Reklamı Geç
YAZARLAR
BOĞAZİÇİ DİRENİYOR!
Tahir ORHAN
27 Haziran 2021 - Pazar 17:03

Bu ülkede olan hiçbir şeye artık şaşırmıyoruz. Aylardır Boğaziçi Üniversitesinde direniş var; kimsenin sesi çıkmıyor. Bilenler ya susuyor, ya da umursamıyor, bilmeyenler ise zaten her zaman …


Üniversite rektörlük seçimleri, Türkiye’de on yıllardır yanlış yapılıyordu; birkaç sene önce de seçimler kaldırıldı. Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu’dan sonra nedense rektörlük seçimleri gündeme geldi. Oysa dediğim gibi onlarca üniversiteye, seçim yapılmadan rektör ataması yapıldı. Melih Bulu olayı biraz karışık. Onun geçmişiyle ilgili bir durumu öğreniciler ve bazı çevreler bahane edince, buz dağı su yüzüne çıkmış oldu.


Bu seçim işi daha önce şöyle yapılıyordu: Önce altı tane aday bulunuyordu; ne hikmetse altıdan az olamazdı. Sonra bunlar üniversitenin sadece yardımcı doçent, doçent ve profesörlerinin oy kullanabildiği bir seçime tabi tutuluyordu. Diğer öğretim elemanları, araştırma görevlileri, üniversitenin daire başkanları, diğer çalışanları ve öğrencilerin biç bir söz hakkı yoktu bu seçimlerde. Seçime altıdan fazla kişi katılmışsa altı aday YÖK’e bildiriliyordu. YÖK, bunların sıralamasını değiştirme keyfiyetini elinde bulunduruyordu. Yani Cumhurbaşkanlığı’na istediği sıralamayı gönderebiliyordu. Cumhurbaşkanı’nın da, bu sıralamayı tersyüz etme keyfiyeti vardı. O da istediğini rektör olarak atayabiliyordu. Geçmişte bunun örnekleri çoktur.


Yeni kurulan Giresun Üniversitesine rektör belirlenecekti. Kurucu rektör olarak ataması beklenen Prof. Dr. Mehmet Tüfekçi’yi zamanın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, atamak istemeyince kurucu rektörlük de böylece tarihi karışacaktı. Dışarıdan Osman Metin Öztürk getirilip seçime sokuldu. O sekiz oy aldı, Mehmet Tüfekçi ise 25 oy… Fakat Ahmet Necdet Sezer, Osman Metin Öztürk’ü rektör olarak atadı. Anladınız değil mi?


Bir benzeri de Ankara Gazi Üniversitesi’nde yaşanmıştı. Prof. Dr. Rıza Ayhan, 2004 yılında en çok oyu almasına rağmen, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından rektör atanmamıştı. Bu sınırsız hakkı, belki bir milliyetçiyi rektör olarak atarım korkusu ile en çok da şimdi yere göğe sığdıramadığımız Ahmet Necdet Sezer kullandı. Bir üniversiteye rektör atanması beklenen bir hoca ile ilgili zamanın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e, “eşi çarşaflıdır” mektubu gittiğini, yapılan bir araştırmada adı geçen kişinin hiç evlenmemiş olduğunun ortaya çıktığını da yazarsak, bu işte nelerin döndüğünü belki daha iyi anlarsınız.


Baştan beri yanlış bulduğumuz seçimi şimdi mumla arıyoruz. Çünkü şimdi seçim yok. Ancak yine rektör olmak isteyenler adaylıklarını açıklıyor, sonra Ankara’da bir mülakata tabi tutuluyor ve birisi Cumhurbaşkanı tarafından dört yıllığına o üniversiteyi yönetmek üzere atanıyor.


Hâlâ, rektörlerin, üniversitenin akademik ve idari kadrosu yanında öğrencilerin de oy kullanabileceği bir seçimle ve başkaca hiçbir seçime ihtiyaç duyulmadan direkt olarak atanmasından yana olduğumuzu belirtelim. Bu, dünyanın medeni ülkelerinde böyle yapılıyor. Fransa örneği ortadadır.


Daha önce İstinye ve Haliç Üniversitelerinde rektörlük yapmış Melih Bulu’ya gelince… Onun Boğaziçi’nden olmaması ve seçilmeden direkt atanması değil asıl sorun. Asıl sorun, onun geçmişte Ak Partiden aday olmasıdır. Bunu hazmedemiyor Boğaziçililer. Ben de onlara, yukarıda örnekler verdiğim geçmiş uygulamaları hatırlatarak “şimdiye kadar neredeydiniz” diyorum.


Muhabbetle efendim!

 

Adınız
Yorumunuz
M. Cenap - 28 Haziran 2021  
Boğaziçini lütfen genellemeye katmayın. Buradı kendine özgü- dünyada yeri olan ancak egemen ve muktedirin işine gelmeyen bir üniversite idi. Bal gibi Kayyum atayarak işini bitirmek istiyorlar. Böyle giderse iyisi Marmara Üniversitesi- kötüsü İbni Haldun Üniversitesi gibi olur"


Diğer Yazıları

SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
KARABAĞ’A KADAR…
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
BEL ALTI YAZILARI
TERS ÇABA KURALI
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
BAYRAM GÜZELLEMESİ
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
BU DA GEÇECEK MUTLAKA