Ceyhun KALENDER ASLINDA NE OLMUŞTU?
Yazı Detayı
18 Temmuz 2020 - Cumartesi 12:40
 
ASLINDA NE OLMUŞTU?
Ceyhun KALENDER
ceyhun@rizeninsesi.nET
 
 

1999'da ABD'ye gitti ve "Ne olur gel!" çağrılarına rağmen bir daha da Turkiye'ye ayak basmadı. Ancak müritleri onu Pensilvanya'da hiçbir zaman yalnız bırakmadı. Siyasetçisinden idarecisine kadar akın akın elini eteğini öpmeye gittiler. Adeta feyz almak için kapısına postu serdiler. 

Türkiye'deki yandaşları ve müritleri de en ufak bir eleştiride dahi ona siper oldular, adeta onu ilahlaştırdılar. Kendi gibi düşünmeyen insanlara en ağır zulmü reva gördüler.

Büyük bir Türk ve Atatürk düşmanlığı vardı. Türk Ordusu önlerindeki en büyük engeldi. 

Bütün kurumları ele geçirdiler: Ordudan milli eğitime, yargıdan polis teşkilatına kadar...

Artık ülkesine bağlı vatanseverlerin hiyerarşik yapı içinde bağlı oldukları devletin yanında bir de paralel devlet oluşturmuşlardı. Bu devleti de abi-ablalarla yönetiyorlardı. Bir kuruma bir kamu görevlisi atandığında önce bu abi-ablalardan icazet alınıyordu. 
Orduda vatansever subaylar, generaller terfi ettirilmiyordu, emekliye ayırılıyordu,  bir şekilde önleri kesiliyordu. Onların yerine de Pensilvanya direktifiyle yeni piyonlar atanıyordu. 

Ancak vatansever subayların önleri kesilse de ordudan atılsalar da yine onlar için tehlike oluşturuyorlardı. Bu sebeple onların hakkından tam manasıyla gelinmeliydi.  Ergenekon, Balyoz, Ay Işığı kumpaslarıyla bütün bu vatansever askerlerin yanında halkın gönlünde yeri olan vatansever birçok yazar-çizer, hakim, savcı, gazeteci,  emniyet mensubu, akedemisyeni de içeri tıkamışlar, bir kısmını müebbetle, bir kısmını da 25-30 yılla yargılamışlardı. 

Bu süreçte bu ihanet yaftasını kendine yediremeyen, onurlu askerler intihar etmiş, ağır hastalıklara yakalanarak ölmüş veya sakat kalmıştı.

Türkiye Cumhuriyeti Ordusunun başı, Genel Kurmay Başkanı terör örgütü kurmakla suçlanmıştı.

Bu durumu Meclis Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın BülentArınç, " Türkiye bağırsaklarını temizliyor." diye değerlendirmişti. Ayrıca yine Bülent Arınç'ın, "Bana suikast yapacaklar." yalanıyla ihanet maşaları devletin mahrem odası, Kozmik Odaya sokulmuş, bütün gizli belgeler yabancı istihbaratçıların eline geçmiş, yurt dısındaki yüzlerce istihbaratçımız öldürülmüştü.

Gidişatı görüp dile getirenlere de en üst düzeyden hemen cevap geliyordu. Mesela cemaat devlete sızıyor diyenlere, sayın Hüseyin Çelik'in, "Bu yalana kargalar bile güler." sözü herkesin hafızlarındadır. 

Yine cemaatin  faaliyetlerini eleştirenlere Memur-Sen Genel Başkanı, "Biz tüm cemaatlerin bu ülkeyi tanıtma adına yaptığı her şeyi alkışlarız. Fethullah Hoca cemaatinin de Türkçe olimpiyatları ve Türk okullarıyla yaptığı hizmetlerin tartışmaya açılmasını, şaibe altında bırakılmasını doğru bulmuyoruz. Bugün geçmiş onlarca yılda devletin yapması gerekip de yapamadığı birçok hizmetin bu Cemaat aracılığı aracılığıyla yapıldığını, güzel ülkemizi dünyaya tanıttıklarına tanıklık ediyoruz. Bu hizmetlere destek olamayanlar bari gölge olmasınlar." diye savunmuştu.

Bunun gibi bugün idrakte zorlanacağımız bir çok üst düzey savunma...

Diğer taraftan üniversite ve askeri lise sınav soruları çalınmış, onlardan olmayıp ağzıyla kuş tutan, çalışkan bu vatanın evlatları ise ya istedikleri yerlere gidememiş ya da dışarda bırakılmıştı.

Paralel Sen ve Sarı Sen iş birliğiyle bir gecede binlerce vatansever Türk Eğitim Senli idareci görevden alınmıştı.

Cemaatin basın ayağı da son derece güçlüydü.

Milyonlarca insan Zaman Gazetesine zorla veya makam mevki kullanılarak abone yapılmıstı.

Zaman gazetesi, Samanyolu Tv'nin yalan, topluma komplo kuran yayınlarına kutsallık atfedilmişti.

Bu basın yayın organlarında Pensilvanya'nın hem bu dünyalarını hem de ahiretlerini kurtaracak mucizevi bir gerçek olduğundan bahsediliyordu.

Peki neden eğitimsiz, cahil bu sünepeye insanüstü bir değer veriliyordu?

Çok uzun ve derinliği olan bir projeydi.

ABD' nin kucağına oturmuş bu cani, aslında bir vatan ve millet düşmanı olduğunun şifrelerini çok daha önceleri vermiş olsa da onu gözünde ilahlaştıranların bunu görmeleri mümkün değildi. Çünkü efsunlanmış, aklı başından uçmuş, onun yalanlarıyla büyülenmiş insanlar Hasan Sabbah'ın Haşhaşi askerlerine dönüşmüşlerdi ki böyle olduğunu da kendi halkının üzerine bomba yağdırdıklarında gördük.

Bu hain kalkışmanın bir darbeden çok bir iç savaş çıkarma  ve Türkiye'nin bölünmesini hedeflediği çok açıktı. Çünkü ABD merkezli ve yerli işbirlikçilerinin Turkiye'ye biçtiği elbise buydu. Bu aslında Bop'un da bir devamıydı.

Bugüne gelirsek, deniliyor ki Türkiye'deki baskılar, 28 Şubat süreci insanları cemaatin kucağına itti.

Toplumda buna vicdan yapmak mı deniyor?

Çünkü vebal büyük.

"Koruyu yiyen koyun suç üstü yakalanınca, sahibim beni aç bıraktı der."

Bir kere insanların cemaatle çok yakın ilişki kurmasının, kendini ona teslim etmesinin sebebi, demokratik hukuk devleti ve vatandaş olma prensiplerini benimseyememiş olmasıdır. Bu noktada devletin eksiklikleri de söz konusudur, ancak hicbir ihanet mazeret gösterilerek meşrulaştırılamaz.

Ayrıca bunun yanında, daha din merkezli olayım veya dincilik anlayışı bu ülkeye hakim olsun anlayışı da cemaatleri güçlendirmiştir.
Bir kısım da cemaatleri veya illegal örgütleri Türkiye Cumhuriyeti ve onun kurucu anlayışıyla bir hesaplaşma aracı olarak görmüşlerdir.

Bu ülke daha önce de darbeler, muhtiralar, baskılar gördü.  Siyasi iktidarlar da kendi dünya görüşüne göre bir tehlike algısı oluşturup belli bir zümreye baskı kurduğu da olmuştur. İnsanlar haksız yere baskı ve zulüm de görmüşlerdir. 

Birçok vatansever sürgün edildi, işkence gördü. 

Yine 12 Eylülde solcu, Ülkücü 50 genç idam edildi. Birçok solcu ve Ülkucu hapishanelerde inanılmaz işkencelere maruz bırakıldı.
Yine yukarıda da bahsettiğimiz Ergenekon ve Balyoz kumpaslarıyla birçok vatanseverin ömründen yıllar çalındı.

Ancak bunların hiçbiri ülkesine karşı bir ihanet içinde olmadı, intikam duygusu gütmedi, ülkesine düşmanlık beslemedi, bir illegal örgütte yer almadı. Çünkü onlar şunu biliyorlardı ki, kendilerine bu haksızlıkları yapan, kendilerinin kurduğu devlet değil, rayından çıkan,  art niyetlilerin eline geçen devlettir.

Şimdi,  ABD merkezli, Pensilvanya piyonlu bu ihanete geçmişte alet olmuş, içinde bulunmuş, bu sayede belli yerlere yükselmiş, çevresine göre avantaj sağlamış kişiler, kendilerini aklamak,  masum göstermek için ölçüsüz bir refleksle bahane aramak, insanları suçlamak yerine sessiz durmaları ve  "Allah affetsin" demeleri daha isabetli olacaktır.

Yoksa bu kadar haltın üstüne bir de bu aymazlığı ve yüzsüzlüğü midemiz kaldırmıyor.

Gerçekten kaldırmıyor.

Biz de ne diyelim?

Allah affetsin.


