Reklamı Geç
YAZARLAR
14 MART SERZENİŞİ
Prof.Dr.Ahmet Berhan YILMAZ
14 Mart 2022 - Pazartesi 13:44

Bu yazıyı okurken; 40 kişi olması gereken sınıflarda 240’ar öğrenciye ders anlatılan bir fakültede, aynı anda 10 hastanın muayene edilebileceği bir klinikte her gün 50 fakülte, doktora ve uzmanlık öğrencisine hastalarla birlikte eğitim verilen, bu arada günlük ortalama 500 hasta muayene ve tedavi edilen bir klinikten yazdığımı asla unutmayın.
 

Sağlığın siyasi, kişisel yönü yoktur çünkü hastaysanız hastasınızdır. Ötesi sizi ilgilendirmez. Tedavi edilmek, ilgilenilmek, bütün hassasiyetlerinizin göz önüne alınması en doğal hakkınızdır. Hepimiz hastayız, hepimiz hasta sahibiyiz, hepimiz bu ülkede yaşıyor, aynı sıkıntıları paylaşıyoruz.


Bütün milletimiz bilsin ki; Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerinde beş, altı katına çıkarılan kontenjanlar, sağlık personeline yönelik değersizleştirme operasyonları, sağlık personeline dayatılan performans sistemi, her türlü şiddete maruz kalabilmeleri, kendisine sahip çıkması gerekenler tarafından bile ötekileştirilmeleri sağlık personelinin, sağlık eğitimi alanların hastalarıyla ve birbirleriyle olan ilişkilerinin bozulmasına sebep olmuştur,


Bu sebeplerle de kaliteli ve insani sağlık hizmeti alınması imkânsızlaşmış, sağlık eğitimi çökmüştür.


Sağlıkta oluşan ve giderek büyüyen sorunlara tedbir alınmaz, kontenjanlar azaltılmaz, tıp ve diş hekimliği fakültelerinin olur olmaz her yere açılmasına devam edilir, sağlık çalışanlarını birbirine düşüren performans sistemi kaldırılmazsa ülkemizde önümüzdeki yıllarda ne yetişmiş pratisyen hekim, diş hekimi ne de tıpta ve diş hekimliğinde uzman hekim bulunabilecektir.


İşin kötü tarafı toplumumuz çok eskide kalmasına rağmen geçmişin acı tecrübelerinden sıyrılamadığı, sorumluluktan kaçmak isteyen birilerinin de sağlıkta geçmişte yaşanan kötü günleri unutturmadığı için iyi sağlık hizmetini tedavi olabilmek değil doktora kolay ulaşmak, doktora reçete yazdırabilmek, ilacını kolayca alabilmek, sağlık personeline şiddet uygulayarak kinini, nefretini kusmak sanmaktadır.


Evet, doğrudur son yıllarda yapılan değişiklikler sonucu hastanın hekime ulaşması, ilaç alabilmesi, hastanın ve hasta sahibinin “sağlık personeline dayak atması, şiddet uygulaması” kolaylaştırılmıştır ama hastaların tedavi edilme, şifaya kavuşma oranı çok daha büyük bir hızla düşmüştür.


Ülkemizde sağlıkçılar ve sağlık sektörü;


-          Değersizleştirilmiş, her türlü adaletsizliğe ve haksız kazanca açık hale getirilmiştir.

-          Değersizleştirildiği için de şiddet, hakaret, tehdit normalleşmiştir.

-          Hocalar öğrencilerini, asistanlarını eğitememektedir, yeterince ilgilenememektedir.  

-          Hekimler Performans Sistemi denen baştan sona yanlış, haksız, adaletsiz, verimsiz bir sistemle puan peşinde koşturulmaktadır.

-          Hekimlerin hastalarıyla yeterince ilgilenmesinin önünde bir sürü engel vardır.

-          Hekimler hastalarını insan olarak değil de para, puan ve sıra numarası olarak görmesi için zorlanmaktadır.

-          Hekimlerin can güvenliği yoktur, gelecekleri için kuşkuları vardır, iş huzuru kalmamıştır, mesleklerinden soğumuşlardır.

