Tahir ORHAN BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
Yazı Detayı
13 Temmuz 2020 - Pazartesi 16:16
 
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
Tahir ORHAN
 
 

Başlığa bakarak kimi anlatmaya çalıştığımı anlamış olabilirsiniz ama bu aslında bir Ayasofya yazısıdır.


Bugünlerde en çok konuşulan ve en az 2 hafta daha konuşulacak olan Ayasofya üzerine bir yazı yazmamak, bir gün Ayasofya’yı gezerken, seccadesini çantasından çıkarıp en merkezi yerinde herkesin gözünün önünde 2 rekât namaz kılma hayalini halen muhafaza eden, bu satırların yazarına yakışmazdı.


15 Şubat 360’ta açılan ve kendinden önceki padişahlara hiç benzemeyen Fatih Sultan Mehmet’in, fetihte, fethin sembolü olarak burayı camiye çevirip ilk Cuma namazını kıldıktan sonra, artık Ayasofya’ya ebedi Türk mührü vurulmuştur. Bundan sonra imparatorluğun pek çok yerinde kiliseler camiye çevrildiklerinde en büyüğünün  “Ayasofya” olarak anılması bir gelenek haline gelmiştir. Edirne Kaleiçi, Edirne Enez, Bursa İznik, Kırklareli Vize, Mora Benefşe, Yugoslavya (şimdi Makedonya) Ohri, Yunanistan Selanik ve Bulgaristan Sofya, bunlardan başlıcalarıdır.  Trabzon’daki Ayasofya, zaten o adla var olan bir kilise iken, yine Fatih’in 1461’deki fethinden sonra ama çok daha sonra 1545’lerde camiye çevrilmiştir. Hemen cami yapılmamasının sebebi ise, şehrin merkezinde değil kenar mahallesinde olduğu ve o yıllarda orada bir camiye ihtiyaç bulunmadığındandır. Yine Fatih vakfıdır.


Tarih-i Ebu’l Feth yazarı Tursun Bey, Fatih’in, İstanbul’u fethinden sonra Ayasofya’nın kubbesine kadar çıktığını, yapının ve çevresinin harap olduğunu görünce de Sa’di’nin şu beytini söylediğini yazar:


Perde-dârî mî küned der tâk-ı kisrâ ankebût


Bûm-i nevbet mî zened der kal’a-ı Efrâsiyâb


Yani; Örümcek Kisrâ’nın penceresinde perdedarlık yapıyor, baykuş Efrasiyab’ın kalesinde nevbet vuruyor/bekliyor.


Bazı batılı tarihçiler, fetihten sonra Ayasofya’ya girip saklanan Bizanslıların, askerler tarafından kapılar kırılıp içeri girildiğini ve bunların katledildiğini yazarak okuyucularını yanıltırken, bunlara cevabı, Rus yazar Upsesnki verir:  “Eğer Türkler, 1204’teki Haçlılar gibi davranmış olsaydı, Ayasofya’dan eser kalmazdı”


1204’te ne olmuştu?


Andre Clot, İstanbul’u talan eden Avrupa Haçlılarının, Ayasofya’yı yağmaladığını, kutsal ne  varsa kırdığını, vazoları içki kadehi olarak kullandığını, kiliseye sığınmış insanları acımasızca katledip, kadınların, kızların, rahibelerin ırzına geçtiğini yazar.


Yine Clot, Fatih’in fetihten sonra, kimsenin dinine, yaşantısına karışılmaması gerektiğini kati şekilde emir buyurduğunu da belirtir. İşte bu yüzden Fatih, kendinden önceki padişahlara hiç benzemiyordu.


Bazı resimlerin bulunduğu mozaikleri parçalamaya yeltenen mimarlara, Fatih bunları tahrip etmemelerini, günaha sebep olmamaları için kireç ile örtülmesinin yeterli olacağını söylemiştir. 


Gelelim bugüne…


10 Temmuz Cuma günü, bazılarının iddia ettiği gibi saat tam 14.53’te Danıştay, Ayasofya’nın müze olduğuna dair kararın iptaline hükmedince, Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Ayasofya’yı Diyanet İşleri Başkanlığına devreden kararı imzaladı. 24 Temmuz 2020’de Ayasofya’da 86 yıl sonra ilk Cuma namazı kılınacak.


Bu karar ülkede çok büyük bir kitle tarafından sevinçle karşılanmasına rağmen bazı çevrelerce de çok tartışılıyor. Yurt dışında bazı taraf ülkelerde ise, neredeyse gündemin ilk maddesi… Dışarıdakilerin hainliğinden ve Türkiye üzerinde kirli emellerinden, içeridekilerin ise bilgisizliğinden, başkalarının değirmenine su taşıma emellerinden buna karşı çıktığı anlaşılıyor.


Bir de şu var tabii. Daha bir yıl 4 ay önce, Ayasofya’nın açılmasını isteyenlerin, yurt dışındaki camilere karşı bir tutum takınılabileceğini ima ile “Bunun bir götürüsü var. Onun faturası çok daha ağır. Dünyanın çeşitli yerlerinde bizim binlerce camimiz var. Bunu söyleyenler acaba o camilerin başına ne gelir düşünüyor mu? Bunları düşünmeden söylüyorlar. Bunlar dünyayı tanımıyorlar. Muhataplarını bilmiyorlar. Ben bir siyasi lider olarak bu oyuna gelecek kadar istikametimi kaybetmedim” diyerek buna karşı çıkarken, şimdi ne değişti de böyle bir karar alındı diye düşünenler de az değildir.


Ayasofya, fethin sembolüdür ve hükümranlık hakları Türklere aittir. Üstelik Fatih’in vakfıdır. Vakıf eserleri, amaçlarının dışında kullanılamaz diye bir madde olduğu halde Ayasofya, 86 yıl bu amacın dışında kullanılarak Fatih’in vasiyetine ihanet edilmiştir. Şimdi bu karardan dönülüp, aslına uygun olarak kullanıma açılıyor. Bunu teenni ile karşılamak lazımdır.


Doğrusu, sırf egemenlik haklarımızı istediğimiz gibi kullanmak adına çok sevindim. Keşke bu kararı çok daha önceleri alabilseydik ve bizi yok sayan Batılılara iyi bir ders verebilseydik.


Papa’nın, Yunanlıların, İngilizlerin, Rusların ve Haçlı zihniyeti taşıyan herkesin bu karara karşı çıkması bile, bizim sevinmemize yeter.


Muhabbetle efendim!

 
Etiketler: BEN, BENDEN, ÖNCEKİ, PADİŞAHLARA, BENZEMEM,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Haziran 2021
SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
11 Mayıs 2021
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
20 Nisan 2021
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
28 Şubat 2021
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
16 Şubat 2021
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
30 Ocak 2021
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
13 Ocak 2021
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
29 Aralık 2020
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
07 Aralık 2020
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
22 Kasım 2020
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
09 Kasım 2020
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
29 Ekim 2020
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
18 Ekim 2020
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
06 Ekim 2020
KARABAĞ’A KADAR…
27 Eylül 2020
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
16 Eylül 2020
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
12 Eylül 2020
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
09 Eylül 2020
BEL ALTI YAZILARI
05 Eylül 2020
TERS ÇABA KURALI
31 Ağustos 2020
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
25 Ağustos 2020
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
20 Ağustos 2020
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
11 Ağustos 2020
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
29 Temmuz 2020
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
25 Temmuz 2020
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
20 Temmuz 2020
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
17 Temmuz 2020
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
06 Temmuz 2020
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
30 Haziran 2020
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
22 Haziran 2020
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
15 Haziran 2020
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
08 Haziran 2020
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
27 Mayıs 2020
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
23 Mayıs 2020
BAYRAM GÜZELLEMESİ
20 Mayıs 2020
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
07 Mayıs 2020
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
30 Nisan 2020
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
24 Nisan 2020
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
20 Nisan 2020
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
16 Nisan 2020
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
11 Nisan 2020
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
04 Nisan 2020
BU DA GEÇECEK MUTLAKA
Haber Yazılımı