellerde bir canlılık vardır.

Şunu söylemek istiyorum ki; yaptığımız abideleri ruhsuz (!) kılıyoruz. Bir Atatürk büstünü, ya da heykelini yaparken gerçeklerden uzaklaşıyoruz gibi.. O’nu hayatı boyunca içinden çıkmadığı, ayrılmadığı Türk toplumundan soyutluyoruz. Gerçi yurdun bir çok yerinde çok güzel yapılmış anıtlara rastlamak da mümkündür. Ama neden her yerde yapılmasın…

Bu tür anıtların topluma bir mesaj vermesi lazımdır..

Milli Mücadelede İpsiz Recep ve arkadaşları da bu yerel liderlerden biridir.İpsiz Recep anlatımlara göre Rize de doğmuş ve bir süre burada yaşamış bir kişidir. Daha sonra Sakarya’ya yerleşmiş ve Milli Mücadele döneminde Sakarya Kıyısı Kuvay-i Milliye Komutanı olarak hem buradaki Rumlarla mücadele etmiş, hem de Anadolu’ya silah ve adam kaçırmada büyük rol oynamıştır.

Bugün Rize’de Kuvay-i Milliye önderleri arasında sayılan ve yeni açılan Belediye Parkı’nda bir de büstü yapılan İpsiz Recep ne yazık ki diğer Milli Mücadele önderleri gibi gençler tarafından çok fazla tanınmamaktadır.Onu gören, gövdesinde kim olduğu yazılan bir kısa yazı dışında bir şey bilmemektedir. Çok ta merak etmemektedir doğrusu…Hatta büstün İpsiz Recep’e benzemediği onun bugünkü yakınları tarafından ifade edilmektedir.

Bu bakımdan heykel ya da büstleri yaparken bir anlam bütünlüğü içinde düşünülüp yapılmalıdır.O kişinin şahsiyeti, yaptıkları kahramanlıkları ifade eden yazılara yer verilmelidir. Bu tür anıtların toplumun kültürü içinde kaynaştırılması gereklidir.

Bu konuda acizane bazı önerilerimiz olacaktır.

Rize’de ve yurdun bir çok yerinde Milli Mücadele Parkları kurulmalı, yerel ve ulusal şahsiyetler ve büyük olaylar çeşitli figürlerle resmedilmelidir. Örneğin; Rize’de yeni park alanında Atatürk’ün Rize’ye gelişi mermer ya da granit üzerinde figürlerle canlandırılabilir. Atatürk’e ait sözler bu freskler üzerine yazılabilir. Milli Mücadeleyi anlatan figürler canlandırılabilir.

Vatan savunmasında canlarını veren şehitlerimizin birer resimli mermer tabloları yapılabilir, sırayla önünden geçen insanların onlara şükran ve minnet duymaları sağlanabilir.Geceleri aydınlatılarak merak uyandıran bir şekle dönüştürülebilir.

Örneğin; İpsiz Recep’in büstünün biraz daha heybetli ve merak uyandırıcı yapılması; uzaktan görülebilir yapılması mümkün olabilir.Üzerine, Onun Sakarya Kıyısı Milli Mücadele Kuvay-i Milliye Komutanı olarak 1921’de İzmit-Kandıra’da Yunan işgal kuvvetlerine karşı saldırıya hazırlanan Rizelilerden oluşan Kuvay-i Milliye Müfrezelerine hitaben yaptığı şu konuşma kazılmalıdır.

“Yol birdir.

Doğru birdir.

Yol, Mustafa Kemal’in yoludur.

Yol, Kuvay-i Milliye’nin yoludur.

Düşmanı yurttan kovacuğuk,

Doğrunun yardımcısı Allah’tır.

Allah’a teslim olmişik….”

İpsiz Recep/Recep Reis/ Emice

Böylece geçmişe ait vefa borcumuzu onları bu şekilde de olsa tanıtmakla yerine getirmiş olabiliriz.Atalara saygı ve bağlılık duygusu az da olsa sağlanmış olabilir. Daha da önemlisi yeni nesiller arasında kuru bir tarih kültürü yerine araştırıcı, canlandırıcı bir tarih bilinci yaratmış olabiliriz.

Aksi takdirde tarihi ve milli şahsiyetleri kuru bir malzeme olmaktan çıkaramayız.

Seyithan ALTAŞ

Paylaş
32 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

medyum izmir