Hoşgeldiniz   brazzers porno
Son Dakika

Çaykur satılıyor mu?

14 Mart 2019

Çaykur satılıyor mu?




ÇAY-KUR SATILIYOR MU 

Dünyanın gündemine 1980’li yıllarda girmeye başlayan “özelleştirme”, ülkemizde de neredeyse eş değer tarihlerde tartışılmaya başlandı. 

1980 ihtilali sonrası işbaşına gelen Turgut Özal, zarar eden kit’lerin elden çıkarılmasını savunuyor, devletin zarar eden kuruluşları süpvanse etmesine karşı çıkıyordu. Özal’a göre devletin asli görevi üretimden ziyade alt yapı hizmetleri, güvenlik ve adalet, sosyal devlet gibi konularla ilgilenmek olamlı ve bunlara ağırlık vermeliydi. 


 

Özal, Özelleştirme çalışmalarını başlatma amacıyla 1986 yılında kamu ortaklığı idaresini kurdu ve  çeşitli tartışmaların ardından da 1994 yılında özelleştirme yasası çıktı. 

Çay-Kur o gün, bu gün sürekli özelleştirme çalışmalarının konusu oldu. Defalarca özelleştirilecek kuruluşlar listesine girdi ancak kamuoyundan gelen tepkiler üzerine özelleştirme kapsamından çıkarıldı. 

Gerek A.Mesut Yılmaz’ın siyasette başbakanlık dahil çeşitli üst düzey görevlerde bulunmuş olması, gerekse R.Tayyip Erdoğan’ın korumacı politikaları nedeniyle  Çay-Kur sürekli özelleştirmelerin dışında kaldı.


 

Ancak, Çay-Kur’un sürekli zarar eden ve  kamu maliyesine yük olan durumu kamuoyunun gündeminden hiç düşmedi. 

Kuşkusuz Çay-Kur’un sürekli olumsuz haberlerle gündeme gelmesi özelleştirilmesi gerektiği yönündeki gerekçelerin  ana nedeni . Ancak şunu da görmemezlikten gelmemeli; Devletin, kurum yöneticilerinin hesapsız kitapsız harcamalarını denetlememesi, kurumu zarara uğratan kişilerden hesap sormaması zararların kaynağı. Kötü yönetimlerle batırılan kuruluşlar elbet  her zaman özelleştirme için gerekçe olur. Bilhassa İmdat Sütlüoğlu yönetiminde batma noktasına gelen Çay-Kur’un bu yapısıyla ayakta durması neredeyse mümkün olmadığı için bu tartışmalar alevlenmiş durumda. 

Sürekli sermaye artırımı ve çeşitli desteklerle ayakta duran  ve yeni kaynaklara ihtiyaç duyulan Çay-Kur artık yeni kaynak a bulamıyor. Eskisi gibi maliye de bu yükü artık taşıyamıyor. İşte bu nedenlerle Çay-Kur  26/8/2016 tarihinde kurulan Varlık Fonu’na devredildi. 

Varlık Fonu genel bir borçlanma modeli. Devlet, Fon’da yer alan şirketleri ileri sürülerek  borç edinme imkanlarını bu yolla artırmayı amaçlayarak bu fonu kurdu ve bir çok devlet kuruluşunu bu fona dahil etti.  

Özetle: Varlık fonu bir borçlanma havuzu. Devlet bu varlıklar üzerinden alacağı dış kredileri daha rantabl alanlara kaydıracak ve buradan elde edilecek gelirlerle ekonominin çarkı dönecek, Çay-Kur gibi zarar eden kuruluşlara da bu kaynaklardan aktarım yapılabilecekti. 

Devlet, varlık fonuna aldığı kuruluşların hisselerinin tümünü değil de, belirli kısmını borçlanmaya tabi tutuyordu. Şimdi yeni bir kararla bu sınırı kaldırdı. Artık toplam varlık üzerinden borç arayışına girilebilecek. 

