Haber Detayı
20 Ekim 2011 - Perşembe 18:57 Bu haber 184 kez okundu
 
Hocaefendinin Hayatına Kısa Bir Bakış
- Haberi
Hocaefendinin Hayatına Kısa Bir Bakış

  ÖMRÜNÜ İLME ADAMIŞ BİR KUTUP; ZAVENDİKLİ MUSTAFA HOCAEFENDİ HAZRETLERİ Hocaefendi Hazretlerinin Hayatına Kısa Bir Bakış Rahmetli Zavendikli Mustafa Efendi Hazretleri Hocamız  1932 yılında Rize’nin  Güneysu ilçesi Adacami köyü Anca mahallesinde doğmuştur. Sofuogullarından Kadir beyin oğludur. Küçük yasta Adacami köyü Anca camisinde hıfzını ikmal edip , Külünkoglu Mehmet Efendiden Arapça okumaya baslar. İcazetini Arpikli Maksut Hoca efendiden talebe arkadaşları meşhur İba hoca lakaplı Mustafa Yazıcı ve Mustafa Topal ile beraber alır. Okudukları dönemde medresede üç Mustafalar diye anılırlardı.  Hoca efendi  Hazretleri  1949 yılında Anca camisi ve Zavendik camisine imam olur.  Burada eski camiyi bozarak Zavendiklilerin de desteğiyle yeni bir cami ve kuran kursu inşa eder. Bu imamlığı sırasında hem talebe okuttu hem de yörenin meshur alimlerinden Kambozlu hacı Hüseyin Avni hoca efendi , Potomya imami Civelekzade Mustafa Efendi , Mişonali Ramazan Efendi , Civelekzade Sabit Efendi , Batumlu Muhacir Hoca efendi , hacı Peyhan Efendi , Of Çalekli büyük alim hacı Dursun Efendi , Çifaroksali Mehmet Aşık Kutlu hoca efendi ve Setozlu hafız Yusuf Efendinin sohbet ve ilim meclislerinden istifade eder. Bu istifade ettiği ilim ve sohbetleri her daim göz yaşlarıyla rahmetle andığı gönüldaşı, yörenin meşhur müderrisi merhum Muhsin hoca efendi ile müzakere ederdi. Anca mahallesinden olmasına rağmen genç yaşında, henüz askere gitmeden göstermiş olduğu manevi hizmetlerden dolayı imamı olduğu Zavendik köyünün ismiyle anılmaya başlar. Zavendik köyü ve tüm Rizeliler bu genç müderrisi bağırlarına basmış ve artık ona ömrünün sonuna kadar iftiharla taşıyacağı Zavendikli Hoca mahlasını verirler. Askerlik Dönemi ve Tahsili Hocaefendi Hazretleri her zaman öğrencilerine ve etrafındakilere “Vatan sevgisi imandandır” hadisi şerifini okur, nasihatlerde bulunurdu. Vatanına büyük bir sevgi duyan Hocaefendi Hazretleri vatani görevini yapmak üzere Ankara Mamak muhabere merkezine 1954 yılında teslim olur. Artık tüm Zavendikliler hocalarının bir an evvel tezkere alıp gelmesi ve sohbetlerinden istifade ettiği alimler bir an evvel bu iştiyaklı ve hevesli genç müderrisin hizmetlerinin başına dönmesi için dua ederler. Bu genç müderris de bunun farkında olsa gerek ki izine geldiği ilk saatlerde yukarıda isimlerini zikretmiş olduğumuz bu alimleri her daim ziyaret eder, ellerini öper, hal ve hatırlarını sorar, dualarını alır aynı zamanda askere gitmeden evvel okuttuğu örgencilerine ders verir ; izinlerini de okumak ve okutmakla geçirirdi. Usta Birliği İlahi mukadderat onu acemi birliğinden sonra ‘’bin bir hatim nuru arşı doldurmuş , bela musibeti yerden kaldırmış, düşmanları kahreylemiş , öldürmüş, Mevlana emanet olsun Erzurum’ beyitiyle  meşhur Anadolu’nun efesi, evliyalar diyarı dadaşlar kenti olan   Erzurum’un Kars kapı kışlasına usta birligini yapmak üzere teslim olur. Usta Birliğinden Bir Anı Hoca efendi Hazretlerini  bu kışlada mülakata tabi tutan binbaşı komutanı ona ne is yaparsın Laz oğlu diye sormuş. Hoca efendi  Hazretleri komutanına  imam hatibim efendim diyerek cevap verir.Binbaşı Hocaefendi Hazretlerine “hafız misin hoca mısın Mustafa” dediğinde, hocaefendi Hazretleri komutanına “ben hem hafızım hem hocayım” diye cevap vermiş. Binbaşı genç askere “öyle mi ? o zaman su ayete bir mana verebilir misin” diyerek ; “Bismillahirrahmanirrahim : ela yalemu men halek ve huvel latiful habir sadakallahul azim” ayetini okur. Hocaefendi Hazretleri genç yaşında tahsil etmiş olduğu mükemmel  ilimle bu ayetin mealini komutanına izah eder. karşılığında komutanı ona teşekkür eder ve Hoca efendi Hazretlerini hizmet eri olarak himayesine alır. Usta Birliği Dönemi Artık hoca efendinin hayatında maddi ve manevi büyük zenginliklere vesile olacak Erzurum günleri başlamıştır. Çok titizlikle yerine getirdiği askerlik vazifesiyle beraber hiç ayrılmadığı kitapları da onunladır. Hocaefendi Hazretlerinin Dilinden Erzurum Yılları Hocaefendi Hazretleri  Erzurum’daki anılarını, o günlerini sözlü ve yazılı olarak söyle nakletmiştir; Rabbim o binbaşı komutanımdan razı olsun , Erzurum merkezde 25 medrese hizmet vermekteydi. Biz o medreselerden nasibimiz olan Zeynel medresesini , Şeyhler medresesini tercih ettik. Bu medreselerde o dönemin büyük alim ve mutasavvıfları var idi. Sırasıyla Erzurum müftüsü hacı Sakıp Danismen hoca efendi , Erzurum müftüsü Solakzade hacı Sadik Efendi , Divrikli Hacı Faruk hoca bey , hafız Ahmet Efendilerden istifade etmek nasip oldu . hassaten merhum Karabekir Paşanın da mürşidi olan, Erzurum’un meşhur evliyalarından Hasan Kale’nin Alvar imamı Alvarlı Muhammed Lütfi Efe hazretlerinden istifade ettik” Müsait Vakitlerinde Cami, Türbe ve Kümbet Ziyaretlerinde Bulunurdu Hocaefendi Hazretleri askerlik döneminde de derin ilmi ve güzel ahlakı ile etrafındakileri etkilemişti. Bu genç müderristeki farklılık ve olağan dışılık etrafındakilerin gözünden kaçmıyordu. Hoca Efendi Hazretleri Erzurum’un alim ve hocalarıyla tanışmış, yakın arkadaşlıklar ve dostluklar kurmuştu.  Askerlikteki izin günlerinde onu yalnız bırakmayan Erzurumlu kadim dost ve gönüldaşları merhum Naim hoca , merhum hafız Osman Demirci , merhum Tayyar Baba , merhum Cemal Efendi , merhum Nusret bey ve Konya emekli vaazı , Efe hazretlerinin halifesi Abdurrahman Öksüz hocaefendilerle beraber cami , türbe ve kümbet ziyaretlerinde bulunurlardı. Erzurum’da geçirdiği dönem Hoca Efendinin hayatında bambaşka bir yer oluşturmuştu. “askerlik esnasında beş iftarı taburda diğerlerini medresede yaptım.  komutanımın izniyle kışlanın ortasında 190 kişiye teravih kıldırdım. Gurbette olduğum halde ömür boyu zevkini unutamayacağım bayram namazını lala pasa camiinde kıldım” diyerek o günlerini sitayişle anardı. Hocaefendi Hazretleri o günlerini yad etmek ve dostlarını ziyaret etmek maksadıyla Erzurum’a birkaç kez gitmişti. Hoca fendi hazretleri Erzurum müftüsü Merhum Sakıp Efendi’den ve hoca efendilerden Tefsir, Fıkıh, Hadis, Feraiz ve Farsça dersler okumuştu. Fatih Dersiamlarından Yusuf Karalı Hocaefendi İle Aralarında Derin Bir Sevgi Bağı