Reklamı Geç
YAZARLAR
Tarımda üretim olmasa kıtlık olur Köylünün sağlam iradesi yeter
Osman YAZICI
06 Nisan 2020 - Pazartesi 19:58

Başkent Üniversitesi, reklamını yapmasa da, Vakıf-Özel Üniversiteler arasında, en başarılı bilim yuvasıdır. Zaten  marka ve iyi şeylerin reklamı yapılmaz..


Başkent Üniversitesi, 26.Yıl başarısını ve onurunu yaşıyor.. Kurucu Rektör  Prof.Dr.Mehmet Haberal başta olmak üzere, Rektör Prof.Dr. Ali Haberal ve ekibini yürekten kutluyoruz..


Tam bir yıl öncesi idi. İletişim Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Özcan Yağcı tarafından “Medya Buluşmaları” başlığı adı altında düzenlenen “Anadolu’da Bir Başarı Öyküsü “ başlıklı panele katılmıştık.


Prof.Dr.Lütfi Doğan  Tılıç, Moderatörlüğünda yapılan “Medya buluşması” toplantısında, Kars’ta, Tarım ve Hayvancılık alanında   mucize yaratan İlhan Koçulu ile Fatih Tasarı’nın; inanılmaz başarılarını dinlemiştik.


*


Kars Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneği’nin 2000’li yıllardın başında doğa ve toplumsal varlıklar üzerinden, köy yaşamını destekleme projeleri ile gösterdiği başarıları, bir kuruluş Savaşı niteliğindedir.


Kırsaldaki yalnızlığın ve büyük kentlerin çekiciliğinin yarattığı göçü engellemek, yerel potansiyeller üzerinden toplumsal bilinç ve farkındalık yaratmak, geleneğe sahiplenmek ve aidiyet duygularını geliştirmek amacıyla kurulan bu dernek:


Yerel tohumların ekiminin yaygınlaştırılması, örtü altı yeşillik ve sebze yetiştiriciliğin desteklenmesi, yenilebilir, aromatik, şifalı ve sus bitkilerin yetiştiriciliği toplanması, kurutulması, muhafazası yapılması, yöresel-yerli hayvancılığı geliştirmek, dayanışma turizmimin gelişimini sağlamak gibi önemli misyonları var.


*


32 çeşit peynirciliği, yöresel hayvancılık, organik tarımı ve turizm ile Kars, dünyaya örnek bir ilimiz oldu. Göç veren ilimiz, göç alan ilimiz oldu..


Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’den ricamızdır. Kars’taki bu örnek uygulamayı bütün illerde uygulamaya koysun. Türkiye, Tarımda ve Hayvancılıkta; eskiden olduğu gibi Dünyada 7.Ülkesi olur, Samani ithal eden değil, ihraç eden ülke konumuna gelir..


Bu günlerde yaşadığımız korona virüsü, dünyayı kasıp kavuruyor. Ve hiçbir şey eskisi gibi olamayacak. Böyle devam ederse “Paranın para etmeyeceği…”    döneme giriyoruz.


Bu nedenle üretim şart. Üretmeyen toplumlar aç kalmaya mahkumdur.Her aile kendi imkanları ile birkaç komşusuna bakabilecek kadar tarım ve hayvancılıkla uğraşmalı..


Aksi halde durum kötüye gidiyor..


Üretmeyen aç kalacak..


Sevgili okurlarım; 45 yıl öncesini hatırlarım. (Sadece bir örnek). Benim ilçem olan Rize-Ardeşen dahil bütün ilçeler ve köylerdeki durum aynı idi.
Köyde yaşayanların yüzde doksanı tarım ve hayvancılıkla uğraşırlardı.


350 hanelik Kaçkar yaylamızda (Sırt yaylası) yaşayan her aile hayvancılık yapardı.. Mezra ve köylerde keza öyleydi. Büyük ve küçükbaş hayvancılık yapılırdı.. İthal değil, yerli malı, Türk’ün malı hayvanlardı bunlar.


Devlet desteği falan da yoktu. Her aile kendi imkânları ile yapardı. Kendi etini, sütünü yapar, tarımını eker biçerdi. Tohumlarımız yüzyıllara dayanan organikti. 


Şehirden sadece şeker-tuz-un-sabun gibi temel gıda maddeler alınırdı. 


