Reklamı Geç
YAZARLAR
Eylül ve Yaprak Dökümü..
Osman YAZICI
06 Eylül 2021 - Pazartesi 16:02

Ziyad Nemli, Orhan Kaynar, Ömer Güner, Ayhan Kıyak, Suavi Kaptan, Mehmet Tan, Turgut Özdemir, Ahmet Kayacık, Harun Yavruoğlu..


Ve diğerleri. Trabzon’da birlikte görev yaptığım, tanımaktan onur duyduğum, meslek büyüklerim…


Göçüp gittiler.


Necati Tuzcu, Rize basınında duayen gazeteci idi. Rize ile birlikte anılıyordu. Mesleğine âşık, renkli kişiliği vardı. Çok temiz, yürekten bir dosttu.


O da aramızdan ayrıldı. Mekânı cennet olsun. Hepsine rahmet diliyorum. Çünkü dün yoktur, bugün var, yarın ne olacağı belli olmaz.

                                                            *
Sevgili Okurlarım, bugün siyasetten uzak, derin konulara değinmeden, ruh halimi anlatan, özlemlerimi aktaracağım. “Bana ne senin ruh halinden?” diyenlere de saygı ile selamlıyorum. Arada bir  hüzünlenmeyi severim..


Cahit Külebi’nin “Benim doğduğum köyde Ceviz ağaçları yoktu, ben bu yüzden serinliğe hasretim” diye başlayan  “Hikâye” adli şiirinde olduğu gibi, ben de köyümün yok olmuş tüm özelliklerini özledim..

  
Dağların tepelerinden inen, kayalara çarparak uğuldayan, Fırtına Vadisi’nden salınarak akan, insanın ruhunu tazeleyen suyun sesi ile büyüdük.


Ayder’in, Sırt yaylanın, dahası Kaçkar’ın tepelerini yalayarak ormana inen, yaprakları okşayarak yayılan, yorgun yeşilin, güz kızılının kokusuyla yoğrulmuş rüzgârın sesi hayatımızın bir parçasıydı… Her ne kadar bölgedeki HES inşaatları yüzünden bu güzellikler yok oluyorsa da

                                                                       *

Yaylaya gidenlere, sonbaharda dönenlere, göç yolunda çıkanlarla onları uğurlayanların birbirine karıştığı kuşların ve kuzuların sesi ile sabahları uyandım.

  
Benim okumam için çırpınan, yırtık Trabzon lastiği ile köyden Ardeşen’e, 20. km yolda, sırtıyla odun taşıyan rahmetli anacığımı hatırladığımda, yüreğimde oluşan acılarla olgunlaştım.

   
Maddi durumu iyi olan arkadaşlarımın sırtındaki güzel montlara bakarak, “Keşke bende de olsa” dediğimi hatırladım.


Almanya’dan köye gelen gurbetçilerin bana verdikleri 1 Mark’ın heyecanıyla yaşadım.


Bayram günlerinde giyeceğim ve yastık altında ütülediğim yamalı pantolonla büyüdüğümü hatırladım.

  
Sarının, kırmızının tonlarına bürünmüş, her yapraktan dağılan hüznün, ayrılığın korkusuyla yaşadım.


Sahilden, ya da Büyük Şehirlerden gelenlere, yurt dışındaki gurbetçilerimize, hayranlıkla bakarak büyüdüm.


Suyun, rüzgârın, sarp kayalara yağan karların, çobanlık yaptığım hayvanların çıngırak seslerinin, denizi andıran sise karıştığı anlarda, kuzularımı kaybederim endişeleriyle yaşadım.

                                                                           *

Ağustos sıcağında derin vadinin devasa kayalıklarından adeta püsküren Ayder’i özledim.


İnsanın içinden, derdi, tasayı alıp götüren billur renkli Fırtına’yı özledim. Çocukluğumda tuttuğum, günümüzde yok edilen kırmızı benekli alabalığı, Dere mezrayı özledim


Suya düşen yapraklar Mevlevi dervişler gibi semaya dönen buz gibi suyu oluşturduğu” Uzungöl’ü ” özledim, Sümela’yı, Sultan Murat’ı. özledim.


