Hoşgeldiniz   brazzers porno
Son Dakika

Haydi Rize !!! Gelin Birlik Olalım Ve …

03 Ocak 2018

Haydi Rize !!! Gelin Birlik Olalım Ve …




ARAMIZDA KiTAP OKUMAYI SEVMEYEN VAR MI ??

Kaçımız  kitap okuyoruz??

Peki kaçımız SOSYOLOG ve SOSYOLOJi terimlerinin manasını doğru olarak biliyoruz?

Kısaca değinmek istiyorum. 

Sosyoloji ya da Toplum Bilim, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalına denir. 


 

Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar, sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden, küresel (global) sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır.

Sosyolog ya da toplum bilimci; bunlari araştıran, inceleyen, gözlem, deney ve ankete dayanan alan çalışmaları yapan, sebep ve sonuçlarını  bulan ve asıl  görevi  çözüm  üretmek  olan bir bilim adamına denir.

Sosyolog yani Toplum Bilimci olabilmek için de, dört (4) yıllık  Fen – Edebiyat Fakültesi  SOSYOLOJi bölümünden  mezun olmanın  yanısıra; **okumayı  bilmek, öğrenmeye  açık olmak, sorgulamak, muhakeme etmek, düşünmek, toplumsal olay ve olgulara karşı  daha hassas ve duyarlı  olmak, endişelenmek, empati kurabilmeyi başarmak, görebilmek, duyabilmek, hissedebilmek ve çözüm  üretebilmek  gereklidir.  

Kuran-ı Kerim ilk olarak “ikra” yani “oku” ile başlar. Bunun bilincinde olan her birey mutlaka okumalı. 

**Okumayı  bilmek, kağıt  olarak yazılmış  ve basılmış  materyalleri , dokunarak, hissederek , görerek  kitap olarak okumak değildir. Okumayı  bilmek, aynı zamanda gökyüzünü, manzarayı, olgu ve olayı, mensubu olduğu dini ve vecibelerini, fotoğrafı, doğayı, resim sanatını ve alemleri, hayatı insanları …vb. okuyabilmek, sorgulayabilmek ve yorumlayabilmektir. Okuyan kişi analitik düşünür, betimler, yorumlar, çözer,  anlar, öğrenir ve öğretir …
 
Görüldüğü  üzere, hepimizin yakındığı bir konu olan “eğitim  şart”!!  bilincini oluşturmak  ve “eğitim şart”, “spor yapmak, en azından yürüyüş şart” ve tabiki  de  “kitap okumak şart”  bilincine doğru kayma gerçekleştirebilmek belkide biz sosyologların  ilk yapması gereken “bilinçlendirme  çabası olmalıdır” diye düşündük  ve bu sebeple Facebookta, SOSYOLOGLAR SOKAĞI grubumuzda hasbel kader bu sınıftan olduğumuz  için, bir “Kitap Okumayı  Sevdirme Kampanyası” başlatalım dedik.. 
 
Çeşitli Kamu Spotlarının, zeminini hazırlamaya vesile olan, Sosyolog olan yada olacak öğrenci  kardeşlerimizi ve sosyolojiye ilgi duyan tüm bireyleri, kurdukları grup çatısı altında toplayan, Sosyologlar Sokağı Kurucu Yöneticileri Sayın  Hasan Odabaşoğlu  ve eşi  Sayın  Hilal Odabaşoğlu hanımefendi başta olmak üzere, yönetimdeki değerli meslektaşlarıma ve tabiki saygıdeğer  üyelerimize de ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Sosyologlar Sokağı`nda; Sosyoloji, Psikoloji, Felsefe, Edebiyat, Bilim, Sanat, Aile, Toplum, Kentleşme, Medya, Çevre Bilinci, Hukuk, Ekonomi, iletişim  ve Din alanlarında ve güncel  konularda paylaşımlar  yapmakta, sorunları tartışmakta ve çözüm  aramaktayız. Bununla birlikte çeşitli Projeler  üreterek  Toplum Bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Mesela; Türkiye  genelinde “Kitap okuma ve kitap okumayı sevmeyenlere sevdirme etkinligi” başlattık.  Çünkü; kitap okumamak bir eksikliktir. Kitap okuyan birey bilinçlenir, kişiselleşir, haklarını ve vatandaşlık  görevlerini bilir, topluma karşı  duyarlılığını daha da geliştirir, sağlıklı düşünceler üretmeye ve görmeye başlar, beyin kapasitesini artırır,  farklı dünyaları  ve canlıları  keşfeder,  gözünü  açtığı  topraklar dışında  hayatlar olduğunu  da öğrenir , cesaretini bilgisiyle donatır, çevresindeki  insanlari seçerek daha nitelikli olanların arasında yerini alır, zaman katillerine taviz vermez ve kesinlikle daha iyi bir birey olmaya adım  atmış olur. Toplumumuzda kitap okumaya karşı  oluşan  önyargıyı,  hiç bir zaman anlamış  değilim. Oysaki kitap, apayrı gezegenlere giden serüvenlerin ulaşımı sağlayan aracıdır, yakıtıdır; keşfedilecek yeni alemlerin rehberidir. 


