Haber Detayı
03 Mayıs 2011 - Salı 15:29 Bu haber 174 kez okundu
 
ÖLMEK VE YANMAK İSTEMEK
- Haberi
ÖLMEK VE YANMAK İSTEMEK

    ÖLMEK VE YANMAK İSTEMEK Terör, bir insanın başka bir insan tarafından haksız yere can ve mal bakımından zarara uğratılmasıdır. Bu eylemi bir insan yapacağı gibi, bir gurup veya devletin yapması da terördür. İşin özünde hile ve zarara uğratma varsa, bunun adıdır terör. Biz, buna halk arasında eşkıyalık da deriz. Dünya, bu lanet eylemle çalkalanmaktadır. Fakat eşkıyalık artık eskisi gibi dağlarda bireysel veya gurupça yapılmıyor. Bugün eşkıyalığı maalesef devletler yapmaktadır. Hem de demokrasi ve insan hakları adını kullanarak yapmaktadırlar. Dün Vietnam’da bir devlet terörü icra edilmişti. Irak’ta aynı ihanet devletlerin ittifakıyla yapıldı. Afganistan’da terörün en çirkin yüzünü gördük.  Sonra Mısır’da o laneti bir daha yaşadık. Bugün Libya’da seyretmeye devam ediyoruz devletler terörünü. Haçlı ordularının her dönem yaptığı aynı iştir. PKK, bir devletler terörü olduğuna kimse itiraz edemez. Dünya kurulduğundan beri eşkıyanın tek ceza usulü vardır: İdam. Bunun dışındaki her ceza eşkıya için ödüldür. Devletin bekasını ve milletin selametini korumanın başka biçimi de yoktur. Yurdumuzu medenileştirmek adına dayattıkları idam cezasının kaldırılma girişimi başarıyla sonuçlanmıştır maalesef. Ancak bu dayatmayı yapan şer devlet odakları başka devletlerin yöneticilerini teker teker katletmektedirler. İdamı kendi milleti için kaldıranlar kendinden olmayan milletlerin tüm insanlarını kurşuna dizerken demokrasi adına yaptıklarını söylemeleri onların en büyük yalanıdır. Yaşlıların, çocukların ve masumların bombalanmasının insanlıkla ne alakası var? Savaş halinde bile dokunulmasının yasak olduğu masumların misket bombalarıyla katletmenin hayvani bir eylem olduğu aşikârdır. 1948’den beri İsrail’in bağıra bağıra yaptığı terörizmi diğer terörist devletlerin beslemesi de terör değil midir? Şer ittifakı Libya liderinin evini bombalayarak oğlunu ve torunlarını öldürüyor. İnsanlık adına yaptıklarını da söyleyebiliyorlar. O bebelerin günahını açıklayabilecek demokrat var mı? İpi(gücü) eline geçiren ipsizlere dur demek gerekmez mi? Dur demenin yolunu kimse merak etmez mi? Müslüman olduğunu iddia edenler şunu bilirler: Farz, Allah’ın emridir ve farzı yapmayan cehennemliktir. Şunu da bilirler: Allah’ın Rahman ve Rahim diye iki sıfatı vardır. Rahman, bu dünyada çalışanlara zenginliği ve refahı garanti etme sıfatıdır. İnanıp inanmamasına bakmaz Allah. Çünkü inansa da inanmasa da insanların tamamının Rabbi Allah’tır. Rahim sıfatı ise ahrette inananlara merhametli davranıp cehennemden uzak tutma sıfatıdır. Orda insanların inanmalarına bakılacak işte. Farz iki çeşittir: farz-ı ayn ve farz-ı kifaye. Farz-ı ayn, insanın bireysel ibadetleridir ve başka insanı çok ilgilendirmez. Bu ibadetlerini yapanların ödülü ahrettedir ve ödül cennettir. Namaz, oruç zekât, hac  gibi... Bu kazanımlardan kimse kimseye bağışlayamaz, yasaktır. Dolayısıyla bu dünyada insanlar arası eylemlere etkisi yoktur. Farz-ı kifaye ise; tüm Müslümanların ortaklaşa yapması zorunlu ibadetlerdir. Herkes yapmak zorunda değildir. Bir kişi veya gurup bu ibadeti yaparsa diğer Müslümanlar muaftır. Hiç kimse yapmazsa her Müslüman cehennemi hak eder. Hocalar bu ibadete cenaze namazını örnek verirler. Peygamberimiz buna şu örneği verir: Dünyada yapılabilen bilimi her Müslüman toplum yapmak zorundadır. Müslüman toplumlar dünyada bilinenleri bilmiyorsa farz-ı kifayeyi terk etmiş demektir. Bu farzın terkinin iki cezası vardır. Bu dünyada inanmayanların zulmünü hak ederiz, öbür dünyada da cehennemi kazanırız. Teknolojiyi gâvur bizden iyi biliyorsa Allahın rahman sıfatının gereğidir. Çalışana verme garantisini Allah vermektedir çünkü. Onlar çalıştı onlara nasip etti demektir. Gavurun bildiğini biz bilmiyorsak farz- kifayeyi  umumen terk ettik demektir. Dolayısıyla biz zulmü ve öldürülmeyi bu dünyada, cehennemi de öbür dünyada hak ettik demektir. Allah adildir. Sözünde durandır. Bu dünyada çalışanı severim ve ödüllendiririm diyorsa, yapar. Çalışmayanları Müslüman dahi olsa cezalandırırım diyorsa onu da yapar. Ölüm ve cehennemi biz mi ekiyoruz yoksa? Çözüm, her bilineni bilmektir. Herkes gücü nispetinde görevini aksatmayacak. Yapması gerekenleri yapmayan Müslümanlar için cehennem kaçınılmazdır. Gerek devlet, gerek birey, herkes işini yapacak ki, farz-ı kifaye ifa edilmiş olsun. Emre itaatsizlik cezasız kalmıyorsa bu Allah’ın adaletidir. (Not: Benim uzmanlık alanım; eğitim yönetimi. Müftülerimizden ve hocalarımızdan özür diliyorum, sahalarına girdiğim için. Yanlışım varsa düzeltmelerini beklerim.)
Kaynak: Editör:
Etiketler: ÖLMEK, VE, YANMAK, İSTEMEK ,
Yorumlar
Haber Yazılımı