Selahattin DAVER İZMİR'İMİZDE DEPREM
Yazı Detayı
12 Kasım 2020 - Perşembe 09:49
 
İZMİR'İMİZDE DEPREM
Selahattin DAVER
 
 

30 Ekim’de şiddetli bir deprem İzmir’imizi vurdu. Depreminin büyüklüğü konusunda yaşanan ölçüm karmaşası netleşmiş değil. Başta ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) olmak üzere dünyanın önde gelen pek çok deprem araştırma merkezi, depremin büyüklüğünü 7.0 olarak açıklarken Kandilli’nin resmi raporlarında 6.9, İçişleri Bakanlığı'na bağlı AFAD verilerinde ise 6.6 şeklinde belirtiliyor. Yapılan incelemede 2020 yılında dünyada şu ana kadar 7 ve üzeri şiddette 9, 6 ve üzeri şiddette 96 deprem meydana geldiği belirlenmiş. Bu 105 depremin 104’ünde can kaybı 11 iken, İzmir depreminde maalesef 114. Ve bu 114 sadece bir sayı değil, kiminin annesi kiminin babası kiminin canından çok sevdiği çocuğu kimininse hayat arkadaşı. Yine bina enkazlarında ölüm kalım mücadelesi yaşandı. Herkes bir umut yakınlarını bekledi günlerce. Bu bekleyiş kimi zaman Elif gibi Ayda gibi mucizelerle aydınlanırken kimi zaman Çınar ve Sayra gibi hepimizi yasa boğdu. Yine nice yaşamlar, umutlar, hayaller yarım kaldı.


Coğrafya kaderdir sözü gerçekten çok doğru bir söz. Türkiye’nin jeolojik özellikleri gereği ülkemiz bir deprem ülkesi. Bu, coğrafyamızın en önemli gerçeği; ancak bu gerçek ne müteahhitlerin ne de bu yapılara oturma izni verenlerin umrunda. Bırakın depremleri ülkemizde durduk yere çöken binalarda bile onlarca insanımız hayatını kaybetti. Şubat 2019’da İstanbul Kartal’daki Yeşilyurt Apartmanı bu örneklerden sadece biri. Evet coğrafya kader, deprem ülkesi olmak kader ancak depremde ölmek kader değildir. Deprem bölgesindeki bir binanın kolonları kesilirse bu ölümler kader değil cinayettir. Tıpkı Gölcük, Düzce, Elâzığ, Van depremlerinde olduğu gibi deprem değil; riskli binalar insanlarımızı öldürdü.


Bayraklı ve Bornova’da yıkılan apartmanlara baktığımızda bu apartmanların altları dükkân. O halde bu konuda detaylı bir inceleme ve çalışma yapılmalı, kolon kesilip kesilmediği iddiası mutlaka netleştirilmeli ve böyle bir durum varsa ilgililer cezalandırılmalıdır. Gerçi bu cezalar ne yazık ki gidenleri geri getirmiyor; kalanların acısını dindirmiyor. Ancak bir umut belki ders alınır, caydırıcı olur diye düşünüyoruz. 1999 tarihinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Boğaziçi Üniversitesi ortak çalışması ile İzmir için Deprem Master Planı hazırlanmış. Bu plan özellikle altyapı, binalar, yapılardaki risklerin azaltılması için önerileri içeriyor ancak yıllar içerisinde son derece önemli bu bilimsel araştırma ve çalışmaya uygun davranılmamış. Sosyal devlet ilkesi gereği vatandaşlarımız riskli binalarda oturmayı tercih etmemeli diyerek bir kenara çekilmek yeterli değil. Devletimiz tüm imkanlarını seferber ederek bilim adamlarımızdan oluşan kurullarla bir an önce yapılması gerekenleri belirlemeli ve hızla somut adımlar atmalıdır. İstanbul’da on binlerce kişinin hayatını kaybedeceği öngörülen Marmara Depreminin kapıda olduğunu göz önünde tutarak kentsel dönüşüm, yapı güçlendirme gibi işlemlerin bir an önce yapılması gerekir. Bu süreçte riskli binalarda oturmak zorunda kalan vatandaşlara gereken kira desteği sağlanmalı, zira riskli binalarda oturmak bir tercih meselesi değil. Vatandaşlarımızın ya binanın riskli olduğuna dair bilgisi ya da o binadan ayrılabilecek maddi gücü yok.


Sözlerime son verirken bir noktaya daha değinmek istiyorum. Türk milleti tarih boyunca merhametli ve zor zamanda birlik beraberlik içinde hareket eden bir millet olmuştu. Tanıyalım ya da tanımayalım dara düşen kişiye yardım eder, insanların acısına saygı duyardık. Ama depremin ardından dağıtılan erzakları toplayıp bakkalında satmaya çalışanları,  evsiz kalanlar için gönderilen battaniyeleri kucaklayıp evine götürenleri görünce milletimiz adına utandım. İnternet üzerinden satış yapan bazı firmalar da Elif bebeğin kurtuluşunun simgesi olan fotoğrafı çay bardaklarına, saksılara, anahtarlıklara basıp satışa sunmuşlar. Bu felaketten bile rant çıkarmak nasıl bir vicdana sığar anlamak mümkün değil. Deprem sonrası gördüm ki yok olan sadece binalar değil aynı zamanda insanlık…


Yazımı noktalarken depremde yaralananlara acil şifalar, sevdiklerini kaybeden herkese sabırlar diliyorum.

 
Etiketler: İZMİR'İMİZDE, DEPREM,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı