Haber Detayı
08 Mart 2011 - Salı 19:32 Bu haber 231 kez okundu
 
Adaylar ve Dengeler
- Haberi
Adaylar ve Dengeler

  RECEP ALİ AKSOYLU GENEL SEÇİMLERE DOĞRU ADAYLIK SÜRECİNİ YAZDI.   MİLLETVEKİLİMİZ KİM OLSUN ?  ADAYLAR VE DENGELER     Selahattin Bakır, bugün 12 Haziran 2011 Milletvekilliği Genel Seçimlerindekimlerin aday olacağı konusunda görüşlerini, beklentilerini yazdığı yazısını akşam saatlerinde okuyabildim. Ancak gün içinde Sevgili Bakır’ın yazısından hareketle kimlerin aday gösterilebileceğine dair benimde duyumlarım olup olmadığı konusunda arayarak fikrimi soran Rize’den, İstanbul’dan dostlar oldu. Öyle ya kamu kurumlarında çalışanların aday adayı olabilmesi için şunun şurasında 3 gün kalmış, Perşembe akşamına kadar görevlerinden istifa etmeleri gerekiyor. Hoş iktidar partisinden aday adayı olacaklarsa bir kayıpları nasılsa olmaz; ya yeniden görevlerine dönerler, ya da seçim sonrası aday adayı idiler diye önemli yerlerde danışman veya yönetim kurulu üyesi olarak taltif edilirler. Ama siyaseti bir araç olarak görmeyenler bunu tercih etmez, net işaret almadan ortaya dökülmek istemezler. Bu açıdan bu 3 gün çok önemli.   Duyum için arayanlarında aslında bir noktaya kadar duyum kaynağı olduğunu anımsatarak milletvekillerimiz kimler olsun sorusuna burada yanıt aramaya çalışacağım.   Ankara’ya giden partiliyi iyi karşılayan, ağırlayan mi mebus olmalı? Adam gibi adam olduğu için mi mebus olmalı? Bu ifadeyi hep garip bulmuşumdur. Bir çok konuda donanıma sahip, yeterliliği olan bir bayan mebus bu dönemde de göremeyecek mi Rizeli ? Dürüst olmalı, hem de çok! İyi de dürüstse partilisine menfaat sağlamasını nasıl izah edeceğiz? Rizeli’yi sırtında taşıyan mi? Parası çok olan mi? İcazeti olan mi?   Bunları çoğaltmak, yenilerini eklemek pekala mümkün… Asıl önem arz eden, aklı başında bir seçim yapma erki bize tanıyacaklarsa önce tanımı iyi yapmamız gerektiği.   Öncelikle ilk yanıtlamamız gereken soru Rize’yi parlamento da temsil edecek milletvekilinden, yanı vekil tayın edeceğimizden seçmen olarak, vatandaş olarak ne beklediğimizdir.   Ama bizim vatandaş olarak beklentilerimiz değil de, partinin beklediği önemliyse bize düşende bize sunulan adayları sadece onaylamaksa, elbette ne bir tanım yapmaya, ne de beklentilerimizi sıralamaya gerek kalmıyor. Zira mevcut siyasi partiler kanunu, seçim sitemimiz değişmeden vekilimiz kim olsun sorusuna yanıt aramak büyük oranda boşuna çene çalmaktır. Ama yine de genel anlamda ne beklediğimizi paylaşayım müsaadenizle.   Ankara’ya yollayacağımız değerli kişi Rize Milletvekili de olsa TBMM çatısı altında milletin vekilidir. Milletin menfaatleri doğrultusunda yasama görevlerine dahil olmalı, üretken olmalıdır. Ama bu öncelikli sorumluluğunun yanında Rizelinin ekmek ve istikbali için Rizeli adına düşünmesi, Rize için proje geliştirmesi, gereken mücadeleyi vermesi de inkar edilemez realitedir. Ankara ya giden partiliyi ağırlayan hiç ama hiç değildir.   Dedim ya “milletvekilimiz kim olsun ?” sorusunun yanıtını beklemek beyhudedir. Ülkemizde parti içi demokrasi henüz yerleşmediğinden lidere rağmen milletvekili adayı olup seçimlere girmek imkansız olduğundan sorunun yanıtı “parti liderine kendini kabul ettirebilendir”.   