Vardı 1956 yılında terhis olan Hocaefendi Hazretleri  tekrar Zavendik’te ki cami ve kuran kursu görevine geri döner. Hocaefendi Hazretleri ilim tedrisatına bu sefer Rize Müftüsü, hocaların hocası, meşhur, Fatih dersiamlarından edebiyatçı,belagatçi Pilihozlu hacı, hafız Yusuf Karali Hoca efendiden çeşitli kitaplar okuyarak devam eder. Müftü Yusuf Efendiyle arasında gizli,  derin ve manevi bir bağ oluşur. O kadar ki her gün okuttuğu derslerde ona rahmet vermeyi bir vazife bilir. Ve ona olan hayranlığını okuttuğu öğrencilerine ‘’ bu dünyaya bir müftü Yusuf Karali daha gelmez , size ne öğretebildimse, ne duydumsa hep ondandır. Aman  ha ona rahmet vermeyi, onu yad etmeyi unutmayınız. O  çok büyük bir alimdi, kabrini ziyaret edin, müftü efendinin notlarını dikkatli okuyun” diyerek izhar ederdi. Bu muhabbet  Yusuf Efendinin sık sık okuduğu ve Hoca efendi Hazretlerinin de onun gibi çok tekrar ettiği su beyitte gizliydi : “Muhabbetten sual olsa halila , minel kalbi ilel kalbi sebila” . 3 şubat 1969 da aşık olduğu bu büyük alim, Müftü Yusuf efendinin cenazesini kıldıran,  ama gönlündeki , gözündeki yas dinmeyen merhum Hoca efendi Hazretlerinin  ardından da Müftü Yusuf Efendi sağlığında Yıldız Hamidiye Camii İmam Hatibi, meşhur kurra hafız Abdullah Hatipoglu Hoca efendiye bizzat şöyle söylediği nakledilir, ‘’ Mustafa Hoca Nil’e benzer , O gizli ve derinden akar’’ .   Mahmut Efendi Hazretleriyle Tanışması ve İntisabı Hoca efendi bir taraftan zahiri süslerken diğer taraftan batınını da ihmal etmiyordu. 1963 yılında Nakşibendi geleneğinin İsmailağa Cemaati şeyhi olan, aynı zamanda da büyük alim Çalekli Hacı Dursun Efendinin de kayınbiraderi ve en güzide talebesi,  son devrin büyük alim ve mutasavvıflarından, gönüller sultanı Hacı Mahmut Ustaosmanoğlu Hazretlerine intisap eder. Bu muhabbet sık sık karşılıklı ziyaretlerle, birbirlerine olan sınırsız saygı ve sevgiyle hocaefendi hazretlerinin ölümüne kadar devam eder. Efendi Hazretleriyle Aralarında ki Derin Muhabbet Hoca efendi Hazretleri  bir gün Efendi hazretlerini ziyaretinde Efendi hazretleri O'na ; “Mustafa efendi sen ne kadar tatlısın , sen ne kadar sevilmeye layıksın,  bu dünyada seni sevmeye doyamadı,m Rabbim ahirette bizi beraber eylesin”  diyerek ona olan muhabbetini izhar eder. Hayatında kibre, gurura yer bırakmayan, 50 yıl boynunu kamburlaştıracak kadar bükük gezen merhum hoca efendi  hazretleri, bu iltifatı sık sık tahdisi nimet babından yanındaki öğrencilerine anlatırdı. Mahmut efendi hazretleri sık sık mektuplaştığı, her daim selam yollayıp hal ve hatır sorduğu, yanına gelinlerden  “ben Rize'den geliyorum” diyenlere, “Ooo Zavendikli hocanın yanından mi” diyerek aşırı bir ilgi ve alaka gösterdiği , hele hoca efendi hazretlerinin  talebesiyim diyenleri ayakta karşılayarak ; “sakin onu bırakmayın o bir deryadır, kıymetini bilin , okuyun , ondan ayrılmayın”  diyerek ikramlarda bulunurdu. İşte bu, öyle gizli bir muhabbetti ki efendi hazretleri, ilerleyen hastalığına rağmen, tekerlekli sandalyesiyle, kalbindeki derin hüzünle, ama ‘inna lillahi ve inna ileyhi raciun’ ayetinin  sırrını idrakle, kıymetli dostu ve halifesi Zavendikli Mustafa hoca efendi hazretlerini 20 ekim 2009 günü, o mahşeri kalabalığın içerisinde, ezilme tehlikesine rağmen yalnız bırakmamış , cenazesini kılarak, aradan bir yıl geçmesine rağmen halen daha sohbetlerinde talebelerine onu örnek göstererek ‘’ Zavendikli Mustafa efendi meleklere benzerdi , tek farki melekler görünmez Mustafa efendi hocamiz görünürdü’’ diyerek aralarındaki muhabbetti ifade etmektedir. Hoca efendi Hazretlerinin Okuttuğu Dersler ve Kelime Dersi Hoca efendi hazretleri bir çok dalda dersler verirdi. Fıkıh, Hadis, Sar, Nahiv Usul-ü Fıkıh ve diğer alanlarda takip ettiği kitaplar vardı.Kurslarında hafızlık dersleri sürekli devam ederdi. Hoca efendi hazretleri,  Sarf alanında, Emsile, Bina, Maksud ve ‘İzzi kitaplarını, Nahiv alanında, Avamil, İzhar, Kafiye ve Molla cami kitaplarını, Belagatte,  Alâka, Telhis ve Me’ânî (ilm-i me’ânî, ilm-i beyan, ilm-i bedî’) kitaplarını, Kelamda,  Fıkh-ul Ekber, Ömer Nesefi ve Şerhi Akait ( Kesteli ve Ramazan Efendi ) kitaplarını, Fıkıhta,  Nur-ul İzah , Helebi,  Mülteka, İhtiyar ve Hidaye kitaplarını,Usul-ü Fıkıhta,  Mirat-ul Usul kitabını, Feraizde,  Feraizi Salih Efendi ve Metni Sıraciye kitaplarını, Hadiste, Buhari, Müslim, Muhtar-ul Ehadis ve Riyazussalihin kitaplarını, Tefsirde, Gazi Beyzavi ve Celaleyn kitaplarını ve Mantıkta,  İsa Goci kitabını okuturdu. Hoca Efendi hazretlerinin  en önem verdiği derslerden biri kelime dersiydi. Kelime dersi şu şekilde gerçekleşirdi. Önce bütün Arapça okuyan öğrenciler bir dershanede toplanırdı. Bir öğrenci Kuran-ı Kerim’den bir ayet okurdu. Emsile dersi okuyan öğrencilere Ayet-i kerime’deki kelimelerin ne kelime olduğu sorulurdu. Bilemezlerse bir üst dersi takip eden öğrencilere sırayla sorulurdu. Bina dersi okuyanlara hangi babdan geldikleri ve bina ile ilgili sorular sorulurdu. Maksut ve izzi okuyan öğrencilere iğlal kaideleri sorulurdu.  Avamil okuyan öğrencilere amil, mamul, mebni, muğrep soruları sorulurdu. İzhar, Kafiye, Molla Cami okuyan öğrencilere Nahivle ilgili ağır sorular sorulurdu. Belagat okuyan öğrencilere belagat ile ilgili sorular sorulurdu. Sonunda Ayet-i Kerimede kaç tane isim cümlesi, kaç tane fiil cümlesi, iğraptan mahalli olan cümleler sorulurdu. En sonunda Ayet-i Kerime ye mana verilirdi. Bu kelime dersi misafir hoca Efendilerin çok hoşuna gider, Sonradan bizleri gördükleri zaman o kelime dersi devam ediyor mu diye sorarlardı. Öğrenciler ders çalışırken kelime dersine göre çalışırlardı.   İrşad Vakfını Kurması ve Hizmetleri 1965 yılında girdiği vaizlik sınavını kazanarak sırasıyla Erzincan İliç , Çayeli , Kalkandere , Pazar ve Rize merkez vaizliklerinde bulunmuş , bu arada yine talebe okutma ve halkı irşat vazifelerini de ihmal etmemiştir. Evi bir ilim ve irfan yuvası olmuş , her gün onlarca insan evine camiye gider gibi gelerek fetvalar sorar ve nasihatler alırlardı. Hocaefendi hazretleri  yapmış olduğu gerek zavendik köyündeki kız ve erkek kursları ve gerekse merkez Mehmet mataracı kız kursu ve diğer hizmetlerini bir çatı altında toplamak ihtiyacı hissetmiş  ve 1990 yılında İrsad Vakfınınkurulmasına öncülük etmiştir. Hoca efendi hazretleri vefatına kadar 19 yıl süreyle, vakfın mütevelli heyet başkanlığını görevinde bulunmuştur. Hoca efendi hazretleri resmi vaiz görevini yürütürken bir yandan da Rize’mizin bir çok kuran kursu bulunmasına rağmen 1991 yılında bugün bile en büyük ihtiyacı olan örgenci barınma sorununu ta o zamanlar hissederek imam hatip ,ilahiyat ve diğer okullar olmak üzere 150 kişilik İrsad vakfı talebe yurdunu hizmete açmıştı. Bu yurtta bizzat kendisi öğrencilere 4 yıl aralıksız iman , vatan , millet , bayrak ve kuran sevgisi aşılamıştır. Bu yıllar içerisinde yetiştirdiği örgenciler içerisinde birçok meslek grubundan insanlar olduğu gibi birçok imam talebesi de bulunmaktadır. Hoca efendi hazretleri merkezde hasıl olan ihtiyaç dolayısıyla ilerleyen yaşına rağmen yorulmadan 1997 yılından Müftü Mahallesindeki cami karşısında ki binayı erkek kursu olarak hizmete açmıştı. Bu kursta hiçbir karşılık beklemeden ömrünün sonuna kadar talebe yetiştirmiştir. Hoca efendi hazretleri büyük bir olgunlukla Rize merkezde devam ettiği vaizlik görevini  Trabzon ili Sürmene ilçesi vaizliğinde sürdürmüştür. Sürmene vaizliğinden arta kalan zaman diliminde yorulmadan, bıkmadan, dolmuşlarla gidip gelerek kimseye yük olmadan arandığı zaman çok rahat bulunduğu müftü mahallesindeki kurs odasında talebe yetiştirmeye son nefesine kadar devam etmişti. Sosyal İlişkileri Hoca efendi hazretleri  şuan eksikliği hissedilen, yeri doldurulamayan nevi şahsına münhasır kişiliği , takvası , güven veren yaşantısı ile sıkça vuku bulan arazi anlaşmazlığı , sınır davaları , akraba tartışmaları , hasımlık , şiddetli aile geçimsizlikleri , bozulan iş ortaklıkları v.b. sosyal ve içtimai olaylarda her zaman akla gelen , kadınıyla erkeği ile genciyle yaşlısıyla herkesin sözünü dinlediği, kabul ettiği, en önemli şahsiyetti. Hoca efendi hazretleri kendisini davet edenlerin  davetlerini kırmaz, cenazelerine, düğünlerine, nikahlarına, sünnet merasimlerine iştirak ederdi. Hocaefendi hazretleri  az uyur, az konuşur, çok dinler, gönül kırmaz hep dua eder, hep dua isterdi. Derslerini, vaazlarını yaparken çok candan,  samimi ve içten anlatır , adeta dinleyenin gönlüne, ruhuna nakşederdi. Talebelerini metheder yer yer sakalaşır, bir suale cevap verdikleri zamanda onları aşırı metheder, boynuz kulağı geçti, bunlar bizi geçti diyerek teşvik eder, tüm misafirlerine bu ölü ziyareti olmasın der akabinde ikramlarda bulunurdu. Hastane Günleri ve Vefatı Hayatını bu minval üzere yaşayan Hocaefendi hazretleri  15 yıl aralıksız ders verdiği Müftü Mahallesindeki rahlesinden, 6 ekim 2009 pazartesi günü akciğer yetmezliğine bağlı nefes darlığı şikayeti ile önce 82. Yıl Devlet Hastanesine  ardından da Rize Eğitim ve Araştırma hastanesine kaldırıldı. Burada tüm hastane personelinin öz verili çabalarına ve tüm sevenlerinin dualarına rağmen yakınlarına “dünya beni sevmedi bize küstü zaten bende onu hiç sevmemiştim” diyerek gelen tüm ziyaretçileriyle bizzat helalleşerek gelmeyenlere de selam ve dualarını ileterek “biz hakkımızı helal eyledik onlarda bize haklarını helal etsinler, dua etsinler” söyleriyle bir taraftan sağlıklı bir insan gibi ibadetlerine devam ederken bir taraftan da okutacağı dersler için günler veren, ama dilinde “hak tecelli eyleyince her işi asan, eder halk eder esbabını bir lahzada ihsan eder, ihsan eder, ihsan eder” beytini okuyarak girmiş olduğu yoğun bakım ünitesinde 5 gün kalarak, 19 ekim pazartesi gecesi 01:45’te hakkın rahmetine kavuşmuştu. Hoca efendi hazretlerinin cenazesi 20 Ekim Salı günü, öğle namazını müteakiben cumhuriyet meydanında tüm hemşerilerimizin katilimi , binlerce hafızın duaları , yanık sesli müezzinlerin hoş salalarıyla , uzaktan ve yakından teşrif eden on binlerin katılımıyla, emsali Rize’de görülmemiş bir cenaze namazıyla cenaze namazı kılınmış , sevenlerinin hakkımız hocamıza helal olsun nidalarıyla zavendik köyündeki aile kabristanlığına defnedilmiştir. Ve cenazeye katılanlar her yıl 20 Ekim gününü merhum hocaefendi hazretlerini  hatırlama ve yad etme günü olarak ilan etmiştir. Vefatından sonra Sevenlerini ve talebelerini sevindiren,  hoca efendi hazretlerinin ölümünün hemen ertesi haftasında Rize İl Müftülüğü tarafından kadirşinaslık gösterilerek kabrinin de bulunduğu Zavendik köyündeki cami ve kursa ve müftü mahallesindeki son nefesine kadar hizmet ettiği erkek kuran kursuna ‘’ Zavendikli Mustafa hoca ‘’ ismini resmen vermiş olunmasıydı. Ve merhum hoca efendinin hayatında İrsad Vakfına Katırcıoğlu Mustafa beyefendi tarafından bağışlanan 2,5 dönüm arazi üzerinde 7 katli kuran kursu inşaatına başlanmış ve kurs inşaatı hızla devam etmektedir. Hocaefendi hazretlerinin hizmetleri vasiyeti üzere hayatında olduğu gibi aynı güven ve titizlikle İrsad Vakfı ve değerli yönetimi tarafından yürütülmektedir. Merhum hocaefendi hazretleri evli ve dördü erkek altısı kız olmak üzere on çocuk babasıydı. Hulasa 64 yıllık Allah’a, İslam’a, Kurana adanan bir ömür, yine Allah Allah nidalarıyla son bulmuştur. Hocaefendi hazretlerinin merhum hocalarından Avlarlı Muhammed Lütfi efe ks. Hazretlerinden naklederek büyük bir iştahla okuduğu beyit vuku bulmuştur. ALANDA SATANI GÖZET, SATANDA ALANI GÖZET, KARINDA KALANI GÖZET, MEVLADAN AL ,MEVLAYA VER ! Merhum Zavendikli Mustafa efendi hazretleri  bu beyti hayatına düstur ederek Mevla’dan alıp Mevla’ya vermeyi tercih eden, iz bırakan, unutulmayan, rahmetlerle hatırlanan o büyük silsileye dahil olmuştur. Allah rahmet eylesin. Amin. Bu yazıyı hazırlamamızda bize yardımcı olan Hoca Fendi Hazretlerinin talebelerinden, hoca efendinin hizmetlerinin yürütülmesinde büyük gayret gösteren,  İrşad Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Kale Cami İmam Hatibi Kadir Kara Hocamıza ve www.rizeirsadvakfi.com  adresinden kaynak olarak yararlanma fırsatını bu siteyi hazırlamak suretiyle tanıyan Başta Ahmet Ali Saruhan Hocamız olmak üzere tüm yönetime teşekkürlerimizi arz ederiz. Not:  Zavendikli Mustafa Hocaefendi Hazretleri 22 Ekim 2011 tarihinde, saat 10:00’da kabri başında, saat 18:30’da İsmail Kahraman Kültür Merkezinde Vuslatlarının II. Yıldönümü münasebetiyle anılacaktır. (Ramazan BURSA)
Kaynak: Editör:
Etiketler: Hocaefendinin, Hayatına, Kısa, Bir, Bakış ,
Yorumlar
Haber Yazılımı