Haber Detayı
10 Ekim 2013 - Perşembe 10:44
 
Demokrasi Paketi
Diğer Haberi
Demokrasi Paketi

DEMOKRASİ PAKETİ

Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir. Demokrasi tanımına farklı atıflarda da bulunulur; 1- Erdemli İnsanların oluşturduğu bir yönetim şekli, 2- Çoğunluğun yönetimi, 3- Azınlık haklarını güvenceye alan yönetim, 4- Fakirin yönetimi, 5- Sosyal eşitsizliği yok etmeye çabalayan yönetim, 6- Fırsat eşitliği sağlamaya çalışan yönetim, 7-Kamu hizmetinde bulunmak için halkın desteğine dayanan yönetim.

Güya eskiden batıdan yani Avrupa'dan bakılınca işkencelerden kaçamayanların ülkesi olarak adlandırılan Milliyetçi Kemalist Beyaz Türklerin ülkesi olarak Türkiye açıklanan paketten sonra artık daha demokratik olacakmış.

Açıklanan son sürüm demokrasi paketinden sonra pek çok yeni değişiklik olacakmış, önemli bazı başlıklara bir bakalım beraber;

Alevilere bir üniversite adı verildi. Aleviler için Nevşehir Üniversitesinin adının Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi olacak. Alevileri katl eden Yavuzun ismi köprüde asılı kaldı, ibadet etme derslerde din dersi zorunluluğu, diyanetten pay alma gibi diğer konulara değinilmedi.

Türbanın kamuda serbest olması; Zaten pratikte serbest, (Kamuda, türban hakkında soruşturma açanlar mahkeme kapılarında bile) ancak her fırsatta bu konu üzerinden mağduriyet edebiyatı yapan iktidar bakalım önümüzdeki süreçte kendine nasıl bir mağduriyet yolu çizecek. 10 seneyi mağduriyetler üzerine kuranlar için zor olmasa gerek.

Ana dilde eğitim, isim değişiklikleri; Bu uygulama ayrılık getirir mi? Tartışılır, Kürtçe özel okullarda ana dil gibi kullanılarak eğitim verilebilecek. Demokratik pakette Kürtçenin resmi bir dil olmasının önü açılmış durumdadır. Klavyeye özgürlük verilerek; Kürtçe'de kullanılan XQW harfleri kullanılabilecek, bu harfler zaten kullanılıyor. Kürtlere 3 harf verildi şeklinde algı yarattı, kurslarda seçmeli dil olması zaten 2002 yılında AB uyum yasaları içinde verilmişti. Ayrıca, özel okullarda okutulması soruna çare değildir. Doğu ve Güney Doğu'da yaşayan fakir yurttaşların çocukları nasıl eğitim alacak ? Ayrıca neden Ermenice ve Rumca eğitim yok pakette ?

And'ın kaldırılması; Andımız gibi artık çağ dışı ve ilkel faşizm örneklerinde görülebilecek uygulamanın kalkmalıymış, And'ın birleştirici bir etkisinin olmadığı zaman içinde görülmüş, eşitler arasında belki bu işlevi vardı, ancak ayrıları iyice ayrıştırmış, Beklenen olaydı zaten çünkü Andımızı savunanlara ırkçı damgası yapıştırmak moda olduğundan, özellikle PKK ve partisinin büyük baskıları sonucunda Andımız bu pakette kaldırıldı. Japonya'da bir şirkette bile, sabahları ''şirket andı'' okunduğunu biliyoruz, ortak bilinç ve amaç için kullanılmasına ne sakınca vardı? Halbuki dünyanın hemen hemen her ülkesinde ilkokul seviyesindeki çocuklara Andımız tarzı hitapların uygulandığı, böylelikle çocuklara yurttaşlık sevgisini aşılamaya çalışma gerçeği var. Bu konuda en büyük örnek ise ABD’deki uygulamalardır. Bir TV kanalının ana haber bültenine çıkan hükümet üyesi “Biz Türklüğü her gün hatırlatmanın gerekli olmadığını düşünüyoruz”dedi. Buradan da millet kavramına bakış açıları görülebilir. Çocuklar tarafından dile getirilen, Türklük, Doğruluk, Çalışkanlık, Küçükleri korumak, Büyükleri saymak, İlerlemek ifadeleri kime zarar veriyordu? Zaten bu ülkede hepsi yozlaşmıştı ama yine de kalmalıydı.

