İsmet KÖSOĞLU İKİZDERE’Lİ-YETİM HOCA
Yazı Detayı
08 Ekim 2019 - Salı 12:15
 
İKİZDERE’Lİ-YETİM HOCA
İsmet KÖSOĞLU
ismet@rizeninsesi.net
 
 

İKİZDERE’Lİ-YETİM HOCA MUSTAFA ZİHNİ EFENDİ 1827-29 ŞUBAT 1912 


Erzurum’da 'iz Bırakanlar" arasında 'Yetim" lakaplı Mustafa Zihni Efendi isimli bir zat vardır ki O'nun adı şehir halkı tarafından hep “Yetim Hoca”olarak bilinmekte.   


Erzurum'un aydını, bilgini okur-yazarı ne yazık ki bu müstesna insanların hayatını kaleme alıp yayınlamamışlardır. Erzurum'a askerlik görevini ifa için (1943) gelen gazeteci-yazar Cemalettin Server Revnakoğlu Erzurum Müftüsü Solakzade Sadık Efendi, Halk Evi Başkanı Eğitimci Murat Uraz ve öğretmen Sıtkı Dursunoğlu ile dost olduktan sonra, bu gibi bilginleri hayatları üzerinde araştırma ve derleme yapmış ve ara ara yayınlamıştır.  


Yetim Hoca hakkında kaynak bilgiler aradık, sorduk soruşturduk pek bir şey bulamadık. Nihayet Yetim Hoca hakkında en güzel bilgileri rahmetli Cemalettin Server Revnakoğlu'nun Tarih Yolunda  Erzurum dergisinde yayınladığı ve kendisine nâm-ı müstear isim olarak seçtiği 'Erzurumiyatçı" imzalı yazısında bulduk. C.S. Revnakoğlu nur içinde yatsın. Erzurumluların yapamadığını hep Erzurum'a aşık bir İstanbullu yapmıştır.  


Biz, Yetim Hoca'yı onun kaleminden tanıyalım:  


"... Kullanılmayan adı "Mustafa Zihni" olan Yetim Hoca Efendi- aslında Rize'lidir. Rize'nin İkizdere İlçesi'nin Cimil Bucağına bağlı “Aşağı Köy”ünden ve Taşçıoğulları soyundandır.  


Pek küçük yaşında dayısı "Fetvacı Hoca" denilen Hacı Mehmet Efendi ile Erzurum'a gelmiş, başından sonuna kadar bütün tahsilini orada O'nun himayesi altında yapmıştır. Bu itibarla baba yüzü görmeden büyüyen “Yetim” in babalığı ve ilk hocası "Fetvacı Hoca" olmuştur.  


Bunu bilen tahsil arkadaşları, mahalle komşuları, kendisine “Fetvacının Yetimi” diye ayrı bir isim vermişlerdir.  


Yetim Hoca, daha sonra Pervizoğlu Medreseleri'nde okumuş, zamanın bir çok hocalarına ayrı ayrı devam etmiş, bunlar arasında, derslerinden ayrılmayıp, kendisinden en çok istifade ettiği Karslı Büyük Hamit Efendi olmuştur. Ayrıca severek takip eylediği ve tedris (öğretim) usulünü pek beğendiği Tabur imamı Dağıstanlı "Mehmet Efendi Hoca'dan" Fârisi öğrenmiş, Mesnevi Şerifi de yine O'ndan başlayıp bitirmiştir.  


Yetim Hoca'nın ilk vazifesi:  


Hocanın Erzurum'da ilk resmi vazifesi Rüşdiye muallimliğidir. Kırk Çeşme çevresinde Esat Paşa Yokuşu'nda 1291 (1875) tarihinde, "Erzurum Mülkiye Rüşdiyesi" ismiyle açılan bu mektebin başmuallimliğine yine Cimilli soyundan tanınmış bilgin ibrahim Selâmi Efendi getirilmiş, muallimi saniliğine de (ikinci Öğretmenlik) Yetim Hoca Efendi tayin edilmiştir.  


Değerleri birbirinden üstün bu iki faziletli adam, burada baş başa vererek feragatle çalıştılar. Şehrin maarif hayatını yükselten hayırlı, faideli işler gördüler. Bir taraftan yurt çapında övünülmeye değer, feyizli, mümtaz şahsiyetler yetiştirmekle kendi isimlerini de unutulmazlık ve ölmezliğin sırrına erdirdiler.  


Yetim Hoca, on seneden fazla Rüşdiye muallimliğinde kaldıktan sonra kendi medresesinde bir köşeye çekildi ve burada hususi dersler vermeye başladı.  


Gürcü Kapısı çevresinde, kavaflar çarşısında Memiş Ağa Hanı içinde vaktiyle Ebülhayrat Ahishali Hacı Dede Ağa'nın ticarethanesi olan bu oda, Yetim Hoca'nın dersanesi haline getirildikten sonra, şehrin ve çevrenin taze mollaları, genç aydınları ile dolup taşmış, ilme susayanlar için doyurucu, feyz saçıcı bir kaynak kuvvetiyle irfan ve irşad yolunda, daima çağlaya durmuştur.  


Yetim Hoca'nın bilhassa mektebciliğe ve tedris usulüne getirdiği yeni metodlar ve kolaylık sayesinde burası, Erzurum'un diğer medreselerinden daha köklü, daha kuvvetli öğretim yapmış, şehrin maarifine az zamanda çok şey kazandırmıştır. Kendisine zaman zaman teklifler yapıldığı halde başka medreselerde resmi müderrislik almamış, okuttuğu, yetiştirdiği kimselerden de ücret veya hediye olarak her hangi bir şey kabul etmemiştir.  


Daima insanlığa yararlı bir iş görmek gayesiyle ve tamamıyla "Allah Rızası" için ders okutur, öğrenim ve öğretimde çıkar gözetmezdi. Kendisine ait bir işi başkasına gördürmez, talebesinden olanlara bile hiç bir suret veya münasebetle hizmet ettirmezdi. Evliyaullahın kölesi, uşağı olmadığını, zira hayatta en ağır yükün başkasına yük olmak olduğunu söylerdi. Kazancına alın teri kazandırmak için şehrin uzağında, tabyalarla yolun arasında gübresi kuvvetli has topraklarda evlek evlek bostan ektirirdi. Yahut ortağı Erçikli Hacı Ömer Efendi  ile Erzurum'un köylerinden toplattırdığı koyunları sürü halinde Trabzon'a getirir, oradan deniz yoluyla İstanbul'a gönderir ve sattırırdı. İhtiyaçlarını ve geçimini böylece sağlardı.  


Meşrutiyet başlarında Erzurum'lu Çelebizadelerden Hüseyin Hüsnü Efendinin (Vefatı: 1912) Şeyhülislamlığı zamanında, İstanbul dersiamları gibi Erzurum ulemasına da maaş bağlanmıştı. Hüsnü Efendi'den sonra Şeyhülislamlığa getirilen ve yine Erzurum'un büyük evlatlarından biri olan Musa Kazım Efendi (Vefatı: 1920) bu maaş tahsisi işini yeniden ele aldı. Erzurum'un diğer meşhur hocalarından, Feyziye Müderrisi Şavşetlı Hacı Süleyman Efendi (Vefatı:1914) ile Yetim Hoca'nın maaşlarını dört yüze çıkarttı. Fakat Yetim Hoca, bütün ısrar ve tekliflere rağmen bu "muhassas maaşı" ömrünün sonuna kadar almadı.  


Vefatından sonra güzide talebelerinden eski Erzurum meb'usu Zımıklı merhum Cazım Efendi tarafından gerekli işlem yapılarak toptan alınmış ve hoca merhumun iki yetim kızının vasisi bulunan Gürcü Hüseyin Efendi'ye verilmiştir.  


Zeynel Camii Şerifi'nin kuzeyine rastlayan çıkmaz sokağa girerken, sağ köşenin basında kira ile oturduğu iki katlı, kargır ev, dersten sonra memleketin büyük, küçük her halkı ile dolar boşalırdı. Tüccar, memur, talebe, hatta Devlet Adamları başı daralınca Yetim Hoca'ya koşarlardı. Vali ve Kumandanlar da şehrin idarî, içtimaî işlerine dair bazı meseleleri istişare etmek için Yetim Hoca'nın odasında toplanır; Onunla hemen her konuda görüşürler, sohbet ve ziyarette bulunmaktan doyulmaz zevk duyarlar, ilim ve feyiz alırlardı. Çünkü Yetim Hoca'nın başka hocalara benzemeyen kıymet ve ziynetlerle yüklü tarafları çoktu. Herşeyden Önce uyanık insandı. Biraz Fransızca da bilirdi. "Meramını anlatacak, söyleneni anlayacak kadar olsun öğrenmelidir" derdi, insanda en büyük servetin ilgilenmek ve öğrenmek olduğunu, uyarıcı vesilelerin ışığı içinde daima söyler, duyururdu.  


Her gün mutlaka gazete okur, günlük olayları dikkatle takip eder, lâkin siyasî  işlerle uğraşmaz ve onlara karışmazdı. “Ulema bunların dışında kalmalıdır” derdi.  


Yetim Hoca, görünürde zahir ulemasından olmakla beraber, manada ve gerçekte Ehlullah mirası olan tasavvuf ahlakının mübarek terbiyesi ve kibarlığı içinde, kemale gelmiş, olgunlaşmış nadir bulunur meziyetlere malik bahtiyar ve kıymettar insanlardan biri idi.  


Gösterişi sevmediğinden şenliğin toplantısında tasaddur etmek (başköşeye geçip kurulmak) el ayak öptürmek gibi, halleri yoktu. Bunları yapanları da yaptıranları da hoş görmez, bu gibi hareketleri insanî  ve İslami terbiyeye aykırı bulurdu.  


“Üç Aylar” da Caferiye Camii Şerifi’nde, ikindiden sonra "Tefsir" okutulurken bile kürsüye çıkmamış, mihrab önüne koydurduğu küçük bir rahlede derslerini takrir eylemiştir.  


Giyinişi de köylü kılığına benzerdi. Cübbe, lata hiç giymez, sırtında dizden aşağıya inen, kumaştan düz bir hırka, yahut yakasız bir pardösü bulunurdu. Kış gelende, yünden geniş kollu kahve rengi bir maşlah, veya harmaniye giyerdi. Gelişi güzel dolanmış küçük beyaz sarığının sadelik ve düzgünlüğü içinde, ihtişamın zerrece izn rastlanmazdı.  


Süt gibi bembeyaz ve temiz sarığı-tarikat mensupları gibi- kulak memelerine kadar bastırmayı da unutmazdı. Bu meyanda bıyıklarını kırptırmaz tabii haline bırakırdı.  


Kendisi orta boylu ve top sakallı idi. Hoca'nın hattatlığı da vardı. Hele ta'lik ve rik'a yazıları pek güzeldi. Kendi elinden çıkmış bazı kıblegâhları bu gün hâlâ sevdiklerinin ve yazı meraklılarının evlerinde, duvarları süslemektedir.  


Yarım asrı dolduran hocalık hayatında sayışı pek çok olan talebelerinden hiç birisine -mutat olduğu şekilde- yazılı icazet (İcazetname-diploma) vermemiştir. Bunun sebebi olarak kendisinin son zamanlarda hocasına nedense küserek icazetname almadan ayrıldığını söylerler.  


Kısaca söylemek lazım gelirse, Yetim Hoca, ilmi de ahlakı da biri birinden üstün, kıymeti ölçülmez bir insandı. Erzurum Maarif tarihinde şahsiyeti her zaman saygı ile alınacak, asla unutulmayacak mübarek simalarından biri de muhakkak ki Yetim Hoca'dır.  


Yetim Hoca; 29 Şubat 1328 (1912) Çarşamba Günü 85 yaşında olduğu halde vefat eyledi. Gez Mahallesi altında, Gürcü Kapısı Kabristanı'nda yatıyordu. Son yıllarda memleketin basma çöken 'Tarih Katliamı" sırasında, yolların düzenlenmesi, mezarlıkların sökülmesi ve etrafına sıra sıra yeni binalar yaptırılması yüzünden Hoca'nın kabri, iki metreye yakın moloz yığını altında kalmış, tamamıyla belirsiz hale gelmişti.  


Erzurum Belediyesi'nin başında bulunan, Sayın Hadi Şükrü Koçak'ın (Erzurum Vali Muaviniydi. 27 Mayıs ihtilali ile Belediye Başkanlığına vekalet etti) unutulmaz himmeti ile yeni Asri Mezarlıkta ayırttığımız "Meşhurlar Sulfası" na (sofa) kaldırıldı. Yıllarca sonra da olsa, mübarek ruhunun yüksekliği kemik kalıntıları da nihayet kendine layık olan topraktaki yerini bulmuş oldu..."  


Yetim Hoca, Erzurum'da hocaların da hocasıdır. O'nun rahlei tedrisinden geçen bir kaç ünlünün isimlerini şöyle sıralayabiliriz.  

