Tahir ORHAN MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
Yazı Detayı
08 Haziran 2020 - Pazartesi 10:52
 
MÜSLÜMANLIK BU MUDUR?
Tahir ORHAN
 
 

Hay huydan fariğ ol alemde insanlık budur 

Pendini gûş eylegil mûrun Süleymanlık budur

 

"Zevk ü safa içinde olanlardan uzaklaş, alemde insanlık budur. Karıncanın öğüdünü dinle, Süleymanlık budur."


Hz. Süleyman, bir seferi esnasında ordusuyla karınca vadisinden geçerken, dişi bir karınca, diğer karıncalara şöyle seslenmişti: "Ey karıncalar, yuvalarınıza girin, yoksa Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi çiğneyebilir." Allah'ın bir lütfü olarak hayvanların dilinden anlayan Hz. Süleyman, karıncanın bu sözü üzerine gülümsemiş ve onun kendisi ve ordusu hakkında kötü düşünmemesinden hoşlanmıştı. "Karıncanın sözünü dinle, Süleymanlık budur" tavsiyesinde "mûr" (karınca) gerçek manada düşünülecek olursa, mısradan şu çıkarılabilir: "Süleyman Peygamber gibi idaren altında bulunan bütün varlıkların öğütlerini dinle, hiç birini hakir görme, onların haklarını gözet. İdare ettiğin insanların haklarını gasp ve ihlal etmek şöyle dursun, bir karıncanın çiğnenmesine, zararsız hayvanların eziyete uğramasına dahi izin verme." 


Söze, hayran olduğumuz Kanuni’den (Muhibbî) bir beyitle başlamak istedim. Birkaç hafta önce, 525’inci doğum yıldönümüydü. (27 Nisan 1495 – Trabzon)


Onun karınca ile ilgili başkaca bir hikâyesi daha vardır, Şeyhülislam Ebussuud Efendi ile aralarında geçen hikâye şu: Sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kemiren karıncaları öldürme isteğini Şeyhülislam’a sorar.


Drahta ger ziyan etse karınca


Zarar var mıdır anı kırınca


(Ağaca zarar veren karıncaları öldürmek caiz midir?)


Ebussuud’un cevabı muhteşemdir ve Sultan’ı ürkütür, vazgeçtirir.


Yarın Hakkın divanına varınca


Süleyman’dan hakkın alır karınca


(Eğer karıncaları öldürürsen, yarın yevm-i kıyamette karınca senden hakkını alacak)


Gelelim bugüne…


Korona virüsü salgını yüzünden insanlar evlerine hapsoldu. Kimisi hiç dışarı çıkamadığı için psikolojisi bozuldu. Koronadan kurtulayım derken başka hastalıkları duçar oldular. Çoğu esnaf, haftalarca iş yerlerini açamadı. Kira ödemede, çalışanlara ödeme yapmada zorlandılar. Şimdi işleri açılmaya başladı. Bu kez de pek çoğu hile yolunu seçti. Zaten öyle yapıyorlardı, hileli mal satma, fahiş fiyat uygulama, hepsine geri döndüler. Anlayacağınız kimse akıllanmadı.


Uzun zamandır konut satışlarında bir gerileme vardı. Son aylarda tamamen durdu. Onları artırmak için bazı bankalar kesenin ağzını açtı. Türkiye’de hiçbir zaman para sıkıntısı çekmeyenler bankalardır. Reklam yaparken bile yıllık kazanç açıklıyorlar. (Hatırlayın, “Geçen yıl bir katrilyon kâr ettik” cümlelerini) Bankaların elinde bol miktarda para olunca, inşaat sektörünün de açmak için, faiz indirimine gittiler. Sıfır dairelerde 0.64, ikinci ellerde 0.74 faiz oranları cazip gelince, insanlar konut almaya başladı. Konuştuğum emlâkçılardan edindiğim bilgilere göre, çoğu, içinde oturmayacağı halde yatırım için daire, mülk satın alıyor. Bunu anlayan müteahhitler bu kez fiyatları yükseltemeye başladı. Böyle olunca da düşük faizin hiçbir cazibesi kalmadı. Çok yakında, alıcılar hilenizi anlayınca o mülkleriniz elinizde kalsın da görürsünüz. Anlayacağınız, Müslümanlar Müslümanların elinden emin değil. Oysa Yüce Peygamberimiz, "Müslüman, Müslüman’ın elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." ve yine Hayrü’nnas, men yenfe’unnas” (Sizin en hayırlınız, insanlara faydası dokunandır) buyuruyor.


Kimse kimseyi sevmiyor, herkes bir başkasını kandırmaya çalışıyor. Kimisi tartıda, ölçüde eksiklik yapıyor, kimisi de malını yüzleyip alıcıları kandırıyor, haksız kazanç elde ediyor.


Çok şey yazacaktım ama elim varmıyor. Daha doğrusu insanlığımızdan utanıyorum. O yüzden, birkaç ay önce başımdan geçen bir metafizik hadise ile sözlerimi bitirmek istiyorum.


