Haber Detayı
26 Haziran 2011 - Pazar 19:03 Bu haber 173 kez okundu
 
SEÇİMDE KİM KAZANDI, PARTİLER Mİ, YENİ DÜZEN Mİ?
- Haberi
SEÇİMDE KİM KAZANDI, PARTİLER Mİ, YENİ DÜZEN Mİ?

SEÇİMDE KİM KAZANDI, PARTİLER Mİ, YENİ DÜZEN Mİ?   Bir seçimi daha bitirdik. Seçimden sonra ilk yazılar çoğunlukla seçim değerlendirmesi üzerine olur. Biz seçim sonrası kısa bir tatile çıkınca, yazdığımız değerlendirme yazısını düzenleyip gazeteye gönderme imkanı bulamadık. Değerlendirme yapmakta biraz geç kalmış olsak da seçim sonrası ilk yazımız olduğu için bu geleneği bozmayalım ve seçim değerlendirmesi üzerine kaleme aldığımız yazımızı sizinle paylaşalım.   Halkımızın tercihi hangi şartlarda, nasıl cereyan ederse etsin saygıya layıktır. Bundan dolayı halkımızın tercihini yargılamaktan ziyade bu tercihin ortaya çıkış sebeplerini konuşmak daha doğrudur.   Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın “Türkiye’de demokrasi yoktur, demokratur vardır” hakikati ifade eden sözünden hareketle seçimin sonucunu değerlendirelim. Türkiye’de toplumu seçimlerde yönlendiren, oylarının belirlenmesinde büyük pay sahibi olan birkaç unsur vardır; 1-      Anketler 2-      Gazetecilerin, yorumcuların, profesörlerin vs. yorumları, yazıları 3-     Televizyonların ve gazetelerin yayınları   12 Haziran seçimlerinde bütün araştırma şirketleri halkı etkilemek ve yönlendirmek için seçimin üç partinin arasında geçtiğini gösteren anket sonuçları yayınlamıştır. Bu anketlerin çoğu bilgilendirmekten çok yönlendirmeye dönüktü.   Televizyon ekranlarına çıkan bütün yorumcular ya AKP’yi veya CHP’yi bazen de MHP’yi desteklediler. Liderlerin miting meydanlarında konuşmalarıyla kutuplaştırdıkları halkı daha da kutuplaştırdılar.   Gazeteler her gün sayfalarına sadece üç partiyi çıkardılar. Televizyonlar ağırlıklı AKP olmak üzere sadece bu üç partinin mitinglerini canlı olarak verdiler. Anahaber bültenlerinde sadece bu partileri işlediler. Makaleler hep bu partiler üzerine yazıldı, söyleşiler hep bu partilerin mensuplarıyla veya destekçileriyle yapıldı. Seçimi yürütmekle yükümlü olan YSK’nın 18.05.2011 tarihli, C.05.0İMİ.0.88-050-S 2011/670  sayılı kararına rağmen, kanunlara rağmen yayın organları bu yanlı yayınlarından vazgeçmediler.  TRT ise adeta bu işi göğüsledi. Her gün 1 saat AKP’nin mitingini canlı olarak verdi. AKP’nin yayın organı gibi çalıştı. Bütün yayın organları, seçim öncesi belirlenmiş seçim sonuçlarının gerçekleşmesi için adeta canla başla çalıştılar. Dolayısıyla,  12 Haziran seçim sonuçları bizce meçhul, fakat birileri tarafından malum olan sonuçlardır. Bu anlattıklarımızdan başka, seçimin böyle sonuçlanmasının bir diğer hususu da liderlerin kullandıkları üsluptur. Kullandıkları bu üslup sağ- muhafazakar kesimi AKP’ye, solu ise CHP’ye toplamıştır.   Muhafazakar seçmen CHP iktidarını asla arzulamaz. Muhafazakarların televizyon ve gazeteleri milleti CHP’nin gelmesiyle korkutup AKP’ye yönlendirmiş, solcuların televizyon ve gazeteleri sol camiayı AKP’nin daha güçlü gelmesiyle korkutup CHP’de toplanmasını sağlamıştır. Ayrıca millet, AKP’nin  güçlü gelememesi halinde Ergenekon’un tekrar hortlamasıyla korkutulmuştur. Seçim çalışmalarıyla eş zamanlı süren Ergenekon göz altıları, sağcı halkın AKP’ye, solcu halkın CHP’ye toplanmasında büyük katkı sağlamıştır. Özetle sağcı halk Fehmi Koru, Hüseyin Gülerce gibi, solcu halk Ali Sirmen ve Ertuğrul Özkök  gibi düşünmeye sevk edilmiştir. Halka açıkça ya Fehmi Koru gibi düşüneceksin yada Ali Sirmen gibi düşüneceksin baskısı yapılmıştır. AK PARTİ: Akp seçimden birinci parti olarak çıktı. Oylarını artırmasına rağmen milletvekili sayısı düştü. AKP’nin seçimde ki en büyük propagandası Yeni Anayasa çalışması olmuştur. Çıkardığı milletvekili sayısıyla Yeni Anayasayı tek başına yapması mümkün değildir. AKP, aldığı bu oyla daha evvel gösterdiği şımarık tavrını artırarak sürdürebilir. Halk, bu seçimde ne projeye, ne ekonomik göstergelere, ne yoksulluğa, nede iç politikaya ve dış politikaya oy vermiştir. Halk bu seçimde korkularına oy vermiştir.   CHP:  CHP bu seçimde oylarını %5 gibi bir oranda artırmıştır.  Daha evvelki yazılarımızda ifade ettiğimiz gibi CHP, Anadolu soluna yani El-Fetih soluna dönmese siyaset sahnesinden silinir. Bu %5’lik artış, gerçekleştirilen bu değişimin bir hediyesidir. Baykal’ın gidişi ise, bu değişimin gerçekleştirilebilmesi adınadır. Fakat, seçim sonrası CHP karpuz gibi ikiye ayrılmıştır. Bu değişim CHP’de şahinler ve güvercinler gruplarının oluşmasına yol açmıştır. Şimdi ise çatışma bunlar arasında yaşanacaktır. Seçim sonrası %5’lik bir artışı başarı olarak görmediklerini açıkladı şahinler. Kongre hazırlığı yapılıyor, imzalar toplanıyor. Fakat galip grup güvercinler olacaktır. MHP: MHP bu seçimde düşüş yaşamıştır. Seçimler bitti MHP’de eski defterler açıldı. Uzun zamandır MHP’nin içinde Bahçeli’yi istemeyen bir grup var.Ama güçlü bir grup. Seçim sonrası onlarda atağa geçti. Fakat, onların Bahçeli karşıtlığı seçim sonuçlarıyla ilgili değildir. MHP sistemin içinde kalmak istiyorsa kendini yeni sisteme uygun bir hale getirmelidir.MHP’den istenen aşırı milliyetçilikten vazgeçmesidir. MHP kasetlerden evvel %10 barajının sınırında yürüyordu. Bu değişim operasyonunun gerçekleşmesi için barajın üstüne çıkartıldı.Ve Güneydoğu’da ki yeni oluşum için ve halkın bu oluşumu daha rahat kabullenebilmesi için, MHP’nin parlamento içerisinde değişime uğraması gerekiyordu. Kaset skandalıyla MHP tabanı  partilerine sahip çıktılar.Eğer kaset skandalı olmasaydı MHP barajı geçemeyebilirdi.   SAADET PARTİSİ: Saadet Partisi, 42 yıllık geçmişinde kullandığı üslubu kullandı ve gerçekleri savundu. Toplum, 2002 yılından buyana planlı bir şekilde dönüştürüldü. Bu dönüşüm sonucu millet için özel olan hususlar özelliğini kaybetti, milletimizin öncelikleri değişti, değerlendirme prensipleri değişti. Dün milleti ayaklandıran hadise bugün ayaklandırmaz, dün onu ağlatan olay bugün onu ağlatmaz, dün onu heyecanlandıran gerçek bugün onu heyecanlandırmaz  oldu. Dün her şeyini feda edebileceğini söylediği idealler artık milletimizin gündeminde yok.   Bu dönüşümden dolayı Saadet Partisi’nin söylemleri, radikal söylemler olarak algılanmaya başlandı. Buna artı olarak AKP ile arasında derin farklılıklar olmasına rağmen halk tarafından bu farklılıkların görülmemesi seçimin sonucunu etkilemiştir.   Ayrıca, büyük entrikalarla, derin ve gizli planlar doğrultusunda Numan Kurtulmuş’un partiyi bölmesi ve Erbakan Hocanın seçime az bir zaman kala Rahmeti Rahman’a kavuşması Saadet Partisi’nin böyle bir sonuç almasına katkı sağlamıştır.   Saadet Partisinin savundukları ve idealleri hem ülkemiz için hem de dünya için önemli projelerdir. Biz biliyoruz ki İslam Alemindeki zulüm ancak İslam Birliğiyle sona erecektir. İnsanlığın saadeti, ancak Hakkın ve Adaletin hakim olduğu Yeni Bir Dünyanın kurulmasıyla mümkündür. Zamanla insanlar bu ideallere sarılacaktır.   Saadet Partisinin yapacağı iş, 14- 20 yaş aralığında ki gençleri alıp bu idealle eğitmektir. Bu başarılabilirse yarın hem Saadet Partisi daha güçlü bir parti, hem Türkiye başka bir Türkiye olacaktır.  Böylece İslam Birliği’ni savunan, Yeni Bir Dünya’nın oluşması için çalışan asrı saadet gençliği yeniden oluşmuş olacaktır. Böyle bir gençlik var olan tabloyu baştan sona değiştirecektir.   1980’li yıllardan sonra yetiştirilmeye başlanan ılımlı İslam gençliğibugün Türkiye’nin en etkin koltuklarında oturmaktadır.   Dün bizi sekülerizm  ile mücadele ettirenler bugün ılımlı İslam ile mücadele ettirmektedir   Ramazan BURSA  
Kaynak: Editör:
Etiketler: SEÇİMDE, KİM, KAZANDI,, PARTİLER, Mİ,, YENİ, DÜZEN, Mİ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı