İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !
Evliliğimize Aşk Olun
Evliliğimize Aşk Olun
Alkol Ve Din
Alkol Ve Din
Haber Detayı
27 Aralık 2011 - Salı 00:43 Bu haber 191 kez okundu
 
Osmanlıda Yemek Kültürü
- Haberi
Osmanlıda Yemek Kültürü

OSMANLI’DA YEMEK KÜLTÜRÜ Bir zamanlar, Asya’dan Anadolu’ya doğru akan Türk boyları, eski uygarlıkların mayaladığı bu topraklara Uzak Doğu’da oluşan o zengin kültürü büyük bir ustalıkla ve yol boyu, geçtikleri her ülkeden aldıkları malzemeyle zenginleştirerek taşımışlardır. Bu hareket sırasında elbette mutfak kültürüne de gereken önemi vermişlerdir. Osmanlı’da,“Açları doyurun, çıplakları giydirin, yıkılanları yapın, az halkı çok edin” gibi kutsal öğütlerle yola çıkan göç kafilelerinin yeni vatandaki görevleri kendilerine böylece bildirilmişti. İşte, yıllar sonra Anadolu ve Rumeli’nde gelişen Osmanlı kültürü ve de bu kültürün önemli bir bölümünü oluşturan mutfak ve yemek töreleri asırlardır Asya Türklerinin tarihsel birikimiyle birlikte oluştu, gelişti ve bütün dünyada ünlendi. Bu koşullar, Osmanlı yemek kültürünü bugün dünyanın üç büyük mutfağından birisi olma kıvamına getirdi. Şimdi sizlere, Osmanlı Türklerinin yemeklerinden bahsedeyim. Türkler gayet az yerler. Yemeğe o kadar kıymet vermezler ki biraz ekmek, biraz tuz ve soğan bulunursa ne mutlu, bir de yoğurt yerlerse artık başka yiyecek aramazlar. Yoğurt bir nevi ekşimiş süttür. Türkler bu ekşimiş süte su katarak sulandırıyorlar, içine ekmek doğruyorlar, çok susadıkları zaman bunu yiyorlar. Yoğurt bilhassa sıcaklarda çok faydalı, hem kuvvetli hem hazmı kolay, hem de harareti söndürüyor. Bir Türk misafirhanesi olan kervansarayların hepsinde bu ekşi sütten (yoğurt) bol bol vardı. Türkler seyahatleri esnasında sıcak yemek et v.s. istemezler. Yedikleri yoğurt, peynir, üzüm, vişneden ibarettir. Yemişleri ekmeklerine katık yaparlar. Bu suretle yiyecek, içecek masrafı gayet ucuz oluyor. O kadar ucuz ki bizim memleketlerde bir adamın bir günlük geçinme masrafı bir Türk’ün on günlük masrafından ziyadedir. Hatta mükellef ziyafetleri bile hamur tatlısına, börek ve buna benzer şeylere inhisar eder. Pirinçten de birçok yemek çeşitleri yaparlardı. Pirince kuzu ve koyun eti ilave ederler. İğdiş edilmiş horoz Türklerde malum değildir. Sülün, ardıç kuşu v.s. kuşların adını bile bilemezler. İçtikleri suyun içinde biraz bal veya şeker bulunursa tamam… O zaman jubiterin kahvesine bile imrenmezler. Netice olarak, çok zengin ve sade olan Osmanlı’da yemek kültüründe yemek, “Yaşamak için yemeli, Yemek için yaşamamalıdır” düsturu üzerine kuruluydu. Son söz,”Az yiyen melek olur. Çok yiyen helak olur”  “Az yiyen her gün yer. Çok yiyen bir gün yer”. Lokman Hekimde,”Mide dolunca fikir uyur, hikmet ölür ve azalar durur” demiştir. İbrahim b.Etem Hz.de,” Kemale erenler, ancak midelerine gireni kontrol etmekle kemale erebilmişlerdir” Malik b. Dinar Hz’de,”Beş şey vardır ki insanın gönlünü öldürür, çok yemek, çok uyumak, çok konuşmak ve nefse uymaktır ve ölümü unutmaktır.” Midesini ve zevkini düşünmek insanı hakiki kemale kavuşturamaz. O nedenle büyüklerimiz buyurdu ki; Bir mahallede birisi açlık nedeniyle ölürse, o mahallenin hepsi onun katılı sayılır.
Kaynak: Editör:
Etiketler: Osmanlıda, Yemek, Kültürü ,
Yorumlar
Haber Yazılımı