Haber Detayı
16 Eylül 2011 - Cuma 19:01 Bu haber 114 kez okundu
 
BM’NİN MAVİ MARMARA RAPORU VE FÜZE KALKKANI PROJESİ
- Haberi
BM’NİN MAVİ MARMARA RAPORU VE FÜZE KALKKANI PROJESİ

BM’NİN MAVİ MARMARA RAPORU VE FÜZE KALKKANI PROJESİ Mavi Marmara yardım gemisine İsrail’in uluslar arası sularda saldırıp dokuz insanımızı şehit etmesi, Türkiye ve tüm dünyada infial meydana getirmiştir. Başta Türkiye olmak üzere batılı ülkelerde ve İslam aleminde onlarca yürüyüş, miting ve protesto gösterisi yapılmıştır. Mavi Marmara kanlı baskını cereyan ettikten sonra Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, kameralar karşısına geçip sert bir açıklama yapmıştır. Fakat, yapılması gerekenler yapılmamış, atılması gereken adımlar atılmamıştır. Türkiye somut adım atma yerine meseleyi BM’ye pas geçmiş ve netice hüsranla sonuçlanmıştır. Türkiye, olayın cereyanının hemen badında/sonrasında somut adımlar atsaydı, hazır olan uluslar arası kamuoyundan büyük destek görecekti. Hem de bu desteği zorunlu, mecburi olarak göstereceklerdi. Belki destek verecek devletlerin arasında ABD  ve İngiltere olmayacaktı, ama bir çok Avrupa ülkesi de destek veren devletler kervanına konjonktüreler  mecburiyetten dolayı katılacaktı. Fakat, Türkiye bu tarihi fırsatı tepmiştir. Onlarca BM kararına uymayan İsrail, aleyhinde çıkacak Mavi Marmara Raporunu  elbette dikkate almayacaktı. Zaten, BM’nin İsrail aleyhinde bir rapor hazırlayacağına inanmak aşırı saflıktan ileri gitmez. Türkiye Dışişleri İsrail’i, BM’yi, BM’nin yapısını ve kuruluş gayesini gayet iyi bilir. Buna rağmen Mavi Marmara’nın BM’ye  servis edilmesi Türkiye Dışişlerinin yapabileceği bir hata değildir. Çünkü, bu bilgilere sahip olan Dışişlerinin, böyle bir strateji izlemesi hem dış politikaya hem de uluslar arası stratejiye muhaliftir. Tamda bu noktada sorulması gereken birkaç can alıcı soru vardır. Eğer bu soruların cevabı verilebilirse, Mavi Marmara raporunun Türkiye aleyhinde çıkmasının perde arkası ve Türkiye Dışişlerinin meseleyi BM’ye servis etmesinin gerçek mahiyeti aşikar olur. Sorular; 1-   Türkiye Dışişleri Bakanlığı İsrail’i, BM’yi, BM’nin yapısını ve kuruluş gayesini iyi bilmesine rağmen,mecburi  uluslar arası destek mevcutken neden mesele BM’ye servis edildi? 2-   Mesele BM’ye sevk edilmekle, İsrail’in Mavi Marmara hadisesinden en az zararla çıkması mı amaçlanmıştır? 3-   Olayı BM’ye servis eden hükümet aynı zamanda Özdem Sanberk’i raporu hazırlayan komisyonda görevlendirdi. Sanberk hükümeti raporun gidişatıyla alakalı bilgilendirmedi mi? yoksa yanlış mı bilgilendirdi? Hükümet neden Sanberk’i suçluyor? 4-   Eğer Sanberk, raporun Türkiye aleyhinde seyrettiği bilgisini hükümete iletmişse –ki devamlı Dışişleri Bakanıyla diyalog halindeydiler- hükümet neden rapor sızmadan ve açıklanmadan evvel raporun Türkiye aleyhinde çıkmasını engellemedi? Sanberk neden komisyondan geri çekilmedi? 