Hoşgeldiniz   brazzers porno
Son Dakika

ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK MİDİR? 

03 Şubat 2019

ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK MİDİR? 




ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK MİDİR? 

Sömestr tatili bitti. Yaklaşık 18 milyon öğrenci ve 1 milyon eğitim çalışanı ders başı yapıyor. Bir başka deyimle, insanların öğretmenlerden beklentileri yeniden start alıyor. Kısa bir aradan sonra, öğretmenler tekrar mercek altına alınıyor da diyebiliriz. Öğretmenlere yönelik şiddet ve   hakaretlerin bir türlü bitmediği böyle bir zamanda, kazasız, belasız, huzurlu ve başarılarla dolu bir dönem geçirmemiz  hepimizin temennisidir.


 

Öğretmenlik aslında bir meslek. Belli bir uzmanlığa sahip olanlar arasından, yapılan  sınavla  seçilen ve  ücreti mukabilinde yapılan bir meslek. Bunu herkes bilir.  İnternetten basitçe bir tarama yaptığımızda öğretmenliğin;  “Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, çocukların, gençlerin ya da yetişkinlerin istenilen öğrenme yaşantıları kazanmalarına kılavuzluk etmek ve yön vermekle görevlendirilmiş kimse, bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse” şeklinde tanımlandığını görmekteyiz. 

Tanımlamalar hemen bütün kaynaklarda benzer ifadeler içermektedir. Lakin, öğretmenlik mesleğinin peygamber mesleği olduğunu, kutsal bir meslek olduğunu söyleyerek, mesleğe ve dolaylı olarak da bu mesleği icra edenlere  kutsiyet atfedildiğini görmekteyiz. Öğretmenliğin ne olduğunu, öğretmenin hangi vasıflara sahip olması gerektiğini, her meslekte olduğu gibi bu mesleği de icra ederken nelere dikkat edilmesi gerektiğini konuşabilirsiniz, bunu tartışmaya açabilirsiniz. Ya da, aslında öğretmenliğin ne olmadığını anlatabilirsiniz.


 

Fakat, nasıl seçildiği ve atandığı, ne şartlarda çalıştığı aşikar olan bu mesleğe ve mensubuna kutsiyet atfedilmesini hiç de doğru bulmuyorum. Bunu yapmakla murad olunanın ne olduğunu da anlamış değilim. Zira, “kutsal” olan bir işte, bedelden, maddi bir karşılıktan bahsedilmesi abesle iştigal olur.  

ABD menşeli bir eğitim platformu iyi bir eğitimcinin sahip olması gereken 8 özelliği şöyle sıralıyor: 1-Hayat deneyimine sahiptir. 2-Her öğrencinin neye motive olduğunu anlayabilir.  3-Bir kahraman değil, insandır. 4- Teknolojiye hakim olmayabilir ama öğrenmeye açıktır.    5-Öğrencilerine risk almayı öğretebilir. 6-Okul yöneticilerinin ne düşüneceği konusunda fazla endişelenmez.7-Kendisine güven duyduğunu gösterebilir.8-Önemli olan alanlara odaklanır. 

Ülkemizde ise öğretmenlik mesleği ile ilgili beklentilerin ürünü olan yazılan çizilenlere baktığımızda,  bu mesleği icra edenin işinin hiç de kolay olmadığını görebilmekteyiz. Aklınıza gelen ne kadar güzel vasıf varsa, her biri peş peşe cömertçe sıralanır;   

“Öğretmen adil olacak, sosyal olacak, bilgili olacak, görgülü olacak,  topluma ve öğrencilerine model olacak, önyargılı olmayacak, sevgi dolu olacak, sevecek sevdirecek, düzgün giyinecek, düzgün konuşacak, çok okuyup araştıracak, sakin ve serin kanlı olacak, velilerle iyi diyalog kuracak, amirlerine saygıda kusur etmeyecek, idealist olacak, kültürlü olacak, siniri olmayacak, çağdaş olacak, olgun ve ciddi olacak, fedakar olacak, kendiyle ve toplumla barışık olacak, sorun çıkarmayacak, çalışkan olacak, gündemi takip edecek, gerekirse özür dilemeyi bilecek, şefkatli ve merhametli olacak, özel hayatı ile işini karıştırmayacak, kendini mesleğine adayacak, kibar olacak, ikna kabiliyeti olacak, içten olacak, stresle başa çıkma yöntemlerini, zaman ve süreç yönetimini bilecek, sağlıklı olacak, öfkeli olmayacak, vizyon sahibi olacak, insan psikolojisini çok iyi bilecek, yenilikçi olacak,….” 

