Mustafa Semih ARICI ENFLASYON YA DA HAYAT PAHALILIĞI
Yazı Detayı
08 Haziran 2022 - Çarşamba 07:52
 
ENFLASYON YA DA HAYAT PAHALILIĞI
Mustafa Semih ARICI
 
 

Ülkede aşağı yukarı 100 senedir modern modern iktisat bilimi okutulmasına rağmen iktisadın tümü ve bazı önemli terimleri hâlâ anlaşılmamışa benziyor.  Çarşı, pazarda, sokakta, kahvelerde herkes birer ekonomi allamesidir ya, onlardan geçtik,  devletin direksiyonunda olanlarda da bu tür bir kafa karışıklığı var.

            İ
şte kaç yıldır devam eden “Faiz sebep, enflasyon sonuç” tartışmalarına bugünlerde yenisi daha eklendi:  “Ülkemizde enflasyon yok, hayat pahalılığı var!”

           
Çarşı pazarlardan kahve önlerine ve devlet ulularına kadar, istersen iktisat ordinaryüs profesörü ol ve dilin yaprak olana kadar anlat, hiç kimse fikrinden asla vaz geçmez. Her zaman en iyisini o bilir ve başkaları isterse Harvard mezunu olsun vız gelir tırıs gider.

           
Bu yüzden de ülkenin ve ekonomisinin içinde bulunduğu ağır şartlar fasit bir daire içine hapsolarak, sittin sene devam edip gider. Ta ki bu işleri birazcık da olsa doğru olarak bilen biri iş başına getirilip  “Yeter artık! Söz benimdir…” diyene kadar.

           
Söz buraya gelmişken,  iktisat biliminin temellerine kadar inerek enflasyonun ne olup olmadığını kısaca izah etmeye ihtiyaç var.

           
Şöyle ki;

               
İktisat kitaplarında enflasyonun birkaç türlü tanımı yapılır. Ancak en çok kabul göreni, “Belli bir dönemde (Genellikle aylık ve yıllık) fiyatlar genel düzeyinde meydana gelen artıştır”. Yani belli bir dönemde enflasyondan söz edebilmek için bir mal veya mallar grubunun fiyatlarında oluşacak artış değil, ekonominin tümünde mal ve hizmetlerin fiyatlarında sürekli olarak genel bir artış olması gerekir. Bu artış miktarı yüzde oran olarak ifade edilir. Yani geçen ay enflasyon oranı 5,5 oldu diye tanımlanır. Veya geçen yıl enflasyon yüzde 77 olarak gerçekleşti denilir. Ancak bu genel nitelikte açıklanan bir orandır.


Aslında enflasyon iki değişik kesimde meydana gelen fiyat artışlarına göre belirlenir. Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE). Para (Money) adındaki kitaplarında Amerikalı iktisatçılar Daniel Conaghan ve Dan Simth de “Fiyatlar genel seviyesindeki artış “ olarak tanımladıkları enflasyonun “Belirli bir düzeyde tutulduğunda sağlıklı işleyen bir ekonominin göstergesi olduğunu “ ifade ederler. Yazarlar “Asıl sorunlar enflasyon kontrolden çıkmaya başladığında ya da ekonomi potansiyel olarak aşırı derecede zararlı olan enflasyon- deflasyon döngüsüne girdiğinde baş gösterir”  diye devam ederler.

           
Bundan başka Talep Enflasyonu ve Maliyet Enflasyonu kavramları da Enflasyon Literatüründe önemli bir kaplar. Kısaca ifade etmek gerekirse Talep Enflasyonu; mal ve hizmet arzının toplam talepteki artış hızına ayak uyduramaması halinde ortaya çıkar. Bu gibi durumlarla, genellikle ekonominin toparlama sürecine girdiği ve işsizlik oranında azalma yaşandığı dönemlerde karşılaşılır.

           
Maliyet enflasyonu ise, petrol, hammadeler ve gıda gibi emtia fiyatlarının yükselmesi veya savaş veya doğal afetler gibi zor dönemlerde üretim maliyetlerinde yüksek artışlar yaşanması sonucu ortaya çıkar. Bu tür hallerde toplam arz daralır ve fiyatlar genel seviyesinde yükselme yaşanır.