• Hoca Raif Efendi (Dinç)  

• Zırnıklı Cazim Hoca (Mebus)  

• Müftü Solakzade Sadık Efendi  

• Aşağı Habib Efendi imamı Maksut Efendi  

• Şükrü Paşa  

• Fatih müderrislerinden Ahmet Efendi    

 
Etiketler: İKİZDERE’Lİ-YETİM, HOCA,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Eylül 2020
GAZETECİ B.TURAN’IN ŞUTU KÖŞEDEN GİRDİ
03 Eylül 2020
TREN YOLU YAPILMALI
31 Ağustos 2020
ÇAYKUR VE Y.ZİYA ALİM-6
28 Ağustos 2020
AFETLER GELİYORUM DER
26 Ağustos 2020
TEK ADAMLIK DEMOKRASİ
25 Ağustos 2020
AFETLERDEN NİYE DERS ALINMIYOR?
24 Ağustos 2020
55.YILIN ARDINDAN ZİHNİ DERİN
24 Ağustos 2020
RİZEDEN ACİL KONULAR
10 Ağustos 2020
HAMİDİYE GERİ TEPTİ
09 Ağustos 2020
EKREM ORHON 37 YIL ÖNCE
08 Ağustos 2020
SALAHA TÜNELİ VE VEFA
04 Ağustos 2020
TEHLİKEYİ NİYE ANLAMIYORUZ
22 Temmuz 2020
YAVUZ DONAT RİZE’DE
18 Temmuz 2020
RİZE'DE TAŞKINLAR
28 Haziran 2020
MİTHAT TURGUTCAN’DAN ANILAR
23 Haziran 2020
TREN YOLU YAPILMALI
22 Haziran 2020
RİZE LOJİSTİK NEREDE
20 Haziran 2020
KIRIK TÜNELİ İHALESİ YAPILDI
14 Haziran 2020
RİZE'DE ONKOLOJİ DOKTORSUZ KALMASIN
04 Haziran 2020
PANZEHİR ve TÜNELİN YOLU
03 Haziran 2020
VALİ’YE SAHİP ÇIKAN ERZURUM
22 Mayıs 2020
BAYRAM TADINDA MI?
17 Mayıs 2020
RİZE VE DOĞU KARADENİZ'DE HEYELAN VE SEL
13 Mayıs 2020
Birisi deniz diye ortaya attı, Rize bir süredir kaynıyor.
08 Mayıs 2020
SAĞLIKÇILAR İLE GEZİCİLER
06 Mayıs 2020
DENİZDE HASTANEYE HAYIR-6
03 Mayıs 2020
YAZMAKTAN KORKMAYALIM
01 Mayıs 2020
ZÜMRÜT RİZE 71 YAŞINDA
26 Nisan 2020
KIRIK NE ZAMAN-7
24 Nisan 2020
OVİT TÜNELİ YOLU UNUTULDU-103
20 Nisan 2020
HASTA GARANTİLİ HASTANE
20 Nisan 2020
BIRAKTIĞIMIZ YERDEN
06 Nisan 2020
KÖY OKULLARI MESLEK LİSELERİ
04 Nisan 2020
KOLONYA VE MASKE DAĞITILSIN
30 Mart 2020
ATANMIŞ-SEÇİLMİŞ-KORONA-SINIRDAKİ MÜLTECİLER
29 Mart 2020
SOKAĞA ÇIKMAYALIM
26 Mart 2020
EVDE KALALIM
21 Mart 2020
BAKANLAR NE KADAR BAŞARILI
18 Mart 2020
GÜNÜMÜZDEN NOTLAR
09 Mart 2020
AKP DE YAPRAK DÖKÜMÜ MÜ?
07 Mart 2020
KORUMA SALTANATI
23 Şubat 2020
HES CiMER’E RAĞMEN DEVAM EDİYOR
22 Şubat 2020
GAZETECİ NİYE YAZAR
16 Şubat 2020
OVİT TÜNELİNİN YOLU-102
10 Şubat 2020
RİZE'DE 12 YILDIR BİTMEYEN YOL
04 Şubat 2020
LOJİSTİĞİ SAYIKLAYANLARA
30 Ocak 2020
RİZE TARİHİNDEN İZLER
28 Ocak 2020
ÇAYKUR VE EKREM YÜCE
23 Ocak 2020
OVİT YOLU UNUTULDU-101
21 Ocak 2020
ÇAYELİ BAKIRDA ÇALIŞMAYANA ÖDÜL VAR
21 Ocak 2020
DENİZ ÜSTÜ HASTANE-5
19 Ocak 2020
OVİT’TE KIŞ SPORLARINA DOĞRU
16 Ocak 2020