5-   Eğer raporun böyle çıkacağından Sanberk hükümeti haberdar etmemişse, görevini ihmal etmek suretiyle Türkiye’yi zor duruma bırakmıştır. Bu hatadan dolayı Sanberk'e bir cezalandırma yapılacakmıdır? Yoksa bir iki suçlayıcı açıklamayla geçiştirilecekmidir? 6-   Sanberk görevini ihmal etmemişse, hükümetin raporun içeriğinden haberdar olduğu aşikardır. Raporun böyle çıkmasına müsaade edilmekle İsrail'in Mavi Marmara olayında elimi kuvvetlendirilmek istenmiştir? 7-   Hükümet bir taraftan Gazze ablukasını tanımadığını ilan ederken, Mavi Marmara’da yakınları şehit olanlara destek olacağını belirtirken, İsrail’i "şımarık oğlan" şeklinde nitelerken, İsrail'in cezalandırılması için çalışma yapacağını söylerken, Filistin Devletini destekleyeceğini açıklarken, İsrail'in güvenliği için kurulduğu şüphe dahi kaldırmayan füze kalkanına neden evet diyor? Füze Kalkanı Projesi Tartışılmaya mahal olmayan hakikat şudur ki, İsrail bu süreçten iki türlü karlı çıkmıştır. BM Mavi Marmara Raporu İsrail’in elini kuvvetlendirmiştir. Aynı zamanda Türkiye ile ilişkileri kötü olmasına ve diplomatik temas 2. Katiplik seviyesine inmesine rağmen İsrail, kendisini koruyacak olan Füze Sistemini Türkiye’de kurdurmayı başarmıştır. Füze Sistemi konusunda çok teknik bir makale kaleme alan Prof. Dr. Oya Akgönenç’in makalesinden bir bölümü sizlerle önemine binaen paylaşmak istiyorum. 10 Eylül 2011 tarihli, “Füze Kalkanı Projesi’nin Tehlikeleri” başlıklı Milli Gazetede ki makalesinde Prof. Dr. Oya Akgönenç şu teknik bilgileri aktarıyor; “ABD Savunma bakanlığından üst düzey bir yetkili, İran'a karşı ABD tarafıdnan NATO'ya tahsis edilen AN/TPY-2 tipi erken uyarı radarınını bu yıl sonuna doğru (2011) Türkiye'ye yerleştirmeyi amaçladıklarını ifade etmiştir. Bu beyan The Wall Street Journal gibi ABD'nin çok önemli bir gazetesinde yer almış bulunmaktadır. Bu radarlar yine Raytheon tarafından geliştirilen, AEGIS balistik füze savunma sistemiyle donatılmış bulunan ABD donanması ile entegre olacağı da açıklanmıştır. Bu füzelerin her birinin adeta bir yay sistemi gibi geniş bir alanı kapsayacağı da ifadeler arasındadır. Bu radarlar daha çok tek yönü tarayan radarlar olup İran ve Doğu yönünde yoğunlaşmaktadır. Bu sebepledir ki, gerek İRAN ve gerekse RUSYA bu radarların varlığından ve yerleştirilme yerlerinden fevkalade rahatsız olup, protesto etmektedirler. Bu adeta eski "soğuk savaş gibi" bir gerginliği oluşturacak ve tırmandıracak bir politika uygulamasıdır. Bu yeni Füze Kalkanı radarlarının yerinde kullanılan önceki radarlar "TheRowingEye" modeli olup her yönü görebilen dönen radarlardı. Bunlar iptal edilmiştir. Bunun anlamı şudur: Mevcut yeni radarlar sadece baktıkları yönün dışındaki faaliyetlerin KİMDEN KAYNAKLANDIĞINI tespit edemeyeceklerdir. Bir örnek icap ederse, PKK veya İsrail veya başka bir grup, Türkiye'ye ve İran'a yönelik bir füze atışı yaparsa yeni radarlar bunun kimden geldiğini tespit edemeyecektir. Ama bu saldırıya karşılık bir savunma atışı yapılırsa, bunu hemen tespit edecek ve gemilerde ki AEGIS balistik füzelerini harekete geçirecektir.”   Gazze Ablukasının Lahey’e Götürülmesi Türkiye, BM’nin Mavi Marmara Raporunda İsrail’in Gazze ablukasını meşru görmesinin akabinde yaptığı açıklamada, Gazze ablukasını Lahey’e götüreceğini ifade etmiştir. Bu ve buna benzer atılacak adımlarda, bu kuruluşların tarihleri, gerçek kuruluş amaçları ve bu kuruluşların üzerinde ki lobi faaliyetleri ciddi bir şekilde incelenmelidir. Bu bilgiler Dışişlerinde zaten mevcuttur. BM ile ilgili bütün bildiklerimize rağmen, Mavi Marmara olayını BM’ye pas geçmekle yaptığımız hatayı, Gazze ablukasını Lahey’e götürmekle yapmamalıyız. Lahey’in  lobilerden ve güç dengelerinden etkilenmeyerek hakkaniyetli bir karar vereceğine kim teminat verebilir. Dolayısıyla, Mavi Marmara olayıyla alakalı BM’de yapılanın aynısı Gazze ile alakalı olarak Lahey’de yapılmamalıdır. OneMute Çıkışından Sonra İsrail İç Siyasetinde ki Gelişmeler Yeni Dünya Düzeni projesi çerçevesinde yeniden şekillendirilen Ortadoğu’da İsrail’in mevcut yapısıyla barınması mümkün değildir. Zaten Yeni Dünya Düzeni Projesi, “Arap Baharı” ismi verilen değişimi yaşayan Arap ülkeleri gibi, İsrail’inde bir değişim yaşamasını öngörmektedir. 28 Şubat sonrası yaşanan hadiselerle hazırlıkları yapılıp, 3 Kasım 2002 seçimleri sonrası Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle Yeni Dünya Düzeni Projesinin Türkiye değişim ayağı başlamıştı. Tunus’ta yasemin  satan satıcının kendisini yakmasıyla da Kuzey Afrika ve Ortadoğu değişimi başlamıştır.  Bu değişimin rol- Modeli Türkiye’dir. Başbakanın Davos’ta “One mute” çıkışıyla  Yeni Dünya Düzeni Projesinin  İsrail değişim ayağı başlamıştır. Egemen güçler, Ortadoğu’da değişimi, model -lider olarak Ortadoğu halklarına yeni sistem olarak laikliği öneren, laikliğe aykırı davranışlardan dolayı hapis yatmış bir başbakanla yaparken, İsrail’in değişimini ise, Türkiye ile didiştirmekle yapıyor.  İsrail’in değişimi sona erdiğinde, Türkiye- İsrail ilişkileri eski haline döneceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Nitekim, 1980 sonrasında İsrail ile diplomatik ilişkilerimizi 2. Katiplik seviyesine indirmiştik. Fakat, fazla bir zaman geçmeden ilişkiler eski haline dönüvermişti. Türkiye- İsrail  didişmesinin iki sebebi vardır ; 1-   Yeni Dünya Projesi çerçevesinde İsrail’in dönüşümünü sağlamak. Bu Projede aşırı sağın (yani Likud) ağırlıkta olduğu bir İsrail yoktur. Projenin temelinde Büyük İsrail olması hasebiyle proje eksiksiz işlemesi için, İsrail’in dönüştürülmesi gerekiyordu. Ortadoğu’ya gelen yeni sistemde, aşırı sağ ağırlıklı bir İsrail’in bulunması ve tutunması mümkün olamayacaktır. Bu bakımdan Mavi Marmara olayı ve sonrası ve diğer Türkiye- İsrail ilişkileriyle ilgili problemler tamamen Avigdor Liberman’ın üzerinde kalmaktadır. Çünkü, Liberman İsrail’de aşırı sağın (Likud) temsilcisi ve lideri konumundadır. Yakın gelecekte aşırı sağın  aktif olmadığı bir İsrail’i göreceğiz. 