           
Ayrıca çok kabul gören bir ayrım olmasa da ücret enflasyonu ve ithal enflasyonunu maliyet enflasyonu içinde zikretmek gerekir. Tüm bunlardan başka yüksekliğine   veya başka bir deyişle artış oranına göre enflasyon üç kısma ayrılır:
           -

-Sürünen Enflasyon: Düşük olmakla beraber varlığını kesintisiz devam ettiren enflasyondur. Yüzde 3-8 arasında değişir. Ekonominin iç dinamizmi için gerekli olduğunu savunanlar vardır. Bu durumun başka bir tanımı da enflasyon içinde büyümedir.

           
- Yüksek Enflasyon: Yüzde 10’un üzerine çıkarak yüzde 20’li oranlara ulaşabilen enflasyondur. Bir ekonomide tüm alarm zillerinin çaldığı bir göstergedir.

           
-  Dört Nala Enflasyon: Yüksek enflasyon artık kontrol edilemez bir noktaya gelmiş olup fiyatlar genel düzeyi dörtnala artmaktadır. Yüzde 25’leri geçmiş ve hatta yüzde 80’lere ulaşmıştır. Bu durum tam bir ekonomik krizi işaret eder ve zamanında tedbir alınmazsa hiper enflasyon gibi bir felakete kapı aralanmış olur.

           
- Hiperenflasyon: Enflasyon oranı yüzde 80’leri geçmiş ve hatta yüzde 100’lere ulaşmıştır. Bütün bentler yıkılmış olup fiyatlar bir sel gibi artmakta, Merkez Bankası piyasaya para yetiştirememektedir. Çare bol sıfırlı banknotlar çıkarmak veya hayati önemde tedbirlerle bu selin akışını durdurmaktır. Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya ve zamanımızda Afrika ülkelerinde yaşandığı gibi…

           
Stagflasyon iki ayrı sözcüğün birleştirilmesiyle oluşturulmuş bir sözcüktür. İlk bölümü durgunluk anlamına gelen stagnation, ikinci bölümü de enflasyondan alınmış bulunuyor. Durgunluk içinde enflasyon anlamına geliyor. Yani reel ekonomik büyüme olmaksızın fiyatların artmaya devam etmesi halini ya da GYSH’ nın nominal olarak büyümesine karşılık reel olarak büyümemesi halini ifade eder. Slumpflasyon ise, sık rastlanmamakla birlikte ekonomik dengenin (ya da dengesizliğin) en korkutucu halidir. Slump; batma, çökme anlamına geliyor. Enflasyonla birleştirildiğinde çöküş içinde enflasyon gibi bir anlam çıkıyor. Yani ekonomi küçüldüğü halde enflasyon olgusunun varlığını ifade ediyor. Dünya çapında en bilinen örneği 1929 büyük bunalımıdır. Türkiye Ekonomisi de geçmişte slumpflasyonla birkaç kez karşılaştı. En yakın olanı 2001 krizi sonucunda yaşanan enflasyondur. Bugün yaşadığımız derin ekonomik krizi ve yüksek enflasyon olgusunu da bu cümleden saymak mümkündür.

 

* * *

           
Şimdi söz okuyucunun: Yok muymuş ülkemizde enflasyon?

 
Etiketler: ENFLASYON, YA, DA, HAYAT, PAHALILIĞI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ağustos 2022
HÂVİYEDENDÖNÜŞ III
10 Ağustos 2022
HÂVİYEDEN DÖNÜŞ II
09 Ağustos 2022
HÂVİYEDEN DÖNÜŞ I
06 Ağustos 2022
AKKUYU’DA BÜYÜK RİSK!
28 Temmuz 2022
TARIM YA DA HAYAT MEMAT II
19 Temmuz 2022
TARIM VEYA HAYAT MEMAT - I
01 Temmuz 2022
ACI ÇAY II
18 Haziran 2022
ACI ÇAY - I
27 Mayıs 2022
(DAS) DIŞA AÇIK SANAYİLEŞMEYİ BAŞARAMADIK!
17 Mayıs 2022
BİT COİN’DEN TÜRK COİN’E E – PARA
07 Mayıs 2022
RİZE’DE KAHVE TARIMI OLUR MU?
27 Nisan 2022
RİZE HAVA LİMANI AÇILIRKEN
20 Nisan 2022
KONUT SEKTÖRÜNDE YANGIN
08 Nisan 2022
ESKİ BAHARLARIN ANILARI
03 Nisan 2022
RİZE VE GÜBRE ZAMANI
27 Mart 2022
BİZİ PLANSIZLIK YIKTI - II
14 Mart 2022
BİZİ YIKAN PLANSIZLIK OLDU- I
01 Mart 2022
BİR 2 MART ÖYKÜSÜ
24 Şubat 2022
ŞEHİRLER VE SİMGELERİ: ÇAY BARDAĞI
14 Şubat 2022
KUZEYDEKİ MUHTEMEL SAVAŞ YAYILIRSA RİZE
08 Şubat 2022
SAAT BAŞI ARTAN FİYATLAR- HİPERENFLASYON
02 Şubat 2022
EVLEN(ME)..
25 Ocak 2022
KAÇINILMAZ BİR İHTİYAÇ: RİZE PSİKİATRİ HASTANESİ
16 Ocak 2022
HİKÂYE ANLATMA ÖYKÜLE
05 Ocak 2022
SOÇİ VE RİZE: BİR MUKAYESE
31 Aralık 2021
2022’YE GİRERKEN…
23 Aralık 2021
GÜBRE 10 BİN LİRAYI GEÇERSE…
12 Aralık 2021
GELECEK RİZE- II TELEFERİK VE DİĞERLERİ
01 Aralık 2021
GELECEK RİZE: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
23 Kasım 2021
YENİ KONUT KAF DAĞININ ARDINDA
14 Kasım 2021
İNŞAATLAR ÖLÜM KAPANI OLMAMALI
09 Kasım 2021
KAYIP GEMİLER: KARADENİZ VAPURLARI
28 Ekim 2021
EFSANE DOKTORLARDAN BUGÜNLERE
19 Ekim 2021
RİZE’DE ALTERNATİF ENERJİLER
08 Ekim 2021
HES’TEN RES’E RİZE
03 Ekim 2021
KONUT PİYASASINDA NELER DÖNÜYOR?
27 Eylül 2021
HER İŞİN BAŞI SAĞLIK
19 Eylül 2021
RİZESPOR’UN DERDİ NE?
05 Eylül 2021
ÇAYELİNDEN ÖTEYE 2050
29 Ağustos 2021
HÂLÂ BEN AŞI OLMAM DİYEN VARSA?
28 Ağustos 2021
RİZE: PARLAK BİR GELECEĞİN KIYISINDA MI?
22 Ağustos 2021
TÜRKİYE: KAOSLAR ÜLKESİ Mİ, SÜPER GÜÇ MÜ?
17 Ağustos 2021
GELECEK BİLİM: 2 DÜNYA ARTIK İYİ BİR YER DEĞİL
11 Ağustos 2021
GELECEK KAVRAMI VE GELECEK BİLİM
04 Ağustos 2021
ESAS AFET
30 Temmuz 2021
AFGANLI AKINI VE RİZE
15 Temmuz 2021
AVRUPA KUPASININ ARDINDAN FUTBOLUN DA VİNCİLERİ: İTALYA
06 Temmuz 2021
ŞİRİN RİZE’DEN SORUN RİZE’YE – III APART KÖYLER
01 Temmuz 2021
ŞİRİN RİZE’DEN SORUN RİZE’YE – II
24 Haziran 2021
ŞİRİN RİZE’DEN SORUN RİZE’YE- I
15 Haziran 2021
RİZE VE EDEBİYAT
06 Haziran 2021
KANALİSTANBUL. İSTANBUL NİRE RİZE NİRE
02 Haziran 2021
PONTUSYA İDEA – BÖLGEMİZDEKİ SİNSİ TEHLİKE
29 Mayıs 2021
ÇAYKUR’UN ZARARLARI
22 Mayıs 2021
10 YIL
16 Mayıs 2021
100 YIL
12 Mayıs 2021
RİZE’DE ÇİP ÜRETİMİ: NEDEN OLMASIN?
10 Mayıs 2021
RİZE BEZİ, FERETİKO VE DİĞERLERİ: ÇAY DIŞI SANAYİİ
04 Mayıs 2021
KÖMÜRDEN OTOMASYONA: ÇAY SANAYİİNİN SORUNLARI VE GELECEĞİ
02 Mayıs 2021
RİZE’NİN KADERİ TURİZM Mİ?
Haber Yazılımı