 

Bu bağlamda yönetim olarak kimler, neyi, ne kadar yapabilir, neye göre, kime göre ne yapılabilir  diye önce  bunun fizibilite etüdünü gerçekleştirmek  adına,  alan çalışması  olarak “Anket  Tekniği”  kullanarak mini bir araştırma yaptık. Tüm Türkiye bu etkinlikte , klavye karşısında seferber oldu. Ancak bu hayali gerçeğe  dönüştüren  sadece ADANA oldu. Adana Proje Koordinatörümüz  ve aynı  zamanda Sosyologlar Sokağı  Yöneticimiz  olan,  Projeyi aktif olarak hayata geçiren, çalıştığı iş  yerinde anlayışlı  patronunun destekleriyle kitap standları kurarak,  yavaş  yavaş büyüten Muhtesim TURHAN   beyefendiye, Eğitim  gönüllüsü,  kitap okuma sevdalısı  yöneticilerimiz  Seher TEMEL, Aynur YAZICI ERDEN(Rizeli) hocalarımız  ve nacizane bendeniz, kitap gönderme inceliği  göstererek katkıda  bulunmaya çalıştık. Bir taraftan Sosyoloji Eğitimi  alırken, bir taraftanda çalışan Sayın  Muhtesim  TURHAN beyefendiye sonsuz teşekkürlerimizi iletmeyi bir borç  biliriz. Muhtesim  TURHAN  beyefendi,  çocuklara  kitap okumayı sevdirmiş, okumayı  bilmeyen bir abimize de okumayı  öğreterek, kitapları sevmesini  sağlamış , eğitime  katkıda bulunmuştur. Keşke herkes Muhtesim TURHAN beyefendinin duyarlılığında olabilse.. Keske herkes birbirine okumayı sevdirse ve okuma alışkanlığı  kazandırsa…… Keşke… 

Rize’nin menfaati adına konuşuyorum, kimse yanlış anlamasın lütfen genelleme olarak ya da hiç olmadığı için  değil; gözlemlerime dayanarak, yetersiz olduğu için söylüyorum;

Rizemizde neden, çeşitli  mekanlarda okumayı özendirici  teşhir  alanları  yok veya sokaklarda kitap stantları kurulamıyor ya da kurulmuyor ? 

Var olan yerler de bence yetersiz. 

Neden herkes birbirine kitap hediye etmiyor? 

Neden kimse, biraz daha kendini geliştirmeye çalışmıyor ve bilinçli  toplum yaratma konusunda katkıda bulunmuyor?

Havalar iyi olduğunda, sahilde kitap okuma alanları olsa, özellikle  çocuklar, gençler dahil olmak üzere  tüm halkımızı heveslendirecek kitap okuma festivalleri yapılsa, en iyi okuyup, en doğru anlayana çeşitli hediyeler verilse, çekilişler olsa vb.. İyi olmaz mıydı?? 

Lafa gelince toz kondurmuyoruz Rizemize, o zaman neden okuma oranımızı yükseltmiyoruz? Tamam ara-sıra , Kamu kurum ve kuruluşlarının  düzenlemiş  olduğu , genellikle öğrenciler  arasında , ödüllü  kitap okuma yada hızlı  kitap okuma yarışmaları oluyor ama özendiricilik açısından  yeterli olduğunu  hiç  düşünmüyorum . Açıkçası  Türkiye  Cumhuriyetinin Başkomutanının baba ocağı ve  nitelikli Devlet Erkanı  çıkaran  Rize’mizin kitap okuma oranında  da lider olmasi gerekiyor diye düşünüyorum.  Ama (sözüm  meclisten dışarı) bazı kişilere, boş zamanı çok olan kadın yada erkek farketmez, örneğin; (çalışıp çalışmamasının inanın hiç bir önemi yok) sürekli olarak Laf  Taşıma  Kargosu (LTK) gibi,  kapı kapı gezen ve /veya onun bunun hakkında  kritik yapan kişilere ya da TV’koliklere  kitap alın okuyun, birbirinizle kitap değişimi yapın desek , uzaylı  görmüş  gibi bakanlar olabilir diye iddia ediyorum. 

