Ceyhun KALENDER
Köşe Yazarı
Ceyhun KALENDER
 

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ

Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş. Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş. Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş. Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmaya başlamışlar. Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış. Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği, çakalı takibi bırakmak zorunda kalmış. En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş. Çakalın arkasında bir tek demircinin köpeği kalmış. Çakal önde demircinin köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam ederken, kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra da tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş; “Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da, lan ben demirciye ne yaptım ki bir türlü ayrılmıyorsun peşimden?” Çakalın anlamadığı şu: Demircinin köpeği menfaat peşinde değil, sadece adalet peşinde koşuyordu. Çakalın kafasındaki sistem karşılıklı menfaate dayalı bir kapitalist sistem. Demircinin köpeğindeki ise, evrensel hukuk... Ben hukukçu değilim. Hukukun detaylarını cok bilmem, ama hukuksuzluğu iyi bilirim. Göreve başlarken yemin ettiniz, öğrendiklerinizi bilimin, ülkenizin hizmetine sunmak için… Önce deniyor ki, bu işte en az yirmi tane usulsüz, hukuksuz, izinsiz taraf var. Kısacası tutar taraf yok. Raporlar bu doğrultuda tarafsız, vicdanları rahatlatan bir şekilde tutulması bekleniyor. Sonra bir telefonla herşey değişiyor. Kararlar yüz seksen derece tepetaklak oluyor. Evet, verilen talimat doğrultusunda kalemleriniz yazdı. Oysa bu kadar emek verdiğin bilimin hürmetine, vicdanınızın sesini dinleyerek hukuktan yana verebileceğiniz bir karar, hukuk adına bir umut olabilirdi. Bu umut okyanusa atılan bir taş parçasının oluşturacağı dalgalar gibi yayılıp herkesi kapsayabilirdi. Yapamadınız, korktunuz... Olsun... Artık koltuklarınız garanti! Sırtınız da yere gelmez! Ama nereye kadar? Bizim hukuka güvenimiz tamdır. İnsanlık adaletle ve vicdanlı insanların cesareti sayesinde kurtulacaktır. Biz hukukun evrenselliğine inanıyoruz. Hukukun peşinden koşmam için bana zarar vermen şart değil. Sen, verdiğin kararla doğaya, ülkene, ülkenin geleceğine  zarar verdiğin için suçlusun. Aslolan evrensel hukuktur. Gün gelir herkesin evrensel hukuka ihtiyacımız olur. Tarih tekerrürden ibarettir.  
Ekleme Tarihi: 07 Aralık 2020 - Pazartesi

DEMİRCİNİN KÖPEĞİ

Çakalın biri aç kalınca kasabaya inmiş.


Sütçünün süt çanağını devirmiş, sütü de içmiş. Fırıncının tezgâhından ekmeği kapmış yemiş, nihayet bir kasabın vitrininden kocaman bir but kapıp bir güzel mideye indirmiş.


Çakalın ve etin kokusunu alan kasabanın tüm köpekleri toplanmış, çakalı yakalamak için ardı sıra koşturmaya başlamışlar.


Çakal önde, köpekler de arkada, amansız bir kovalamaca koşuşturmaca başlamış ama bir süre sonra, sütçünün köpeği yorulup takibi bırakmış.


Bir müddet daha geçince de bu sefer fırıncının köpeği, çakalı takibi bırakmak zorunda kalmış.


En son, kasabanın çıkışına yakın bir yerde kasabın köpeği de pes etmiş ve yorgunluktan dili bir karış dışarıda geriye dönmüş.


Çakalın arkasında bir tek demircinin köpeği kalmış. Çakal önde demircinin köpeği arkada ısrarlı bir kovalamaca devam ederken, kasabadan çıkılıp kırlara varıldıktan sonra da tepelere doğru çıkılmaya başlanmışken çakal dayanamamış, durmuş ve demircinin köpeğine öfkeyle seslenmiş;


“Yahu arkadaş, sütçünün sütünü içtim tamam, fırıncının ekmeğini yedim o da tamam, hadi kasabın etini kaptım ama buna rağmen onlar bile pes etti peşimi bıraktı da, lan ben demirciye ne yaptım ki bir türlü ayrılmıyorsun peşimden?”


Çakalın anlamadığı şu:


Demircinin köpeği menfaat peşinde değil, sadece adalet peşinde koşuyordu.


Çakalın kafasındaki sistem karşılıklı menfaate dayalı bir kapitalist sistem. Demircinin köpeğindeki ise, evrensel hukuk...


Ben hukukçu değilim. Hukukun detaylarını cok bilmem, ama hukuksuzluğu iyi bilirim.


Göreve başlarken yemin ettiniz, öğrendiklerinizi bilimin, ülkenizin hizmetine sunmak için…


Önce deniyor ki, bu işte en az yirmi tane usulsüz, hukuksuz, izinsiz taraf var. Kısacası tutar taraf yok.


Raporlar bu doğrultuda tarafsız, vicdanları rahatlatan bir şekilde tutulması bekleniyor.


Sonra bir telefonla herşey değişiyor. Kararlar yüz seksen derece tepetaklak oluyor. Evet, verilen talimat doğrultusunda kalemleriniz yazdı.


Oysa bu kadar emek verdiğin bilimin hürmetine, vicdanınızın sesini dinleyerek hukuktan yana verebileceğiniz bir karar, hukuk adına bir umut olabilirdi.


Bu umut okyanusa atılan bir taş parçasının oluşturacağı dalgalar gibi yayılıp herkesi kapsayabilirdi.


Yapamadınız, korktunuz...


Olsun... Artık koltuklarınız garanti! Sırtınız da yere gelmez!


Ama nereye kadar?


Bizim hukuka güvenimiz tamdır.


İnsanlık adaletle ve vicdanlı insanların cesareti sayesinde kurtulacaktır.


Biz hukukun evrenselliğine inanıyoruz.


Hukukun peşinden koşmam için bana zarar vermen şart değil.


Sen, verdiğin kararla doğaya, ülkene, ülkenin geleceğine  zarar verdiğin için suçlusun.


Aslolan evrensel hukuktur. Gün gelir herkesin evrensel hukuka ihtiyacımız olur.


Tarih tekerrürden ibarettir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.