Reklamı Geç
YAZARLAR
TERS ÇABA KURALI
Tahir ORHAN
05 Eylül 2020 - Cumartesi 17:36

Subliminal Mesaj ve Bilinçaltımız” başlıklı yazımızda beynimizin algısından söz etmiştik.


Beynimiz bazı zamanlarda, ters çaba kuralına göre çalışır. İzah edelim efendim.


“Yapma” dediğinizi “yap” diye algılar. Bu yüzden beynimize olumsuz yerine olumlu mesajlar göndermemiz, daha yararlı olmaktadır. Bu durumda başımıza gelmesinden korktuğumuz en kötü şeye değil, başımıza gelmesini istediğimiz en iyi şeye odaklanmak gerekiyor. Bir örnek daha: Arabaya biner binmez “araba beni tutacak” derseniz, gerçekten araba sizi tutar. Çünkü siz onu çağırdınız, beyniniz de size bir oyun etti.


Daha yeni başıma gelen bir olayı da burada zikretmeme müsaade ediniz.


Bir iki kez giydiğim ama her nasılsa oldukça da buruşturduğum bir pantolonumu, hanıma göstererek “bunu yıkama, sadece ütülenecek” dedim. Birkaç dakika sonra o pantolonumu yıkanacakların arasında buldum. “Ben o pantolonu yıkamamanı söylemiştim” deyince hanımın verdiği cevap şu oldu: “Ben onu yıka” diye anladım. İşte en somut örnek… Beynimiz bize böyle oyunlar edebiliyor.


Böyle nice elbiselerim, daha sırtıma geçmeden yıkanmıştır. Ceplerini bile yoklamadan üstelik. Ceplerinde ne paralar, ne mendiller de birlikte yıkanıp paklanmıştır.


Çocuk eğitiminde de bu böyledir. Çocuklara neyi yapmaması gerektiğini söylemekten çok, neyi yapmasını istiyorsak onu söylemeliyiz. Şimdi uzaktan da olsa okullar da açıldı. Çocukların eğitimine çok daha önem vermeli ve onlarla daha nitelikli zaman geçirmeliyiz.


Bir gerçeği vurgulamak gerekiyor. Biz aileler çocuklarımızı başımızdan savmak için her şeyi yapıyoruz. Mesela, mızmızlanmasını hiç birimiz istemeyiz. Birazcık mızmızlandı mı, ona hemen ya televizyondan bir çizgi film açıyoruz ya da telefonu eline verip onunla eğlenmesini istiyoruz. Oysa ne o çizgi film, ne de telefon masumdur. Çizgi filmde her an bir subliminal mesajla karşı karşıya kalabileceği gibi, zararlı bir içerikle de zehirlenebilecektir. Telefonla ise, yine beynini bulandıracak bir çocuk oyunundan etkilenecek, ya da radyasyondan zarar görecektir.


Oysa çocuklarımızla o kadar çok ilgilenmeli ki, bu tür zararlı içeriklerden onları her zaman uzak tutmalıyız. Kanaatime göre, bir çocuğa liseden öne, hiç değilse ortaokuldan önce asla telefon vermemeliyiz. Yine nitelikli filmleri, o da çok az süreyle seyrettirmeliyiz, bunu biz de uygulamalıyız. Seçici olmalı yani. Medya okuryazarı olmak tam da bu işte…


Biz çocuklarımızı eğitirken aslında kendimizi de eğitiyoruz. Belki farkında olmuyoruz ama çocuklarımızdan çok şey öğreniyoruz. Hayatınızı bir gözden geçirin, ne demek istediğimizi daha iyi anlayacaksınız.


Şimdi rahmetli olan bir baba dostundan dinlemiştim. Küçük çocuğunu göstererek,


-“Ondan çok şey öğrendim” diyordu.


 -“Nasıl şeyler” diye sorunca cevabı beni çok etkilemişti. Şöyle diyordu:


-İçinde önemli evraklarım olan bir kapalı çekmeceyi neden kapattığımı sordu. Ben de içinde senin zarar verebileceğin şeyler var dediğimde çok kırıldı. O zaman anladım ki, o çekmeceyi kilitlemek yerine onun içindekilere dokunmaması gerektiğini ona öğretmem, daha faydalı olacaktı.”


Bir tavsiye daha… Çocuklarınıza mutlaka manevi bir eğitim de veriniz. Veremiyorsanız hiç değilse böyle bir eğitim aldırınız. Ama mutlaka gerçek kaynağından olsun. Yoksa çocuklarınızı zehirlemekten başka bir şey yapmazsınız. Çevremizi kuşatan din bezirgânlarını bilmem anlatmama gerek var mı? 


Muhabbetle efendim.

Adınız
Yorumunuz
Osman Hilmi azder - 07 Eylül 2020  
Kur an ı okumaktan aciz kuran hocalarımız var sen hiç Sübhaneke okurken ne dediğinin farkindamisin himmete muhtaç dede nerde kaldı gayriya himmet ede


Diğer Yazıları

BOĞAZİÇİ DİRENİYOR!
SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
KARABAĞ’A KADAR…
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
BEL ALTI YAZILARI
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
BAYRAM GÜZELLEMESİ
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
BU DA GEÇECEK MUTLAKA