Yıllarca muhabirlik yaptığım Trabzon’u, Uzun sokağı, Kunduracılar caddesini, paramız olmadığı için veresiye yemek yediğimiz Polat Usta’yı, Arafıl Boyunu, Erdoğdu’yu,  Uzunkum’u,.


Dahası 12 yılımı geçirdiğim Trabzon’u ve tüm Trabzonluyu özledim. Eşim olan Meliha Yazıcı ile ilk tanıştığım, Karadeniz Teknik Üniversitesi kampüsünü özledim.


*

Kışın beyaz sesizliğin kapladığı, İlkbaharda taze yeşilin, eflalatun komarların ahengine bürünen yaylalarımı özledim.

Kuzularımı, saf temiz insanımı, yok edilmemiş ormanlarımı, misafirperverliği, doğallığı, köydeki eski düğünleri, imeceleri, akşamları toplanıp, lamba ışığında kuzine’nin etrafında yapılan sohbetleri özledim.

Tencerede kaynayan lahanayı, mıhlamayı, altın sarısı gibi mısır ekmeğini, yoğurdu turşuyu, hamsiyi özledim.

 
Gerçek insanlığı, karşılıksız dostluğu, entrikasız yaşamı özledim. Hayallerimi yüzdürdüğüm ırmakları, gölleri özledim.

 
Ayrı kaldığımda üzüldüğüm, özlediğim dostlarımı özledim...  ağından çıkan küçük dereler birbirinden güzel bütün yaylaları özledim.

 
Ahşap kokuların sindiği, yok edildiği 100 yıllık ahşap evlerini, serenderlerini, yayla göçlerindeki şenliklerini, artık mumla aradığımız bahçemizdeki hormonsuz sebze ve meyveleri özledim

 
Senettin, sepetin olmadığı, sözün namus olduğu güven dolu mertliği özledim.

  
Köy kızlarının, çay bahçelerinde, ya da yayla yollarında sırtındaki yüküyle nişanlısına bir “merhaba”  demesinin, ya da lamba ışığında yazdığı iki satır  mektubunu verebilmenin güzelliğini özledim…

 
Kısacası...  Doğduğum ve büyüdüğüm coğrafyanın dağını taşını, suyu, havasını, insanını ve her şeyini özledim… …

Adınız
Yorumunuz
Hiç yorum yapılmamış.