Suryani Hristiyanların vakıflarına ait malların verilecek, bazı çok daha ileri demokratlar ise ruhban okulların açılmamasının önemli bir eksiklik olarak görüyorlar pakette.

Gösteri ve yürüyüşle ilgili değişiklikler; Görünüşte ileri bir adım gibi, ancak son söz yine merkez yöneticilerinde. (onların eğitimleri, erdemleri, kültürleri ve tavırları ortada) Ne yapılırsa yapılsın denetim mutlaka devlette olmalıdır mantığı egemen, demokrasinin temel öğesi olan halk öcüdür, fitneye kolay kapılır düşüncesi diyelim buna da.

Ayrımcılık ve Nefret suçlarının ağırlaştırılması; bana göre en ucu açık konu bu, Dünyadaki genel özgürlük ve ayrımcılık kurallarına göre yasalaşsa bile uygulaması cadı avına dönüşebilir, örneğin Fazıl Say'ın sözleri, paylaştıkları nefret suçu sayılacaktır, Bir kesime hizmet için kullanılacaktır, Düşünce özgürlüğü ile ayrımcılık ve nefret suçunun sınırları çok iyi tanımlanmalıdır.

Yaşam haklarına saygı konusu; Yaptırım uygulanacakmış, hapis cezası verilecekmiş. Ancak özel yaşama saygı duyduğunu ifade eden iktidar yetkilileri alkol satışının 22.00'den sonra yasak olması yaşam hakkına bir müdahale olduğunu görmemezlikten gelmiş olmalılar. Ayrıca insan haklarını koruyacağını iddia edenler, bu ülkede her türden inanç sahibi insanlar için güvence koymamışlar.

Romanlar için Dil Enstitüsü kurmak; olumludur hatta onların mekânları elinden alınarak ikitelliye sürgün edilişlerinin açılımlarını halen anlamamışlar hala. Onlarda yaşayan bir kavimdir, yerleşik hayatın koşullarından faydalandırılmalıdırlar.

Basın yolu ile yapılan onca propaganda ile Paket için herkes bir beklenti içine sokuldu. Başbakanın aylardır tek başına gizlice hazırladığı ve sır gibi sakladığı Demokrasi Paketinden sade vatandaş sanırım şu listeyi bekledi; 1 paket makarna, 1 kg toz şeker, 1 kg sıvı yağ, 1 torba kömür, 1 adet (dandi marka) şekerli sakız, 1 paket kedi dili kraker, 2 adet toplu iğne, dikiş iğnesi, çatal iğne, 1 paket gofret, 5 adet çamaşır mandalı ve temizlik bezi, Bu paket toplumun hangi kesimini memnun etti ?

Son olarak benim en çok ilgimi çektiği ve Başbakanın da çok iddialı olduğu madde seçimle ilgili olandı. 3 farklı alternatif sundu bize. Mevcut düzen, dar bölge, %5'e çekmek. Şimdi bize demokrasi dersi veren iktidar şakşakçıları %10'u savunuyor. Gerçi iktidar da bu %10'dan iyi faydalandı ama gerçek demokraside seçim barajı diye bir şey olmaz. Seçim barajı kalkmalıdır. Türkiye gibi göreceli olarak azda olsa demokrasisi gelişmiş olan ve pek çok siyasi ideolojiyi barındıran bir ülkede her görüşün temsilcisi mecliste olmalıdır. 1 Vekil, 5 Vekil, belki 50 Vekil. Sayı önemli değil ama her görüşten insan olmalıdır. Seçim barajının düşürülmesi ülkemizde "oyum boşa gidecek" deyipte Sempati duyduğu partiden ziyade kendine yakın daha güçlü merkez partiye oy vermeye yol açmaktadır ve demokratik olarak milyonlarca insanın oylarının çöpe atılmasına yol açmaktadır. BBP, TKP, SP, EMEP gibi partilerinde Meclise girmeleri çok seslilik ve farklı düşüncelerin ayrıca kolektif aklın gereklerinin yerine getirilmesinin de önünü açacaktır. Bu ülkemizin daha adil ve daha geniş vizyonla demokrasiye olan inancın artarak daha huzurlu yaşamalara ve yaşam kalitesine katkı sağlayacak bir uygulamadır. Bu kadar iddialı bir demokrasi paketinde seçim barajının sıfır olması beklenirdi, o da yok!

Aklı evvellere, tatlı su solcularına, Atatürk karşıtlarına, Türk düşmanlarına göre, güya, bu paket Anadolu halkının kazanımıymış, bu paketle ister Alevi, ister İslamcı, ister roman, isterse Kürt olsun şimdiye kadar dayatılan ırkçı ayrımcılık yok olmuş, ayrılıkçı kafalar değişmiş ve Anadolu'da normalleşmenin önü açılmış ve paketteki demokratik gelişmeler için BDP ve Hükümet daha fazla işbirliğine gitmeliymiş.

Diğer taraftan kendini yenilemeyen ve çağını okuyamayan aralarında sadece bir harf farkı bulunan diye suçlanan CHP ve MHP bu değişimde statükocu ve değişime karşı duran kanatta yer aldıkça kaybedecekmiş zira onlar kan aktıkça güçlenmekte barış geldikçe zayıflamaktaymış. Halkın değil jakoben rejim kafasının partileriymiş, anılan reklam edilen ve basınla duyurulan demokratikleşmeyi de halk yapmış. Tüm bu ifade edilenlerden sonra; Ben aklıma mukayyet olmaya onu korumaya çalışıyorum tüm gücümle!

Dünle bugünü çatıştırarak, demokrasiyi bireysel cahilliğin ortak aracına dönüştürerek ne tarihten ders alıyoruz, ne coğrafyamızda yanan ateşten. Dolayısıyla hem tarihi tekrar yaşamaya mahkûmuz, hem de coğrafyamızda yanan ateş ile yanmaya! Bir halkın hoşgörülü ve demokratik bir kültüre ancak araştırma-sorgulamaya dayalı bir eğitim metoduyla sahip olunacağı gerçeğini hatırlayan var mı? Erdem, ahlak, onur, kavramlarını nasıl oluşturacağız? Gerçi halen 10 milyonun üzerinde okuma-yazma bilmeyen vatandaşımız da var ya neyse!

Yani dediğim gibi herkes bir beklenti içindeydi paket açılacağı zaman yapılan açıklamayı izlediğim zaman konunun uzatılmasından anlamıştım diyebilirim bu paketin içi boş koli gibi olduğunu.

''Demokrasi orgazmı'' olacağız diye yazan, çizen medyanın halkı havaya sokmasına rağmen, bu paketin içeriği kocaman bir boşluktu. Baktığımız zaman normal vatandaşı ilgilendiren hiç bir gelişme ve ilerleme yok. Sözde demokrasi olan bu paketi açıklarken kendilerine yakın gazeteleri çağırıp, muhalif gazetelerin çağrılmaması ''Vesayetçiliğe karşı olduğunuzu'' söylerken, diğer yanda pakette ötekileştirmeyi kaldırılacağını söylemek ayrı bir yaman çelişkidir.

Sence demokrasi paketi nasıl olmalıydı? diye sorulsa bana. Hiç düşünmeden ağzımdan değil de aklımdan ilk çıkan yanıt “dokunulmazlıkların kaldırılması!” Olacaktır. Anayasa Ve Adalet Komisyonları Üyelerinden Kurulu Karma Komisyon gündeminde bulunan yasama dokunulmazlıkları hakkında başbakanlık tezkerelerinin sayısı 868 tane iken listede AKP’den 26, CHP’den 7, MHP’den 8, BDP’den 29 milletvekili hakkında fezleke varken Demokrasinin ilk adımı bu olmalıydı, bu olmalıydı ki insanlar eşit varlıklara sahip olamasalar da eşit haklara sahiptirler inancı yerleşsin. Hukuk, demokrasinin olmazsa olmazıdır; hukuk sisteminin yaralanan güvenilirliğini geri getirmek ve gerçek demokrasi anlayışının istendiğinin en büyük kanıtı “Dokunulmazlıkların kaldırılması”ydı, orada tıs yok!

Normal sıradan vatandaş yine yüksek fiyatlı benzin almaya devam edecek, sabaha karşı göz altına alınacak, polisten job yemeye ve biber gazı solumaya devam edecek. Ekonomik olarak vatandaşa giren-çıkan bir durum olmayacak, sadece oy hesabı ile demokrasi adı altında Kürtlere büyük imtiyazlar sağlanacak, Romanlara ve Alevilere sözde düzenlemeler getirilecek, Türk kelimesinin geçtiği önemli bir konu (Andımız) da ortadan kaldırılmış olacak, bir de sözde özgürlük adı altında devletin tüm kurumlarında türban serbest olacak, Laik bir toplumdan layik topluma geçiyoruz çünkü.

Basın toplantısı yapılıyor sözde ama soru sorabilen gazeteci yok orada. Bu gazetecilik mesleği açısından üzücüdür. Paketin dışı süslü ancak içi boştu, Asıl pakette olması gereken konular ise “uzun tutukluluk süreleri, düşünce suçları, özel mahkemelerin kalkması, Basın özgürlüğü, Bireysel özgür yaşamın ‘’ama’’sız güvence altına alınması, dokunulmazlıkların kaldırılmasıdır.”

Birileri diyor ki 80-90 senedir süren jakoben devlet anlayışı gittikçe yerini demokratik devlet anlayışına bırakıyor. Ha bu arada TBMM tatildeydi. Açık olsaydı hiçbir şeyin değişmeyeceği gibi. Şaka yollu söylesek te gerçek payı var gibi Ve bir daha ki demokrasi paketinin ilk maddesi “TBMM kapatıldı” olmalı. Görüldüğü üzere ihtiyaç kalmadı. Yürütmenin başı olan Başbakan her şeyi, herkesi, ülkeyi demokratikleştiriyor tek başına. Hatta siyasi partileri de kapamalı. Sonuçta açıklanana kadar iktidar ve muhalefet partisi vekillerinin de paketin içeriğinden haberi yoktu! Bilindiği gibi demokrasinin araçları; Parlamento, Siyasi partiler, Anayasa, Sivil Toplum Örgütleri, Kolluk Kuvvetleri iken, tamda araçlarını dikkate almadan demokrasi adına hazırlanan ve açıklanan paketin içi boş ve tarihsel dönemi dikkate almadan kurucu Cumhuriyetçilerin suçlandığı, eleştirildiği demokratikleşme tam 90 yıl sonra bile jakobence oldu.

Demokrasi paketi diye oyaladıkları şey budur özetle. İleri demokrasinin de ilerisi. İfade etmeliyim ki İyi demokratikleştik ha. Güzel demokratikleştik. Yalnız baya demokratikleştik haa. Ama iyi demokratikleştik. Fakat ne demokratikleştik be. Kabul edelim iyi demokratikleştik. Yetmez ama evet demokratikleştik. Demokrasi paketinin açıklandığı an itibariyle demokratik bir ülke olduk.

Vatana millete hayırlı uğurlu olsun!

(Not: Madem demokratikleştik, madem birilerinin talepleri dikkate alınıyor, nacizane benimde bölgesel özel bir talebim var, yeni yer isimlerinden hoşlanmadığımdan yerel, kafkame, vane, manle, ethone, pilakurum, velku gibi isimlerinin yenileri ile değiştirilmesini istiyorum.)

 

Nizamettin BİBER

Kaynak: Editör:
Etiketler: Demokrasi, Paketi,
Yorumlar
Haber Yazılımı