-          Aynı kurumda, hatta aynı klinikte çalışan hekimler arasında bile gelir adaletsizliği, haksız rekabet, haksız kazanca yol açılarak hastalara ve hekimlere zarar verilmektedir.


Adaletsiz, popülist, hastaların tedavi edilmelerinin önüne geçen, ülkemize maddi, manevi çok büyük zarar veren performans sistemini getirenlere, uygulayanlara ve sistemin açıklarını kendi cepleri lehine, devletin, diğer hekimlerin ve hastaların aleyhine kullananlara her 14 Mart’ta, 22 Kasım’da, 12 Mayıs’ta yaptığımız uyarılarımızı dikkate almalarını bir kere daha rica ediyoruz.


Bu yazıyı okuyan her bir okurumuz lütfen; Şikâyetçi olduğumuz eski günlerde hastaneye giden her 100 hastadan kaçının tedavi olabildiğine baksın. Sonra da bugünlerde hastaneye giden her 100 hastadan kaçının, üstelik doktor doktor, hastane hastane gezmesine rağmen, tedavi olabildiğine baksın ve kararını öyle versin.


Ayrıca herkes bilsin ki; aşırı derecede yüksek öğrenci kontenjanlarıyla, hemen her şehre açılan, kliniği, laboratuvarı olmayan fakültelerde, hocasız, eğitimsiz, kalitesiz, meslekten bihaber, tribünden maç seyreder gibi sağlık eğitimi alan gençlerle ve mesleğin değersizleşmesi için gösterilen aşikâr çabayla bu ülkenin sağlık hizmetleri konusunda geleceği karanlıktır.

Adınız
Yorumunuz
Mustafa SEMİH ARICI - 15 Mart 2022  
Hocam-çok çarpıcı bir yazı.Ancak sorumlu mevkidekiler buna asla kulak asmaz onem vermezler.Koca sağlık bakanlığı aslında kimin elinde? Menzil tarikatinin..Bu her şeyi tam açıklamıyor mu?

nazlıgül - 15 Mart 2022  
Meslek grubu ne olursa olsun ilim insanı fakir bırakmaz.Üniversite mezunları iş bulamıyor. ilim-fen-teknoloji okuyan Batı dünyasıdır. Japonya teknolojiyi Batı dünyasından öğrendi..Batı dünyası- faiz-kur farkı- zamlardan para kazanmıyor. 8 veya 10 çeşit marka üreten otomotiv işletmeleri var.Üretim yapıyor. Türkiye de vergi veren Bankalar...Bankalar yıllık kazançlarından vergi veriyorlar. Bankalar-üretim yapmıyor. Türkiye deki zenginler üretim yaparak zengin olmuyorlar. Mal ve hizmetlerin fiyat etiketlerini değiştererek zengin oluyorlar..Japonya faizden- zamlardan para kazansa idi-İstanbul Boğaz köprülerini yapacak malzeme bulamazlardı. Almanya zam ve kur farkından zengin olsaydı- 10 çeşit üretim yapan otomotiz işletmelerini yapamazdı. Malzeme bulamazdı. Doktorların kullandığı muayene araçlarına bakınız bir tane yerli üretim yok. İlç sanayine bakınız..Bütün sektörler böyle.. Türkiye borç para ile ücretleri ödüyor...Demek ki- bol miktarda ilim okuyacağız. Avrupa üniversiteleri ile müşterek çalışacağız. Bütün meslek grupları böyle..Avrupada kiralık daire bulmak çok kolay değil... Avrupada çalışan işçileri görünce nasıl çalıştıklarını sorunuz? Çözüm- üniversitelere ilim taşıyacak olanlar üniversitedeki akademik personeldir..İş adamlarıdır.Sanayicilerdir. Müşterek çalışarak - işleri kolaylaştıracak katkılar her meslek grubunun olmalıdır...

kemgöz - 15 Mart 2022  
Rize de bir çay fabrikasına gidelim. Misafir olarak. Fabrikalarda birtane elektrik mühendisi ve teknisyeni yoktur. Fabrikalarda basınç altındaki buhar üreten- Buhar kazanları için bir tane mühendis ve teknisyen yoktur. Neden Yoktur ? Bütün mesele- bir hayata çattık ki- hayata kurmuş pusu...Hastanelerde bol miktarda doktor var. Dış fakültesinde bol miktarda doktor var..Ne güzel..Doktorların kullandığı muayene cihazlarında yerli olmalıki-insanlar işçisinden-teknik elemanına kadar çalışma imkanı olsun...

