Tahir ORHAN BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
Yazı Detayı
30 Ocak 2021 - Cumartesi 21:15
 
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
Tahir ORHAN
 
 

Kızlarına da mal veren yakınımla ilgili bir tartışma sırasında, bir arkadaşımız, kendi kızının ismini söyleyerek; “….. ağabeylerinden mal isteyecek, onu gebertmez miyim” deyince tüylerim diken diken olmuştu. “Bu nasıl söz …… ağabey” diye cevap verince şaşırdı. Çünkü kendisine arka çıkacağımı düşünmüştü.


Bizim buraların, aslında sadece bizim buraların değil bütün Türkiye’nin en büyük sorunu, ta cahiliye döneminden kalma köhne adetlerdir ve bu tutum, böyle düşünenlerin cehennemi olacak. Açalım efendim. Cahiliye döneminde kızlara hiç değer verilmediğini bir tarafa koyun, onları diri diri toprağa gömüyorlardı. Hz. Ömer’in, İslam’la şereflenmesinden sonra anlattığı şu hadiseyi duymuş olmalısınız.


İki şey var; biri aklıma gelince çok gülerim, biri de aklıma gelince çok ağlarım. İlki, helvadan putlar yapar onlara tapardık, sonra acıkınca da onları yerdik; buna çok gülerim. İkincisi ise, kızımı gömmeye götürmüştüm. Onu gömeceğim çukuru kazarken sakalıma toprak bulaşmıştı, henüz çok küçük olan kızım onları siliyordu. Az sonra onu oraya gömeceğimi bilmeden. Bunu hatırlayınca da ne büyük cahillikti diye çok ağlarım.


Üçüncü çocuğum kız olunca, akraba büyüklerinden bir kadın; “Ben kızı olana gözün aydın demem ama yine de gözün aydın olsun” cahilliğinde bulununca, ona şöyle demiştim: Dağ gibi oğullarından hangisi yanındadır? Her işine yine tek kızınla gelinlerin koşmuyor mu? Bu soruma, biraz da pişmanlıkla “Haklısın” diye cevap vermişti.


Demek istediğim şu: Bin 400 küsur yıl önceden kalma cahiliye adetlerini hâlâ terk edememişiz. Analarımız, eşlerimiz kız değilmiş gibi davranıp kızlarımızı yok saymaya devam ediyoruz. Evlatları arasında ayrım yapmayanları tenzih ederek, kızlarını ayıran, mal mülkten mahrum bırakan, onları çeşitli şekillerde kandırıp elindeki, avucundakini almaya gayret edenlerin cehennemi de işte budur.


Oysa yüce kitabımızda Allah,


“Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay vardır. Allah, bırakılanın azından da çoğundan da bunları farz kılınmış birer hisse olarak belirlemiştir.” (Nisa 7)


“İşte bu (hükümler) Allah'ın koyduğu sınırlarıdır. Kim Allah'a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu, içinden ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere sokar. İşte bu büyük başarıdır.


Kim de Allah'a ve Peygamberine isyan eder ve O'nun koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu ebedî kalacağı cehennem ateşine sokar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır.” (Nisa 13-14)


Oysa mirasta onların da, Allah’ın koyduğu ölçüler kadar hakları vardı. Allah’ın kanunlarını yok saymak suretiyle cehenneme müstahak olurken, medeni kanunu da yok sayarak cezai müeyyideyi de hak etmiş olmuyor musunuz?


Miras hukuku o kadar ince, o kadar kılı kırk yaran bir konudur ki, hakkaniyeti hiçbir zaman elden bırakmamayı gerektirir. Zira ölen bir ebeveynden kalan miras eğer para değil de gayrimenkul (taşınmaz) ise, o zaman onu eşit parçalar yerine, değerliliği, değersizliği ile de göz önünde bulundurmayı gerektirir. Yoksa kızlar nasıl olsa ele gitmiştir, onlara çorak araziyi, bir dağ başını ya da verimsiz bir yeri öylesine vermek de hakka girer.  Bundan kurtulmak için kesinlikle kızları da insan yerine koymak gerekiyor. Sadece böyle bile düşünmek, işi büyük ölçüde çözecek, sizi cehennemden koruyacaktır. Fakat eğer “Bana ne öbür taraftan, ben bu dünyadaki zevk ü safa mı bilirim” derseniz, o zaman Allah’ın gazabına müstahak olursunuz ve buna katlanırsınız. Bu da, sadece dünyanızı kaybettirmez, ahretinizi de berbat eder. Yani sizi cehennemin ortasına sürükler. Onun için kişi cehennemini dünyadan götürür deniliyor ya!


Durumu iyi ise kız mirastan feragat edebileceği gibi, durumu iyi olan erkek de feragat edip malın kız kardeşlere bırakılmasına rıza göstermesinde bir günah yoktur. Ancak taraflardan birisi ki, bu çoğunlukla kızlar olur kandırılarak, çeşitli şekillerde ikna edilerek mirastan payına düşene el konulması asla caiz olmaz. Aslında son zamanlarda yapılan kamulaştırmalarda, İslami paylaşım yerine eşit paylaşım söz konusu oluyor. Böyle olunca kızlara da para ödeniyor. Ve o kızlar, aldığı bu parayı erkek kardeşlerine geri vermiyor. Vermemeli de zaten. Bazılarının iddia ettiği gibi “Biz kızları razı ettik” ifadesi burada anlamını yitiriyor. Eğer razı etmiş olsaydınız, bu para bizim değil sizin hakkınızdır diyerek parayı size bağışlamaları gerekmez miydi? Dediğimiz tam da budur işte.


Hal böyle olunca, yani ailenin bir ferdi veya birkaç ferdi, diğerlerini kandırıp mallarına el koyunca ortaya başka bir olgu daha çıkıyor. Olay mahkemelere intikal ediyor, aile bölünüyor, husumet başlıyor. Şimdi düşünelim; birkaç evlek mal veya bir miktar para, mücevherat gibi menkul değer için aynı karında büyümüş kardeşlerin bağlılığını yok etmeye değer mi?


Bir bakıyorsunuz, adam kız kardeşi hakkında suizanda bulunuyor veya tam tersi, kız erkek kardeşleri için benzer düşünceler taşıyor ve bunu da her ortamda serdediyor. Lanet okunuyor yani. Eh nerede kaldı kardeşlik?


Oysa Hz. Ebubekir gibi maldan çokça vermeyi becerebilseydik, Allah her seferinde bize daha fazlasını verecekti. Çünkü yapılan hayırlar,  teşbihte hata olmasın; Allah’a verilen borçlar gibidir. Onun karşılığını Allah, sınırsız bir şekilde verir.


Son söz olarak şunu belirtelim ki, birkaç kuruşluk dünya metaı için, ahretinizi de yok etmeye değer mi? Böyle yapınca cehennem size hak olmaz mı? Yoksa siz cehenneme inanmıyor musunuz ya da cenneti bu kadar mı hafife alıyorsunuz?


Miras pay edilirken orada bulunanları bile düşünüp,  “Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin” (Nisa 8) diyen Yüce Allah’ın emirlerini dinlemeyip kızlarını, kız kardeşlerini veya yetimleri gözetmeyenlere yazıklar olsun!


Muhabbetle efendim!

 
Etiketler: BİZİM, İNSANIMIZIN, CEHENNEMİ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Haziran 2021
SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
11 Mayıs 2021
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
20 Nisan 2021
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
28 Şubat 2021
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
16 Şubat 2021
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
13 Ocak 2021
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
29 Aralık 2020
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
07 Aralık 2020
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
22 Kasım 2020
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
09 Kasım 2020
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
29 Ekim 2020
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
18 Ekim 2020
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
06 Ekim 2020
KARABAĞ’A KADAR…
27 Eylül 2020
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
16 Eylül 2020
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
12 Eylül 2020
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
09 Eylül 2020
BEL ALTI YAZILARI
05 Eylül 2020
TERS ÇABA KURALI
31 Ağustos 2020
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
25 Ağustos 2020
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
20 Ağustos 2020
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
11 Ağustos 2020
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
29 Temmuz 2020
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
25 Temmuz 2020
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
20 Temmuz 2020
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
17 Temmuz 2020
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
13 Temmuz 2020
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
06 Temmuz 2020
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
30 Haziran 2020
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
22 Haziran 2020
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
15 Haziran 2020
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
08 Haziran 2020
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
27 Mayıs 2020
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
23 Mayıs 2020
BAYRAM GÜZELLEMESİ
20 Mayıs 2020
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
07 Mayıs 2020
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
30 Nisan 2020
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
24 Nisan 2020
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
20 Nisan 2020
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
16 Nisan 2020
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
11 Nisan 2020
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
04 Nisan 2020
BU DA GEÇECEK MUTLAKA
Haber Yazılımı