Ceyhun KALENDER KAÇAK ÇAY
Yazı Detayı
22 Haziran 2020 - Pazartesi 01:20
 
KAÇAK ÇAY
Ceyhun KALENDER
ceyhun@rizeninsesi.nET
 
 

Askerliğimi yedek subay öğretmen olarak Kızıltepe'nin Kuyucak Köyünde yaptım.


Buradaki vatandaşlarla çok samimi  ilişkilerimiz oldu. Her öğlen mutlaka bizi bir eve davet ederlerdi. Aynı şekilde onlar da okula bizimle muhabbet etmek, çay içmek için sürekli gelirlerdi.


Her konuda birbirimize alışsak da, ne biz onların çayına, ne de onlar bizim çayımıza alışabilmişti.


Çoğunlukla, kendi tabirleriyle "kaçak çay" içiyorlardı.


Damak tadı, elbette kimseyi suçlayamayız bu konuda.


Ancak bu çayın kalitesiz, katkı maddeli olduğu her hâlinden belli oluyordu. Demlenince hemen koyulaşıyor, belli bir süre sonra da suyu ve boyası birbirinden ayrılıyordu.


Sonra öğrendik ki, bu şekilde Türkiye'ye giren çay 80 bin tonmuş. Yani Türkiye'de üretilen çayın yaklaşık üçte biri... Büyük bir oran...


O zaman böyle bir yetkim ve etkim olmadığı halde kafa yormuştum bu işe. Bu insanları, benimsedikleri damak tadından vazgeçiremeyeceğimize göre, Çaykur bu vatandaşların damak tadına göre çay üremez miydi?


Çaykur'daki yetkililerin böyle bir girişimi olup olmadığını hiç bilmiyorum. Olmadıysa, büyük öngörüsüzlük ve hedefsizlik...


Oldu da başarılamadıysalar büyük beceriksizlik...


Kısacası bu hedeflere ulaşılsaydı, üreticinin kazancı en az üçte bir artacak, ruhsatsız çaylıklar ruhsatlandırılacak, yeni çay bahçeleri oluşturulacaktı… Bölge ve dolayısıyla da ülke ekonomisi bu durumdan kazançlı çıkacaktı.


***


Yaklaşık 15 gün önce İkizdere'de çay yüklü tırın devrilmesiyle kaçak çay konusu yeniden Türkiye'nin gündemine düştü. Kimine göre kaçak,  kimine göre ithal...


Bir tır çay… Ancak bu, buz dağının görünen kısmı bile değildi.


Her halükarda büyük skandal...


Öncelikle bu kazada ölen tır şoförüne Allah'tan rahmet diliyorum.


Ancak burada sorulması gereken önemli sorular var. Kazadan sonra Av. Sayın Remzi Kazmaz bu soruları her ortamda yüksek sesle soruyor. Ancak soruların muhatabı birçok kurum olmasına rağmen kimseden ses çıkmıyor. Bu sessizlik, beni ve benim gibi milyonlarca üreticiyi tedirgin ediyor.


Şimdi bu soruları tekrar soracak olursak;


1- Devrilen tırdaki çaylar kaçak mı, yoksa gümrükten resmi olarak mı Türkiye'ye giriş yaptı?


2- Şu anda bu çaylar nerede? İmha mı edildi yoksa satıldı mı?


3- Bu çayı ithal eden şirketin, çay ithal etme yetkisi var mıydı?


4- Çay Rize'de hangi şirket tarafından harmanlanıp piyasaya sürülecekti?


5- Bu çayların analizleri yapıldı mı? Sağlık standartlarına uygun mu?


6- Bu çayların resmi yollardan girdiğini varsayarsak, neden yerli isimle harmanlanıp satılıyor?


Ve daha birçok soru...


Yani bu çaylar standartlara uygunsa ve kaliteliyse neden yabancı isimle satılmıyor?  Kimse Avrupa’dan aldığı Mersedes’e Tofaş etiketini vurup satmaz.


Demek ki, gelen çay kalitesiz ve sağlıksız ki, yerli çayla harmanlanıp satılıyor. Bu tutarsızlık da birçok soru ve sorunu beraberinde getiriyor.


Tabii her zamanki gibi bizim kralcılarımız yine devreye giriyor bu durumda. Sanki şirketle ortak! Gönüllü avukat!


Şunu diyorlar: “ Kardeşim demokratik bir ülkede yaşıyoruz. İthalât yasak mı?”


Kardeşim çay ot-saman değil ki… Kaldı ki, onlar bile ithal edilmemeli… Çay stratejik bir üründür ve bir bölgenin kaderi çaya bağlıdır. Bir diğeri, çay sadece birilerinin cebini doldurmak için ithal ediliyor. Üretim fazlası var, Çaykur’un depoları dolu.


Oysa bu soruyu soran benim gibi üretici, gariban... Ama durumdan vazife çıkarıyor ve bölgenin tek geçim kaynağını siyasete alet edecek kadar basit düşünüyor, her konuda olduğu gibi. Çünkü eline bir siyaset oyuncağı verilmiş; bununla oyna, hiçbir şeye karışma, soru soranlara da tepki göster, çünkü bu durum ülkenin bekası! denilmiş.


Adam ülkeye kaçak çay sokuyor “beka” zarar görmüyor da, söyleyince mi zarar görüyor?


Oysa kandırılan vatandaşım şu kadarını bilse: Ülkemin bekası çaydır, topraktır, sudur, yayladır, denizdir, ormandır...