Kitap okuyan ve okumayan yetişkin  insan istatistiği alsak , erkeklere nazaran kadınların  oranı  kısmen daha yüksek çıkabilir .

Var mısınız  yarışmaya ??? Bakalım  kadınlar  mı  daha çok  kitap okuyacak, yoksa erkekler mi??

Haydi Rize !!! Gelin birlik olalım  ve kitap okumaya, okuduğumuzu irdelemeye, düşünmeye, anlamaya ve sonuçlar çıkarmaya çalışalım.. 

Bir Platform kuralım ve bir konu belirleyip o konu hakkında ya da okuduğumuz kitapların konusu dahilinde münazaralar yapalım. 

Kitap okuma festivalleri yapalım. Hamsi festivalimiz kadar,  kitap okuma festivalimizle de ön plana çıkalım.

2018’e girdiğimiz şu günlerde, geçmişi geride bırakıp, kitap okunan günlere adım atıp, geleceğe umutla baksak,  

Ne dersiniz daha iyi olmaz mı ??

Sonuna kadar okuma sabrını gösteren değerli okurlarıma çok teşekkür ederim 

Sevgi ve Saygılarımla 

Jale KAZDAL 

Paylaş
1.297 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Haydi Rize !!! Gelin Birlik Olalım Ve … için 12 Yorum

  1. veli ve deli dedi ki:

    OKUMAK…
    Canlılar içinde ölüm vardır diye bilen sadece insanlardır.Ama hiç ölmeyecemiş gibi çalışırlar…

    İnsan ömrü çok kısadır. Bir sigara içecek kadar bir zaman…

    Okumak insanın cahilliğini azaltır. Ama zulüm yapan terör ve savaş destekçileri ne kadar okursa okusun eşek olarak ölürler…

    Mayasında eşeklik olanlar,eşek olarak ölecekler…

  2. ilim diyor ki dedi ki:

    OKUMAK…
    Beşikten mezara kadar kadın erkek okuyacak. Günde en az bir takvim yaprağı kadar okuyacak..

    Okuyalım..
    (Sokrates) diyor ki,
    Hakimlerin fazileti konuları anladığı orandadır.”
    Hatiplerin yanı hesap verenlerin fazileti,doğruları konuştuğu orandadır”

    Şu Amerikaya bakınız, benim dolarımla çalışmyan bankalar nema öder…

    Amerika,1950 den 2018 yılı bugüne kadar, 60-70 yılda bizden hiçbir emek olmadan kadındıklarını muhasebe edelim..
    70 yılda kur farkından kazandıkları,
    70 yılda faizden kazandıkları…

    70 yıldır sanayileşmemizi dolaylı olarak engelleyen,savunma sanayini engelleyen…

    Türliye’nin Amerikan çıkarlarına bir engel değildir.

    85 milyon nüfus nasıl geçinecek. Gençler parasızlıktan evlenemiyor.
    Evlenenler çocuklarına ekmek bulamıyor…

    Amerika’yı okuma…
    Avrupayı okuma…

    (Sokrates) Eski Yunan düşünürü…Büyük Filozof…

    Sokrates çarşıya gidiyor,Hanımı diyorki, gelirken iki tane yumurta getir. Getiremiyor. Evin bahçesinde arkadaşları ile otururken, hanımı diyor ki, nerede yumurtalar?
    Sokrates unuttum diyor.
    Hanımı elinde su dolu kovayı (/Sokrates)ın başına döküyor..
    Arkadaşları neler oluyor diyor..?
    (Sokrates) o hanım olmasa ben filozof olamazdim,diyor.

    İlimde böyle insanı velide yapar,delide yapar…
    İlim sahibi avrupalılar deliler, Suriye snırına gece gündüz savaş malzemesi taşıyorlar.
    Bölgede öldürülen,yaralanan yetim kalan insanlar yetmedimi?
    Yetmedi…

    Velilere gelince,
    ” Çok insanlar gördüm üzerinde elbise yok,
    “Çok insanlar gördüm elbisenin içinde insan yok ”

    Dünya velileri insanlar, dünya delilere insanlara derdiniz nedir?

