Haber Detayı
04 Ağustos 2011 - Perşembe 19:02 Bu haber 91 kez okundu
 
ABDULLAH ÖCALAN İSTİFA ETTİ
- Haberi
ABDULLAH ÖCALAN İSTİFA ETTİ

ABDULLAH ÖCALAN İSTİFA ETTİ   Demokratik Açılım projesiyle beraber  Kürt Sorunu inişli - çıkışlı bir yola girdi.  Demokratik Açılım Projesinin içeriğini tam olarak bilmesek de, PKK terör örgütü lideriyle görüşmek, müzakere etmek bu projenin bir parçası olduğu gayet açık. Demokratik Açılım Projesinden ve görüşmelerin içeriğinden, pazarlıklardan, tavizlerden, -velhasıl-ı  kelam  görüşmeler ile ilgili yapılan yorumlar ve Öcalan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamalar hariç-, bir bilgi sahibi değiliz. Bu görüşmeler tarafları itibarıyla yakın bir zamana kadar kamuoyunun ilgisini çekti. Bir tarafta resmi statükonun temsilcileri ve Kürt Sorununun kronikleşmesinin en büyük müsebbibi Devlet, diğer tarafta 35 bin can almış bir terörist. Doğal olarak dikkat çekici bir birliktelik.  Görüşmelerin medyaya yansımasıyla tepkiler oluşmuştu. Şimdi o tepkilerden eser yok. Eğer Kürt Sorunu çözülecekse, bunun çözümünde Öcalan’ın da rol alması olumlu katkı sağlayacaksa,  elbette görüşülmelidir. Gerçi meseleye baktığımızda, sadece Kürt halkımız değil, tüm halkımız ezilmiş ve horlanmıştır. Alevi Alevi olduğu için, Sünni Sünni  olduğu için ezildi ve horlandı. Diyarbakır Silvan’da 13 askerimizi şehit oldu. Olayın olduğu gün Diyarbakır’da toplanan Demokratik Toplum Kongresi aldığı özerklik kararını Aysel Tuğluk’un ağızından ilan etti. Herkes olayın zamanlamasına dikkat çekti, fakat ben iki olayı da Öcalan’la yapılan görüşmeler çerçevesinde değerlendirmenin daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu olaylardan kısa bir zaman sonra Öcalan, avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada istifa eder bir üslup kullandı. Gayet iyi biliyoruz ki terör örgütü homojen bir yapıya sahip değil. Bir çok kanadı var. Her kanat başka bir devletin kanadı altına sığınmış. Öcalan’ın bu yapıya tamamen hakim olması mümkün değildir. Zaten 12 yıla yakın bir zaman aktif  olarak örgütün başında olmamasının doğurduğu bazı zafiyetlerde var. Zaman zaman Öcalan tarafından yapılan “örgütü benim haricimde kimse dağdan indiremez, onlara silah bıraktıramaz”  benzeri açıklamalar, görüşmelerde elini kuvvetlendirmesi anlamından başka bir şey taşımaz. Ancak Öcalan’ın son on yılda başardığı bir husus vardır. İster kabul edelim, ister etmeyelim, ister kıyametleri koparalım, ister gök kubbeyi yere çalalım Öcalan, Kürtlerin gözünde artık bir halk önderidir.  Örgütün Öcalan’ı diskalifiye edememesinin en büyük nedeni de Öcalan’ın bulunduğu halk nazarında ki bu pozisyonudur. Abdullah Öcalan devletle yaptığı görüşmeler sonrasında gayet iyimser bir tablo çizmiş, devletle yazılı olmasa da bazı prensipler de anlaştıklarını ifade etmişti. BDP’ye de AK Parti ile imzalayacağı bir mutabakat metninin akabinde yemin edebileceğini  söylemişti. PKK’nın artırmış olduğu terör eylemleri ve DTK’nın  demokratik özerklik ilanı, Öcalan’ın öteden beri yaptığı açıklamalar ve takip ettiği stratejiye uygun düşmemektedir. Dolayısıyla