RİZE EMNİYETLİ ŞEHİR
13 Ocak 2020
BAKANLAR BEYAZ TÜRK MÜ?
13 Ocak 2020
HASAN KARAL NEREDE
12 Ocak 2020
TAŞIMALI EĞİTİMLE BOŞALAN KÖYLER
08 Ocak 2020
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ
04 Ocak 2020
RİZE'DE DENİZDE DOLGU HASTANESİNE HAYIR
01 Ocak 2020
NE BİTMEZ TÜNELMİŞ SALARHA TÜNELİ
30 Aralık 2019
YENİ YILDA RİZE İÇİN NE İSTİYORUM
18 Aralık 2019
ÇAYKUR’A ALİM ATANMALI
14 Aralık 2019
RİZESPOR NEREYE KOŞUYOR
14 Aralık 2019
GÜNÜMÜZDEN NOTLAR. Trabzon pislenmiş
12 Aralık 2019
RİZE'DE LOJİSTİK NEREDE ?
30 Kasım 2019
KARAYOLLARININ İŞGÜZARLIĞI
26 Kasım 2019
TEMİZ HAVAYA HAYIR DİYEN MECLİS
22 Kasım 2019
RİZE ONKOLİJİ YEDEK PARÇA BEKLİYOR
20 Kasım 2019
YAYLA YIKIMLARI
15 Kasım 2019
RİZE'DE DENİZDE HASTANEYE HAYIR-3
10 Kasım 2019
RİZE’DE TEREYAĞI Tereyağlarının Rize’nin olmadığını rahatlıkla söylemek isterim.
07 Kasım 2019
SİYASET BUYSA….
05 Kasım 2019
OVİT’E ÇIKAN YOL UNUTULDU
31 Ekim 2019
ÖZEL İDAREDE NELER OLUYOR
26 Ekim 2019
RİZE'DEKİ KAÇAK YAPILAR ÜZERİNE
23 Ekim 2019
RİZENİN MARKALARI (2)
06 Ekim 2019
RİZE’NİN MARKALARI-1
03 Ekim 2019
ÖLÜMÜNÜN 6.YILINDA NEVZAT KÖSOĞLU
03 Ekim 2019
LOJİSTİK İHALESİ NE OLDU
27 Eylül 2019
Basına niye yazıyorsun demek istediysen boyunu çok aştın Başkan derim.
26 Eylül 2019
RİZE'DE ÖZEL İDARELERİN KAPATILMASINI Bu Millet hayırla yâd etmeyecektir
17 Eylül 2019
TAHSİN BAYRAMOĞLU VE MÜCADELESİ
08 Eylül 2019
YAYLADA HAYVANMI TURİST Mİ?
04 Eylül 2019
ANKARA TOZ DUMAN
23 Ağustos 2019
ZİHNİ DERİN 54 YIL ÖNCE
18 Ağustos 2019
SIRADAKİ GELSİN
07 Ağustos 2019
EKREM ORHON 36.YILDÖNÜMÜNDE
01 Ağustos 2019
KENDİR MİLLİ VE YERLİDİR
19 Temmuz 2019
KIRIK TÜNELİ-5
17 Temmuz 2019
HİKÂYE DEĞİL GERÇEK-3
11 Temmuz 2019
HİKÂYE DEĞİL GERÇEK-2
05 Temmuz 2019
HİKÂYE DEĞİL-1
01 Temmuz 2019
SAMSUN–SARP DEMİRYOLU
30 Haziran 2019
BU İŞİN BÖYLE OLACAĞI BELLİ İDİ
28 Haziran 2019
POLİS GÜVENDİR
27 Haziran 2019
RİZE'DE BU EĞİTİM ALKIŞLANIR
26 Haziran 2019
RİZE'YE ÇOCUK ONKOLOJİ GEREKLİ
18 Haziran 2019
DEVLETİN DUVARLARI NİÇİN YIKILIR
17 Haziran 2019
KIRIK TÜNELİ-4
29 Mayıs 2019
OKUR MEKTUBU
28 Mayıs 2019
SPOR BARIŞ OLMALI
15 Mayıs 2019
2019 yaş Çay kampanyası başsız açıldı.
14 Mayıs 2019
Kırık Tüneli -3-
07 Mayıs 2019
Sırada Galatasaray Var.
07 Mayıs 2019
Kırık Tüneli -2-
01 Mayıs 2019
Kırık Tüneli Niye Gecikti.
18 Nisan 2019
ÇAYKUR Genel Müdürlüğüne geç de olsa asaleten atanmalı
12 Nisan 2019
Polis 174 Yaşında
Haber Yazılımı