Diğer Yazıları

Gül; aşkın, karanfil; sevginin…
Kemal Bey iktidara yürüyor..
HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ
SİYASETTE HÖŞGÖRÜ
“Bana bir şey olmaz” diyene Uyuz oluyorum.
Oynatmaya az kaldı Devletim nerede? Ülke olarak dibin dibindeyiz.
KOÇ TOPLULUĞU VE TÜPRAŞ…
Turkcell milleti hem soyuyor, Hem de aptal yerine koyuyor.
Bilsem dönüp gelecekseniz… Gözyaşımı yol eylerim…
KIÇIMIZ KAÇKAR’DAN GÖRÜNÜYOR.
Yavuz Sultan Selim’in kaftanı.. FETÖ neden istedi?
YARGIÇ…
ADALET BUNUN NERESİNDE?
Bu savurganlığa son verilmeli..
İşte iki kelime. Artvin ve Artvinliler..
PİYASA YANIYOR. İTFAİYE NEREDE?
BÜYÜK DÜŞÜNMEK VE AÇKAR’IN SÜT DÜNYASI
RİZELİ HEMŞERİHLERİME YAKIŞMADI..
KARADENİZ ÇOCUĞUYUM
NECMETTİN ERBAKAN HOCAYA BUGÜN HEPİMİZİN BİRER ÖZÜR BORCU VARDIR
Spor Federasyonu başkanlığına…
PARLEMENTODA DENGEDİR.
KEMAL BEY KADAR TAŞ DÜŞSÜN KAFANIZA
RİZE'DE MUHALEFET OLMAK
İŞÇİ OLARAK GİRDİĞİ KURUMA GENEL MÜDÜR OLDU
“Tarlalar betonlaşmasın Türkiye aç kalmasın..!”
NASIL BİR BELADIR?
ANKARA'DAN RİZE'YE NOTLAR ...
DEVA, DA SON DURUM..
RİZE'DE NELER OLUYOR?
KIZILAY BUNU YAPARSA..!
“Acı Reçete”yi Uygulamaya Nereden Başlanmalı?
İSTANBUL NOTLARI
Geçmiş olsun Karadeniz..
Kemal Beyin Son Kurultayı mi?
KURULTAYA MI , İKTİDARA MI?
BU İKİLİYE DİKKAT!
DEVA, deva olacak mı?/ Karal, ihanet mi etti? Tarihi sorumluluk mu?
Tarladan sofraya tarihe mi karışıyor? ÇAY VE SORUNLAR..
HASTANE DEDİĞİN BÖYLE OLUR
KUTSAL TOPRAK (RİZE) VALİLERİ
Bölgedeki Üniversitelerimiz.
TARİHİMİZDE İLK KEZ
3 İL, 3 İSİM
MESUT YILMAZ’IN ACILARLA İMTİHANI
GİZLİ “ KAHRAMANLAR..
TARIM, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
Tarımda üretim olmasa kıtlık olur Köylünün sağlam iradesi yeter
“ZÜMRÜT RİZE” VE FAİK BAKOĞLU ..
BEN OSMAN YAZICI
Ankara Üniversitesi Ve İbiş Kardeşler
Paranın Para Etmediği Dönem.. ​Dünya o’na doğru gidiyor..
VİRÜS BİZE NEYİ ÖĞRETTİ?
Rizeli MEHMET Şamlıoğlu’nda “Yok” yok..
Doktor ve Hastane
Mansur Yavaş ve ASKİ
Rizespor ve Rize’de CHP
LÜKÜS HAYAT
Kaçkar’dan Zirveye.
Mesut Yılmaz’da. Mesut Kağan mutluluğu.
RİZE’YE YAKIŞMIYOR
Büyükelçiden anlamlı mesaj
Müdür Bey Toplantıda
O adam Berat Albayrak..Hazine ve Maliye Emin Ellerde..
Babasının oğlu..
Ankara’daki “RİZE EVİ “ Başkan İdris ve “BİZ RİZELİYUK”
ERDOĞAN VE RİZELİ KUZENLERİ
Başkentte “RİZELİ” olmak.
Trafik Müfettişliği ve EPDK
Rizeli isim. Türkiye’nin onuru, Dünyanın gururu..
Başkentteki Karadenizli bürokratları buluşturduk..
Koruma Saltanatı
BU SALTANATA SON VERİLMELİ
Ankara’daki Rizeli bürokratlar
Yaz biterken ülkemizde iki konu kapıya dayanır;
DIŞARIDA YEMEĞE ÇIKARKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN.! .
Akçaabat Köftesi ve Tereyağı.. Vakfıkebir Ekmeği. Hamsi köy Sütlacı…
Köyden yükselen İhracat rekoru.
Başarıya doymayan Üniversite Ve Mehmet Haberal
RİZE’DE GÖREV YAPMAK.
“Sen Yağmur Ol Ben Bulut Maçka’da buluşalım..” Bende öyle yaptım.
Rize ve esrar
Karadeniz’den lider Fışkırıyor..
Hamsi Kavağa Çıkar mı?
Asansörlerde yangın var..!
TRT VE ANADOLU AJANSI
Kaybeden ve Kazanan. 15 bin yetmedi 800 bin verelim
DÜNYANIN GÖZÜ İSTANBUL’DA.
Rahmanı ve Şeytanı
Devletin “Kara Kutusu “: Hasan Doğan.
Gecikmiş Ankara Notları
İtalya Yolcusu Kalmasın
Başarıya doymayan Üniversite
Savunmada Millileşme ve Metaş
Kabine değişiyor.. Sahte Reis ’çiler gidici