Şimdi köylerde, şehirleşti.  Tarım ve hayvancılık yapan tek aile bile kalmadı. Köylere ekmek ve dondurma bile sahilden gidiyor. 


*


Mısır tarlalarımız olurdu. Bahçemizde lahana, fasulye, patates ve meyve sebze yetişirdi. 


Her ailenin geçim kaynağı kendi bahçesiydi. Ve kendi kendine yetiyordu. 


Kış geldiğinde; buzdolabı görevini gören Semenderlerimizde (Nalya); teneke teneke kavurmalar, turşu çeşitleri, yaylada hazırlanan organik yağ, peynir, kışlık fasulye ve diğer gıda maddeleri ile dolup taşardı. Beş ay bozulmayan; kestane gibi patatesler,  aylarca çürümeyen meyveler, çuvallar dolusu kuru soğanlar ve diğerleri.


Kokularını hala hatırlıyorum. Organik, katkısız kara kovan balını unutmamız mümkün değildir... Şifalı bitkiler…


Kışın ortasında, kuzinenin üzerinde bakır tava ile yapılan soğanlı kavurmanın tadını hala damağımda. İki çuval ekmeklik buğday unu ile diğer tüketim maddeleri alınır, kış çıkarılırdı.Her şeyimiz organik ve sağlıklıydı..Devlete hiç yük olmazdık.


*


Çay ektik, ne olduğu belli olmayan suni gübreleri vurduk. Ve uygulanan yanlış politikalar yüzünden tarımı, hayvancılığı bitirdik. Şimdi geriye dönüş için uğraşıp duruyoruz. Dönüşü olsa bile,ne köyler eski köyler,ne insanlar eski insanlarımız  gibidir.


Anlayacağınız her şey yozlaştı. Çöktü..


Tütünü, Fındığı da toprağa gömdük. Et tartışmalarına girmeyeceğim..İthal edilen samanları yazmayacağım.


Bizde tarımı bitiren; kuraklık, affet falan değil, IMF ve Dünya Bankası güdümlü yanlış politikalarıdır. Ve bütün hükümetler tarafından uygulanan, yanlış tarım ve hayvancılık politikaları yüzündendir. 


Çiftçi ürün bazında desteklenmeyecek, ucuz kredi verilmeyecek, gübrede ve diğer girdilerde destekler azaltılacak, tarım politikalarına son verilecek, destekleme alım fiyatları enflasyonun altında olacak gibi, Avrupa’nin dayatmaları sonucu bu noktaya geldik. 


Dünya’da yedinci tarım ülkesiydik, kendi kendimize yetiyorduk. 


Şimdi doğalgazdan tarıma, elektriğe kadar her konuda bağımlı bir ülke olduk. Her şeyi ithal eder olduk.


Toplam 600 milyon dolarlık kredi karşılığında, 2002 yılında imzalanan ‘ARIP Tarımsal destekleme ve Tarım Reformu Uygulaması Projesi’ kapsamında emperyalistlere muhtaç olduk. Yerli ve milli tohumları toplatıp Israil’e sattık, yerli tohumla üretimi yasakladık..”Milli ve yerli” tohumu üreten bürokratlarımızı görevden aldık.


Özümüze, eskiye, üretime dönmeliyiz… Bunun başka çaresi yok. Her alanda Kurtuluş Savaşı’nı başlatmalıyız. Hangi görüşten, hangi düşünceden olursak olalım, bizi sömürmek isteyen emperyalistlere karşı birlikte hareket etmeliyiz


Ulusal mücadele şart


Sevgili okurlarım, korona virüsü dünyayı değiştirdi. Ulusça kaynaşmamızı sağladı. Dünya eskisi gibi olmayacak..


Her ülke kendi başının çaresine bakacak. Dahası herkes kendi toplumunu düşünecek. Ayakta kalmaya çalışacak..


Ulus olarak ayakta kalmamızın tek çaresi ”Yerli ve Milli” üretimden geçecek. Ülke olarak kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız.


Önlem almasak,üretmesek..Tarım ve hayvancılığa önem vermesek aç kalacağız. “Benim dolarlarım, katlarım, yatlarım var” diye düşünenler yanılıyorlar. Paraları para etmeyecek. Üreten toplum ayakta kalacak.


