Hoşgeldiniz   brazzers porno
Son Dakika

14 Mart “Tıp Bayramı” dolayısıyla…   MESLEK ÖLÜRKEN BENİ YAŞATAN!  

14 Mart 2019

14 Mart “Tıp Bayramı” dolayısıyla…    MESLEK ÖLÜRKEN BENİ YAŞATAN!  




14 Mart “Tıp Bayramı” dolayısıyla…  

MESLEK ÖLÜRKEN BENİ YAŞATAN!  

Ameliyathanedeydim. Kendi işimi bitirmiş çıkmak üzere kapıya doğru yönelmiştim…   

Ameliyat için bekleyen hemen her hastaya bir şekilde gösterdiğim yakınlık gibi onun da omzuna şöyle bir dokunmuş ve “geçmiş olsun hanım teyzem!” demiştim…  

Herhangi bir tepki vermedi, bir ses  bir nefes işitmedim ondan. Hastalar genellikle “sağ ol doktor bey” gibi bir cevap verirlerdi oysa!  

Merak ettim. Geri dönüp baktığımda, oturduğu sandalyenin üstünde başını öne eğmiş, vücudunu dizlerine doğru bükmüş, iyice içine büzülmüş bir halde kolları kucağında, bir eli de diğer avucunun içinde…  




Geriye doğru küçük bir adım atarak yaklaştım ona. Yüzümü döndüm; “güzel teyzem, iyi misin?” dedim…   

Azıcık itiraz eden bir ses tonu ama daha çok kayıtsız bir eda ile “Çok beklettiniz” gibi bir şeyler mırıldandı.  

Hafifçe öne eğildim, ellerimi açtım ve yüzüne götürerek iki yanağına yasladım. Bir kaç kez yukardan aşağı yumuşakça sürteledim ve seslendim;  “Seni acık seveyim mi?” dedim!  

Önce cevap vermedi. Belli ki bu teklifsiz yaklaşımım(!) şaşırmıştı onu… Sessizliğinden cesaret aldım, “sukut ikrardan gelir, hemen teslim olacak hali de yok ya!”dedim kendi kendime! Biraz daha sokuldum ona;  alnım alnına değecek kadar yaklaştım.   

Sonra… Gözlerinin içine içine baktım. Açık avuçlarımı nice acıların on yıllardır kırıştırdığı yüzünde bir kez daha gezdirdim. Küçük bir de makas aldım yanaktan ve sordum; “Haa! Ne dersin, seni böyle seveyim mi?!”  




Bir kıpırdama oldu  bu sefer; elimi tuttu ve yüzüne götürdü, temas ettirdi; “Sev” dedi!.   

Küçük sorularıma devam ettim… Sivaslı idi, İstanbul’da oturuyordu… Muhabbet kapısını aralamıştık artık!  

“Ya sen nerelisin? dedi bana. “Rizeliyim, hemşehri sayılırız!” diye cevap verdim!..   

Birazcık uymamıştı ama “olsun” demiştim içimden. Çocukluğumuzda, köydeki camide bizi “elif ba” okutan Varda’lı Hoca “mübahtır” demişti böyle küçük yalanlar için çünkü!.. Yani bir günahı varsa da onundur!(Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.)  

Sonra ailesinden konuştuk, çocuklarından bahsettik; beş oğlu vardı. Sordum; hangisi sana bakıyor, kimin yanındasın; küçüğüyle mi kalıyorsun?  

Bir an için kendini çekti benden, belini doğrultmaya çalıştı, geriye yaslandı… Daha çok hüzünlü, biraz da sitemli bir nidayla… İç geçirir gibi Eeeh!” dedi…  

“Nasıl yani, yoksa…???” diye sordum… Anladı ne demek istediğimi. Yormadı beni, üsteletmeden “yalnız kalıyorum” diye cevap verdi kekeleyerek.  

 “Bakıcın var mı hiç olmazsa?” diye sorduğumda ise, içi yanık ama başı dik insanların yürekliliği, inancı tam olanların tevekkülüyle “Ben kendime bakıyorum, Allaha şükür!” dedi.   

“Peki ya gelinlerin!?” diye sorduğumda ise… Cevap vermedi, yüzünde acı bir gülümseme ile ön kolunu içe bükerek öne çıkardığı dirseğini gösterdi!.. Sessiz sinema döneminde, ancak başrol oyuncularının becerebileceği cinsten 10 Numara bir hareketti bu! Ama rol değil gerçekti!!!  

Hafifçe gülümseyerek “Hay Allah! Benim güzel teyzem, bi daha göster bakayım o dirseğini!” dedim.  

O da gösterdi!!!  

Hikayelerle dolu neşemizi bulmuştuk yani!.. Bulmuştuk ama ne yazık ki geleceği yoktu bu ilişkinin; hem ikimiz için(!) hem de MİLLETİMİZ için!..  

…Aaah! Yalan dünya!  

Atalarımız ne de güzel söylemiş: 

“Mal da yalan (çocuklar dahil) mülk de yalan, var biraz da sen oyalan.”  

(Eğer gerçekten bayram ise) Tüm meslektaşlarımın Tp Bayramı kutlu olsun. 

Prof. Dr. Şaban ŞİMŞEK 

Paylaş
159 Kez Görüntülendi
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?




Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle