Haber Detayı
11 Ağustos 2011 - Perşembe 19:01 Bu haber 114 kez okundu
 
KOMUTANLARIN İSTİFASI VE MASANIN BAŞINDA TEK OTURAN BAŞBAKAN
- Haberi
KOMUTANLARIN İSTİFASI VE MASANIN BAŞINDA TEK OTURAN BAŞBAKAN

      KOMUTANLARIN İSTİFASI VE MASANIN BAŞINDA TEK OTURAN BAŞBAKAN YAŞ Toplantısına birkaç gün kala Genel Kurmay Başkanı ve üç Kuvvet Komutanı görevlerinden istifa ettiler. Bu Türkiye’nin alışık olmadığı bir durum. Böyle olmasına mukabil ülkede istifalardan kaynaklı bir kriz çıkmadı. Normal olanda budur. Fakat, tarihimiz boyunca olağanüstü durumlar ve olaylar yaşadığımız için bu normal gelişme bizi açıkçası şaşırttı. Gerçi, krizlerin oluşmasında en büyük pay medyanındır. Krizin çıkmasına karar verilirse, medya kullanılmadan kararlaştırılan bu krizin oluşturulması mümkün değildir. Belli ki kriz oluşturulmak istenmemiştir. Her ne kadar istifa edenler ve etmeleri için ısrarcı olanlar bir krizin çıkması için bu manevrayı tasarlasalar da, arzuları gerçekleşmedi. Bu Türkiye’nin açıkça bir sistem değişikli içinde olduğunun en bariz delilidir. Normalleşmek veya sivilleşmek ise yeni sistemin sloganıdır. Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanlarını istifaya götüren süreç noktasında bir çok görüş var. Birbirine yakın görüşlerde var, taban tabana zıt olanlarda var. Ben, sizinle, en çok seslendirilen, haberlerde sık sık konu yapılan  görüşle, tek kişinin ifade etmesine rağmen gündem oluşturan, tartışılan başka bir görüşü paylaşayım. Aynı zamanda bu iki görüş temelde birbirlerine zıt. 1-   Genel Kurmay Başkanı, tutuklu bulunan paşaların terfiinin yapılmasını istiyordu. Ayrıca, içeride bulunan üst düzey askerler için hiçbir şey yapmamakla suçlanıyordu. Muvazzaf olup tutuklu bulunan üst düzey askerlerin terfiini sağlarsa hem suçlanmaktan nispeten kurtaracaktı, hem de istediği kişileri bazı görevlere getirecekti. Fakat ne hükümet, nede Cumhurbaşkanı tutuklu bulunan askerlerin terfiine sıcak bakmadı. Komutan, kuvvet komutanlarıyla “istifa ederiz” şantajında bulundu, “ yolunuz açık olsun” cevabını aldı.  Dolayısıyla bir kriz çıkarma ümidiyle ve arkadaşlarına sahip çıkmadın baskısından kurtulmak için istifa ettiler. İkinci görüş ise, polis teşkilatı kökenli Emre Uslu’ya ait. Biliyorsunuz, değişik bir tarzı var. Uslu ne yazarsa çıkıyor. 8 Haziran tarihli yazısında Koşaner istifa edecek dedi, oldu. Vermiş  olduğu son mülakatta yine ileriye dönük tahminler yürüttü, ama onlara girmeyeceğim. Emre Uslu’nun istifalarla ilgili görüşü şu şekilde; 2-   Koşaner eski komutanı Başbuğ tarafından kullanıldı.  Koşaner Genel Kurmay Başkanı olduktan sonra karargahta kendi ekibini kuramadı. Başbuğ ise, emekliliğini rahat geçirmek için kurduğu ekip aracılığıyla Koşaner’i kontrol altına aldı. Bu ekip tarafından hemen hemen her gün Koşaner’e “genç subaylar, alt kademe askerler tutuklamalardan rahatsız”  bilgisi rapor edildi. Koşaner’e yapılan baskıdan amaç, Anayasa yaptırmamak (Genel Kurmayın MSB’ye bağlanmaması için) ve Koşaner gitmeden YAŞ’da TSK içinde ki bir Klik tarafından kariyer yaptırılmış  ve zor günler için terfi ettirilmiş olan ekibin önünü açması. Eğer bu manevra yapılamazsa, bir sonra ki dönemde Genel Kurmay, Fenerbahçe Orduevinin kontrolünden çıkabilir korkusu vardı, Başbuğ ve Fenerbahçelilerin. Bu iki ayrı değerlendirmenin hangisi doğru? Doğrusu bunun net cevabını vermek çok zor. Bunu zamanla göreceğiz ve öğreneceğiz. Bu görüşlerin hangisinin doğru olduğu noktasında bize ilk fikir verecek 30 Ağustos’ta yapılacak olan devir teslim törenlerinde ki konuşmalar ve uzun dönemde de   Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel’in davranışları, açıklamaları  ve yönetim biçimi olacaktır. Dolayısıyla 30 Ağustos’u yakinen takip etmenizi tavsiye ederim. *** SİVİLLEŞME Mİ?, HAK VE ADALET Mİ? Türkiye’de bir sivilleşme ve normalleşme furyasıdır gidiyor. Anayasanın eskidiği, darbe anayasası olduğu, ihtiyaca cevap vermediği, bir çok problemin temelinde mevcut Anayasanın düzgün olmayışının yattığı uzun zamandır yazılıyor, çiziliyor ve söyleniyor. Eeee ne olacak, nasıl bir Anayasa istiyorsunuz sorusuna ise, “sivil Anayasa” cevabını alıyorsunuz. Başbakan YAŞ Toplantısında diğer toplantılardan farklı olarak masanın başına tek oturdu. Bu fotoğraf ise demokratikleşmenin ve sivilleşmenin en önemli simgesiymiş. Tamam, fotoğraftan YAŞ’ta seçilmişlerin atanmışlardan önde olduğu veya öne geçtiği anlaşılıyor. Fakat bunu demokrasi tarihimize geçecek ve herkesin tablo yapıp evine asması gereken çok önemli bir görüntü olarak sunmak halkın aklıyla alay etmek anlamı taşır. Artık şu sivil kelimesine açıkça gıcık oldum. Duymakta istemiyorum… Allah aşkına, yakın tarihi zihninizde bir tazeleyin. Ne siviller gördük. Cübbeleriyle sokaklara dökülmüş darbe darbe feryat eden rektörler, Genel Kurmay brifinglerin de, meşru hükümete karşı konuşma yapan komutanları avuçları patlarcasına alkışlayan yargı mensupları, 28 şubat post-modern darbesini destekleyen gazeteciler, yazarlar, sendika ağaları, iş adamları… Bunların hepsi sivildi, ama hepsi esfeldi… O zaman sivilliği değil, hakkı ve adaleti tesis için çalışacağız. Sivil anayasa yapmak için değil, adil Anayasa yapmak için mücadele edeceğiz… Yoksa Sivilin yaptığı askerin yaptığından daha mükemmel olacak diye bir kaide yoktur…      
Kaynak: Editör:
Etiketler: KOMUTANLARIN, İSTİFASI, VE, MASANIN, BAŞINDA, TEK, OTURAN, BAŞBAKAN ,
Yorumlar
Haber Yazılımı