bu gelişmeleri değerlendirdiğimizde şöyle bir sonuçla karşılaşmaktayız; Örgütün Ankara kanadı ve dağ, Öcalan’ın özerklik ve daha sonra bağımsız devlet anlayışına sadık kalmadığını, mahkûm olması açısından görüşmelerin ideallere uygun sağlıklı yapılamadığı için görüşmelerden sağlıklı sonuçların çıkmadığı kararına varmış olabilir. Bu itibarla devletin Öcalan ile yaptığı görüşmeler baltalanmak istenmiş olabilir. Fakat örgüt Öcalan’ın bugün bulunduğu pozisyonu itibariyle silip atacağı ve kolayca diskalifiye edeceği biri değildir. Öcalan’ın yaptığı iyimser açıklamalardan sonra, hatta ateşkesin devam etmesi gerektiği fikrini ifade etmesine rağmen örgütün terör eylemlerini sıklaştırması ve artırması ne anlam taşımaktadır? Örgüt devlete şu mesajı vermektedir; siz Öcalan ile müzakere yapıyorsunuz, bir takım ilerlemelerde sağladınız, ancak silah benim elimde beni dikkate almak zorundasınız. Silahlar bırakılmadan terör sorunu çözülemez. Son zamanlarda sıklaşan eylemlerden ve her gün verdiğimiz şehitlerin oluşturacağı havadan örgütün derin devlet ve İsrail kanadı nemalanmaktadır. Yine zamanlaması bakımından ve Öcalan’ın açıklamalarının akabinde gelen özerklik açıklaması   dikkat çekici. Bu ilan ile örgütün Ankara kanadı, devletten çok Öcalan’a bazı mesajlar verdiğini, hatta gündemler yüklediğini düşünüyorum. Örgütün Ankara Kanadının ve silahlı kanadının Öcalan’ın açıklamalarına ve planlarına aykırı  hareketleri Öcalan’ın geri çekilmesine neden oldu. “Her iki tarafta beni idare ediyor. Aslında bu bir şantajdır. Kandil beni taşeron olarak kullanıyor, devlette beni taşeron olarak kullanıyor. Her iki tarafın da beni taşeron olarak kullanmasına son veriyorum. Bugün itibarıyla buna son veriyorum” ifadeleriyle adeta Abdullah Öcalan istifa etti. Evet, Öcalan'ın malum açıklaması Demokratik Açılım çerçevesinde kendisiyle sürdürülen görüşmelerden istifa anlamı taşır. Her ne kadar komutanların istifasının gölgesinde kalsa da Öcalan'ın açıklaması açık ve net bir istifadır. Terör olaylarının artması, demokratik özerkliğin ilanı ve Öcalan'ın tutumu önümüzde ki dönem meseleyi değişik şekillerde etkileyebilir. - Demokratik Açılım sürecini olumsuz etkileyebilir ve tıkayabilir. Bunu önümüzde ki süreçte göreceğiz. Hükümetin ve BDP'nin atacağı adımlar ve Öcalan'ın tutumu bunu belirleyecektir. - Terör olaylarının  daha hızlı bir tırmanışa geçmesi halinde kamuoyunun baskısı, açılım çalışmalarını daha hızlandırabilir. Böyle bir noktada Özerklik ilanı geçici olarak ama daha da perçinleşmiş şekilde rafa kaldırılabilir. - Öcalan'ın rolü devletin desteğiyle daha kritik bir noktaya  çekilip, müzakereler daha derinlemesine ve daha etkin bir şekilde devam edebilir.   Cereyan eden bu hadiseler Türkiye'nin iç siyasi dengeleri çerçevesinde değerlendirildiğinde daha özgür, demokratik bir Türkiye sonucu doğurabilir. Ama yaşanan hadiseleri ve yaşanması muhtemel olan gelişmeleri Yeni Dünya Düzeni çerçevesinde değerlendirdiğimiz zaman gelişmeler daha farklı bir sonuç doğurmaya gebedir.  
Kaynak: Editör:
Etiketler: ABDULLAH, ÖCALAN, İSTİFA, ETTİ ,
Yorumlar
Haber Yazılımı