Ceyhun Kalender 
Türk Eğitim Sen Rize Şubesi

 
Etiketler: ASLINDA, NE, OLMUŞTU?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2021
OKULLARDA TEST SONUÇLARININ POZİTİF ÇIKMASI DURUMUNDA NE YAPILMALI?
29 Temmuz 2021
ARTIK KİMSENİN DAYANMA GÜCÜ YOK!
18 Temmuz 2021
FELAKET GÜNÜ ÇEVRECİLİĞİ!
09 Temmuz 2021
MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİ HEDEFLENEN ENFLASYON KADAR MAAŞ ZAMMI GİRDABINA MAHKÛM OLMAMALI
04 Temmuz 2021
DOĞU KARADENİZ’DE TURİZME EL FATİHA…
17 Haziran 2021
ANDIMIZ İÇİN DAHA NE BEKLİYORUZ?
30 Mayıs 2021
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
13 Mayıs 2021
SİVİL TOPLUMDAN SİYASİ TOPLUMA…
25 Nisan 2021
25 NİSAN KIZILDERİLİ SOYKIRIMINI ANMA GÜNÜ”
23 Nisan 2021
KURTULUŞA GİDEN YOLDA TBMM’NİN AÇILIŞININ ÖNEMİ VE AYAKLANMALAR
15 Nisan 2021
DEĞERLER EĞİTİMİ!
30 Mart 2021
YALAN SANDIĞA SIĞMAZ!
17 Mart 2021
KİM, NASIL ANT İÇİYOR?
21 Şubat 2021
OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN
04 Şubat 2021
PROMOSYON ÇAY ÜRETİCİSİNİN DE HAKKI…
29 Ocak 2021
MEB SINAV YAPMADI, ÖĞRETMEN BÜYÜK KAYIPTA… EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET!
14 Ocak 2021
100 PUAN, 100 PUAN, 100 PUAN…
07 Ocak 2021
SİVİL TOPLUM...
17 Aralık 2020
EKMEK KAVGAMIZ
10 Aralık 2020
WEBO'YA YAPILAN IRKÇI SALDIRI, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ VE İNSAN HAKLARI GÜNÜ
07 Aralık 2020
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ
30 Kasım 2020
UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE EN BÜYÜK SORUN,
20 Kasım 2020
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİ BAKICI DEĞİLDİR!
14 Kasım 2020
ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ
05 Kasım 2020
KAYIP BÜYÜK, HESAP YANLIŞ
24 Ekim 2020
BEN KİMİM?
19 Ekim 2020
ACABA NEDEN?
07 Ekim 2020
EĞİTİM-ÖĞRETİM NEDİR NE DEĞİLDİR?
17 Eylül 2020
TÜRKİYE KAMU-SEN BU YIL DA EN FAZLA BÜYÜYEN KONFEDERASYON OLDU
22 Haziran 2020
KAÇAK ÇAY
26 Mayıs 2020
İNSAN, ŞEHİR VE ŞEHİRCİLİK
18 Mayıs 2020
SÜREÇ ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOLA GİRMİŞTİR
16 Mayıs 2020
İFTAR SOFRALARININ MALİYETİ CEP YAKIYOR
14 Mayıs 2020
ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZI ANLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ
09 Mayıs 2020
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN!
29 Nisan 2020
KÜRESEL ISINMA NEDİR?
22 Nisan 2020
100. YILINDA O’NA BİR KERE DAHA MİNNET DUYGULARIMIZI BİLDİRİYORUZ
06 Nisan 2020
İnsanlığın Korkulu Rüyası Salgın Hastalıklar
20 Mart 2020
Ücretli Öğretmenler Çaresiz
17 Mart 2020
18 Mart Çanakkale Zaferi
23 Ocak 2020
ÜNİVERSİTELERDE GÖREV YAPAN İDARİ PERSONELE TAYİN HAKKI TANINMALIDIR.
14 Kasım 2019
“HAK MÜCADELESİNDE BEN DE VARIM” DİYORSANIZ…
03 Kasım 2019
HARCADIĞIMIZ HER KURUŞUN EN AZ DÖRTTE BİRİ VERGİYE GİDİYOR
29 Ekim 2019
BU KİBİR, BU İNAT, BU HASET NEDEN?
19 Ekim 2019
SATMAKLA DA BİTMEZ Kİ!
03 Ekim 2019
Turan Nedir? 3 EKİM TÜRK DÜNYASI
03 Haziran 2019
“BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ” DEMEYİN
27 Mayıs 2019
Lüküs Hayat
13 Mayıs 2019
Türkçe Resmiyetini 742 Yıl Önce Karamanoğlu Mehmet Bey İle Kazandı
08 Mayıs 2019
Ah Molla Molla
03 Mayıs 2019
3 Mayıs 1944 – Türkçülük Davası
07 Nisan 2019
Hele Bir Yürüyün de Yürüyüşünüzü Görelim
Haber Yazılımı