meryem - 16 Mart 2022  
Ücretler...Anayasa diyor ki- ücretlerde sınıf ayırımı yapılamaz. Anlamı-manası nedir? Akademik Personele-Ek zam- Hukukçulara ek zam- Doktorlara ek zam..yapılamaz. Zam herkese yapılır. 9 binlira alan bir doktor- yüzde elli zam yapılsa -13.500 lira ücret alacak. 6 bin lira alan memurda 9 bin lira alacak. Ek zamlar ÖZAL Döneminde başladı...Aynı işi yapan kurumlar arasında büyük ücret farkları oluştu.. Doktorlara ek zam yapılması Anayasada yasak. Ama bütün memurlara zam yapılabilir..KOÇ Şirketlerinde bir Genel Müdür Cumhurbaşkanını ücretinin 3 katı ücret alabilir..Bu büyük şirketlerde var..Devlet sektöründede memur ile idareciler arasındaki fark çok büyük duruma gelmiştir. Dünya gerçeklerini görecek olanlar- doktorlarımız-hukukcularımız-Akademik personelimizdır..TBMM de komisyonlarda hak ve hakikatleri söylemek gerekmez mi? Komisyonlarda bütün partilerin milletvekilleri yok mu?


Diğer Yazıları

ÇOK YORGUNUM
BAŞKASININ PENCERESİ…
23 NİSAN
GİDİYOR
BANA SENİ GEREK SENİ…
DEĞERSİZLEŞ(TİRİL)ME SOYKIRIMI…
SİL AT GİTSİN HAYATINDAN
ATALARINLA ÖVÜNMEYİ BIRAK…
MÜSLÜMAN’IN DEVRİMCİ, ÖZGÜRLÜKÇÜ RUHU ve BİR MAYIS’IN ÇAV BELLA RUHU…
DİNİ BÖLENLER
ZOR DOSTUM ZOR
MUHTAÇ EYLEME
HER YENİ NESİL İLE MİLLET YENİDEN DOĞAR…
27 MAYIS 1960…
BAYRAM GELMİŞ…
VATAN TOPRAKTIR, TOPRAK VATANDIR…
YAPMAYIN, ETMEYİN…
YEDİNCİ CUMA…
TEDBİR BİZLERDEN, TAKDİR ALLAH’TANDIR…
ATATÜRK’ÜN MİLLETİNE AÇIK DAVETİYESİ…
BEŞİNCİ CUMA…Allah'ım bu ibretlik dönemi hak ettik, biliyoruz.
AYNI GEMİDE OLMAK…BUDUR
YARDIM; KİME VE NASIL?
BURNUMUZ SÜRTÜLMESİN…
KORONA, UMRE, STOK…
YAZILMASIN İSMİMİZ KARA TAHTAYA…
UNUTMA YİĞİDİM…
MEHMET GÜRGÜR HOCAM’A
Yüzde 99’u Müslüman olan ülke nüfusunun yüzde 67’sinin Kuran okumayı bilmediği
DERLER Kİ; RÜYA GÖRMÜŞSÜN…
ASGARİ ÜCRET VEYA TOK AÇIN HALİNDEN ANLAMAZ…
İT İLE ALAMETE, KURT İLE KIYAMETE…
GELSİNLER
ÖĞRETMENLER GÜNÜ
KİBİRLİSİN ve YANLIŞ YOLDASIN…
CUMHURİYET BAYRAMI
NEFERLERE…
NERDEN BİLECEKSİNİZ?..
BİLMEM AĞLASAM MI? AĞLAMASAM MI?
BU NASIL İŞTİR?..
SAHTEKÂRLARIN DÜNYASI... Arısız balı, Boyalı çayı,
BEKA MESELESİ veya VATAN SENSİN KARDEŞİM…
DİYARBAKIR’DAN YÜKSELEN ÇIĞLIK…
İstemez miydim !
Yalan da Olsa...