Bitmedi; bunlar öğretmenliğin dışındaki şartlar, yani henüz sınıfa girmemiş olan öğretmende bulunması gereken özellikler. Bir de içindeki şartlar var; yani sınıftaki öğretmende bulunması gereken özellikler, say say onlar da bitmek bilmiyor. 

O kadar çok özellik, o kadar çok vasıf sıralanıyor ki, öğretmenlik mesleğini yapmakta olan “insan”, büyük bir ikilem içerisinde  kıvranıyor adeta. Zira bu vasıfları ne reddetme şansınız var, ne de bunların bir kısmı aslında bende yok deme şansınız…”  Ama şu kadarını söyleyeyim, bu özelliklere haiz olan öğretmen inanın ki öğrencilerini uçurur. Büyük İskender’in öğretmenlikle ilgili, “Babam beni gökten yere indirdi. Hocam beni yerden göğe yükseltti” şeklinde bir sözü var. Sanırım bu söz kafamızı çok karıştırmış olmalı.


 

Sakın yanlış anlaşılmasın, bu vasıfların öğretmenlerde bulunması gerektiği konusunda hiç bir itirazımız olamaz. Ayrıca, abartmamak şartıyla, bu mesleğe ve mensuplarına değer katmak maksadıyla söylenen güzel sözlere de eyvallah. Zira, mesleği insanla uğraşmak olan, sadece öğretmenler değildir. Doktorlar, hemşireler, hakimler, savcılar bu vasıflardan muaf mı tutulsun? Hele, o körpe dimağları 6-7 yaşına kadar şekillendiren ve bence onların asıl öğretmeni/mimarı durumundaki, “veli” olan anne babalar bu vasıfları taşımasalar da olur mu?   

Önce kendimiz olmak şartıyla, tüm meslek mensupları, tüm insanlar bu özelliklere sahip olmalı/olmaya gayret etmeliyiz ki, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız, kötü bir örnekle karşılaşma şansı bulmasınlar.  

Ne yazık ki, öğretmenlerin çalışma şartları, öğrenci-öğretmen ilişkileri, öğretmen-veli ilişkileri vb. nedenlerle öğretmenlik mesleği her geçen gün kan kaybetmektedir. Dolayısıyla öğretmenlerde bulunan/bulunması gereken  bu vasıfların  da maalesef her geçen gün azaldığını üzülerek gözlemlemekteyiz.  

Geçenlerde Milli Eğitim Bakanı’mızın sosyal medyaya yansıyan bir videosunu izledim. Birçoğunuz izlemişsinizdir muhtemelen. Bir TV programından iki-üç dakikalık bir kesit. Sayın Bakan, bir veliyle öğretmenin, okul koridorundaki bir konuşmasını anlatıyor: Öğretmen veliye, çocuğunun ağza alınmayacak laflar söylediğini anlatıyor. Velinin de buna karşılık öğretmene hitaben; “Sen matematiğini anlat gerisine karışma, çocuğumun ahlakı senden sorulmaz” şeklinde kaba ve yakışıksız bir üslupla cevap verdiğini aktarıyor. Sonrasında medyada günlerce  manşet olan o veciz sözü söylüyor Sayın Bakan; “Anne babalar, bırakın izin verin, öğretmenler öğretmenliğini yapsın.” 

Öğretmen de bir insandır. Onun da duyguları vardır. Böyle bir üsluba maruz kalan öğretmen her seferinde bir adım geri çekilmekte ve her geri adımda bir güzel vasfını kaybetmektedir. Çünkü mevcut sistem, öğretmene başka bir şey yapma şansı vermemektedir. 

Sosyal medyadan bir örnek daha vereyim: Bir öğretmen sınıfta ders anlatırken, ayaklarını sıranın üzerine koyarak, üstelik ayakkabısının birini çıkarmış vaziyette ders dinleyen bir kız öğrenci fotoğrafı paylaşılmış. Bunu bir öğretmen paylaşmış. Altına da şunları yazmış: “Derste böyle oturan öğrenciye ne yapabiliriz? Hiçbir şey. Kızarsak sözlü şiddet olur, psikolojisini bozmuş oluruz. Dokunursak fiziki şiddet olur, adliyelik oluruz. Düşük not versek anne babası okulu başımıza yıkar, hakkımızda soruşturma açılır. Ardından medyada manşet oluruz. Sonra il ya da ilçe müdürleri öğrenciyi evinde ziyarete gider, öğretmene özür diletirler, mevzu kapanır.” 

Başka söze ne gerek var ki. İşte böyle velilerin, böyle öğrencilerin bulunduğu bir ortamda, ne zaman şikayet edileceğim kaygısı ve nasıl bir veli profili ile karşılaşacağım korkusu ile mesleğini icra etmeye çalışan bir öğretmenin yukarıda bahsedilen vasıflara sahip olması ne kadar mümkün görünüyor? Buna, ve bu  mesleğin kutsal olup olmadığına da varın şimdi siz karar verin. Kalın sağlıcakla…                                                                            

Şemsi ŞAHSİ/Eğitimci  

Paylaş
555 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

ÖĞRETMENLİK KUTSAL BİR MESLEK MİDİR?  için 9 Yorum

  1. Rahmete muhtaçız... dedi ki:

    ÖĞRETMEN VE ÖĞRENCİLER…
    Bildiklerimin öğretmeniyim,bilmediklerimin öğrencisiyim…
    Demek ki bilmediklerini öğrenmek için öğrenci gibi gayret edecek. Bildiklerinini öğretmek için çalışacak..
    Demek ki, kadın erkek,beşikten mezara kadar ilim öğrenmeye gayret edeceğiz.
    Beşikten mezara kadar ilim öğrendiği mekana yırtında 40 yıl odun taşıyan Yunus EMRE’yi okumaya çalışacağız.Yetmez anlamak için kafa yoracağız.
    Yunus ne diyor?
    “Çok insanlar gördüm üzerinde elbise yok..
    Çok insanlar gördüm elbisenin içinde insan yok…”
    Görüntülere aldanmayınız.İnsanı insan yapan değerler vardır. Görünmez. İnsan sevgisi olmayan insanlar her türlü kötülüğü yapar. Çocuk,kadın,yaşlıihasta demeden herkesi öldüren insanlara insan denilir mi? Bu insanlara destek veren insanlar da insan olabilir mi?
    İlkokuldan , üniversiteye kadar öğretmenlerin güzel olanı vardır ama iyi olmadığını tavır,hal ve hareketlerinden görürüz…
    Kötü öğretmenler,, doğruların,hak ve hakikatlerin üzerini kapatırlar. Yani doğruyu,güzeli ve iyiyi öğretmezler.
    Bu kültürde yetişen mühendislerin yaptığı binalar tabii afet olmadan çökecektir. Nize güzel insanlar canlı canlı binaların altında kalacaktır.
    Nice doktorlar hastalarına eczanelerde ilaç yoktur diyecek…
    Nice hukukcular PKK ‘ya ve uzantılarına destek veren partilerde milletvekili olacak…
    Nice kurum ve kuruluşlarda bu insanları savunacaktır…
    Elbisenin içinde adam olacak….
    Abdülmecit Dönemi…
    İngiltere’den 300 milyon İngiliz altını borç para alarak Necip Türk Milletini büyük bir borç yükü altına itti.
    Borç sırtımızda dünya harplerine girdik. 1952 yılına kadar dedelerimiz,babalarımız,analarımız çarık giyerek,aç,susuz bu borçları ödedik.
    Abdülmecit üzerinde elbise var. Yaptıklarını bize ilkokuldan, üniversiteye kadar öğretmenler öğretmedi.Hak ve hakikatlerin üzerini örterek bize nağmeler öğrettiler..
    Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerini okuyanlar bilirler…
    Haritaya bakmak küfür diyor. Kim diyor ? Dönemin Şeyhülislami.. Ordunun elindeki bütün haritalar toplatılarak imha ediliyor…
    O zamanın öğretmeni,hukukçusu bu adamı tuttuğu gibi asılması gerekir diyemiyor.
    Yüne İslam Medeniyeti ve Necip Türk Milletine bu yanlışları öğretenleri idam edemedi. Basamak basamak bugünlere geldik…
    Öğretmenlerin içinde evrensel doğruları,güzelleri ve iyileri bilenler olmalıdır..
    Hukukcular,Doktorlar ve Mühendisler içinde de olmalıdır…
    (Sokrates) 580 kişilik halk mahkemesinde hesaba çekildiği zaman, ak sakallı,80 yaşlarında bir ihtiyar…Halk mahkemesinde ise her yaştan insan var…
    Hakimlere diyor ki, ” Hakimlerin fazileti doğruları anladığı orandadır.”
    Hatiplerin, hesaba çekilenlerin fazileti ise doğruları söylediği orandadır.
    Her kurum ve meslek grubu doğruları söylemelidir.
    Lİse fizik kitaplarından okuduğumuz ( Kopernik) Güneş Sistemlerinin hareketlerini anlattığı için 33 yıl hapis yattı.
    Galile dünya dönüyor dediği için , canını zor kurtardı.
    DÜnya güzeli Yahudi planı gereği, ERDOĞAN HÜKÜMETİNİN düşürülülmesi için, Silahli terör örgütlerine açıktan destek verilmiştir. Yetmedi, kur farkları ve faizler değiştirilmiştir. Yetmedi açıktan ekonomini yerlebir ederiz diyen Yahudi…
    Bu konuda mücadele eden sadece ERDOĞAN HÜKÜMETİ…
    Bir tane yazar yok…
    Bir tane öğretmen yok…
    Sivil toplum kuruluşları yok…
    Üniversite kürsülerinden hiç yok….
    Peki ilim adamının fazileti doğruları söylemekti Nerede…?
    Öğretmenler nerede…?
    ERDOĞAN HÜKÜMETİNİ düşürmek için PKK destek vermeyi ilim bilen sahte vekiller,köksüz ve başıboş liberaller,kanser virüsü siyonistler,iç tahrip ajanı name atanlar kol kola…
    Çözüm bu sahtekarları Mart2019 seçimlerinde kökünden siliniz.
    Altı milyon kürt seçmeni oy verdiği PKK ‘yı tanıyor mu? Bunun kürt halkı ile ne ilgisi var? Okuyan,düşünen var mı? Irkları yaratan Allah (c.c). Yahudiyi , Kürtü,Arabı yaratan O…Ama çocuk,yaşli,hasta,kadın demeden 40 yıldır insanları öldüren PKK örgütünü , Kürt seçmen 40 yıldır tanıyamadımı ? Tanıyanlar var. Onlar dünyanın en güzel insanları..Bölgede yetime,yaralıya,denizde boğulana elini uzatan Türk Ordu’sundan başka kim var…Lastik botla canını kurtarmak için kaçan Suriye hakını lastik botu delip batıran Yunan terör örgütleri…Yunanistan da PKK kampları 30 yıldır eğitim yapıyor…
    Kürt halkına elindeli bir baksuyu paylaşan Necip Türk Milletidir…Onlara silah veren devletler nerede ?
    Zalim ve zulmedici silahli örgütlere Kürt seçmeni destek vermemeli…Bütün belâlar zalimlere destekten doğar…..

  2. mezarlık dedi ki:

    Yunus EMRE halk şairi…40 yıl ilim öğrendiği mekana sırtında odun taşıdı..Nice çile ve istıraplar gördü…

    ” Çiğ idik piştik Elhamdülillah é dedi…

    Pişmek için mum kadar yanmak gerekir…

    Türlü türtlü dertlerin ,çilenin adını sevgi koymuşlar…

    Son nefesimize kadar sevgi değil…Mezarda da sevgi…
    Sevelim-sevilelim…

    Sevginin adı öğretmen olur okulda…Hastanede doktor olu…
    Evimizde ana olur…. Her mekanda adı sevgi olur..

  3. anılar dedi ki:

    Öğretmenlik, ilkokuldan Üniversiteye kadar gençlerin derdinden anlamaktır…Çünkü,fizik,kimya,matematik insan derdinden anlamaz…İnsan derdinden insan olan anlar…
    Bayan öğretmenler ve doktorlar beşikteb mezara kadar öğretmenlerimizdir..
    Öğretmenliğin değeri para ile ölçülmez….
    Para ticaret içindir…
    Yunus EMRE gibi gönüllerimizi çitilecek öğretmenlere çok ihtiyaç vardır….
    Gönüllerin huzuru,güveni fizik,kimya ve matematik değildir….
    Çok yaramazdım. Yetimdir. Kış günü beni arabasına alıp evine getirdi. Sıcak çorba içirdi. Mezarını buldum. Çok ağladım…
    Anılar…anılar…
    Yine gözümde canlandı eski eski dostlar…
    Ölüme üzülmüyoruz, kaderde var…
    Ama dostlardan ayrılığa dayanamıyoruz…

    Dertlerimizden anlayan öğretmenler , onlar ne güzel öğretmendir…
    Hepsine selam olsun….

  4. Resul diyorki dedi ki:

    madem bütün meslek dallarındaki kişileri yetiştiren öğretmen oluyor neden piyasada kalifiye eleman sıkıntısı var .fakülte mezunu bir sürü tecrübesizler ordusu yetiştirilmiş durumda .olayı sorgularken önce bireyi iyi bir insan olarak yetiştirebiliyormuyuz buna bakmamız lazım.daha sonra mesleki bilgilerle donatabiliriz.müfredatla kafayı bozmayın kendinizde eğer bişeyler varsa onlardan mufredatla harmanlayarak birşeyler katın .eski öğretmenler bugünkü öğrencilerden daha fazla ders çalışırlardı.selamlar saygılar

  5. GERÇEK VATANDAŞ dedi ki:

    O ÖZELLİKLERE SAHIP OLAN ÖĞRETMEN ÖĞRENCİLERİ UÇURUR DİYORSUNUZ. ÜLKEMİZDEKİ ÖĞRETMENLER KENDİLERİNİ MÜFREDATA İNDEKSLEMİŞ, BAŞARISIZ OLUNCA DA MÜFREDATI GÜNAH KEÇİSİ İLAN EDERLER. HİÇ KIMSE KENDİNDE KUSUR BULMAZ. KUSUR HER ZAMAN KARŞI TARAFIN OLUR. BURADA NE KADAR ÖĞRETMEN PROFİLİ BELİRLESEN BELİRLE. SENİN KARŞINA ÇIKACAK MÜFREDAT. ÖĞRETMEN BU MÜFREDATLA BU KİTAPLARLA BU KADAR DERS VERİLİR DER. ÇEKİLİR KENARA. TOPU TAAA YUKARIYA KADAR ATAR. OYSA SON 20 YILDA OLAN ÖĞRETMENLER DE BU MÜFREDATLARLA YETİŞMİŞ. BEN İŞTE BURADA MESELEYİ ÇÖZEMİYORUM. BAKANLIK BU MÜFREDAT OLAYINI İRDELEMELİ, ACABA NEDEN, BENCE ÜNİVERSİTE EĞİTİMİ İLE AYNI EĞİTİMİ VEREBİLMESİ İÇİN MÜFREDATINI GÜNCELLEMELİ, O ZAMAN BELKİ BİR ŞEYLER OLABILIR. YANI LİSEDE ALINAN EĞİTİM İLE ÜNİVERSİTEDE ALINAN EĞİTİM FARKLI MI Kİ GELEN ÖĞRETMEN MÜFREDAT DİYOR BAŞKA BİR ŞEY DEMİYOR. SÜÇ MÜFREDATIN. BAŞKA KİMSENİN SUÇU YOK BENCE…

  6. Ali ÇELİK dedi ki:

    Her ne kadar olumsuzlukları sayıp dökseniz de, öğretmenlik hem kutsal hem de peygamber mesleğidir! Çünkü her ikiside hem eğitici hem de öğreticidir! Öğretmen sınıfa girince, balığın denize dalması gibi her şey geride kalır, kalmalı!

  7. Vatandaş dedi ki:

    Doktoru, Avukatı, Hakimi, Savcıyı, imamı, Pilotu, tüm meslek dallarını yetiştiren, herkese bildiği şeyleri öğreten öğretmenlerdir. Öğretmenlik kutsaldır. Zamanımızda yaygınlaşan öğretmenlere çamur atma hastalığı, maalesef yaygın bir hastalık olarak artmaktadır. Ancak herkes önce kendi yaptığı meslekteki insanları eleştirsin. Sadece para pulla yapılmayacak bir iştir. Öğretmenlik fedakarlıktır, sevgidir, hoşgörüdür, aşktır. Şartlar elverdiğinde herkes her işi yapabilir ancak, öğretmenlik yapamaz. (Öğretmen değilim, öğretmenlerin yetiştirdiği bir vatan evladıyım.)

  8. Ş.ŞAHSİ dedi ki:

    Eyvallah, Recep kardeş

  9. Rceppp dedi ki:

    Şems’i Hocam sizi hiç göremiyoruz ? Bari yazılarınızı okuyalım .




Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle