Haber Detayı
17 Mart 2011 - Perşembe 19:32 Bu haber 261 kez okundu
 
RİZE'DE HENTBOLUN TARİHİ
- Haberi
RİZE'DE HENTBOLUN TARİHİ

  RECEP ALİ AKSOYLU RİZE’DE HENTBOL SPORUNUN TARİHİNİ YAZDI.   RECEP ALİ AKSOYLU raksoylu@acoor.net     RİZE'DE HENTBOL SPORU YAKUP VE RIZA İLE BAŞLADI   Haberin başlığı “Rize’de hentbolun duayeni” olunca bir çırpıda okudum bende. Oysa yazıda Rıza veya Yakup’tan bahsedilmiyordu… Normal diye düşündüm. Aradan jenerasyonlar geçmiş, başlığı atan editörde bilmiyor olabilirdi. Artık her ikisi de köşelerine çekilmiş olan bu iki değerli spor adamı arkadaşımızı genç nesillere tanıştırmak, spor tarihimizi yazan kardeşlerimize de Rize’de Hentbol sporunun gelişimini paylaşmak için yazmak istiyorum.   Yakup Durmuş ve Rıza Çakmak’ın her ikisi de Rize Lisesinden sonra Anadolu Hisarı Gençlik ve Spor Akademisi (Şimdiki Marmara Üniversitesi Spor Akademisi) ‘nden mezun oldular.   Yakup, Rize Lisesinde okurken Voleybol takımının en iyisidir. Basketbol takımının da as oyuncusudur, üstüne üstlük futbol’da da iyidir. Rıza ise müthiş bir sol ayağa sahip adeta futbol cambazıdır. Dar alanda geçemeyeceği rakip yoktur. 40 li yaşlarında, hatta 50’lere merdiven dayadığında da halı sahada de çok izledim Rıza’yı. Topu ayağına aldı mi, 3-4 rakip oyuncuyu birbirine hoholis ederken kendi takım arkadaşları da adeta elleri belinde onu izlerlerdi. Halı saha maçlarında genelde Yakup’ta olurdu. Ama oyunu dengelemek için çoğunlukla karşı takımlarda yer alırlardı. Yakup’un futboldaki yetenekleri daha farklı; uzun ara paslar atabilen yumuşak bir bileğe sahip takım oyuncuydu.   Elbette burada paylaşmak istediğim onların voleybol yada futbol yanları değil; Türk hentbol sporu tarihindeki yerleri ve onların kariyerlerinin en parlak günlerinde Rize’de hentbol sporunun tohumlarının atılması, filizlerinin çıkması ve hatta onlarında hasadına yetişebilmeleridir.   Ortanca kardeşim Hızır, liseye başladığında uzak doğu sporlarına merak sarmıştı. Anımsadığım kadarıyla birkaç dan’ı da olmuştu. Bir gün Rize Bölge Müdürlüğünün antetli kağıdını önüme koyarak Rize’yi temsil en seyahate gidebilmesi için onay istemişti benden. Açıkçası uzak doğu sporlarında ilerlemesine taraftar değildim, “Bu sporlarda aktif sporcu olmanı istemiyorum veli olarak imzalamam, babam seyahatten dönünce ona imzalat” demiştim ben de. Ondan da, “Yok abi, Hentbol için izin istiyorum. Trabzon’da ki Bölge Şampiyonasında Rize Karmasının kalesini koruyacağım.” yanıtını almıştım.   Rıza ve Yakup Rize’deki yıllarında yaptıkları sporlar yerine Spor Akademisinde başladıklarında henüz o yıllarda federasyonu kurulan Hentbol’u seçmeli ders – spor olarak tercih ettiklerini, milli takımın as oyuncuları olduğunu biliyordum ama Rize’de Hentbol sporunu bu denli filizlendirdiklerinden açıkçası haberim yoktu. Zira ben de aynı dönemde üniversite eğitimim için Rize dışındaydım ve aralıklarla eve dönüyordum.   İşin aslı çok netti. Şenol Birol ve daha öncesinde 2 kez dünya, 1 kez olimpiyat şampiyonu olmuş olan Kazım Ayvaz dışında üst düzeyde popüler sporcusu olamayan şehrimizde Yakup ve Rıza’nın başarılarını gazetelerden okuyan lise çağındaki gençlerimizde hentbol tutkusu oluşmuştu. Bizim Hızır gibi arkadaşları da diğer yaptıkları sporları bir yana bırakarak Rıza ve Yakup ağabeylerinin izinden gitmeyi tercih etmişlerdi. Öyle ki, Rıza ve Yakup’la iletişimi sağlayan Recep Durmuş, Ahmet Kavas, laz Şükrü ve İdris Demirci sayesinde bu iki milli ağabeylerinin Rize’ye gelecekleri haftayı önceden öğrenip, onlarla birkaç antrenman yapabilecek olmanın heyecanını yaşarlardı. Rize’de birkaç kez denk gelmiştim, Rize’de tatile geldiklerinde tabiri caizse gençlik her ikisinin dizlerinin dibinden ayrılmazdı. Adeta idolleri idiler. Hele bir de forma kapabilmişlerse…   Durum böyle olunca da Rize’de hentbol sporu kısa sürede Türkiye genelinde dereceler yapan popüler bir spor konumuna geldi. Yıllarca üst klasman liglerinde okul ve kulüp takımlarımız başarıyla mücadele etti. Kardeşlerim Adnan, Hızır’ın haricinde aynı yaş grubundan onlarca Rizeli genç, birinci hentbol liginde mücadele eden önemli takımların formalarını giymeye başladılar, yıllarca her yaş grubunda Türk milli takımının formasını gururla taşıdılar.   Rize’de hentbole Yakup ve Rıza’dan hareketle İslampaşa’dan başladı. Ancak Çaykur’da yönetici Aynur Bey’in bu spora sahip çıkmasıyla yetenekli gençler Çaykur’da toplanmaya başladı. 1984 yılında da bu gençlerden ikisi Apo ve Hızır, Aydın’da yıldız milli takımın kampına davet edildiler. Hatta bir başka Durmuş, Yunus’unçabalarıyla Rize uluslar arası bir organizasyona da o yıllarda ev sahipliği yaptı.   Onlar sayesinde Hentbol sporu benim de ilgi, hatta yazı alanıma dahil olmuştu. Üniversite öğrenim dönemimde yerel, bölge ve ulusal gazetelerde muhabirlik yaptığımdan bizim gençler Rize’ye dönüşlerimde benden de hentbol haberi yapmamı beklerlerdi. Yine bir bölge şampiyonası döneminde Rize’deydim, maç yazısı yazmak için Recep Durmuş’la tribünde yerimi aldım, maç yazısı ve yorumumu yazacağım. Yazacağım ama hentbol bilgim yetersiz, hangi hareketin muteber olduğunu Recep’ten öğrenerek ancak tamamlayabilmiştim o günkü yazımı. (Bu itirafı kaleme alırken Rizesporun maçlarını yıllarca ulusal medyaya yıldızlayan ama futbolun f’sinden anlamayan muhabir arkadaşlarım aklıma geldi.) Hentbol’e acemiliğim iki maç sürdü; sonrasında Yakup’la, Riza ile milli takım kamplarında oldum, deplasmanlarında karşılaştım, Bağlarbaşı Spor Salonunda yüzlerce müsabaka izledim. Kardeşlerim Adnan ve Hızır dışında Apo’dan Mehmet’e, Osman’a, Habip’e, Furkan’a, Kibar’a onlarca kardeşim oldu.   Madem Rize hentbol spor tarihine not düşürmek için yazıyorum, anımsadığım kadarıyla bazı bilgileri de paylaşayım;   O dönem Rize Lisesinde Beden Eğitim Öğretmen olan Mustafa Balak yıllarca 1. ligde hakemlik yaptı. Sonrasında bayrağı Erdal’a, Kemal’e, Kadir Bakır’a teslim etti.   Kibar İTÜ’de, Habip Eti ve Beşiktaş’da, Adnan İTÜ, Tekel ve Sarıyer’de, Furkan Eti ve Sarıyer’de, Apo Arçelik ve Beşiktaş’da oynadı. Arçelik, Simtel, Teletaş ve Sarıyer gibi dönemin popüler kulüplerinde oynayan Hızır’ın çömezi Nevzat da uzun dönem milli takımın kalesini korudu. Arşiv çalışması yapmadan yazımı kaleme alırken birden anımsayamadığım genç çok sayıda kardeşimde olabilir. Ama önemle vurgulamak isterim ki, hentbol sporu Karadeniz insanının karakteristiğine çok uygun bir spor dalı.   Yakup ve Rıza nerdeyse 40’larına kadar hentbolu aktif, lisanslı olarak oynadılar. Rıza, Beşiktaş, Simtel ve İTÜ’de, Yakup’ta Beşiktaş, İTÜ ve Ankaragücü’de kariyerlerinin en iyi dönemlerini geçirdiler. Türkiye’yi ilk kez 1979 Akdeniz Olimpiyatlarda temsil ettikten sonra 5 yıl süreyle kesintisiz olarak milli formayı giyme gururunu yaşadılar. Rıza’nın sağdan sıfıra inip kaleye uzamasını, Yakup’un Avrupa Balkan Şampiyonasında gol kralı olmasını anımsadığım gibi aktif sporculuklarının son dönemlerinde İstanbul liginde, ikinci klasmanda onların klas hareketlerini seyretmek için çoluk çocuk Bağlarbaşı’nın tribünlerinde yerimizi aldığımızda hemen gözümün önüne geliyor. İlerleyen yaşlarına rağmen Nahit’in, Mustafa’nın, Cüneyt’in, Şükrü’nün, Can Tanrıyar’ın, Oral’ın, Burhan’ın, şimdi Federasyon Başkanı olan Bilal Eyüpoğlu’nun da yer aldığı o kıran kırana geçen maçlara seyirci olabilmek müthiş keyif verirdi. (Burada bir dip not düşeyim;  Bağlarbaşı Spor Salonunun hentbola kapatılmasıyla maalesef İstanbul da bu spora olan ilgide azaldı)   Halen Rıza’da İstanbul’da iş yaşamını sürdürürken, Yakup’ta bildiğim kadarıyla Rize’de amcasının oğlu Recep’le beraber Rize’de her zaman hentbolun lokomotfi konumunda olmuş İslampaşa Hentbol Takımının başarısı için emek ve mücadele veriyor.   Bir başka yazıda da Boksta Rize’nin gururu olan, Çay Kur formasıyla Bölge Şampiyonu, Fenerbahçe formasıyla Türkiye Şampiyonu olan İslampaşa’lı Hasan Buyurucu’yu yazacağım.
Kaynak: Editör:
Etiketler: RİZE'DE, HENTBOLUN, TARİHİ ,
Yorumlar
Haber Yazılımı