Bir arkadaşımızın vefat eden annesinin cenazesine gitmek üzere başka bir arkadaşımızla sözleştik. Arabamla onu da alarak Maçka’ya gidecektik. Arabama bindim, tam kontağı çevirecekken İstanbul’dan çok değer verdiğim bir ablam beni aradı. Doğal olarak konuşmayı bitirmeden yola çıkmadım. Neyse uzun sürmeyen bir konuşma oldu ve kontağı çevirip yola koyuldum. Mahallemizden henüz çıkmamıştım. Bastonla bile zorlukla yürüyebilen bir yaşlı kadın, bastonlu elini kaldırıp kendisini almamı işaret etti. Arkadaşımı beklettiğimi düşündüm ama o teyzeyi de almadan olmazdı. Artık ona tabi olacaktım. Güçlükle bindi arabaya. Nereye gideceğini sordum. Valilik dedi. Tamam yolumuz üzerindedir, olmasa bile onu götürürdüm. “Bir cenazeye gitmemiz gerekiyor, bir arkadaşımı alacağım, onu da alıp sonra seni bırakırız” dedim. Bir yandan da sohbet ediyoruz. Valilikte ne işi olduğunu sorunca, çok muhtaç olduğunu ve yardım almak için gittiğini söyledi. Arkadaşımı da alıp önce Valiliğe teyzeyi bıraktık, sonra da gideceğimiz yere hareket ettik.


Allah’ın tertibini görüyor musunuz? Eğer o telefon konuşması olmasaydı, muhtemelen o teyze yola çıkmamış olacaktı. Allah önce telefonu çaldırıp beni bir süre daha bekletti, sonra kadın yola çıktı ve beni ona gönderdi. Onun işi görüldü, biz gideceğimiz yere yine yetiştik. Hiçbir şeyimiz eksilmedi.


Hayatta önünüze çıkan yardım fırsatlarını kaçırmayın.


Muhabbetle efendim!

 
Etiketler: MÜSLÜMANLIK, BU, MUDUR?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
08 Haziran 2021
SİYASETİN DİLİ VE HADDEDEN SÜZÜLMÜŞ NEZAKET!
11 Mayıs 2021
ŞİMDİ DE KADİR GECESİ İYİ Mİ?
20 Nisan 2021
RAMAZAN ARTIK ZENGİN AYI MI OLDU?
28 Şubat 2021
HAFIZÂ-İ BEŞER NİSYÂN İLE MALÛLDÜR
16 Şubat 2021
ZENGİNLİKTE YARIŞMAK MI HAYIRDA YARIŞMAK MI?
30 Ocak 2021
BİZİM İNSANIMIZIN CEHENNEMİ
13 Ocak 2021
ON GÜNLÜK YASAK YETERLİ Mİ?
29 Aralık 2020
CAVİT ÇAĞLAR BU HATAYA DÜŞMEMELİYDİ
07 Aralık 2020
NE ÇOK BİLENİMİZ VAR
22 Kasım 2020
ARINÇ KENDİ İRADESİYLE KONUŞMUŞ OLAMAZ MI?
09 Kasım 2020
ŞUŞA… KARABAĞ’IN KALBİ ŞUŞA AZAD OLUPDUR
29 Ekim 2020
KIBRIS VE ON YILLARA DAYANAN KIBRIS DAVAMIZ
18 Ekim 2020
BİR OKURUMUZ, İÇİMİZDEKİ ERMENİLERE DİKKAT ÇEKMEMİZİ İSTİYOR
06 Ekim 2020
KARABAĞ’A KADAR…
27 Eylül 2020
O ÖVGÜYÜ ÇOK HAK EDİYOR
16 Eylül 2020
HER YERE ATATÜRK İSMİ VERİLİNCE…
12 Eylül 2020
40’INCI YILINDA 12 EYLÜL DARBESİ
09 Eylül 2020
BEL ALTI YAZILARI
05 Eylül 2020
TERS ÇABA KURALI
31 Ağustos 2020
SUBLİMİNAL MESAJ VE BİLİNÇALTIMIZ
25 Ağustos 2020
BİR MÜZMİN MUHALİFİ YAZMAK DÜŞTÜ HİSSEMİZE
20 Ağustos 2020
ÇOCUKLAR BELKİ BU İŞİ BAŞARABİLİR
11 Ağustos 2020
İŞİ EHLİNE VERMEK BU KADAR MI ZOR
29 Temmuz 2020
AYASOFYA-LOZAN-ATATÜRK
25 Temmuz 2020
ŞOV İŞİNDE AMMA DA PARA VARMIŞ!
20 Temmuz 2020
MEĞER NE ZENGİNMİŞİZ
17 Temmuz 2020
EŞEĞİN AKLINA KAPRPUZ KABUĞU DÜŞÜRMEK
13 Temmuz 2020
BEN BENDEN ÖNCEKİ PADİŞAHLARA BENZEMEM
06 Temmuz 2020
BUNU HAYVANLAR YAPMIYOR
30 Haziran 2020
GAZETECİLİĞİN RUHUNA EL-FATİHA
22 Haziran 2020
SAHTE AŞKLAR VE SAHTE ÇAYLAR
15 Haziran 2020
GAZETECİLİK NASIL YAPILIR?
27 Mayıs 2020
60’INCI YILINDA 27 MAYIS İHTİLÂLİ
23 Mayıs 2020
BAYRAM GÜZELLEMESİ
20 Mayıs 2020
ÖMER DÖNGELOĞLU VE SEVGİ DİLİ
07 Mayıs 2020
ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK
30 Nisan 2020
LGBT - DİYANET İŞLERİ – ANKARA BAROSU
24 Nisan 2020
UEFA SAYI SAYMAYI BİLMİYOR GALİBA
20 Nisan 2020
EVDE KAL TÜRKİYE, OKU TÜRKİYE, YAZ TÜRKİYE…
16 Nisan 2020
CORONA GÜNLERİNDE TERÖR KALLEŞLİĞİ
11 Nisan 2020
YASAK BÜYÜK COŞKUYLA KARŞILANDI
04 Nisan 2020
BU DA GEÇECEK MUTLAKA
Haber Yazılımı