    Nice insanları öldürüyorsunuz?
    Dünya insanları ayağa kalkmalı….

  3. ilim diyor ki dedi ki:

    CANIM RİZE….

    “Yalnız bir ilçeni görmek için ömrümüz kısa,
    Ölmek kaderde var,bizi ürkütmüyor,
    Lâkin Rize’den ayrılışın ızdırabı zor..

    Rize kentini on yıl için hayal edelim. Anneler,babalar çocukları olunca on sonra lise de okuyacak diye hayal eder…
    Çalışanlarımız emeklilik hayalı yapar..

    Rize Çiftekavak dan Gündoğdu Fabrikasına sahil boyu raylı tren taşımacılığını hayal edelim..

    Raylı taşımacılık Rize’ye ne kadandırır? Kent içindeki insanların araçlardan çıkan ekzoz gazlarından oluşan ortamlar yok olur.

    Kent içi nüfusu her yıl arttığı için,trafiğe giren araçlar kent içi trafik yoğunluğunu her yıl artmasına neden olur.
    Raylı taşımacılık kent içi trafik yoğunluğu azalttığı gibi kent içi minübüsleride azaltır.

    Kent içindeki insanlar temiz,taze havanın bol olduğu kentte yaşar..

    Raylı taşımacılıkta elektrikli motorlar kent içinde ekzoz gazı bırakmaz..

    İnsanların kışın,yazın ısıtmalı ve soğutmalı klimali artamlarda ulaşım yaparlar..

    Yolçu sayısına bağlı olarak vagon sayısını artırma imkanı vardır…

    Minibüsler nasıl ekmek parası kazanacak? Ortapazar’dan gelen minübüsler Sigarta Hastanesi yanına kadar gelecek.Kent için girmeyecek. Güneysu, diğer hatlarda böyle…

    Raylı taşımacılık kent içi medeniyetlerin korunmasında çok değerli bir taşımadır…

    Rize kent içi okul,hastane ve çocuk parlarının çevresi yaprak dökmeyen ağaçlar dikilmeli…

    Kitaplık çapta konular….

    Canım Rize, Ankara’dan hızlı trenle Eskişehirdeyiz…Sonra Fransa ile İngiltere arası hızlı trendeyiz…

    Çay toplama zamanı Ardeşendeyiz….
    Ardeşen üzülme, sahilden yat limanı yapılınca sanada yatla geleceğiz…

    Bunları avrupalı neden yapılmamış diye sorar?
    Ama Rize kenti ise vakıt erkendir der…
    O kadar erken ki, geç sayılabilir

  4. efe eren dedi ki:

    ilk emir oku. ama okumak zor iş geldi 21 yy insanına. okuduğunu, anladığını, idrak ettiğini düşündüğü birine sorup, onun düşüncesini mutlak doğru sayan uyuşuk bir toplum güdülmeye sömürülmeye yönlendirilmeye mahkumdur.

  5. Müh.Nazlı dedi ki:

    BİRLİK VE BÜTÜNLÜK…
    Ölmek kaderde var,bize ürküntü vermiyor..
    Lâkin vatandan ayrılışın ızdırâbı zor..

    Yalnız bir kentini sevmek için ömrümüz kısa…
    İnsanlar,yavaş yavaş solması,pörsümesi var…

    Benim mezarımı yerde aramayınız,
    Erenlerin mezarı ariflerin gönlündedir..

    Birbirinizle çekişmeyiniz…
    Yoksa korku ile zaafa düşersiniz,rüzgârınız kesilir…
    (rüzgârınız kesilir)-Bütün ruhunuzun kıvamı,kudreti boşalır gider…

    Irklarda Allah’ın fertler gibi yarattığı vâkıalardn biri…
    İnkâr edilemez..

    Arnavudu,Çerkezi,Kürdü hepsi bir bütün iken,müsaviyken,infirada,ayrılmaya doğru giderlerse o zaman ilim devreye girer..

    İlim nedir? Evrensel,doğruları,güzelleri ve iyileri bize tanıtan aziz vasıtanın adı…

    İlim adamı kimdir? Öğreten,dileyen,öğrenen güzel insanlar…
    Gönlümüzü ilimden koparmayacağız..İlmin olmadığı yeri cehalet doldurur..

    İran,Irak,Sıriye,Rusya,Avrupa ve bütün insanlar bir ve bütündür. Kardeştir. Hilkat birliği gereği ezelde birdir…

    Birliği ve bütünlüğü yok etmeye çalışan terör örgütleri ve savaşlara destek verenlerdir..