Velhasıl kelâm, bu konuda bilgi sahibi olanların üç maymunu oynadığı ve halk da hakkını arayamadığı sürece işimiz gerçekten çok zor.


Geçen gün Güneysulu bir dostum söylemişti: "Rant paylaşımında kimse kimsenin voltasını kesmek istemiyor."


Yani “rant” her zaman daha organize ve dayanışma içinde yol alabiliyor. Kendini korumak uğruna birçok kişi, kurum ve değeri kullanmaktan da çekinmiyor.

 
Etiketler: KAÇAK, ÇAY,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2021
OKULLARDA TEST SONUÇLARININ POZİTİF ÇIKMASI DURUMUNDA NE YAPILMALI?
29 Temmuz 2021
ARTIK KİMSENİN DAYANMA GÜCÜ YOK!
18 Temmuz 2021
FELAKET GÜNÜ ÇEVRECİLİĞİ!
09 Temmuz 2021
MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİ HEDEFLENEN ENFLASYON KADAR MAAŞ ZAMMI GİRDABINA MAHKÛM OLMAMALI
04 Temmuz 2021
DOĞU KARADENİZ’DE TURİZME EL FATİHA…
17 Haziran 2021
ANDIMIZ İÇİN DAHA NE BEKLİYORUZ?
30 Mayıs 2021
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
13 Mayıs 2021
SİVİL TOPLUMDAN SİYASİ TOPLUMA…
25 Nisan 2021
25 NİSAN KIZILDERİLİ SOYKIRIMINI ANMA GÜNÜ”
23 Nisan 2021
KURTULUŞA GİDEN YOLDA TBMM’NİN AÇILIŞININ ÖNEMİ VE AYAKLANMALAR
15 Nisan 2021
DEĞERLER EĞİTİMİ!
30 Mart 2021
YALAN SANDIĞA SIĞMAZ!
17 Mart 2021
KİM, NASIL ANT İÇİYOR?
21 Şubat 2021
OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN
04 Şubat 2021
PROMOSYON ÇAY ÜRETİCİSİNİN DE HAKKI…
29 Ocak 2021
MEB SINAV YAPMADI, ÖĞRETMEN BÜYÜK KAYIPTA… EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET!
14 Ocak 2021
100 PUAN, 100 PUAN, 100 PUAN…
07 Ocak 2021
SİVİL TOPLUM...
17 Aralık 2020
EKMEK KAVGAMIZ
10 Aralık 2020
WEBO'YA YAPILAN IRKÇI SALDIRI, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ VE İNSAN HAKLARI GÜNÜ
07 Aralık 2020
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ
30 Kasım 2020
UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE EN BÜYÜK SORUN,
20 Kasım 2020
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİ BAKICI DEĞİLDİR!
14 Kasım 2020
ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ
05 Kasım 2020
KAYIP BÜYÜK, HESAP YANLIŞ
24 Ekim 2020
BEN KİMİM?
19 Ekim 2020
ACABA NEDEN?
07 Ekim 2020
EĞİTİM-ÖĞRETİM NEDİR NE DEĞİLDİR?
17 Eylül 2020
TÜRKİYE KAMU-SEN BU YIL DA EN FAZLA BÜYÜYEN KONFEDERASYON OLDU
18 Temmuz 2020
ASLINDA NE OLMUŞTU?
26 Mayıs 2020
İNSAN, ŞEHİR VE ŞEHİRCİLİK
18 Mayıs 2020
SÜREÇ ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOLA GİRMİŞTİR
16 Mayıs 2020
İFTAR SOFRALARININ MALİYETİ CEP YAKIYOR
14 Mayıs 2020
ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZI ANLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ
09 Mayıs 2020
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN!
29 Nisan 2020
KÜRESEL ISINMA NEDİR?
22 Nisan 2020
100. YILINDA O’NA BİR KERE DAHA MİNNET DUYGULARIMIZI BİLDİRİYORUZ
06 Nisan 2020
İnsanlığın Korkulu Rüyası Salgın Hastalıklar
20 Mart 2020
Ücretli Öğretmenler Çaresiz
17 Mart 2020
18 Mart Çanakkale Zaferi
23 Ocak 2020
ÜNİVERSİTELERDE GÖREV YAPAN İDARİ PERSONELE TAYİN HAKKI TANINMALIDIR.
14 Kasım 2019
“HAK MÜCADELESİNDE BEN DE VARIM” DİYORSANIZ…
03 Kasım 2019
HARCADIĞIMIZ HER KURUŞUN EN AZ DÖRTTE BİRİ VERGİYE GİDİYOR
29 Ekim 2019
BU KİBİR, BU İNAT, BU HASET NEDEN?
19 Ekim 2019
SATMAKLA DA BİTMEZ Kİ!
03 Ekim 2019
Turan Nedir? 3 EKİM TÜRK DÜNYASI
03 Haziran 2019
“BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ” DEMEYİN
27 Mayıs 2019
Lüküs Hayat
13 Mayıs 2019
Türkçe Resmiyetini 742 Yıl Önce Karamanoğlu Mehmet Bey İle Kazandı
08 Mayıs 2019
Ah Molla Molla
03 Mayıs 2019
3 Mayıs 1944 – Türkçülük Davası
07 Nisan 2019
Hele Bir Yürüyün de Yürüyüşünüzü Görelim
Haber Yazılımı