Hoşgeldiniz   brazzers porno

Sağlıklı bir şehir nasıl olmalı? 

12 Eylül 2018

Sağlıklı bir şehir nasıl olmalı? 




Sağlıklı bir şehir nasıl olmalı? 

İnsan, yaşadığı mekânı şekillendirir; yaşadığı mekân da insanı… Bu karşılıklı etkileşim, tabii bu gelişmişlik olur. Bireyler açısından yaşadığınız ev, kullandığınız yol, çalıştığınız iş yeri, soluduğunuz hava, park, bahçe, yeşil alanlar, okul, cami ve diğer sosyal kültürel yapılar, mekânı oluşturur. Tabiatın belirlenmiş kuralları vardır. İnsan da tabiatta yaşayan bir varlık olarak, yaşadığı mekânı belli kurallar çerçevesinde etkiler ve kendiside bu mekândan etkilenir. Örneğin temiz bir çevrede yaşayan insanın hayatındaki her alanda daha derli toplu, daha düzenli olduğunu görürüz. Yeşilin bol olduğu bir çevrede yaşayan bireyler, yeşille iç  içe olmayı, doğayı korumayı ve sevmeyi öğrenir. Kendisini daha enerjik hisseder,insanın yaşama karşı heyecanı artar. Yoğun yapılaşmanın olduğu alanlar ise insanı ruhen ezer, can sıkıcı hale getirir. Tarihi yapıların bulunduğu şehirlerde tarih ve kültür hassasiyeti çok daha güçlüdür. Bu tarz şehirde yaşayan insanlar hem tarihi ve kültürel miraslarına sahip çıkarlar, hem de kültür ve sanatla iç içe bir yaşam tarzı belirleyerek kent medeniyetlerine katkı sunmaya çalışırlar.


İnsan, mekânı belli kurallar çerçevesinde belirler. Soğuk bir yerdeki mekân algısı ile sıcak bir yerdeki mekân algısı bir olamaz. Burada iklim faktörü belirleyici olur.Düz bir arazideki mekân algısıyla, eğimli bir arazideki mekân algısı bir olamaz. Doğa ve iklim şartlarından sonra mekânı belirleyen en önemli unsurlardan biri ise ekonomik durumdur. Liman kentleri yillar boyunca hep gelişen yerler olmuşlardır. Ulaşımın yaygın olduğu bölgelerde prestiji yüksek ticaret merkezlerinin yapılması şehirlere canlilik katar. Ekonomisi güçlü olan yerlerde bir mekân tasavvuru olur ve bu mekân tasavvuru zamanla sizin hayatiniza yansır. Ekonomik açıdan zayıf olan bölgeler ve yerleşim yerlerinde ise daha bir fukaralık gözleniyor, yerle zengin bölgelerle kıyaslandığında ciddi bir fark ortaya çıkıyor.

Mekânın belirlenmesinde önemli unsurlardan biri de beşeri güçtür. Toplumun eğitim düzeyi, gelecek vizyonunun belirlenmesinde son derece belirleyici ve kritik bir unsurdur olur. Öngörü seviyesi düşük olan toplumlar günün sonuna huzur içinde erişmeyi planlarken, kültürel anlamda gelişmiş toplumlar yüzyıllar sonrasına ulaşacak örnek mekânlar oluşturmuşlardır. Onların öngörüleri çağları aşmıştır.

Günümüzde kamusal alandaki gelişmeler, kurumsal yapıları öne çıkarmıştır. Bugün toplumların önemli bir kısmı kentlerde yaşamaktadır. Dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde bugün kentlerde oturan nüfus yüzde %70’lerin üzerindedir. Bu oranın gelecek 50 yıl içinde yüzde 90’lara ulaşacağı edilmektedir.

Bugün dünyamız şehirlerden yönetiliyor. Şehirlerde mekânın kurallarını ise belediyeler belirliyor. Belediyeler elbette doğanın, ekonominin ve kentte yaşayan insanın mekâna etkisini yok sayamaz. Bu etkilerle beraber bugün mekânla ilgili kuralları yerel yönetimler belirlemektedir. Yerel yönetimlerin güçlü olduğu, rasyonel çerçevedeki kurallarını etkili uygulandığı şehirler daha planlı ve daha yaşanılabilir şehirler olur. Yerel yönetimlerin güçlü olduğu toplumlarda mekânla ilgili kuralları belirleyen kadrolar,şehrin bulunduğu konumu, ekonomik faaliyetlerini ve o şehrin süreç içindeki etkisini iyi değerlendirmişlerdir. Bu kadrolar etkili planlar oluşturmuş ve bu planları tam olarak hayata geçirerek nitelikli şehir oluşturmayı başarmışlardır. Türkiye’de hayatın hızının, yerel yönetimlerin gelişiminden ve kurumsal gelişiminden daha hızlı olduğu bir dönemde şehirleşme olmuş ve bu da “anarşik bir şehirleşme”yi oluşturmuştur. Tabiatta ekonomik hayatla uyumlu, ihtiyaç odaklı ve kalite algısı yüksek mekânların oluşturduğu şehirler, insanı ruhen ve bedenen daha sağlıklı kılar.Şehir, insanların ruh sağlığı açısından, bireyin stres kapasitesini etkilemesi açısından çok belirleyicidir. Yeşilin ve temiz havanın az olduğu, kocaman binalar arasında kaybolan birey, elbette mutsuz, umutsuz ve daha stresli olur. Bugün şehirlerde dikey yerine yatay, yoğun yapılaşma yerine yeşili bol olan bir yapılaşmanın hâkim olması, aynı zamanda  metropoller yerine yönetilebilir ölçekte şehirlerin oluşturulması, ciddi bir hassasiyet olarak öne çıkar.