    Yaşasın dünya halkları kardeşli…
    İsrail çocukları ile Filistinli çocuklar cennette birlikte oynayacak…İsrail ve Filistinli çocukları öldürenler hesap verecek…

    Bugün birliğimiz ve bütünlüğümüzü bozmak için başta terör örgütleri ve savaşlara destek verenler var…

    Batı basını ve siyasetçiler terör örgütlerine ve savaşlara destek veriyor…
    Tedbirleri nelerdir?

  6. Müh.KAHRAMANOĞLU dedi ki:

    ANADOLU GENÇLİĞİ….
    İskender 23 yaşında kral oldu.Filip’in oğlu…
    Filip’in ahırında hiç kimsenin binemediği bir at vardı,İskender çocuk denecek yaşta gitti ahıra,atı dışarı çıkardı,güneşten gözü kamaşıp bir an görmesin diye yüzünü güneşe çevirdi ve o zaptedilmez atın üstüne atlayıverdi.

    Zaptedilmez atların üzerinde YAVUZ var…FATİH var…

    Güneşten gözü kamaşan avrupa basını var…Dört bin tir savaş malzemesini Suriye’de görmiyor…

    Vatanı ve canı alınan 5 milyon Suriyeli mültecileri görmüyor..

    Avrupalı teröre destek vererek 40 yıldır canıızı yakıyorsun…
    Tecrit oklarını içerden ve dışardan hükümete çeviriyorsu…Yanlış yoldasın…Teröre ve savaşlara destek veriyorsun…

    Yetimin,yaralının vatanını almaya çalışıyorsun….

    Anadolu insanı avrupa devletlerinde 5 milyon insan çalışıyor…
    Hiçbir insana kötülüğü olmayan Anadolu insanına yapılmadık kötülük bırakılmıyor…

    İngiltere Birinci Dünya Harbınde, Rusya’yı yerle bir ederiz diyen pilotlara dediği gibi, havada mı duracaksınız?
    Yere inmiyecekmisiniz…

    Yunanistan EOKA terör örgütü ile Kıbrısta nice insanları şehit etti…
    Yunanisyan ASALA örgütü ile nice anadolu insanı konsolosları şehitti…

    Yunanistan ve Almanya…Yanlış yoldasınız….

  7. Yorgun dedi ki:

    SAYIN YAZAR OKUMAK TAN ZİYADE NEYİ OKUDUĞUNUZ ÖNEMLİ.HERE ŞEYİN BİR HESABİ VAR.O OKUDUĞUN KİTABİN SANA ZAMAN KAYBETTİRİYORSA VAY HALİNE.AYRICA BATI NIN VE FİKRİ SAPIK OLAN YAZILARI OKUMAK ÇOK ŞEYLERİN KAYBINA SEBEP OLUR. ÇÖKÜNTÜYE SEBEP OLUR. UÇURUMA SURÜKLENMENE SEBEP OLUR.EROZYONA SEBEP OLUR. OKU DEMEK ÇOK KOLAY .NEYİ OKUYACAĞINI LÜTFEN YAZINIZ. DİĞER BİR HUSUS KURANI KERİM DE SADECE OKU AYETİ YOKTUR. HERKES BİLDİĞİ VE ANLADIĞI ŞEYİ OKUMALI.RAST GELE OKUMAK YOK.ÖNÜNE GELEN YAZAR,ÇİZER OLMUŞ.HERKES HER ŞEYDEN ANLAR OLDU. HERKES HER ŞEYİN UZMANI.YOK BÖYLE BİR ŞEY. DOĞRU BİR DIR. İKİ OLMAZ. ŞİMDİ İSE O KADAR ÇOK DOĞRU VAR Kİ. ANLAŞILIR GİBİ DEĞİL.SENİN,BENİM DOĞRUM OLMAMALI. OKUDUĞUMUZ ŞEYLERE VE TAVSİYE ETTİĞİMİZ ŞEYLERİ. ÇOK DİKKAT ETMELİYİZ.

  8. Hakkı Zırh dedi ki:

    Jale hanım güzel yazdı. Toplumun eksiklikleri o kadar çok ki.Okumaktan bunlardan biri ne yazıkki. İnsanlar nedense robotlaşıyor. Düşünme gereüi duymuyor insan.ne den niçin diye sorgulamıyor. Hep takılmışız birilerinin arkasına o derse doğrudur mantığıyla devam ediyoruz. Tabii bu arada beynimizde çalışmamaya başlıyor.Tembelleşiyor. Bunun farkında da değiliz. Beynimizi kiraya vermekten kurtulup kendimiz düşünmeye başlarsak adam oluruz. Jale hanım yazmış okumuyoruz. Doğrudur. Ama biz bu kafalarla okuduğumuzda doğruyu yine bulamıyoruz.Bakın geçenlerde okumuş felsefe öğretmeni olmuş bir vatandaşımız eşofman kızlar hakkındaki açıklamalarını okuduk. Bu vatandaş da okumuş sınıfına giriyor. Ama beyniniz bazılarına kiraya verilmişse kapalıysa ne okursanız okuyun sonuç değişmediğini görürüz. Bilinçli dünya gerçeklerine uyumlu mantıklı düşünebilen tartışabilen nesil yetiştirmedik ten sonra hepsi boş.

  9. Kemal Sunver dedi ki:

    Bu müslüman ülkede kendi kitabı Kur’an-ı Kerim’i bile okumamış bir sürü insan varken, bu sosyal medya platformları bu kadar artmış ve google amca sayesinde araştırılan her şeye ulaşılabiliyorken şuan ki neslin kaybedildiğini düşünüyorum. Bir israilli kendi çocuğunu kendi inançlarına göre yetiştirip evinde televizyon bile yokken dünyanın bütün köşe başlarını kapatmış. Bizim milli bir ülkümüz yok. Tedrisat baştan aşağıya değiştirilip yeni neslin milli bir şuurla yetiştirilmesi gerekmektedir.

  10. Çok gezen dedi ki:

    “İlimi ilim bilmektir, İlim kendin bilmektir, Sen kendin bilmezsen, Ya nice okumaktır” demiş Yunus Emre… Demekki okumaya gerek yok. Sadece kendini ve menfaatı bil yeter. Voleci, yalancı, numaracı ol bu millet seni baş tacı eder,korkma !. Okuyarakta kafanı karıştırma…Örnek mi: Entellektüel bir bx gösteremezsiniz….

  11. Orhan dedi ki:

    Tebrikler Jale hanım. Önemli bir konuyu kaleme aldığın için.
    Rize de okuma oranı sıfırlar düzeyinde. Ama fetva verme de üst düzeylerde. Okuma dan her şeyi bilen şehir hangisidir dense; her halde Rize ön saflarda yer alır.

  12. VATANDAŞ/RİZELİ RIZA dedi ki:

    değerli kardeşim,elbette güzel bir yaraya değindiniz,bu sadece kitap okumayla olsaydı,yukarda yazinizda örnekle ADANAYİ gösterdinizki,okumakla olsaydı adanada saat başi çeşitli hersuçtan 150 ye yakın yada fazla olay olmazdi dimi.birde örnek il olarak adana deyişinizle belkide okuyanlarıda güldüreceksiniz.sadece okumakla insan olunsaydı,binlerce filözof çıkarırdık.ne yazikki bu konuda sınıfta kalmiş,karnelerimizde zayıflar çök fazladır.adama sormuşlar,çök okuyanmi,çök gezenmi bilir diye,,,adam hiç tereddütsüz çök gezen neden demiş acaba,sizde biraz düşünürmüsünüz.?.insanımıza önce kültür,sevgi ve saygi aşilanmadıktan sonra nekadar kitap ezberlemiş olursa olsun,benim gözümde değişeceğini sanmiyorum.helede rizemizdemi,,bunu hiç aramayacak sormayacaksin.küçük büyük esnafından tutunda,saygısız seviyesiz dolmuş şöferlerinin sokaklarda duraklarda davranışlarınıdami göremediniz.esnaf sokağı parselledi,neymiş benim dükkanin,marketin,lokantanın önü,diğeri önce benim aracım gelecek diye koca çirkin görüntüye neden olan,büyük mutfak tüpünden,meyve kasalarından,akla hayale gelmeyecek şeyleri caddelerde koyan insanımızamı sizler kitap okumayi sevdireceksiniz…keşkeeeeeeeeee derdim ama,bu insanlarlami yola çıkacaksiniz.kendinizi yalandan yormayin be kardeşimbizim ınsanımız yontulmamiş kayadan beterdir.il dişindan gelenler bile bizlerin kusurlarını yüzümüze vururken ben kendi adıma utanırken,yukarda yazdıklarımı yapanlarda gurur duyuyor.sana inşanllah demekten başka olumlu cevap yazamadiğim için özür diler,mücadelenizde başarılar dilerim.




EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle