Reklamı Geç
YAZARLAR
RİZE’NİN TARİHİ VE COĞRAFİ DURUMU BİLGİLERİ
Bayram Ali KAVALCI
18 Kasım 2019 - Pazartesi 08:24

Siz değerli okuyucularıma ve bilhassa yeni genç nesillere, İlkçağ ve Ortaçağ’dan Pontus Krallığına kadar, Rize’nin geçmiş tarihi ve coğrafi durumu bilgilerini öğrenme ve tazeleme açısından, 2000 yılında basılan “ Rize Tarihini Orhan Nacı AK” isimli, Rize Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü yayınları olarak basımı gerçekleştirilmiş, o yıllar içerisinde Rize’mize 8 kaynak eser kazandıran, şehrimizin yetiştirmiş olduğu önemli değerimizden olan emekli yönetici, eğitimci-yazar Orhan Naci AK hocamızın Rize Tarihi kitabından aktarmış olacağayım. 

 

Bugün bir hayli yaşlanmış olmasına rağmen, çok şükür sağlığı yerinde olan Orhan Naci Ak hocamıza, Rize’mizin tarihine, medreselerine, el sanatlarına, Yöresel mutfağımıza, şairlerimize, Halk şiirlerimiz ve kültürümüze kazandırmış olduğu çok sayıda değerli eserden dolayı şükranlarımı sunuyorum. Kendisine ve ailesine Allah’tan sağlıklı uzun ömürler diliyorum. b.a.k. 

 

Rize’nin de içinde bulunduğu Doğu Karadeniz Bölgesi, herhangi bir medeniyete merkezlik yapmadığı gibi, ilkçağda doğup gelişen medeniyetlerin ve bu çağda kurulan devletlerin de etki alanı dışında kalmıştır. 

 

Doğu Karadeniz Bölgesinin bir başka özelliği ise güneyden zor geçit veren yüksek dağlarla çevrilmiş olması ve Batı’dan Doğuya Doğudan Batı’ya geçişi engelleyen ve zorlaştıran derin vadiler ve her mevsim bol sulu akan ırmaklarla kesilmiş olmasıdır. Bu coğrafi yapısıyla bölgemiz, nüfus hareketlerine, göçlere ve savaşlara oldukça kapalı kalmıştı. Yağışlı iklimi ve tarıma elverişli olmayan arazi yapısı nedeniyle de insanları fazla cezbetmemişti. Bu nedenlerden ötürüdür ki tarihi kaynaklar, Doğu Karadeniz Bölgesinden ve bu bölgenin özelliklerinden pek az bahsetmişlerdi.  


M.Ö. 2000 yılında Anadolu’ya gelip yerleşen ve burada güçlü bir devlet kuran Hititler (M.Ö.1850-1180), Doğu Karadeniz’e hakim olamamış, ancak bu bölge halkı, öz yönetimlerini koruyarak az bir süre Hititlere itaat etmişlerdi.  


Hititler, Kuzeydoğu Anadolu’yu, özellikle Karasu vadisini AZZİ diye adlandırmışlardı. Hitit kaynaklarında bu bölge için “Azzi Hayası Memleketleri” tabiri kullanılmaktaydı. Prof. Dr. Fahrettin Kırzıoğlu, Kars  Tarihi  adlı eserinde N. Adoniz’den naklen “M.Ö. 15. Yüzyılda Yukarı Fırat bölgesinde üç memleket bulunduğunu ve bu memleketlerden Azzi’nin Rize ve Gümüşhane bölgesini, Hayasa’nın Erzurum, Bayburt ve Erzincan bölgesini, İşuvanın’nın ise Tunceli ve Elazığ sahasını kapsadığını sanıyoruz” dedikten sonra II.  Murşil zamanında (1346 -1320) Hititlerin, Azzi ülkesini itaat altına aldığını ve buranın kralı  Annia’yı  hayatının sonuna değin Hititlerin başkenti Hattuşaş’a tabi kılarak,  Hayasa  ve Azzi  Vasal  memleketlerini Kapadokya’ya gelebilecek tecavüzlere karşı birer koruyucu uc  beyliği gibi kullandığını belirtmektedir. 


Yukarıda söylediğimiz gibi Doğu Karadeniz Bölgesi bir devlet veya medeniyete merkezlik yapmadığı için tarihi kaynaklar tarafından doğrudan ele alınmıyor, komşu devletlerle ilişkileri yönünden nadiren bahse konu ediliyor. 'İlkçağın önemli tarihi kaynaklarından biri olan Heredot Tarihi Doğu Karadeniz’de her hangi bir yer ismi vermeden Halys ırmağının yanı Kızılırmak’ın doğusu ile Kolhis’e kadar olan bölgeden ve bu bölgede yaşayan kavimlerden bahsetmektedir. 


Bu kavimlerin kimler olduğunu ileri sayfalarda ele alacağız. Şimdi ise Kolhis bölgesinden kısaca söz edelim. Karadeniz’in doğusundan denize dökülen Rion ırmağı, Kolhis denilen bölgenin merkezini oluşturur. Bu bölge 


Kafkas dağlarından Çoruh nehrine kadar geniş bir alanı içine alır. Bazı tarihçiler bu bölgenin  Kalapotomoz deresine yani İyidere’ye kadar uzandığını, bazıları da Trabzon’u içine alacak şekilde geniş bir alana yayıldığını söyler. 


Umumi tarih kitapları, M.Ö. 16. Yüzyılda yaşayan Mısır Kralı Sesostris’in Ankara’yı aşarak Avrupa’ya geçtiğini, İskitler ülkesine giderek İskitlere boyun eğdirdiğini yazar. Heredot, bu konu ile ilgili olarak Mısır Kralı Sesostris’in “Oradan geri dönerek Phasis’e geldiğini, ordunun bir kolunun burada kalıp ülkeye yerleştiğini, ancak Sesostris’in bütün bunları kendi isteği ile mi bıraktığını, yoksa askerlerin bu gezginci seferden usanıp Phasis kıyılarında kalmayı kendilerinin mi istediğini bilmiyorum” dedikten sonra  Kolhis’te kıvırcık saçlı insanlar gördüğünü, buralar halkının Mısırlılar gibi sünnet olduklarını, Mısır ketenini aynen Mısırlılar gibi yetiştirdiklerini belirtir. 


Bazı tarihi kaynaklar, Doğu Karadeniz bölgesine KHALDIK ülkesi diyorlar. Trabzon’dan doğuya doğru uzanan bu bölgeye Khaldık denmesinin sebebi ne olabilir? Khaldi Urartuların en büyük milli tanrısı idi. Bu ismin, 


Urartu devletinin yıkılışından sonra Khaldi dinine bağlı kalıp Erzurum’un kuzeylerine çekilen Urartu boylarına alem olduğu ve böylece bu bölgeye isimlerini verdikleri şeklinde bir iddia vardır. Urartu boyları buralara gelmiş midir? Yoksa Khaldi dini mi buralarda yaşama imkanı bulmuştur? Burası bilinmemektedir. İslam Ansiklopedisi, Bayburt’un Khaldi ülkesi içinde yer aldığını sahilde oturan halkın iç kesimlerde oturan halka Hald dediklerini, Bayburt şehrinin kuzeyinde bulunan ve bir ovanın da Hart ismini taşıdığını, ayrıca Haldilerin Sami ve Arı ırklarından olmadıklarını zikretmektedir. (Kaynak: Rize Tarihi-Orhan Naci AK) 

Adınız
Yorumunuz
Musa YAZ - 19 Kasım 2019  
Rize nin ekonomisinde çay var. Kivi var. Mandalına ve portakal var... Rize deki çay fabrikalarından 1970 den 2000 yıllarına kadar her fabrikada ortalama 1200 kişi Samsun-Sinop-Kars-Ağrı- bütün doğu karadeniz insanı emekli oldu.Sgortalı oldu. Karadeniz bölgesine çaykur emeklilik ve sigortayı taşıdı.Rize de bütün ailelerde emekli olan insanlar vardır... Karadeniz Bölgesine -iş ve aş lazim.Çünkü toprak sabit. NBüfus artıyor.


Diğer Yazıları

​ÇAYKUR HER YIL DAHA İYİ YÖNETİLİYOR
BAZI YARALARI ZAMAN DEĞİL, SABIR İYİLEŞTİRİR
BENİM GİBİ 40 YAŞINI GEÇEN VE 60 YAŞINI BULANLARA
GÖRGÜ KURALLARIMIZI YAŞAYALIM VE YAŞATALIM
PANDEMİ SALGINIYLA RAHATLAYAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ KUTLU OLSUN
HABER METNİ HAZIRLAMA VE GAZETCİLİK MESLEĞİNDE 5N1K KURALI
RAMAZAN BAYRAMI HAZIRLIĞI
2021 YAŞ ÇAY KAMPANYASI HAYIRLI OLSUN
RAMAZAN AYI BİR MEDENİYETTİR
HOŞ GELDİN RAMAZAN
BİR NEŞELİ KUŞTU GENÇLİK
ARTIK HAYATI HESAPLA DEĞİL NASİPLE YAŞIYORUZ.
ÇAY TARIMI VE ÖZELLİKLERİ
BAŞKALARINI DÜŞÜNMEK
MATBAANIN BULUNUŞU VE TÜRKLER
TÜKETTİĞİMİZ MADEN SUYU-SODA HAKKINDA BİLMEDİKLERİMİZ
TARİHTE 1950-1960 ADNAN MENDERES DÖNEMİ
DÜNYA KADIN ÇİFTÇİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN
ÇATIRDAYAN KOMŞULUK İLİŞKİLERİ NASIL OLMALI?
SAĞLIĞIMIZ İÇİN TEREYAĞI VE MARGARİNİN FARKI
İSLAMİYET ve İLERİCİLİK
HEPİMİZİN İHTİYAÇ DUYACAĞI PRATİK BİLGİLER
RİZE'NİN GEÇMİŞİNDEKİ EKONOMİK HAYAT VE ÇAYCILIĞIN GELİŞMESİ
YIL 1926 RİZE MEBUSU EKREM BEY’İN İŞGÜZARLIĞI
KURBAN BAYRAMI BAŞLIYOR
SİGARA BAĞIMLILARI KORONAVİRÜSE DAHA KOLAY YAKALANIYOR
HİÇBİR GELİŞME TESADÜFİ DEĞİLDİR
BAŞA GELEN ÇEKİLİR
BİR MUSİBET BİN NASİHATTEN EVLADIR!
EVDE GÜNDEM TÜRKİYE'NİN VE RİZE'NİN SAĞLIĞI
BU YAZIM, 1950-1980’DE DOĞANLARA
Yerim Rize’dir benim, Rize’dir tek kederim. Her şeyimle Rize’yim, Rize’siz ne ederim.”
DÜNYANIN BAŞINDAKİ TERÖR BELASI
RİZE'NİN GEÇMİŞİNDEKİ EKONOMİK HAYAT VE ÇAYCILIĞIN GELİŞMESİ
RİZE'DE OKUYAN ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNE RİZEMİZİ İYİ TANITALIM
TÜRKİYE, UÇAK PARÇALARI ÜRETEN BİR ÜLKE KONUMUNDA
SANAL KUMAR TEHLİKESİ
2020’DE MİLLET OLARAK DAHA ÇOK EL ELE VERELİM
RİZE KALESİ.... NEDİR BU PONTUS KRALLIĞI?
ÖMÜR DEDİĞİN NEDİR? DALDA BİR KURU YAPRAK
EN KIYMETLİ DEĞERLERİMİZ YAŞLILARLA DOĞRU İLETİŞİM
KANAL İSTANBUL PROJESİ YA OLACAK YA OLACAK
GÜVENLİ BÖLGE ÖNCESİ TSK’NİN FIRAT KALKANI BAŞARISINI HATIRLAMAK
DÜNYANIN BAŞINA BELA OLAN ABD’NİN DOĞUŞU
YEŞİL ÇAY VE KANSER
DENİZİ KARA, KARAYI PARA YAPAN BAŞKAN EKREM ORHON
NEDEN KURBAN KESERİZ?
EMEKSİZ VE EKMEKSİZ SAĞLIK OLMAZ
BEYAZ ÇAY NEDİR? NE DEĞİLDİR?
ÇAYIN RİZE’YE GELİŞ SERÜVENİ
TÜKETİCİLER OLARAK ORGANİK ÇAY TÜKETİMİNİ ARTIRMALIYIZ
TURİST VE SÜRÜCÜLERDEN OVİT TÜNELİNE YOĞUN İLGİ
GEÇEN YIL HİZMETE GİREN TANAP BORU HATTI
DÜNYA’DA ARTTIKÇA ARTAN IRKÇILIK
İNGİLİZ SİYASETİNİN TEHLİKESİ
RAMAZAN BAYRAMIMIZ BAŞLADI
BAYRAM GÜNLERİMİZ BAŞLIYOR
KADİR GECESİNİN ÖNEMİ
FİTRE VERMEK
RİZE ÇAYI HAYATTIR, İNSAN İSE ŞEKERDİR
DOYMAYAN GÖZ
DEĞERLERİMİZİ YAŞATMAK HEPİMİZİN GÖREVİDİR
RAMAZAN MUHABBET VE İNFAK AYIDIR
Öşür
Tefsirden Din Öğrenilmez
Ayasofya Camisinin müzeye Çevrilmesi.
Su stresi ve İsrafı