2-   Yeni Dünya Düzeni Projesinde Türkiye, Ortadoğu’nun ağabeyi ve rol-modelidir.  Mevcut siyasi yapısı, batıyla  ve uluslar arası kuruluşlarla ilişkileri ve tarihi itibariyle en uygun ülkede Türkiye’dir. Ergenekon vd. gelişmelerin/ davaların  içteki değişime katkısı olacaktır, olmuştur da. Fakat, bu davaların Ortadoğu’ya, içte yaptığı etkinin aynısını yapması beklenemezdi, yapmadı da. Ortadoğu’ya ağabeylik yapmanın şartı PKK’dan kurtulmak, daha da etkilisi İsrail ile didişmek, kavgalı olmaktır. Olayları takip ettiyseniz Başbakanın Mısır, Tunus, Libya’da ki muhalifleri desteklemesinden ziyade, İsrail’le kavga etmesi Başbakanın ve Türkiye’nin rol- model, model- lider pozisyonuna gelmesinde katkısı daha fazla olmuştur. BM Mavi Marmara Raporunun Anatomisi TÜRKİYE İsrail’in 9 vatandaşımızı şehit ettiği Mavi Marmara saldırısından sonra gerekli olan adımlar zamanında atılmadı. İlk başta yapılması gerekenler 15 ay sonra akla geldi. Olay bütünüyle bugüne kadar İsrail aleyhine tavır takınamayan BM’ye havale edildi. Bütün umutlar BM’nin raporuna bağlandı. Mavi Marmara saldırısıyla ilgili uluslar arası davalar açılmadı. 9 şehidimize gerçek anlamda sahip çıkılmadı. İkinci Mavi Marmara seferi yapılmaması konusunda kamuoyu oluşturuldu. İsrail’e hiçbir ticari yaptırım uygulanmadı.   Aksine, İsrail ile Türkiye’nin ticareti önemli ölçekte artış göstererek 2 milyar dolarların üzerine çıktı. Raporla ilgili tüm gelişmeler  Türkiye’de iktidarın Mavi Marmara sürecinde gelişmelerin hep bir adım gerisinden gittiğini ortaya koydu. İSRAİL Uluslar arası sularda uluslar arası hukuk kurallarını çiğneyerek bir yardım gemisine saldırdı ve fütursuzca 9 Türkiye vatandaşını şehit etti. Daha ilk günden itibaren özür dilemeyeceğini en yetkili ağızlardan ilan etti. Amerika ve BM nezdinde diplomatik girişimleri artırdı. BM’nin raporu beklediğim gibi çıktı. Hükümet yetkilileri diplomatik bir zafer kazanmış edasıyla alaylı açıklamalarına devam ediyor. Özellikle askeri bakımdan Türkiye’nin kendilerine mecbur olduğunu düşünüyor. Bu nedenle sanalda olsa kötü görünen ilişkilerin en kısa zamanda yeniden ısınacağını  düşünüyor. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM) Raporun resmen açıklanmadan basına sızmasıyla bir skandala imza attı. Raporun Amerika’daki Siyonist lobilerin üzerindeki etkisini bilinen New York Times’a sızdırılması ise akıllara lobilerin etkisini getirdi. İHH yetkililerini bile dinlemeyen  BM komisyonu İsrail yanlısı bir tutum sergileyerek bir kez daha varlık sebebini ortaya koydu. Tarafsız olmadığı bir kez daha gözler önüne serildi. İsrail’e Gazze’deki katliamlarına devam etmesi için önemli bir belge hediye etmiş oldu. İsrail aleyhine uygulanabilecek herhangi bir karar alamayacağını bir kez daha gösterdi.
Kaynak: Editör:
Etiketler: BM’NİN, MAVİ, MARMARA, RAPORU, VE, FÜZE, KALKKANI, PROJESİ ,
Yorumlar
Haber Yazılımı