Reklamı Geç
YAZARLAR
MAKAM SAHİPLERİ OKUMASIN
İrfan COŞKUN
13 Kasım 2019 - Çarşamba 10:51

“İnsan ancak konuşmayı düşündüklerini söylemeyi öğrendiğinde, insan türüne dönüşmüştür” diyor Bilge Kral Aliya İzzet Begoviç.  


Biz de konuşmayı düşündüğümüz şeyleri yeniden söylemeye başlayalım dedik. Yarım asırlık ömrü geri bıraktık, kimimiz daha genç, kimimiz daha ileri yaşlarda. Ağlayarak başladığımız bu hayatta birçok olay yaşamışızdır, sevinçler, üzüntüler, stresler, başarılar, mahcubiyetler, başarısızlıklar, gözyaşları, mutluluklar daha neler, neler. 


İnsan dünyaya bir kez gelir, bir hayat yaşar ve vakti saati geldiğinde terki hayat eder. Yahya Kemal’e göre “Meçhule gider, yerinden memnun olduğu için de geri dönmez” Her nasıl inanıyorsanız inanın, hepimiz bu hayatın süreli olduğunu, bir gün nihayete ereceğini, tarihi ve saati bir yerlerde kayıtlı  olsa da bizim için meçhul olan bir tarihte, bir saatte, belki yarın, belki yarından da yakın bir anda bu hayata veda edeceğiz. Mutlak olan bu gerçeği hepimiz biliriz ama, çoğu kez telaffuz etmeyiz, hatırlamayız, hatırlamak istemeyiz.   


Kendisi olmayı başaranlar, daha kaygısız, daha rahat, daha insanı bir hayat sürdürürler. Bir örnek verecek olursak, belirli makamlara gelmiş bazı kişiler, bu makamların efsunlu, şaşalı, aldatıcı havasına kapılıp kendileri olmaktan çıkarlar. Makama gösterilen ilgi ve alakayı, kendilerine gösteriliyor sanırlar. Millete hizmet aracı olan bu makamlar, Devleti temsil etme sorumluluğu yüklediği için, belirli bir yerde durmayı gerektirir olsa da, zaman zaman bu kostümlerden sıyrılarak sıradan olmayı başaranlar gerçek mutluluğu tadarlar.  


“Kendisi olamamak” biraz da özgüvenle alakalı bir şey. Üstümüze giydirilen maskelerin (Makam, mevki, zenginlik, güzellik vb.) geçici olduğunun farkına varamamak. Başımızı ellerimizin arasına alıp şöyle bir düşünmeli! On yıl önceki, yirmi yıl önceki bir olayı hatırlayalım, bir de yirmi yıl sonra nerede, nasıl bir durumda olabileceğimizi hayal edelim. Bugün sahip olduğumuz itibar, makamlar, mevkiler, şan şöhret, gençlik, güzellik, enerji anlamını yitirmiş, belki bir başımıza kalmış, arayan soranımız azalmış, gerçek dostları bekler dururuz O vakit, geçmişte yaptığımız karşılıksız iyilikler, makamlardan aldığımız gücü, kendimize değil de milletin menfaatine ne kadar kullanmışsak, diğer bir ifadeyle Devletin bizlere emanet ettiği o makamlar sayesinde ne kadar çok insana yaramışsak, yarasına merhem olmuşsak, derdine çare bulmuşsak, kamu yararına ne kadar çok hizmet üretmişsek, o kadar vicdanımız rahat, o kadar mutlu oluruz.  Bir keresinde iş görme yeteneği yüksek, etkin bir makamdan ayrıldığımda, daha önce aramalardan adeta usandığım halde, telefonumun çok seyrek çaldığını görünce, alışana dek telefon arızalı mı diye şüphelendiğim olmuştur.  


Tenha bir yerde yere uzanın, evinizin tenha bir köşesinde de olabilir. Kendinizi biran için ölmüş ve tabuta konmuş olarak hayal edin. Omuz verdiğiniz sevdiğinizin tabutunda kendiniz olduğunuzu düşünün. Etrafınızdakilerin neler konuştuğunu, nelerle meşgul olduklarını düşünün. Duyuyorsunuz fakat cevap veremiyorsunuz. Bütün kazanımlarınızın ne olduğunu, size ne kadar yaradığını-yaramadığını görün. Binbir emekle biriktirdiğiniz malların mirasçılarınız tarafından nasıl paylaşıldığını, kavga gürültü içerisinde sizi hiç hatırlamadıklarını, teşekkür etmediklerini, Allah razı olsun demediklerini görün. 