Kısacası halkın benimsediği kişi lidere ulaşamazsa hiçbir anlam ifade etmiyor. Sözüm ona Genel Başkanlar zaman zaman topladıkları bilgileri değerlendirerek her ilden adayları ince hesapları gözeterek belirliyor ama çoğunlukla halkı temsil etsin diye seçilenler, halka rağmen seçiliyor. Rize’den seçilenleri bir düşünün çok fazla uzağa gitmeye ihtiyacınız kalmayacak. Özellikle hemşerimiz, Başbakanımızın bu konuda ki sürprizlerine Rizeli oldukça alışıktır.   Yılın sonunda Rize’ye yaptığım bir haftalık seyahatte farklı kesimlerden edindiğim izlenimleri yazmamış ama konuya duyarlı dostlarımla paylaşmıştım. O günden bugüne de değişen dengeler oldu şüphesiz. Denge değiştirecek bir gücümüzün olmadığının bilinciyle Sevgili Selahattin’den sonra ben de en azından isimleri kamuoyu ile paylaşılmış aday adaylarını da yorumlayarak konuyu açmak istiyorum.   Ankara’ya bu seçimde de 3 milletvekili gönderecek Rize. Kendisi yine buradan aday olmayacak gibi gözükse de Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın memleketi Rize. Bir önceki seçimde ibrenin iktidar partisi lehine 2-1 sonuçlanacağı seçim öncesi belliydi. Bu kez ise durum karışık. Zira önceki seçimde eski Başbakanımız, hemşerimiz Sayın Mesut Yılmaz iktidar partisinin karşısında adaydı. Bağımsız da olsa Mesut Beyin bir potansiyeli vardı ve bu potansiyeliyle 23. yasama döneminde Rize’yi temsil etme hakkını almıştı. Ancak Sayın Yılmaz bu kez seçimlere katılmıyor. Ama çok da dışında durmuyor. Bu seçimlerde iktidar partisi 3’te 3 yapmaya kararlı. Saadet Partisinin yükselen bir trendi vardı. Numan Kurtulmuş’un tasfiyesinden sonra buradan bir milletvekili çıkmaz. Tabanı olsa da MHP’nin bir milletvekili çıkarabilmesi de zor. Geriye kalıyor ana muhalefet partisi CHP. Son yıllarda ciddi bir erozyona uğramış olsalar da bu kez Rize’de çok iddialılar. Avantajlı oldukları konu, iktidar partisi ve başbakanın ilinde üzerinde ittifak sağlanacak bir adayla sonuç alınabileceğini peşinen benimsemiş olmaları.   Rizelinin üzerinde ittifak sağlayacağı isimde her kesin yakinen tanıdığı bir isim; Kenan Bıyık. Selahattin Bakır, Sayın Bıyık’ın ismini kamuoyu ile paylaştığı için ben de paylaşmakta sakınca görmüyorum.   Eğitimci ve mühendis olan Kenan Bıyık, Sayın Mesut Yılmaz tarafından desteklendiği son Belediye Başkanlığı seçimlerinde başkanlığı Sayın Halil Bakırcı’ya kıl payı kaptırmıştı. Sayın Yılmaz o güne göre bugün güç kaybetmiş durumda. Buna karşın bu kez ana muhalefet partisi CHP’de de bir kıpırdanma var. Ve çok net biliyoruz belediye başkanlığı seçimlerinde Bıyık’ın aldığı 20 kusur bin oy, ANAP veya bir başka partinin adayı olduğu için değil, Rizeli tarafından benimsendiği için bizzat Bıyık’a verilmiştir. Yanı iktidar partisi karşısında blok oluşturulabilecek isim olarak yine öne çıkmaktadır.   Medyaya düştüğü gibi Kenan Bıyık’a CHP Rize’den ilk sıra adaylığını teklif etti mi?   3 hafta önce Sağlık Bakanlığının bir çalış tayı için Ankara da idim. Ertesi sabah Kent Otel’de kahvaltımızı yaparken arkadaşlarımızdan birinin ahbabı masamıza konuk oldu. Tanıştırdıklarında CHP üst yönetiminde etkin bir isim olduğunu anımsadım. Rizeli olduğumu öğrenince bana net bir sorusu oldu, “Kenan Bıyık’ı tanır misin? “ Ardından da ekledi, “Volkan Bey (CHP Genel Başkan Yardımcısı Canalioğlu) Rize’den aday gösterirsek kesinlikle alırız dedi.”   Seçim süreçlerinde erken ortaya atılmış isimlerin, gerçekliği de olsa seçime kadar yıpratıldığını bildiğimden yazmadım, ama Kenan Bıyık’la bizzat paylaştım. Doğruladıydı teklif aldığını. Sayın Canalioğlu ile Trabzon’dan iyi dosttular ama kendisi emin değildi. Zamana ihtiyacım var demişti.   Bıyık ismi üzerinde doktrinlerinden taviz vermez CHP’liler haricinde uzlaşma sağlanacaktır, hatta Belediye Başkanlığı seçimlerinde olduğu gibi partiye değil, adaya oy vereceklerin de reyini alacaktır. Yıpratmak için de daha önce olduğu gibi ANAP ve AKP’den aday olmuş olduğu argümanı işlenecektir. Ama bildiğim kadarıyla Sayın Bıyık bir partinin mensubu gibi değil, tüm Rizeliyi kucaklayan bir yapıya sahip olup partili ayırt etmeden yıllardır Rizeliye hizmetkarlığını sürdürmüştür. Bunu AKP il yönetimi de çok net bildiğinden olsa gerek, Bıyık’tan aday adayı olmasını bekler pozisyondadır. Zaten internete düşen yorumlarda da 3-0’in garantisi için Kenan Bıyık’ın AKP’den aday olması yönünde çağrılar yapılmaktadır. Ama Bıyık’ın aday olması yönünde ki telkinlerin önünü kesmek için yapıldığı konusunda kanaatinı oldukça baskın görüyorum.   Peki CHP’den şansı nasıl olur?   Öncelikle AKP’nin göstereceği 3 aday ve sıralaması önemli. Ortalıkta o kadar çok isim dolaşıyor ki, her birini bir çırpıda sayabilmem mümkün değil. Zira bir kısmı, birilerinin gönlünden geçen isim olduğu için bir şekilde medyaya sızdırılan, ismi etrafında kamuoyu oluşturulmak istenen kişiler. İçlerinden sadece biri çok farklı. Adaylığa hazırlanma yöntemi ve bugüne kadar başardıkları tartışılabilir ama kendisine Müthiş Türk lakabını takarak yüreklilikle ortaya çıkıp tek başına aday adaylığı kampanyasını yürüten Mehmet Okumuş’tan bahsediyorum. Belki aday gösterilmeyecek ama bir şekilde kendisini kamuoyuna tanıtmış oldu.   Peki iktidar partisi kimleri aday gösterecek?   Sayın Erdoğan sürprizleri, terse yatırmayı çok sever. Son dakikada bile her an her şey olabilir ama bugün için benim listemde biraz sürprizli. Aile olarak Rize’de hayırseverlikleri takdir edilen Sayın Kemal Yardımcı bu kez Rize’den hem de ilk sırada gösterilebilir. Dengeleri tutturmak için ikinci sıraya laz kökenli bir hemşerimiz ve 3. sıraya da yıllardır beklemede olan kıdemli il başkanı Sayın Hasan Karal.   Peki, parti tabanının çok sevdiği, hatta genel merkezin Rize için yaptırdığı söylenen (TH) “Rize’den kim milletvekili olsun?” anketinde Kenan Bıyık’la beraber ismi çıkan Hasan Başkan’ı neden 3. sıraya koyacaklar!   Dedim ya, Sayın Karal’ı taban, teşkilat çok tutuyor. 3. sıraya konması halinde teşkilatın hiçbir noktasında gevşeme olmaması sağlanmış olacak. Doğru bir strateji. Peki bu doğru stratejinin karşısında Kenan Bıyık veya en az onun ağırlığında bir başka ismin şansı olur mu?   Soruyu yine Kenan Bıyık ekseninde yorumlamaya çalışayım. Birincisi etkisi azalsa da Sayın Mesut Yılmaz’ın ve onun kurmaylarının, hatta encümendekilerin desteğini alacaktır. MHP ve diğer partiler kurumsal olarak destek vermezler ama bireysel olarak Bıyık’ı benimseyenler var ve de oyların bir aday üzerinde toplanmasını arzu edenler bu seçimde de olacak. Peki CHP tabanının tavrı ne olacak? Oranı az olabilir ama benimsemeyen partililer olacaktır. Ama edindiğim izlenim en büyük riskin İl Başkanı Sayın Mehmet Aslankaya’nın olduğu.   Tüm partilerden adayların Rize, Rizeli ve Rize ekonomisi için somut projelerini duymak, keşke Ankara’ya tabi olmak durumunda kalmadan adaylarımız belirleyebilsek. Ama mümkün değil ki.   Elbette güçlü bir iktidar ülke adına mesafelerin daha hızlı ve kararlı alınmasında çok önemli. Ancak Türkiye gibi dengelerin hassas olduğu bir ülkede bazen hızlı sosyal değişimler ciddi anlamda risk yüklenmemize yol açabiliyor, bireylerin baktıkları açılar farklı olduğundan da endişelere kapılabiliniyor. Bu yaklaşımla tek başına iktidara parlamento da güçlü muhalefetin gerekliliğine inandığım gibi yerelde de bu modelin sağlanmasının üretkenliğe katkısı olacağını düşünüyorum.   Belki eksejere ederek tanımlamaya çalışacağım ama belletme açısından abartı her zaman akılda kalmayı sağlar. Düşman kelimesini oldum olası sevmem ama “Akılsız dostun olacağına akıllı düşmanın olsun derler” atasözünü hep sevmişimdir. Ben bu atasözünü şöyle okuyorum şimdi. Takım, orkestra birbirinden farklı enstrümanlarla ancak güzel oyun, müzik sahneye koyabilir. Parlamentoyu oluştururken de aynı mantıktan uzaklaşmadan her parti kendi içinde meslek, etnik, cinsiyet, eğitim vs vs bir sürü etmeni dikkate alarak adaylarını, takımını oluşturmaya özen gösterir. Ancak parti disiplini gereği alınan grup kararları nedeniyle maalesef farklı sesler çıkmaz, temelde birikimleri olsa da öz düşüncesini, eleştirisini ifade edemez milletvekilleri. Oysa gruplarda, organizasyonlarda akortları tutarlı olmak kaydıyla farklı seslerin bir arada tınılarını çıkarmasıyla, tartışma, uzlaşma ortamının varlığından kurumlar lehine güzel sonuçlar elde edilebilir.   Kısacası denge, denge içinde tek başına iktidara güçlü muhalefet gerek.   Rize’yi yazdım ama Rize dışında da önceki seçimlerde olduğu gibi çok sayıda Rize kökenli değerli vatan evladı önce aday, sonra milletvekili olacak.   İstanbul Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi BaşhekimiDoç. Dr. Kemal Memişoğlu bu değerlerimizden biri. 10 yıla yakın bir süredir görev yaptığı hastaneyi fevkalade başarılı bir konuma taşıdı. Daha üst makamları, hatta Sağlık Bakanı olmayı hak eden genç, idealist bir hemşerimiz. 27 Şubat gecesi Rize Vakfının organizasyonunda karşılaştım. Babası Rize eski Milletvekilimiz Fehmi Memişoğlu’yla beraberdi. Fehmi Bey her zamanki gibi hatırşinastı. “Kemal hoca aday olacak mi?” dediğimde, “mutlu olduğu bir işi, mutlu ettiği hastaları var ama aday olması için telkinler, baskılar da var. Milletin menfaatine olacaksa rabbim nasip etsin, başka ne diyeyim” yanıtını aldım. Sevgili Başhekimimize döndüm, gülümsemekle yetindi. Anladığım siyasi bir hırsının olmadığı ama kendisine ihtiyaç duyuluyorsa asla görevden, sorumluluktan kaçmayacağı.   Zaten en büyük sıkıntımız cevherlerin kenarda beklemeyi, çağrılmayı beklerken unutulduğu bir düzende daha yetersizlerin ortaya çıkıp görevlere talip olmaları değil mi?   Umarım Kemal Memişoğlu, Ekrem Yüce, Temel Kotil, Mehmet Hüsrev ve daha birçok değer, cevher unutulmaya bırakılmadan göreve, sorumluk üstlenmeye davet edilirler.     Recep Ali Aksoylu / 08 Mart 2011
Kaynak: Editör:
Etiketler: Adaylar, ve, Dengeler ,
Yorumlar
Haber Yazılımı