*


Sevgili Okurlarım; Yazılarıma yorum göndererek, eleştiri yapmanızdan dolayı mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. 

Bu bilgi, tecrübe ve katkılarınızla bana önemli destek veriyorsunuz. 

Bunlar için samimi takdirlerimi ve teşekkürlerimi sunuyorum. 

Bazı okuyucularım, benim belli konularda taraf olduğumu belirtiyorlar, eleştiyorlar. 

Tespitleri doğrudur. 

Laik Cumhuriyet’ten yana tarafım. 

Atatürk’ten yana tarafım. Üretimden yana tarafım.. 


Yerli ve Milli olan her şeye tarafım..

Kahraman ordumuzdan, fedakâr polislerimizden yana tarafım. 

Türkiye’nin milli çıkarlarına ve bütünlüğünden yana tarafım. 

Ulusumuzun birliğine, dirliğine, bağımsızlığına tarafım. 

Emperyalistlere boyun eğmeyen, Türkiye Cumhuriyeti Devletinden yana tarafım.




Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı niye yaptık? 

Niçin onca canı feda ettik? 

Neden Anadolu gençlerini şehit verdik; evlerini erkeksiz, eşsiz, çocuklarını babasız bıraktık?

Tabii ki, vatan için… 

Türkiye Cumhuriyeti’nin, tam bağımsızlığına ulaşma yolunda zaferlerle dolu yakın tarihine milletin büyük saygısı vardır. 

Atatürk’ün bir güneş misali doğuşu ve Türk Ulusu’na hak ettiği değeri verişi, milletimizce de karşılıksız bırakılmamaktadır 

Her ayağımızı yere bastığımızda, şehitlerimizin kanının fışkırmasından endişe ederek üzerinde çekinerek yürümeye çalıştığımız ve kıyamadığımız bu topraklar, Türk Ulusu’na bir kez daha mezar bile olacaksa, bundan en küçük çekince duyulmayacaktır. 

Bizi küçümseyen sözde Avrupalı dostlarımıza duyurulur. 


*

Türkiye Cumhuriyetini; Avrupa’nın sömürge valileri, eyalet valileri, ya da IMF ve Dünya Bankası gelip kurmadı. 

Erzurum-Sivas Kongrelerinde biz kurduk. 

Biz şehit verdik, kan döktük. 

Bu vatan için anneler evlatsız, kadınlar kocasız, çocuklar babasız kaldı. 

Yabancılardan destek almadık, düşmanlık da yapmadık. 

Onların hukukunu aldık, eğitimini aldık, teknolojisini aldık. 

İlmini aldık, işimize geleni aldık. 

Batı ile kavgamız yok, düşmanlığımız yok. 

İşimize karışmasınlar, Bizi bölmeye uğraşmasınlar, Teröre destek vermesinler...

Bunlara itirazı olan var mı? 

Bunları savunmak tarafsa ben tarafım… 

Ankara’dan hepinize sevgiler…

Adınız
Yorumunuz
yanık ahmet - 07 Nisan 2020  
Tansu ÇİLLER döneminde Gümrük anlaşmaları tek taraflı kaldırıldı.Dönemin şartları ağır olduğu için olsunda ne olursa olsun denildi.Türkiye bugün dünyanın en güzel ekonomisini yaşıyor. Türkiye-1970 ile 1980!1990!2000 yıllarında yapılamayan büyük projeleri yaptı yapıyor. ERDOĞAN hükümetinin önü parti kapatma adı altında kesilmesi idi-yaptıklarının 2 katını yapacaktı. Zaman akıp gitti. Zamanında yapılacak işler yapılamadı.1970 yılında da yapılacak işler terör adı altında engellenmişti.1970!1980 arasındaki çalışmalar terör adı altında engellendi. En değerli zamanlar boşa gitti.Bugün dünyanın en değerli çalışmaları yapılıyor.Muhalefet sadece engel yaratmaya çalışıyor.

Ardeş Yusus - 07 Nisan 2020  
Rize 15 yıl içinde İyidere den Fındıklıya kadar avrupadan daha zengin hale geldi. Tarım ürülerinde çay parasını yılda üç kez Rize alıyor. Tarım ürünlerinde en çok korunan-destek gören-parası ödenen çay tarımıdır.Trım sektöründe en zengin olan çay müstahsileridir. Fabrikadan emekli olmuştur. Sigortası vardır. Emekli aylığı vardır. Köyde ve kentte evi vardır. Emekli olanların taksi dolmuş durakları vardır. Allah daha çok versin. Bolluk güzel şeydir. Kıtlık can yakar... Tarım da çayı örnek almalıyız...

Seyran RİZELİ - 15 Nisan 2020  
Necip Türk Milleti..Necip ne demek ? Soylu-soyu temiz.. Soyu temiz-cömert...Topraktan geldik toprağa gideceğiz.. Birey olarak-devlet ve millet olarak refah seviyemizin yükselmesini istiyoruz. O zaman zenginlik kaynaklarını en iyi bilen ve çalıştıran SABANCI GRUBUDUR..Birinci kaynağımız topraktır. Toprağı çalıştıracağız. Toprağı çalıştırdık-bugün çay ihraç ediyoruz. Toprağı çalıştırdığımızda buğday üretimi ve hayvancılık gelişir.Topraktan doğan zenginlik ile ticaret yapacağız.Çay tarımından doğan bolluk ile büyük ticaret yapıyoruz.Türkiyede ticaret gelişince- ihtiyacımız olan sanayii de geliştireceğiz. Rize de son on yıl içinde Hidrolik sanayi kurulacak.Sanayi geliştikçe Rize Dizel motorları fabrikası kurulacak.Karadeniz bölgesinin acil ihtiyacı gençlerin çalışacağı mal ve hizmet üretecek işletmeleri geliştirmektir. Kısaca- Tarımın gelişmesi-Ticaretin gelişmesi ve sanayiin gelişmesi... Rize de çay tarımı gelişmiştir. Çay ihraç ediyoruz. Rize de ticaret gelişmiştir. Cengiz inşaat gibi dünya çapında şirketler kurulmuştur.Rize de tarım sanayi gelişmiştir. Çay üretiyoruz. Rize de balıkçılık gelişmiştir. Demek ki Rize de yüksek katma değer yaratacak ileri teknolojilerle üretim yapacak işletmeleri kurma zamanı gelmiştir. Gayret edelim....

Ardeşenli ali - 17 Nisan 2020  
Çay Tarımı..Çay tarımı mayıs2020 ayında başlıyor. Üreticiler işçi ihtiyacında- okullar tatil-gençler köylerde..Çayı toplayıp-satacak olan gençlerdir.Bir milyon öğretmen işe gitmeden Aralık ayı sonuna kadar ücretlerini alacak..Öğretmen olmak için dokuz yıldır sıra bekleyenlerin hali ne olacak? Üreticilerden çocukları-işte olanlar-doktor-avukat-öğretmen-esnaf- komşular çayı biten-komşulardan destek alacak. Yaşlılara yardımcı olacaklar.


Diğer Yazıları

HACI BAYRAM VELİ ÜNİVERSİTESİ
Eylül ve Yaprak Dökümü..
SİYASETTE HÖŞGÖRÜ
“Bana bir şey olmaz” diyene Uyuz oluyorum.
Oynatmaya az kaldı Devletim nerede? Ülke olarak dibin dibindeyiz.
KOÇ TOPLULUĞU VE TÜPRAŞ…
Turkcell milleti hem soyuyor, Hem de aptal yerine koyuyor.
Bilsem dönüp gelecekseniz… Gözyaşımı yol eylerim…
KIÇIMIZ KAÇKAR’DAN GÖRÜNÜYOR.
Yavuz Sultan Selim’in kaftanı.. FETÖ neden istedi?
YARGIÇ…
ADALET BUNUN NERESİNDE?
Bu savurganlığa son verilmeli..
İşte iki kelime. Artvin ve Artvinliler..
PİYASA YANIYOR. İTFAİYE NEREDE?
BÜYÜK DÜŞÜNMEK VE AÇKAR’IN SÜT DÜNYASI
RİZELİ HEMŞERİHLERİME YAKIŞMADI..
KARADENİZ ÇOCUĞUYUM
NECMETTİN ERBAKAN HOCAYA BUGÜN HEPİMİZİN BİRER ÖZÜR BORCU VARDIR
Spor Federasyonu başkanlığına…
PARLEMENTODA DENGEDİR.
KEMAL BEY KADAR TAŞ DÜŞSÜN KAFANIZA
RİZE'DE MUHALEFET OLMAK
İŞÇİ OLARAK GİRDİĞİ KURUMA GENEL MÜDÜR OLDU
“Tarlalar betonlaşmasın Türkiye aç kalmasın..!”
NASIL BİR BELADIR?
ANKARA'DAN RİZE'YE NOTLAR ...
DEVA, DA SON DURUM..
RİZE'DE NELER OLUYOR?
KIZILAY BUNU YAPARSA..!
“Acı Reçete”yi Uygulamaya Nereden Başlanmalı?
İSTANBUL NOTLARI
Geçmiş olsun Karadeniz..
Kemal Beyin Son Kurultayı mi?
KURULTAYA MI , İKTİDARA MI?
BU İKİLİYE DİKKAT!
DEVA, deva olacak mı?/ Karal, ihanet mi etti? Tarihi sorumluluk mu?
Tarladan sofraya tarihe mi karışıyor? ÇAY VE SORUNLAR..
HASTANE DEDİĞİN BÖYLE OLUR
KUTSAL TOPRAK (RİZE) VALİLERİ
Bölgedeki Üniversitelerimiz.
TARİHİMİZDE İLK KEZ
3 İL, 3 İSİM
MESUT YILMAZ’IN ACILARLA İMTİHANI
GİZLİ “ KAHRAMANLAR..
TARIM, MİLLİ GÜVENLİK MESELESİDİR
“ZÜMRÜT RİZE” VE FAİK BAKOĞLU ..
BEN OSMAN YAZICI
Ankara Üniversitesi Ve İbiş Kardeşler
Paranın Para Etmediği Dönem.. ​Dünya o’na doğru gidiyor..
VİRÜS BİZE NEYİ ÖĞRETTİ?
Rizeli MEHMET Şamlıoğlu’nda “Yok” yok..
Doktor ve Hastane
Mansur Yavaş ve ASKİ
Rizespor ve Rize’de CHP
LÜKÜS HAYAT
Kaçkar’dan Zirveye.
Mesut Yılmaz’da. Mesut Kağan mutluluğu.
RİZE’YE YAKIŞMIYOR
Büyükelçiden anlamlı mesaj
Müdür Bey Toplantıda
O adam Berat Albayrak..Hazine ve Maliye Emin Ellerde..
Babasının oğlu..
Ankara’daki “RİZE EVİ “ Başkan İdris ve “BİZ RİZELİYUK”
ERDOĞAN VE RİZELİ KUZENLERİ
Başkentte “RİZELİ” olmak.
Trafik Müfettişliği ve EPDK
Rizeli isim. Türkiye’nin onuru, Dünyanın gururu..
Başkentteki Karadenizli bürokratları buluşturduk..
Koruma Saltanatı
BU SALTANATA SON VERİLMELİ
Ankara’daki Rizeli bürokratlar
Yaz biterken ülkemizde iki konu kapıya dayanır;
DIŞARIDA YEMEĞE ÇIKARKEN BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN.! .
Akçaabat Köftesi ve Tereyağı.. Vakfıkebir Ekmeği. Hamsi köy Sütlacı…
Köyden yükselen İhracat rekoru.
Başarıya doymayan Üniversite Ve Mehmet Haberal
RİZE’DE GÖREV YAPMAK.
“Sen Yağmur Ol Ben Bulut Maçka’da buluşalım..” Bende öyle yaptım.
Rize ve esrar
Karadeniz’den lider Fışkırıyor..
Hamsi Kavağa Çıkar mı?
Asansörlerde yangın var..!
TRT VE ANADOLU AJANSI
Kaybeden ve Kazanan. 15 bin yetmedi 800 bin verelim
DÜNYANIN GÖZÜ İSTANBUL’DA.
Rahmanı ve Şeytanı
Devletin “Kara Kutusu “: Hasan Doğan.
Gecikmiş Ankara Notları
İtalya Yolcusu Kalmasın
Başarıya doymayan Üniversite
Savunmada Millileşme ve Metaş
Kabine değişiyor.. Sahte Reis ’çiler gidici