Hoşgeldiniz   brazzers porno

TARİHİ ESERLERİMİZE SAHİP ÇIKMA BİLİNCİNE SAHİP MİYİZ?

09 Ekim 2018

TARİHİ ESERLERİMİZE SAHİP ÇIKMA BİLİNCİNE SAHİP MİYİZ?




TARİHİ ESERLERİMİZE SAHİP ÇIKMA BİLİNCİNE SAHİP MİYİZ?
Tv’de izlediğim bir haber fazlasıyla dikkatimi çekti. İzlediğim habere göre; 
  1. Adana’da son Osmanlı dönemi eseri olduğu belirlenen ve 2008 yılında “kültür varlığı” olarak tescillenen Söğütlüdere Köprüsü’nün üzerine asfalt dökülürken, kemerlerine de beton döküldüğüdür.
  2. Van’ın Muradiye ilçesinde 19’uncu yüzyılda inşa edilen tarihi Şeytan Köprüsü üzerine kaplanan ve büyük tepkiye neden olan asfalt vakasından sonra, malesef aynı olayın Adana’da tarihi Söğütlüdere Köprüsü’nde de yaşanmasıdır.

    Haydi biraz beyin fırtınası yapalım ne dersiniz? Bu örneklerden yola çıkarak sormak istiyorum;
  3. Neden Kültürel Miraslarımıza yeterince sahip çıkamıyoruz??.. 
  4. Tarihi değerlerimize, tarihi eserlerimize, kültür varlıklarımıza yani KÜLTÜR MİRASLARIMIZA neden hakettikleri önemi gösteremiyoruz?
  5. “Tarih nedir, tarihi eserlerin önemi nedir?”diye yeterince bilgi sahibi miyiz? 
  6. İlgisiz mi yoksa bilgisiz miyiz?
  7. Yetkililer, tarihi köprüde inceleme yapıldıktan sonra aslına uygun restore edileceğini bildirmişler. Yetkililerimize teşekkür ederiz. Ancaakk, “oraya, o asfalt ve beton dökülene kadar yetkililer neredeydiler?” merak ediyorum doğrusu. Asfaltlama yapanlara soruyorum; hangi yetki, hangi hakla, hangi akılla, hangi bilgiyle ve hangi izinle o asfaltlama yaptınız ve beton döktünüz, bu bencillik nereden geliyor? Hatırlatmakta fayda var; biliyorsunuz değil mi, ülkemize, yüce Türk Milletine ait tüm tarihi eserler (hatta dünyanın neresinde olursa olsun), kültürel varlıklar hepimize aittir, mekanı önemli değildir. Atalarımızın kanıyla alınmış bu topraklarda hepimizin söz hakkı olduğuna göre; tarihi eserler de hepimizindir.


 

  • Yurt dışına çıkanlarınız bilirler. Özellikle de Avrupa’da hemen hemen her ülke birbirine çok benzer mimaridedir. Tarih kokan binalardaki restorasyon çalışmaları gerekmedikçe yapılmaz, yapılırsa da orijinaline uygun şekilde ve yöntemde yapılırlar. 
    İşte budur diyebileceğimiz bir örnek paylaşmak istiyorum. Türkiye’den bir belediye başkanımız, Makedonya’nın başkenti Üsküp’e yaptığı gezi sırasında, ilk çağlardan kalan ilkel yöntemle kâğıt  üretilen ve baskı yapılan bir atölyeyi ziyaret ederek, Ohri’li bir ustayla birlikte uygulama yapmış, yani kâğıt üretmiştir. Görünen o ki Makedonya halkı,  Avrupaya ancak bin yılda ulaşan Çin usulü kağıt yapım tekniğini ve en eski matbaa makinelerinden olan baskı makinesini günümüze kadar korumayı başarmışlardır.
  • Biz korumayı, kollamayı, sahip çıkmayı başaramıyor muyuz? Sonuçta, o tarihi eserler bizim kültürümüzü ve geçmişimizi yansıtan paha biçilemez değerde tarih kokan, günümüze kadar gelmeyi başarmış antika olarak değerlendirebileceğimiz eserlerdir.  
Böyle bir konuda, geçmiş zamanların birinde Eski Kültür ve Turizm Bakanımız “Kültürel varlığımıza sahip çıkmak, millet olarak yeryüzündeki tarihi yürüyüşümüze sahip çıkmaktır.” demiştir. Bende katılıyorum.


Kesinlikle hepimizin kültürel bilince ve duyarlılığa sahip olması elzemdir.
 
Ülkemizin hemen her yerindeki tarihi eserlerimize ve kültürel varlıklarımıza karşı; 
duyulan ya da duyulmayan tahribatlar olmamasını diliyorum. 
 
Saygılarımla,
 

 

JALE KAZDAL




 

Paylaş
50 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?







EN ÇOK OKUNAN HABERLER

Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle