Reklamı Geç
YAZARLAR
ÇÜRÜMEK
Hatice TOPÇU
01 Şubat 2020 - Cumartesi 10:43

'17. yüzyıl, matematik çağı, 18. yüzyıl fizik çağı, 20. yüzyılımız korku çağıdır…'


Albert Camus


2020 yılının bir ayını geride bıraktık.  Geçtiğimiz yıla yani 2019 yılına kısaca bakarak ‘Neredeyiz?’ sorusunu yanıtlayabileceğimizi düşünüyorum. 


Günümüzde yaşanan hak ihlalleri, yoksulluk, ahlaki yozlaşma en çok ta en savunmasız olanları kadın ve çocukları etkiliyor.  

           
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun 2019 yıllık raporuna göre ülkemizde 2019 yılında 474 kadın cinayeti işlenmiş, aynı raporda son 5 yılda 94 kadının devlet koruması altındayken öldürüldüğüne de yer almış.

           
Çocuk Hakları Sözleşmesine imza atan ülkeden biriyiz. Ülkemizde Çocuk Hakları Sözleşmesi 2 Ekim 1995’ten itibaren uygulanmaktadır. Sözleşmenin birinci maddesi on sekiz yaşına kadar her kesi çocuk kabul eder,  34.maddesi ise; Taraf devletlerin, çocuğun, her türlü cinsel sömürüye ve cinsel istismara karşı koruması güvencesini oluşturur.

           
Ne yazık ki çocuklarımızı koruyamıyoruz. Rakamlar korkunç. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Çocuk Hakları Komisyonu raporuna göre son 16 yılda 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yapmış ve cinsel suçların 46’sı çocuklara karşı işlenmiş…

           
İşsizlik oranlarına gelince TÜİK verilerine göre 2018 yılının Eylül ayında yüzde 11,4 olan işsizlik oranı 2,4 puanlık artış ile 2019 yılında yüzde 13,8’e çıkmış…  Bu konuda yaşanan intiharlar da durumun ciddiyetini gösteriyor.

           
Peki, çalışanların durumu nasıl? TÜRK-İŞ’in açlık sınırı ve yoksulluk araştırmasına göre 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 219, yoksulluk sınırı 7 bin 229 lira…


Maslow’un İhtiyaçlar piramidinin ilk basamağını ‘fizyolojik ihtiyaçlar’ oluşturur. Ülkemizde açlık sınırının altında bulunan yaklaşık 20 milyon nüfus bu ihtiyaçlarını dahi karşılayamamaktadır.

           
Toprakları verimli bir ülkede yaşıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin Ekim 2019 raporuna göre yılın ilk sekiz ayında 4 milyon 825 bin ton ekmeklik ve 632 makarnalık olmak üzere toplam 5 milyon 457 bin ton buğday ithal edilmiş..! Oysa biz buğdayın ana vatanıyız.

           
Neler ithal etmiyoruz ki! Çay, nohut, üzüm, domates, fındık, kayısı, soya, pamuk,  pirinç, kuru fasulye,  mercimek, saman, et, balık.. Liste çok uzun şimdilik bu kadarla yetinelim.

           
Bu tablo İnsan Hakları Karnemize bakmamızı da gerektiriyor. Bilindiği üzere İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi imzalayan ülkelerden biriyiz. 1948’de imzalanan beyannamenin 71. Yılında yani 10 Aralık 2019’da İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) tarafından Türkiye İnsan Hakları Karnesi açıklandı. Rapordan birkaç veri:


11 bini kadın, 3 bin 100’ü çocuk olmak üzere toplam 286 bin 500 tutuklu ve hükümlü mevcut, 780 çocuk ise anneleri ile birlikte cezaevinde bulunuyor.


65 gazeteci gözaltında 32’si hakkında soruşturma, 19’u hakkında dava açılmış. Bu listede çok uzun. Bu iki veri tabloyu görebilmemiz açısından yeterli diye düşünüyorum.

           
Ebetteki böyle bir tabloda bilgisizliğin yarattığı sorunların çok ciddi boyutlarda olduğu söylenebilir. Eğitim sistemimiz bilgi çağında ezberden öteye gidememektedir.   İyi insan yetiştirebilme konusuna gelince; ders programına bir saatlik değerler eğitimi dersi konarak bu sorunun çözüldüğü düşünülüyor, ya da düşündürtülüyor…


Güç ve politika oyunlarının dünyayı yaşanmaz hale getirmesine yine ülkemizden bir örnek daha vermek istiyorum. Bir öğretmen tayinini doğudan batıya yaptırmak için gidip işini yaptırabileceği güçteki sendikaya üye olur, tayinini yaptırır. Sonra sendika tekrar işine yarayabilir düşüncesi ile istifa etmez! Oysa öğretmen öğrencisi için modeldir.


Bozulma, dağılma, sağlamlığını, dayanıklılığını yitirme; yıpranma, çökme olarak açıklayabileceğimiz çürümenin bu anlamda insanlar hatta toplumlar içinde söz konusu olabileceğini söylemek yanlış olmaz.