 “Dert ettiklerinizi mezara götüremezsiniz, ama onlar sizi mezara götürür”. Arada bir yapılacak böyle bir muhasebenin, makam hırsımızı azaltacağı, bizleri daha insani hale getireceği, rahatsız edici hırslardan, uzun soluklu emellerin sıkıntısından kurtaracağı, sahip olamadıklarımızın fakiri olmak yerine, elimizde olanların mutluluğunu yaşatacağı, bizi biz yapacağı, aslında sıradan biri olduğumuzu hatırlatacağı ve böylece rahat bir nefes aldıracağı muhakkaktır. 


Şimdi kravatınızı çıkartın, takım elbiselerinizi bir kenara koyun, ütüsüz, lüks olmayan sivil giyimle sokağa çıkın, parkta oturun. Şehrin kalabalık caddelerinden birinde, bir kenarda durup insanları seyredin, yağmurda ıslanın, dolmuşa binin, halkın arasına karışın. Atın üzerinize biçilmiş maskeleri. Ben de çöpten atık kağıt toplayan biri gibiyim. O’nu yaratan beni de yaratmış, ben sıradan biriyim deyin kendi kendinize. Zenginliğiniz, makamınız mezarınızın üzerini farklı yaptırsa da, içeride pek bir şey değişmeyeceği bilin. Bir de böyle bakın hayata.  


Karşısında korkudan, heyecanlanan, titreyen adama dönerek “ Korkma, titreme, Ben kurutulmuş et yiyen kureyşli bir kadının oğluyum” diyecek kadar mütevazi davranan bir Peygamberin Ümmeti, bir iklimin çocuklarıyız. Unutmayalım ki; “Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla doludur” 

Adınız
Yorumunuz
Ömer GÜNEŞ - 14 Kasım 2019  
MAKAM nedir ? Kanuni dönemine kadar Şeyhulislamlar şura kararı ile atanırdı..Kanuni bu uygulamayı kaldırdı. Atama yolunu seçti. Deliyide atarsınız-veliyide atarsınız..Çok büyük hata yaptı...Türk tarihine baktığımızda arşivlerden okuyabiliriz. Tanzimat ve Meşrütiyet dönemlerinde atanan Şeyhülislamlara bakınız. Fetvalarını okuyunuz.. Haritaya bakmak küfürdür diyor-Şeyhülislam... Kış mevsiminde askere giysi alınıyor- giyilmez diyor Şeyhülislam...Daha neler ve neler.. Bunları Yüce İslamın kaynağı olan Kitap ve Sünnet demez.. Veliler demez... Ama dediler der... Her meslekte çok deli vardır.. Tabibler birliği nediyor ? Terör konusunda... Barolar Birliği ne diyor... Muhalefet nediyor... Müslümanlar bunların konuşmalarını kitap haline getirip gençlerin okumasına imkan sağlamalıdır...

Musa BAHAR - 14 Kasım 2019  
Velileri ve Delileri nasıl tanıyacağız... Doktorları-hukukçuları nasıl tanıyacağız.? okuyarak tanıyacağız.Bugün teröre testek veren insanların içinde hukukçu-doktor-öğretmen-yazar- her meslekten insan var... Bu insanların yaptıklarını okumalıyız... Anadoluda 35 yıldır terör örgütü- yapmadık kötülük bırakmadı..Ne diyorlar? Silahli ve silahsiz olanlar? Fert mülkiyeti yoktur.. Miras hukuku yoktur... Kadınlar için nediyorlar? Mahkeme dosyalarından okuyabiliriz... Çok okuyalım.. Beşikten mezara kadar-kadın-erkek okuyalım...Günde bir sayfa çay içerken okuyalım... Velilerden dua beklenir... Delilerden nasıl korunacağız ? Deli nedir? Hak ve hakikatlerin üzerini örterek kendi anlayışını anlatan insanların ortak ismidir.

