Mustafa Barış ÖZTÜRK Mr. & Mrs. Brown’lu Yıllar...
Yazı Detayı
09 Nisan 2021 - Cuma 11:30
 
Mr. & Mrs. Brown’lu Yıllar...
Mustafa Barış ÖZTÜRK
[email protected]
 
 

Ingilizce
Mr. & Mrs. Brown’lu Yıllar...

İlkokuldan üniversiteye kadar 8-10 yıl boyunca ingilizce dersleri görüp  sadece 'my neme's'i öğrenebilmek becerisi !
Benim yaşıtlarımın çoğu hemen hemen 9 yıllık bir dil eğitimi aldı. Düşünün 9 yıl boyunca gördüğünüz bir dersin uzmanı olmanız gerekir.
Öyle ki
Sokaklar okullar evler arenalar moda değimle "leb-a lep" dolu mekanlar ingilizceyi sular seller gibi konuşan insanlar ile dolup taşmalıydı.
Ama gel görki Türkiye'de
"Ok, Yes-No, Bye" dan ötesi yok.
İlköğretim sıralarında
“What is your name?
My name is…” ile başlayan İngilizce maceramız, Ortaokulda; "Mr and Mrs Brown'un bir yerleri gezmeleriyle devam etmişti.
Lisede ise yaş itibariyle olsa gerek; 
"i love you, i love you
do you love me,
yes i do
if you love me love me..."şarkı sözlerinden öteye fazlaca gecemeden sonlanıvermişti.


Odtü'den ingilizce öğretmeni olan   arkadaşlarımdan bilgi ve fikir aldım yazı yazmadan.
Aynen şöyle ifade ettiler.


"Gerçekten de İngilizce öğretmek çok zor Barış...
Neden biz de tam olarak bilemiyoruz ama bir türlü olmuyor.
Bazı özel okullar hariç diğer okullardan akıcı konuşarak mezun olan yok denecek kadar az"


Okullarda 10-12 yıl boyunca verilen  tüm bu ders saatlerini toplasak en az 600-700 saat İngilizce dersi almış oluyoruz. En sonunda boşa giden 36 bin dakika...
Aslında bunca yıllık bir eğitimle Çince bile öğrenebiliriz pekala...


Dil öğrenmek beynin bir kabiliyetiir. Dil, biyoloji tarih kimya dersi gibi öğrenilmez. Öyle ki derse kara tahta önüne Derya Buyukuncu'yu getirsen bile bir kişiye yüzme öğretebilir mi ?
öğretemez, havuz lazımdır su lazımdır...


İlköğretimden liseye kadar bunca yıl haşır neşir olsak da İngilizce’yle arayı bir türlü düzeltemiyoruz. Liseden sonra yolları ayırıveriyoruz. 44 ülke arasında yapılan “İngilizce yeterlilik sınavı”nda 43. olabilmişiz. Peki, biz bu dili neden öğrenemiyoruz?


Bu soruyu uzmanına bir kere sormaya gör ! Konuştukça dallanıp budaklanıyor. Herkesten farklı tespitler ve çözüm önerileri geliyor. Ama yabancı hoca konusunda görüş ortak: “Yabancı hoca faydalı, ancak tek başına çözüm değil.”


Genellikle 20-30 kelime olup kalıyor hafızamızda öğrendiklerimiz. Ne derdimizi anlatabiliyoruz, ne işin ehliyle bir iki söz kelam edebiliyoruz. Liseden sonra üniversiteyi kazanan öğrenci İngilizce hazırlığı olan bir bölüme yerleştiyse ne mutlu ! Yoksa gelsin özel kurslar, ek dersler;


Çünkü eğitim ve kariyer planları için bu dilin öğrenilmesi günümüzde neredeyse şart. Ancak ne hikmettir bilinmez; 4 yıl ilköğretim, 4 yıl orta 4 yıl lise toplam 12 yıllık eğitim İngilizceyi öğrenmemize yetmiyor.
Konu kaynak ve materyallerle gelince sanki ortak ses biraz daha yükseliyor. Kimine göre devlet materyalleri değil, müfredatı hazırlamalı. Kimine göre öğrenme şekillerine göre programlar tasarlanmalı.


Farklı görüşlerde gelmiyor değil. Fiziksel şartlar mesela. 40-50 kişilik sınıfta yabancı dil öğretmenin de öğrenmenin de zor olduğu neredeyse herkesin kabulü.


Ortak söylemlerden biri de Anadolu liselerinin de artık İngilizce öğretemediği. Sebepler belli; 2005-2006 öğretim yılında hazırlık sınıflarının kaldırılmasından sonra geçtiğimiz yıllarda dil saatlerinin de 10 saatten 6’ya düşürülmesi. Öğrencinin yoğunluğu da ders saatiyle orantılı. Eğitim ne kadar yoğun olursa olsun öğrencinin ders sonrası çalışması şart. Öğretmen derste sadece rehberlik yapıyor, işin pratiği öğrenciye kalıyor.


Yetkililer durumun farkında elbet. Sürekli çözüm önerileri sunuluyor, yeni kararlar alınıyor.

Bakın öğretmen arkadaşlar ne diyor?

"Her öğretmenin kendi öğretim şeklinin olması gerekiyor ancak müfredat kitaplar da buna izin vermiyor. Ders saatlerinin yeterli ya da yetersiz olması da bu durumda çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Sistemin kökü sağlam olursa bir şekilde öğrenilir. Ama sistem yanlış olursa istediğiniz kadar zaman ayırın bir sonuca varamıyorsunuz. Öğrencilere dili anadili olarak konuşanların sunabileceği bir yabancı dile maruz kalabileceği ortamlar sunulması gerekiyor. Öğretmenlerimiz bize nasıl öğrettiyse biz de o şekilde dil öğretmeye devam ediyoruz. Böylece bir kısır döngü kendi içinde devam edip duruyor. Yeni projeyle gelecek öğretmenlerin İngilizce öğretmeni arkadaşlarımızın bu kısır döngüyü kıracağını düşünüyoz.


Birçok ülkede yabancı dil eğitimi anaokulunda başlıyor. Bu kesinlikle çok önemli. Çünkü insan beyninin bir dili kabul etmesi için en uygun yaşlar 5-6’lı yaşlardır. Sadece İngilizce için değil, tüm diller için öğretirken eğlendirmek, öğrenirken eğlenmek gereklidir. Çocuklar dile ezber ile değil, küçük yaşlardan itibaren günlük hayattan parçalarla alıştırılmalıdır. Özel okullarda erken yaşta verilmeye başlanıyor dil eğitimi. Devlet okullarında da sistem bu olsun. Ufak yaştan bu işe iyi bir sistemle giriş yaparsak, arkası gelir zaten."


İngilizce eğitiminde sınav psikolojisinin dezavantajlarına değinmiyorlar. Eğitim sistemimiz sınav odaklı olduğundan öğrencinin derslere motivasyonu da sınavlara odaklı oluyor.


SBS’ye İngilizcenin dahil edilmesiyle ilköğretimde öğrencilerin ilgi ve seviyelerinin arttığı görüşündeler. Ancak sıkıntı şimdi de üniversite hazırlıkta gösteriyor kendini. Sadece İngilizce öğretmenliği, tercümanlık gibi alanlara meyleden öğrenciler dile ağırlık veriyor. Diğer alanlardaki öğrenci İngilizce çözmediği için ikinci ya da üçüncü derecede ilgi alanına giriyor.


Yabancı dil eğitiminde diğer derslerden daha farklı bir sisteme gerek olduğunun kabul edilmesi gerekli diye düşünüyorum.


Uzman arkadaşlar özetle şunları dile getiriyor

Öğretmen, yabancı dil eğitiminde dört temel beceriyi (okuma, yazma, konuşma, dinleme) eşit oranda kazandırmaya çalışmalı. Ancak genelde bir tek okuma ve yazmaya yoğunlaşıldığı fikrindeler.

“Ortadoğu, Asya ve Kuzey Afrika ülkelerinde devlet ön planda. Çok güzel bir müfredat var, bu müfredata uygun istediğiniz materyali kullanın deniyor öğretmenlere. Materyali hoca seçtiğinden kendisinin ve öğrencinin seviyesine uygun programı uygulamaya konuyor. Yardımcı materyallerle ders verilmeye çalışılıyor. Dijital olanaklardan da yararlanılıyor. Bizde bakanlığın verdiği tek bir kitapla işleniyor dersler.


Örneğin


Turizm'den kaynaklı biraz daha kulak dolgunluğu yatkınlığı olan Antalyadaki bir okuldaki öğrencilerle Rize Tepebaşı köyü 'ndeki okulda ki öğrencilere aynı kitap...


Varto daki bir okul ile izmir'de bir okuldaki öğrenciye aynı müfredat ve aynı dokümanı sunmak ne kadar doğru ?


As a result, Türkiye’de hayat İngilizce ile dönmüyor. İş dünyasında İngilizce ne kadar gerekliyse, sosyal yaşamımız da İngilizceden o kadar uzak kalıyoruz.


Okullarda veya özel kurslarda İngilizce eğitim metotları kulağa hitap etmiyor. Öğrencilere, İngilizcenin nasıl yazıldığını ve Türkçe’ye nasıl çevrileceğini öğretmeye odaklanıyoruz. Sanki herkes İngilizce’den Türkçe’ye cilt cilt roman çevirip edebiyat çevirmeni olacakmış gibi işin okuma/anlama kısmına odaklanırken, konuşma yeteneğini gözden kaçırıyoruz. Bu da zar zor öğrendiğimiz İngilizceyi de kısa süre sonra unutmamıza sebep oluyor. Bir yerde İngilizce konuşmak zorunda olduğumuzda ise  error veriyoruz.

 
 
Etiketler: Mr., &, Mrs., Brown’lu, Yıllar...,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Kasım 2021
Dostun Attığı Taş Kafa Yarmaz !
02 Kasım 2021
Yolcu, Hancı olduğunu sanınca !
02 Ekim 2021
RİZE'DEN BAKIŞ. YURT MESELESİ.
10 Eylül 2021
"UYUŞTURUCUYA DİKKAT"
26 Ağustos 2021
İŞLER SARPA SARMADAN !!!
04 Ağustos 2021
YANAN ORMANLAR,YÜREKLER, KEŞKE'ler
06 Temmuz 2021
TÜNEMEYE DEVAM !
21 Haziran 2021
"Senin Başka Işin Yok Mu ?""
05 Haziran 2021
RÜZGAR GÜLÜ ve DİKENİ
19 Mayıs 2021
19 MAYIS 2021 BİZ NELER İLE MEŞGULÜZ
31 Mart 2021
1 NİSAN ŞAKA DEĞİL İNSANLIK AYIBI
08 Mart 2021
8 MART 1857
18 Şubat 2021
BAZEN TAŞINMAK İYİDİR
06 Şubat 2021
SARI SAYFALAR VE TELEFON
09 Ocak 2021
Dertli gönüllere kramp, "İşte benim Donald Trump"
31 Aralık 2020
Kaptanın Seyir Defteri, 31 Aralık 2020
25 Aralık 2020
TÜPLÜ TELEVİZYON Nesline göre, Z KUŞAĞI !
10 Aralık 2020
​3M kuralına devam. MASKE, MESAFE, MUSLUK !
01 Aralık 2020
Bir Pazartesi sabahı, saat 10:53 İstanbul...
19 Kasım 2020
Mutlu Öğretmen, Mutlu Eğitim
03 Kasım 2020
İzmir’deki depreme veya Mesut Bey’ın ölümüne sevinmek nasıl bir ruh hali?
10 Ekim 2020
Atalarımız, “Toprağa iyi bakarsan, seni her mevsim doyurur.
02 Ekim 2020
ALTI DERECELİK AYRILIK TEORİSİNDE İNSAN
15 Eylül 2020
SEBEBİ DIŞ GÜÇLER Mİ? HAYIR BENCE İÇ GÜÇLER
07 Eylül 2020
TAVUK VE PALAMUTTAN EGE DENİZİNE...
01 Eylül 2020
Maske YOK, SOSYAL MESAFE YOK - Korona BURDA ! SEN SAĞ BEN SELAMET
21 Ağustos 2020
BURASI ÇOK ÖNEMLİ. PUSULAYI İCAT ETTİN
19 Ağustos 2020
BU İŞİN ŞAKASI YOK RİZEM
06 Ağustos 2020
BIRAKIN KADINLAR YAŞASIN
23 Temmuz 2020
Pınarlar Kurumasın...
13 Temmuz 2020
SİHRİ BOZULAN KUTU
25 Haziran 2020
Z DEN, SLM, MRB., NBR, BRO..
16 Haziran 2020
Cahil der ki maske mesafa banane, Virus der ki cahillik şahane !
11 Haziran 2020
O Kadınlarki İtilmiş Gündüzlerde
04 Haziran 2020
Eyy Trump, Beyaz dersem çık, SİYAH dersem çıkma !
31 Mayıs 2020
Kapı Arkasından Dinlemeyi Seven Modern Kalfalar
27 Mayıs 2020
Askıya koydum derdimi, Bir içerı bir dışarı...
23 Mayıs 2020
”Nerde O Eski Bayramlar” ifadesi gerçekten mana kazandı bu bayramda !
09 Mayıs 2020
Tüm Anne Yüreğine Sahip Olanlara...
07 Mayıs 2020
2020'de Dünya'da kesinlikle bir şeyler oldu
01 Mayıs 2020
EV HALLERİ
22 Nisan 2020
0.000000001 gr lık Virüs kadar ağırlığınız yok bilesiniz.
13 Nisan 2020
Mahpusluk Günleri
09 Nisan 2020
KarantinaGünleri 2020
24 Mart 2020
Dünyanın iflahını kesmeye bir virüs yetti.
16 Mart 2020
"Her Şey Çok Güzel Olacak" tı ?
13 Mart 2020
ŞİMDİ AYNI GEMİDEYİZ İŞTE
18 Kasım 2019
Mutlu öğretmen, Mutlu eğitim, Mutlu toplum...
Haber Yazılımı