Haber Detayı
08 Mart 2011 - Salı 19:06 Bu haber 249 kez okundu
 
TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KÜRT MESELESİ VE ZULÜMLER…
- Haberi
TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KÜRT MESELESİ VE ZULÜMLER…

        TÜRKİYE CUMHURİYETİ, KÜRT MESELESİ VE ZULÜMLER… Biz Kürt ve Türk halkı olarak bin yıldır kardeşçe beraber yaşamış bir milletiz. Bizi birbirimizle kardeş kılan mübarek İslam dinimizdir. Bu topraklar üzerinde planları olanlar, tarih içerisinde bu kardeşliği bozmak için ellerinden geleni yapmaktan geri durmadılar. İçimizde ki batı hayranları, kontrol altına alınanlar ise buna destek oldular. Tarihimiz bunun örnekleriyle doludur. Bugün Kürt Sorununun oluşmasında, Türkiye’nin ilk yöneticilerinin ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu ilk yıllarda yaşanan vahim olayların çok büyük etkisi vardır. Fakat bu yıllarda yapılan zulümler sadece Kürt halkına münhasır değildir. İnançlı her kesime zulüm yapıldı. Ali Haydar Efendi,  İskilipli Atıf Hoca, Abdulhakim Arvasi Hazretleri, Süleyman Efendi, Said-i Nursi bu zulümlere maruz kalan alimlerden sadece bir kaçı. Zulme maruz kalmalarının tek nedeni inançları ve inançlarını öğretme gayretleri. Halkın her kesimine zulüm yapılmışken bugün sadece Kürt meselesinin sorun olarak var olması detaylıca irdelenmesi gereken başka bir mesele. Bugün Türkiye’nin esas itibari ile bir Kürt sorunu yoktur. Sorun demokratikleşme, ekonomik sıkıntı, inancı yaşama, öğretme ve yayma özgürlüğü ve insan hakları sorunudur. Bu sorunlar sadece Kürt halkının sorunu değil, tüm Türkiyelilerin sorunudur. Peki Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında neler yaşanmıştı? Bir çok zulüm, işkence, adaletsizlik vs. Kime? Tüm millete. Kim tarafından? Milletin canıyla, kanıyla kurduğu devleti tarafından. Neden? Batılılaşmak için, İslam’dan uzaklaştırmak için, egemenlerin sözlerini yerine getirmek için. Resmi ideoloji bu millete yıllardır tarih diye yalanları, yanlışları ve safsataları öğretti. Yıllarca bu milletin evlatlarına Abdülhamit, Vahdettin hain olarak, Mehmet Zait Kotku Hazretleri, Mahmut Efendi Hazretleri ve diğerleri mürteci olarak anlatıldı ve sunuldu. Bu millet bunları okullarda okudu fakat asla inanmadı. Abdülhamit’i ve diğerlerini her zaman sevdi ve hayırla yad etti. Birileri yazdıklarımıza karşı çıkabilir. Ama bizim metodumuz iddia metodu değil ispat metodudur. Şimdi birkaç hadiseyi sizlerle paylaşıp yazımı sonlandırayım. 1- İskilipli Atıf Hoca neden asıldı? Asılmasının sebebi şapka kanunu çıkmadan iki yıl evvel yazdığı “Frenk mukallitliği ve şapka” isimli risale. Kanun geriye doğru işletilir mi, hukuken mümkün müdür? Kanun geriye doğru işletildi ve Atıf Hoca idam edildi. Atıf Hoca ne diyordu;“Batının kılık kıyafetini, ahlakını değil, tekniğini, bilgisini alalım”.Atıf Hoca, halkın İslamsızlaştırılması için şehit edildi. 2- Dersim Olayı- Dersim olayı 50.000 Müslüman’ın canını ve kanını verdiği, tarihte bir benzeri bulunmayan büyük bir katliam. Dersim olayında neler yaşandı? Bu büyük katliamdan birkaç trajik olay aktarayım. Babalarını arayan ve yanına gitmek isteyen iki çocuğu Hozat Kaymakamı süngületiyor ve babalarının yanına gönderiyor… Kendisinin öğretmen olduğunu ve köy halkıyla alakasının bulunmadığını ifade eden bir erkek alevlerin arasına fırlatılıyor, kaçmasın diye kalasla itiliyor ve karşısında sigara içiliyor… Buğday samanları üzerine atılıp yakılan daha evvel kurşunlanmış bir köy halkı… Annesinin karnından süngüyle çıkartılan süngü yarası hala topuğunda bulunan ve yaşayan bir bebek… Elazığ’da ortaokulu okuyan iki genç tatili geçirmek için memleketlerine geliyorlar. Hozat yakınlarında ki  köylerine geldiklerinde babaları Yusuf Cemil’in öldürüldüğünü öğreniyorlar, ağlıyorlar. Aldıkları cevap “sizi de onun yanına göndereceğiz”.  Çocuklar odadan sürüklenerek götürülüyor ve jandarma muhafazasında gittikleri yolda süngülenerek şehit ediliyorlar ve babalarının yanına gönderiliyorlar… Her ev ayrı ayrı yakılmış bir köy. Etrafı çalı çırpıyla sarılmış. İçlerinden biri feryat ediyor; “Ben bu köyden değilim, muallimim, kendimi size ispat edebilirim”. Kalasla ateşe itiliyor ve yananların karşısında bir amir zevk ve istihza ile sigarasını içiyor… Yusuf Cemil’in köyünde 200 kadın ve çocuk öldürülüyor… Öldürülenlerin arasında Elazığ’da askerliğini yapan, izin için köyünde bulunan  Rüstem’de var. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İnsan şöyle bir düşündüğünde donup kalıyor. 1923 evveli Milli Mücadele’yi yaptığınız halkı, bir kaç yıl sonra adeta cezalandırıyorsunuz. Sebep? Batıya ait olmayı kabul etmedikleri için. Bu davranış tarzı, devlet tarafından bir politika haline getirildi ve günümüze kadar devam etti. Çok acılar çektik ve ızdıraplar. Fakat çektiğimiz bu acıları ve ızdırapları asla ülkeyi bölmek ve zayıflatmak için bir araç olarak kullanmamalıyız. Böyle bir hareket ferasetsizce ve gafilane yapılmış bir hareket olur. Böyle bir davranış bize bu acıları yaşatanları sevindirir ve onların arzusuna mutabık düşer. Yapılması gereken özgürce yaşayabileceğimiz bir Türkiye’yi kurmaktır. Güçlü bir Türkiye’nin kurulması bu ızdırabı yaşatanlara verilecek en büyük cevaptır. Halk olarak  Yaşanabilir bir Türkiye’yi, Yeniden Büyük Türkiye’yi ve Yeni Bir Dünya’yı kurmalıyız. Bunu ancak tarihimize sahip çıkarak, geçmişten ders alarak ve dinimize sarılarak yapabiliriz. Bunu ilimle, irfanla, ahlakla, maneviyatla başarabiliriz. Özümüze, tarihimize, inancımıza ve kimliğimize sahip çıkarak gerçekleştirebiliriz.
Kaynak: Editör:
Etiketler: TÜRKİYE, CUMHURİYETİ,, KÜRT, MESELESİ, VE, ZULÜMLER… ,
Yorumlar
Haber Yazılımı