Ali OKUYAN - 14 Kasım 2019  
Bütün meslek gruplarını velileri ile delilerini müşterek okumak... Batı Tefekkürü ile İslâm Tasavvufunu müşterek okumak.. Hz.Ömer Dönemi; Hz.Ömer o zaman ki bir evin damina çıkar-delikten bakar.. Bir sahabi hanımı ile... " ! Bu ne kepazelik " " Ev sahibi der ki; " Ya Ömer ben bir suç işliyorum- sen üç suç işliyorsun; Birincisi- hadise rağmen izin almadan giriyorsun haneye.. İkincisi-Kur an ın tesessüs etmeyiniz emrine rağmen-beni tecessüs ediyorsu- Üçüncüsü- hanımımı senin gözüne uygun olmayan şekilde görüyorsun... Ve Hz. Ömer-iner ağlaya-ağlaya-tövbe ede ede gider... Demek ki- Bankaların içini boşaltanlara görevliler-yani yönetim kurulları ne yapıyorsunuz demeli... Üniversitelerde-Profesörler sanayileşmeye karşı çıkanlara-sizler ne anlatıyorsunuz demeli... Bakınız- Cumhurbaşkanımız-Merkez Bankasına faizler düşürülsün diyor. Muhalefet-Merkez Bankası bağımsızdır diyor...Ne günlere geldik.. Bakınız.şu Birleşmiş milletlerin haline ki- terörüstü General yaptım diyen devlete- hiçbir üyeden ses yok..İşte dünyanın gerçek delileri... Birleşmiş Milletlerde Cumhurbaşkanımız insanlık adına bir konuşma yapıyor. Düşmanların derdini anlıyoruz. Kıyanete kadar mücadele var olacak Ama şu Kuzey Kıbrıs ve Filistin de deliler tarafında oy kullanıyor.. Güç ve Kuvvet sahibi sensin.Hak ve hakikatleride bilesin.İnsanlık adına çalışanlarıda bilirsin... Bize güç ve kuvvet ver ki- delileri veli yapmaya gayret edelim.

Ömer Ekşi - 14 Kasım 2019  
Çok güzel bir yazı- yazanın kalemine- dimağına sağlık. Yazı başlığındaki ironinin tam aksine bütün makam sahiplerinin her hafta başında istiklal marşı okur gibi okumaları lazım.

Ali ASİLTÜRKMEN - 15 Kasım 2019  
HOCALAR VE İLİM-- Türkiye de yüzbin adetin üzerinde cami var...Her hoca 25 yılda yanı emekli oluncaya kadar bir Yunus EMRE gibi ilim-irfan-vecd-aşk sahibi insan yetiştirecek çapta gayretli olsa idi feto gibi müslümanları öldüren zalimler olmazdı. Olsada sahte müslümanların hesabını Yunus EMRE gibi anadolu insanları görürdü. Neden Yunus EMRE-çünkü Yunus ilmini halk dili ve güzel türkçemizle paylaştı... Mevla güzel-ama farsca yazdı..Tercüme edip okuyoruz... Üniversiteler-25 yılda fabrika yapan fabrikaları hesap-kitap yapacak teknik eleman yetiştiremediler. Merkez Bankası 50 yılda bir kuruşluk faydası olmadı.Ömrünü faiz ve kur ayarlaması ile geçirdi..Onuda doğru ayarlasa idi ne âla... Bankacılığın ne olduğunu bugün Türkiye de bilen yoktur. Bilen olsaydı-Batı dünyasının ekonomisini-sanayini ve bankacılık sektörünün- nasıl çalıştığını görürdü.. Bütün nenfi muhasebeleri hükümetlere yüklemek çok kolay.. Bütün müsbet güzellikleride muhalefete yüklemek.. Dünya gerçeklerine kafa yoran bir Cumhurbaşkanı ve çalışma arkadağları var...Muhalefet orta çasğ karanlığından daha karanlıktadır... Kafa yorduğu konulara bakınız...Birde Batı dünyasının kafa yorduğu konulara bakınız. Kurumlar arı kovanı hummasiyle Batı dünyasında çalışıyor.. Türkiye ye bakınız-muhalefetin ilim-fen-teknoloji adına 40 yılda bir kelimesini bulamazsınız...