Resmi Gazetede yayınlanan bu yeni durumu birçokları varlık fonunda yer alan kurum ve kuruluşların satışa açıldığı şeklinde yorumlamakta. Oysa ortada bir satış söz konusu değil. Tıpkı borsada olduğu gibi varlık üzerinden görünürde bir tür hissedarlık söz konusu olsa da , bu hissedarlık şirketi satın almaya, şirketi yönetmeye el vermiyor. Bunu bir tür halka arz şeklinde düşünebilirsiniz. Nasıl ki halka arz edilen şirketlerden tahvil alanlar o şirketlerin sahibi olamıyor, o şirketleri yönetemiyorsa varlık fonunda da durum aynı. Üstelik bu yolla varlık fonu içerisinde yer alan kurum ve kuruluşlar fon temininde serbest kaldıkları için birbirlerinin  imkanlarından da yaralanabilecekler. 

Burada şu denilebilir; Halka arzda yabancı söz konusu değil, oysa burada dış kredi söz konusu. Evet bu bir gerçek ancak sermayenin vatanının olmadığı da bir başka gerçek. Merkez Bankası zaten yabancılara döviz tahvili arzediyor. Yani dünyanın çoğu yerine ekonomi böyle işliyor. Örneğin İngiltere’de bir çok devlet bağlantılı şirketin arkasında Arap sermayesi var ve bu sermayenin daa da artması için İngiltere devletinin özel gayretleri var.


 

Asıl önemli olan; ülkenin dış borç arama ihtiyacı duymayacak sağlam bir iktisadi yapıya, milli sermayeye kavuşması. Devlet, ekonomik krizlere, spekülatif piyasa hareketlerine  karşı koyabilecek güçteyse yabancı sermaye bir imkandır. Aksi halde bu bir zaruretin ötesine geçemez. 

Devletin öncelikle elindeki kurum ve kuruluşları karlı hale getirmesi gerek. Bunun için ilk yapılması gereken; KİT’lerin verimli hale gelmesi için çalışmalar yapması ve atadığı genel müdürlerinden hesap sormasının önünü açması olmalı. Emin olun devletin kurum ve kuruluşlarında yöneticilik yapanlar görev zararlarından sorumlu tutulsa, kimse bu yerleri çiftlik gibi kullanamaz. Böylece Çay-Kur gibi kuruluşlar” satıp kurtulalım” yerine, devletin gözde kuruluşları haline gelir. 

Adnan ONAY

Paylaş
1.968 Kez Görüntülendi
Etiketler: ,
Yorumunuz
Konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Çaykur satılıyor mu? için 16 Yorum

  1. Türker dedi ki:

    Hep hikaye

  2. Adnan onay dedi ki:

    Rocero ve Recep beyin yazdıklarına hak vermemek mümkün değil Varlık Fonunun bizdeki karşılığının şimdilik dış kredi bulmakla ilgisinin kurulması doğal.Ancak bu gibi enstrumanlar ülkeyi daha iyiye taşımak için düşünülür, ancak ileride ne olacağını kestirmek zor olduğu için hep endişe olur. Ekonomimiz kırılgan ancak bir iflas noktasından buraya gelindi. Türkiye, zorluklarla çıkış arayan bir ülke. O nedenle eksilerinizin olması doğal. Fotoğrafın tümüne bakmak gerek. Böyle bakınca bazı şeylerin bir zaruretten doğduğunu söyleyebiliriz.
    Türkiye İnşaat sektörüne mahkûmdu..

  3. Recep Bakır dedi ki:

    En büyük sorun gelecekte ne olacağının kestirilememesi.eminimki vatandaşlarımız ve burada yorum yazıp kafa yoranlarin kafasındaki en büyük soru işareti ve endişelerinin sebebi bu…son yıllarda çok hızlı ve hiç alışık olmadığımız maceralara yelken açtığımız kanısındayım.niye buralara geldik bilemiyorum.ulkenin durumu hiç iç açıcı değil.belliki hem devlet hem özel sektör hemde birey olarak çok borclandik.bu fonlar falan hep bu borçlara çare bulmak,borcun çevrilmesini sağlamak için.keske bir şeyler yapacağız diye çok ileri gitmeyip gerekirse eksiklik çekip ayağınızı yorganimiza göre uzatmayı basarabilseydik.uyguladigimiz ekonomi gerçek bir ekonomi değildir.uc kağıt yani döviz,faiz,borsa ekonomidir.bu üç kağıt ekonomisinde bu saydığım enstrümanlar bir aşağı bir yukarı bir sağa bir sola çevrilerek bir ekonomi yaratılmak istenmektedir.bu ekonomi gerçek bir ekonomi olmadığından iç yada diş etkenlerle sürekli kriz üretip tıkanmaktadır devleti ve milleti zora sokmaktadır.ne olurdu şöyle gerçek bir ekonomi oluşturmaya çalışsaydık.uretim,ihracat,istihdam,tasarrufa dayalı…

  4. Adnan Onay dedi ki:

    Bölgemizin en önemli kurumu olan Çay-Kur hakkında görüş belirtirken müstehar isim kullanmamalı.Zira bu konu hepimizin konusu,açıktan konuşmalıyız..
    Yazımda örneklediğim durumda bir yanlışlık olduğunu düşünmüyorum. Tahviller, borsa kağıtları birer iç borçlanma argümanlarıdır. Yabancıya satılan tahville de devlet yabancıya karşı borçlanır ancak her iki durumda da alacaklı şeklen pay almış gözükse de o pay o kuruluşu satın alabilmeye, alacaklı devlette,şirkette söz sahibi olmaya el vermez.
    Varlık fonundaki paylar da tıpkı bunun gibidir. Toplam varlığı almaya %35’lik sınır konduğu için varlık fonunun sahibi olunamıyor. Ancak oradan pay almış oluyorsunuz. Bu pay size yönetme, oradan bir kuruluşu çıkarıp almaya imkan vermez. Bu fonun asıl amacı fona dahil olan kurum ve kuruluşları satmak değil, onların toplam varlık ederini ortaya koyarak düşük faizli dış kredi temin etmek. Türkiye varlık fonunu sadece dış kredi temini için kurdu da denilemez. Fon, yatırım yapmak, satın almak gibi çeşitli yollarla fonun değerini yükseltme gibi uygulamalar da yapabilecek.
    Ama şimdilik görünen şey düşük faizli dış kredi temini için kullanıldığı.
    Ülkenin sıcak paraya ihtiyacı olduğu ortada. Bunun temini için çeşitli enstrümanlar devreye sokuluyor ve bunlar gelişmelere göre yeniden şekillendiriliyor. O nedenle gelecekte neler olacağını kestirmek de pek mümkün değil..

  5. Rocero dedi ki:

    Çaykurun satıldığı falan yok.turkiye varlık fonuna devredildi.bu fondan ziraat,halk bank ta var.is bankası ve VakıfBank’ın bazı hisseleride ileride fona devredilecek.tabii başka kamu iktisadi kuruluşlarıda var bu fonda…bu fon Türkiye demek.fon satılır diye bir şey yok.fonu satmak Türkiye’yi satmak olur.caykurun Türkiye varlık fonuna devredilmesi iyi bir şeydir.sağlamliktir… bu fon başka ülkelerde benzerleri olmakla beraber bizde yeni bir şey.burada hükümet fonu ve içindeki varliklari teminat gösterip dünyadan kredi arayacak.bu konuda iki aracı kuruma aylar önce yetki verildi bile…bu fonun ileride başka fonksiyonlarıda olacaktır.tahvil,bono ihraç edebilecek,borsada hisse alıp satacaktir…aklıma gelen şunlar.fonun yönetimi ve yönetim kurulu kimlerdir?nasıl bir tüzel kişiliği vardır?yeni ortaklar alabilecekmidir?kimler ortak olabilecektir?kurumlar şirketler yabancı ülkeler buraya ortak alınır mı?yoksa hisseleri Türk vatandaşlarına satilacakmidir?fon borçlarını ödeyemez ise haczedilebilecekmidir? Bu ve benzeri soruları artırabilir…tabii bu işler biraz sakıncalı işler.yarin ülke yönetimi değişirse ne gibi sonuçlar doğar.kotu amaçlara alet edilirmi?bilemiyoruz…

  6. cihangir dedi ki:

    ulusal basında ve ulusal gündemde böyle bir şey yokken yerel gündemde bunların ortaya atılması garip. varlık fonunda sadece çaykur yok ki bir sürü kurum var. stratejik kurumlar var hepsi mi satılacak ?

  7. birisi dedi ki:

    Adnan Bey Biraz karıştırdı galiba. Hem Halka Arz diyor, hemde tahvil ihracı gibi diyorsunuz. İşin Aslı o değil Adnan bey. konuyu yumuşatmaya çalışıyorsun ancak işin aslı öyle değil. Tebliğde açıkça KATILIM PAYLARININ SATIŞI ibaresi var. Yanı Fona katılan kurum ve kuruluşların paylarını satışından bahsedilmektedir. Önceki tebliğde sınırlama vardı bu sınırlama kaldırıldı. Adnan bey.

  8. ipotek dedi ki:

    yani dededen kalan mirası yiyen hovardalar gibi..çok süslü cümlelere gerek yok..çaykur vvb. borçlar karılığı ipotek yapılmış..kasada para kalmamış..nee var ne yok satılıyor..sonuçta ağır mağduriyet halkı bekliyor..kitap okumayan cahil insanları..tarımda üretim deüşüyor..girdiler arttı…tarıma teknolojiye fabrikaya destek yok..yol ve beton ekonomisizliğinin sonuna gelindi..kendi düşen ağlamaz…tank paleti 25 yıllığına verenler…köprü şehir hastanelerin de 25 yıllık ödemelere sesini çıkarmaynlar vebali altında..telekomu lübnan suudiler içini boşaltıp gitti..ey halk nereye gidiyoruz..çaykur da ingiliz katar araplara verilir..işçiler çıkarılır..üretciye verilen para zalır..ve rize göç verir..sonradan ağlamak yok..belediye seçimleri uyarı için son şans..rizeyi betona çevirenlere..parkı olmayan şehiri bu hale getirenlere son uyarı şansın..sonra kendm ettim kendim buldum demeyelim..iyi düşün..

  9. Kadir demir dedi ki:

    Yüzde 70 oy vermeye devam….

  10. Nevin dedi ki:

    Rizelinin iş sahasi kaldida bide suriyelileremi iş imkani çıksın diyorlar sonrada yabancilar gelir işe girer yokbe daha nelerle karşılaşacağiz birtek zaten kazancımiz caydir bunudami elimizden almak istiyorlar

  11. zikri dedi ki:

    Rzeli ses çıkarır mı ÇIKARAMAZ MI

  12. ATSIZ SERDENGEÇTİ dedi ki:

    Adnan bey
    Çok doğru diyorsun.
    Bu güne kadar
    Gelip geçen Genel müdürlerden hiç birine hesap sorulmadı.

    Acaba neden.

  13. ATSIZ SERDENGEÇTİ dedi ki:

    Nasıl öyle şey olur mu?
    İftira atmayın.
    Çaykur satılsa da patates değil ki tencerede pişirilip yensin.
    Yerinde duracak,ancak sahibi değişebilir.
    Sahibi Devlet değil de özel şahıslar olur.
    Sen çayını satacaksın amma nasıl satacaksın.
    Orası belli değil.
    Belki yönetici kalitesi ,ham madde kalitesi artar ve daha iyi olur.
    Bekleyelim görelim…

  14. fikri dedi ki:

    Sayıştay daha bağımsız olmalı ve tüm kamu kurumlarını bilimsel bir şekilde rasyonel ve bağımsız olarak denetlemelidir. Hep kit’lerin zararlarından söz ediliyor fakat borç batağında bulunan gelirinden çok çok fazla harcama yapan belediyelere de bir düzen getirilmelidir. Tüm kamu kurumlarında mali disiplin olmalı. Mali disiplin bir devletin omurgasıdır ve omurga kırılırsa devlet felç olur ekonomik kriz ve enflasyon artar.

  15. Ali oflu dedi ki:

    rizeli sürü pisikolojisi ile oy vermeye devam etsin satılır tabi

  16. Rizeli dedi ki:

    Rize’yi uçuracak proje çaykurun Katar’a satılmasıdır. Katar Çaykur’u satın alınca, Süriyelileri Çaykur’a işçi olarak alır. Rize bu şekilde uçar…




Sitede yayınlanan yazılar ve yorumlardan yazarları sorumludur. Yayınlanan yorumlardan www.rizeninsesi.net sorumlu tutulamaz. ) Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sitemizde yayınlanan haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınmaksızın kaynak gösterilse dahi, herhangi bir ortamda kullanılamaz ve yayınlanamaz.
Reklamı Gizle