2020 yılına iyi başlamadık. 24 Ocakta Elazığ’da 6.8 şiddetinde bir deprem yaşadık. 41 vatandaşımız hayatını kaybetti, onlara rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum. Halen hastanelerde tedavi görmekte olan yaralılara acil şifalar diliyorum…


Depremle ilgili yaşananlar halen felaket yaşanmadan önce önleyici tedbirler alma, deprem gerçeğine göre yaşama ve yapılaşma, halkı bilinçlendirme ve benzeri konulardan çok uzak olduğumuzu bize gösterdiği gibi, sözüm ona bilim insanı kimliğinde  birinin bulunduğu çağdan, bilim ve vicdandan uzak; Çocuk yaşta evliliği getirip ölüm ve acıların yaşandığı bir felaketin içine yerleştirmesi ve depremi bir tür ceza olduğu imasında bulunması…


Söylenecek söz çok. Ama Albert Camus’un yüzyılımızı korku çağı olarak nitelemesine çürümeyi de eklememiz gerekiyor diye düşünüyorum, ne dersiniz?


Hepinize sağlık ve mutluluklar diliyorum…

Adınız
Yorumunuz
Hasan AKGÜL - 01 Şubat 2020  
Söyleyecek sözü olanlar soylemeliki sizin gibi birşey Lee değişsin saygii hocam

Saadet ARSLAN - 01 Şubat 2020  
Çok güzel. Güncel toplum problemlerimizi açık açık yazmışsınız. Sizi tebrik ediyorum öğretmenim.

Yunus BÜYÜK - 01 Şubat 2020  
Depremi kim yapıyor? Tesadüfen mi oluyor zannediyorsun"

Nimet - 02 Şubat 2020  
Çok güzel haber açIk anlatmissinz tebrikler

Yakup han - 02 Şubat 2020  
DÜNÜMÜZ-BUGÜNÜMÜZ VE YARINLARIMIZ.... Dünümüzde ne vardı? 1970 yılından önce ne vardı? Yol yok.Su yok.Elektrik yok.Buzdolabı-çamaşır makinesi yok- Doğalgaz hizyok..Bugünlerde yok olan sadece zamanımızı verimli ve tasarruflu faydalı üretimde kullanmıyoruz. Sadece iş istiyoruz. Peki iş nedir? İş-aş-üretim. Sanayileşmede-Kayseriyi-Gaziantepi ve Konyayı örnek alacağız. 600 yılda Trabzon da bir atelye dahi kurulmamış ken-bugün Kayseride 2000 adet fabrika var..Kayseriden eksiğimiz ne ? Akıl ve zekâmızı zamanında kullanmamak-üretim yapan işletmeler kurmamak...Avrupada 24 saat 3 vardiye insanlar çalışırken türkiyede bir vardi bile yok..Bugünler dünlerin yarınlarıdır...

İnci Topçu Ada - 04 Şubat 2020  
Çok güzel özetlemişsın ülkemizdeki durumu. Her konuda bir uyumsuzluk ve başı bozukluk mevcut. Çocuklara umut gelceğe umutla bakabılme mümkün olsa keşke...

Suay KARATAŞ - 04 Şubat 2020  
Günümüzün sorunlarını- özellikle ülkemizde yaşanan acı gerçekleri çok güzel dile getirmişsiniz. Eğer siyasete bulaştırılmasan doğru eğitim politikaları uygulanmış olsadı- cumhuriyet dönemi Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı sağlam temellere oturtulan sistem gereği gibi uygulanmaya ve geliştirilmeye çalışılsaydı; ülke çıkarları - şahsi çıkarlardan üstün tutulsaydı bugün ülkemizde bütün vatandaşlarımız huzur ve mutluluk içinde cennetini yaşıyor olacaktı. Her şey dönüp dolaşıp eğitimde noktalanıyor. İnanılmaz güzel ve kutsal denecek kadar stratejik öneme sahip topraklarda yaşıyoruz. Çok şanslıyız. Tüm dünyanın örnek aldığı Mustafa Kemal Atatürk gibi yüce bir liderin sevgi tohumları sonsuza kadar hepimizin yüreğine ekildi. Atatürk Anadolu Türkiye’sinde doğduğum için çok mutluyum ve gururluyum. Ülkemi- dünyayı ve tüm evreni sevgiyle kucaklıyorum ve tüm evrende barış diliyorum.

Yılmaz Bahçeci - 04 Şubat 2020  
Kalemine sağlık gerçekler acıdır ama dile getirilmeli eline sağlık selamlar.

Elmas - 06 Şubat 2020  
Gerçekleri çok güzel açıkladınız. Tebrik ederim.bu gerçekleri gören ve imkanı olan ülkemizden kaçmaya çalışan beyin güçlerimizin yaşları lise öğrencilerine kadar düşdü. Bu duruma çok üzülüyorum

Yusuf Gökay - 09 Şubat 2020  
Tebrik ederim çok güzel değinmişsin

ülkü han - 11 Şubat 2020  
Çürümenin en büyük göztergesi- protestanlara zangoçluk yapmaktır... KKTC de nice zangoçlar vardır...


Diğer Yazıları

İNSAN DÜNYAYA SIĞMIYOR
BODRUM
NEFESSİZ KALAN DÜNYA
BU ÖYLE BİR BELA Kİ!
COVİD-19’DA TARAMA VE KARANTİNA
Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik Ve Sosyal Bir Hukuk Devletidir
ÇÖZÜM KURULUŞTADIR VE NUTUK STRATEJİK BİR BELGEDİR
NASIL BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ? ALGILAR VE LOZAN BAĞIMSIZLIK BELGESİ!
FARKLILIKLAR, DEMOKRASİ VE İNSAN
100.YIL
Değişim ve Biz.
Tarih Affetmez
Saymak
Seçimin Kaybedenleri ve Kazananları