Musa KARADENİZ - 15 Kasım 2019  
Bankacılık Sektöründe araştırma yapmak bütün ilim adamlarımızın görevidir. Bugün bankanın bir milletin iktisadi hayatındaki nâzım rolü-şeker hastasına karşı (ensülin) kadar kıymetlidir. Kim inkar eder bankayı ".. Bankanın hal tarzı var mı ? Vardır. Aranır-araştırılır bulunur.. Merkez Bankası kur ayarları-faiz ayarlamaları çocuk oyuncaklarıdır. Merkez Bankası 50 yılda bankacılıktan öğrendiği nedir? Batı dünyasında Banka yok mu? Banka faizleri çok düşük. Kurlar çok düşük. Batıda bankalar ne ile geçinir? Nasıl olur? 100 cami imamının araştırıp okuyacağı birin konu Bankacılık konusudur. Çözümler araştırılıp bulunmalıdır.. Muhalefet ömrü boyunca-ilimden-fenden-teknolojiden uzak yaşadı. Muhalefet meyvasız ağaçtır. Meyva bekleyen seçmenimiz Batı dünyasının çalışmalarına bakmalıdır.. İlim öğrenmek kadın ve erkek için gereklidir... Beşikten mezara kadar gayret... Üniversiteler ilimden-fenden ve teknolojiden uzaktır..Dünyanın neler yaptığından habersizdir. Elektrik motorların üretimi için çalışan Amerika ve Batı dünyası- Türkiye üretsinde alalım anlaşından başka ne ilmi-ne fikri ve nede gayreti vardır... Üniversite Rektörleri çalışma arkadaşları ile Cumhurbaşkanımız kadar gayretli- olmalı..Arayıcı tarayıcı olmalı..Bölgemize taşınacak teknolojiler konusunda araştırma tezleri olmalı.. Nerede o kayretli insanlar.." Amerika ve Çin büyük gayret içinde..Ya Türkiye...Ücretlere zamandan başka hiçbir gayreti yoktur. Zam-para bütün gayreti bu..Peki mal ve hizmet üretmeden-ihracak yapmadan nasıl para kazanılır?

Sami zeybek - 15 Kasım 2019  
Kalemine ve yüreğinize sağlık güzel olmuş- anlayana anlamak isteyenlere

Bulut DENİZ - 19 Kasım 2019  
İlim dünya insanlarının müşterek malıdır.Nerede bulursa alır... İlim kadın ve erkek için beşikten mezara kadar şarttır.. Batı dünyasında halkın bilgiseviyesi sanayi ve teknolojiye başlıdır.. Hz. Osman döneminde Ebuzer Hz. vardır.. Hz. Osman a neden zenginlerden alıp-fakırlere vermiyorsun? der.. Hz.Osman da peygamberimizden görmediğimi yapamam... Hz.Ebuzer- Suriye Sokaklarında gezerken- zenginlere- 50 altınlık elbise giyiyorsun. 30 altınlık giysen- de 20 altınını fakırlere versen olmaz mı ? der... Bugün- Suudi Arabistan ın yüz ölmümü 2 milyon kilometre kare...Nüfusu 38 milyon...Suudi Arabistan neden fakirlere yardım etmez? Düşünün 4 milyon suriyeli Türkiyede- Suudi Arabistan a bakınız..Suudi Arabistan bölgedeki terör örgütlerine destek verdi. Libya liderini petrol parası kurtaradadı. suudi Arabistan ı da petrol parası kurtaramaz...Bölge terörüne destek veren Suudi Arabistan ı Mekke ve Medine hariç İran yerlebir etme zamanı geçiyor?


Diğer Yazıları

YARIN BUGÜNDEN DAHA GÜZEL OLACAK
NOT ETMEK LAZIM
DOST KARA(NTİNA) GÜN(ÜN)DE BELLİ OLUR
BİR DOKTOR BABASININ PENCERESİNDEN
BİR VİRÜSÜN FARK ETTİRDİKLERİ
RİZE GRUBU
PEŞKONUN ÜSTÜNDEKİ DEMLİK
ÇAĞRANKAYA KAR YÜRÜYÜŞÜ
DÜNE AİT HAYALLER
BAŞLIĞINI SİZ KOYUN