Konut, şehir mimarisinin temelidir. Eskiler in deyimi ile meramını, tıpkı sağlık ve mekân ilişkisini “güneş girmeyen eve doktor girer” atasözünde anlattıkları gibi… Konutların belli özelliklere sahip olması gerekiyor. Gerek yaşayanların sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri, gerekse şehrin kültürünün yansıması olarak konutlar önemlidir.
Şehir olgumuz ve yaşam mekânlarımızı düzenleme gibi bir ihtiyacımız yoktur. Neden? Çünkü yaşam mekânlarını düzenlemede idare edecek bir yönetim gereklidir. Ancak halk baktı ki her seçimde bir kat daha atılıyor ve bu katlar gelir sağlıyor; bu durumda evler sadece barınabilecek mekânlar olmaktan çıktı ve “kazanç aracı” oldu.

“Apartmanın oluşum sürecine bakarsanız, Bizler kültür olarak avlulu evlerden, iç içe geçmiş konutlardan sıyrılıp, yüksek duvarların arkasında saklanarak bireysel hayat yaşamamaliyiz.

Yerel yönetimler bazında bizler Rize -mizde  toplumun ihtiyaçlarını gözetmeli, talepleri dikkate alinmalı,Çünkü mekânla birlikte aile, aileyle birlikte yaşam şekilleri değişmekte, yıpranmakta ve sonucunda bireyin ruhsal ve manevi açlığıyla birlikte yönelimleri farklılaşmaktadır. 

Yerel yönetimler avantajlı konumlarıyla şehri tasarlarken, şehrin sağlıklı şehir statüsüne getirme gayesini de gütmelidir. Şehrin sağlıklı şehir statüsüne getirilmesi, zihniyette dönüşüm gerektirir. Bu dönüşümde önceliklerimiz şunlar olmalıdır:
• Konutlarda ve şehrin anlayışında dönüşüm
• Ulaşım düzenimizde dönüşüm 
• Otopark, park ve oyun alanı dönüşümü
• Spor ve rekreasyon alanlarında dönüşüm
• Okul ve diğer kamu alanlarında dönüşümler gerçekleşmelidir.

Şehrimizde gelişmişlik düzeyi ve şehirleşme oranı arasındaki bağlantı, şehrimizin ne kadar gelişmiş olduğunun veya bu gelişimin şehrimiz tarafından benimsenip benimsenmediği belirleyicidir. Bugün Rize-miz sadece konut, işyeri ve ulaşım olanakları sunan bir şey olmanın ötesinde algılayıp onun politik düzlemdeki temsiline de sağlıklı bir yaklaşım geliştirmek, zor da olsa gerekliliktir. Öte yandan kentsel yönetimler; şehrimizdeki iş ve çalışma olanakları, sağlık, eğitim, alt yapı ve üst yapı sorunlarını çözmek için ürettikleri makro ve mikro ölçekli planların halk tarafından kolayca benimsenmemesi ve hatta zaman zaman direnç göstermesi gibi sorunlar göz ardı edilemez. 

Sağlıklı şehir, sadece şehir olma sürecini tamamlamış, talep gören bir beton yığını değildir. İçinde yaşayan insanların her etkileşimde insanlarla birlikte yaşayan ve onlarla birlikte değişime uğrayan bir mekânlar bütünüdür. Bu yüzden şehrin zaruretten dolayı tercih edilmesinden ziyade, duygusal bağ ve geçmiş birlikteliği oluşması önemlidir. Sağlıklı şehir; insanlarla birlikte çeşitli değişimler yaşayabilen, canlı, insanların talep ve ihtiyaçlarını karşılayabilecek donanıma sahip şehirdir. Sağlıklı şehir; kültürel geçmişi, bugünü ve muhtemel gelecek planlarını bünyesinde barındırabilecek ve bu süreçlerin tamamında varlığını sürdürebilecek kalite ve nitelikte, insanların sadece çalışmak için değil yaşamak için de tercih edebilecekleri bir şehir sahip olmaktır.

Güngör ÖKSÜZ

Paylaş
96 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?




EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle