Ceyhun KALENDER ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ
Yazı Detayı
14 Kasım 2020 - Cumartesi 14:17
 
ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ
Ceyhun KALENDER
ceyhun@rizeninsesi.nET
 
 

ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN BOYUN EĞMEZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ, ÖĞRETMEN DERS VERİR!   


24 Kasım’da bir Öğretmenler Günü’nü daha kutlayacağız. Eğitimin öznesi olmasından hareketle öğretmenin ne olup olmadığı konusuna, “ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN BOYUN EĞMEZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ, ÖĞRETMEN DERS VERİR!”  ifadeleriyle başlamak istiyorum.


“Cumhurbaşkanı olmasaydım öğretmen olurdum.” diyen Mustafa Kemal Atatürk’ün, irfan ordusu diye nitelendirdiği öğretmenlik, bir meslek erbabı olmanın ötesinde, bir varoluş ve var etme biçimidir.


Daimici, esasici, pragmatik ve yeniden kurmacı ekollere göre tarih boyunca öğretmenliğin farklı tanımları yapılmıştır.


Günümüzdeki mevzuatın diliyle de öğretmen; bağlı olduğu yasalar çerçevesinde belirli görevleri yerine getiren ve belirli haklara sahip olan kamu görevlisidir, diye tanımlanır.


Ancak bu sığ ve resmi tanımın yanında biz öğretmenler olarak kendi tanımımızı kendimiz yapmamız gerekiyor.


Eğitimin temelini öğretmen oluştursa da başarının yakalanabilmesi için elbette ki sadece öğretmenin tanımını yapmak yeterli değildir. Başta özlük haklarından ekonomik bağımsızlığına kadar, öğretmenin yetiştirilmesi, atanması ve çalışma koşulları da dahil genel bir değerlendirme yapmak gerekir.


Günümüzde Milli Eğitim camiası, öğretmeni aydınlatan, doğru yolu gösteren kişi olarak değil, kendine verilen vazifeyi harfi harfine yapan bir kunduracı, bir marangoz gibi görmektedir.


İşte bu noktada olması gereken, öğretmenlik yapmayı aşıp, öğretmen olmayı başarmaktır.


Yani öğretmen olmak, sadece mevzuata göre yapılması gerekenleri yapıp, rolünü oynamak değildir. İnsanların kalbine dokunandır öğretmen. Önder olmaktır, dik durmaktır, inandığı yolda yürüyen ve inandığı değerleri yüceltendir öğretmen. Gerekirse bu konuda bedel ödeyendir. Her şeyden önemlisi de öğretmen, insana ve maddeye iz bırakandır.


Öğretmen olmak, daha ilkokuldaki bir çocuğa bile, geleceğin bilim insanı, sporcusu, sanatçısı yani yarının büyüğüymüş gibi derin bir varoluşsal sorumlulukla yaklaşabilmektir.


Anlıyoruz ki öğretmenlik yapmak ile öğretmen olmak farklı şeylerdir. Öncelikle “olmak” ve “yapmak” kavramları arasındaki can alıcı farkı kavramalı, buna göre bir meslek felsefesi benimsenmelidir.


Eğitim pek çok unsurun bir araya gelmesiyle oluşur. Elbette eğitimin içinde öğrenci, öğrencinin ailesi, okul, müfredat ve daha birçok unsur vardır. Ancak hepsini bir araya getirseniz de öğretmen yoksa eğitim olmuyor. Demek ki, eğitim politikasının temeli öğretmendir. Bu nedenle eğitim demek öğretmen demektir.


İnsanlığa saygıyı, vatana ve millete sevgiyi, toplumla dayanışmayı,  paylaşma duygusunu topluma öğretmen öğretir.


Buradan hareketle öğretmen toplumun lideri haline getirilmeli ve daha saygın bir noktaya taşınmalıdır.


Bu sebeple, öğretmenliğin yeniden saygın ve çekici bir meslek haline getirilmesi için yapısal değişiklikler yapılmalı, Öğretmenlik Meslek Kanunu çıkartılmalıdır.


Öğretmenlerin Milli Eğitimin amaçlarını gerçekleştirebilmeleri ve eğitim programlarını başarı ile uygulayabilmeleri için ilkeler ve altyapı yeniden düzenlenmelidir. Öğretmen yetiştirmeye katkıda bulunan tüm yüksekokul ve fakülteler fiziki, mali ve akademik bakımdan en ileri imkanlarla donatılmalıdır. En başarılı öğrencilerin Eğitim Fakülte ve Bölümlerini tercih etmelerini sağlayacak tüm politikalar hayata geçirilmelidir. Öğretmen yetiştirmede temel yeterliliklerin değerlendirilmesi sağlam bir zemine oturtulmalıdır. Formasyon eğitiminde özel ihtiyaçlara sahip öğrencilerin eğitimini de gözetecek bir pedagojik donanım tüm öğretmenlere kazandırılmalıdır. Öğretmen yetiştirmede uygulama ve staj yapma olanakları artırılmalıdır.


Meslek içi eğitim seminerleri formaliteden çıkartılarak, eğitimcilerin görüşleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hazırlanmalıdır. Yaşa bakmaksızın, isteyen tüm öğretmenlere lisansüstü ve doktora eğitimi için burs sağlanmalıdır. Öğretmenlerin kendilerini geliştirebilmeleri için imkanlar sunulmalıdır.


Bütün bunların gerçekleşebilmesinin temelini ekonomik güvence ve özlük hakları oluşturmaktadır. Başta ücretli öğretmen uygulamasına son verilmelidir. Tüm öğretmenler kadrolu olarak atanmalıdır. Öğretmenlerin devlet kadroları içindeki statüsü, ek göstergeleri ve ek ders ücretleri yükseltilmelidir. Öğretmenlerin özlük hakları özel bir yasayla güvence altına alınmalıdır. Aday öğretmenlerin, devlet memurlarının yararlandığı tüm haklardan yararlanması sağlanmalıdır.


Öğretmen atamalarında, kayırma ve kadrolaşma amaçlı sözlü sınavlar kaldırılmalı, başarı ve liyakat esas alınmalıdır. Öğretmenlerin sosyal yaşantılarını ve eğitimlerini olumsuz etkileyen mevcut sınav sistemi yeniden düzenlenmelidir. Atama bekleyen öğretmen sorunu kadrolu atamayla çözülmelidir.  Öğretmen açığı kapatılmalıdır. Birleştirilmiş sınıflı okullardaki öğretmen ihtiyacı karşılanmalıdır. Hiçbir öğretmen ve yönetici üyesi bulunduğu sendikaya göre değerlendirmeye tabi tutulmamalıdır. Okul yöneticileri ideolojik yaklaşımlarla atanmamalıdır. Hiçbir öğretmen bu konuda kendini baskı altında hissetmemelidir.


Öğretmenlerin, hakları ve ekonomik koşulları iyileştirilmeli, onurlu bir yaşam için gerekli özlük hakları sağlanmalıdır. Yabancı dil bilen öğretmenlerin tatil aylarında yabancı ülkelerdeki meslektaşlarıyla bir araya gelmelerini sağlayan ve Batı ülkelerinde uygulanan değişim programlarından yararlanmaları desteklenmelidir. 


Sonuç olarak, ekonomik ve özlük hakları itibariyle sorunları çözülmüş öğretmenler olmak istiyoruz. Bu hakların güvencesi altında, öğretmenlik bir duruş mesleğidir, diyoruz.


Bütün bu ekonomik ve özlük haklarımız karşılanmamış olsa da, kurumlarda ayrımcılık yapılıp liyakate önem verilmese de duruşumuzdan taviz mi vereceğiz?


Elbette ki hayır…


Çünkü “ÖĞRETMEN YALVARMAZ, ÖĞRETMEN BOYUN EĞMEZ, ÖĞRETMEN EL AÇMAZ, ÖĞRETMEN DERS VERİR! “

 
Etiketler: ÖĞRETMEN, YALVARMAZ,, ÖĞRETMEN, EL, AÇMAZ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Eylül 2021
OKULLARDA TEST SONUÇLARININ POZİTİF ÇIKMASI DURUMUNDA NE YAPILMALI?
29 Temmuz 2021
ARTIK KİMSENİN DAYANMA GÜCÜ YOK!
18 Temmuz 2021
FELAKET GÜNÜ ÇEVRECİLİĞİ!
09 Temmuz 2021
MEMUR VE MEMUR EMEKLİLERİ HEDEFLENEN ENFLASYON KADAR MAAŞ ZAMMI GİRDABINA MAHKÛM OLMAMALI
04 Temmuz 2021
DOĞU KARADENİZ’DE TURİZME EL FATİHA…
17 Haziran 2021
ANDIMIZ İÇİN DAHA NE BEKLİYORUZ?
30 Mayıs 2021
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
13 Mayıs 2021
SİVİL TOPLUMDAN SİYASİ TOPLUMA…
25 Nisan 2021
25 NİSAN KIZILDERİLİ SOYKIRIMINI ANMA GÜNÜ”
23 Nisan 2021
KURTULUŞA GİDEN YOLDA TBMM’NİN AÇILIŞININ ÖNEMİ VE AYAKLANMALAR
15 Nisan 2021
DEĞERLER EĞİTİMİ!
30 Mart 2021
YALAN SANDIĞA SIĞMAZ!
17 Mart 2021
KİM, NASIL ANT İÇİYOR?
21 Şubat 2021
OKULLARDA KULLANILMAYAN BİLGİSAYAR VE TABLETLER ÖĞRENCİLERE VERİLSİN
04 Şubat 2021
PROMOSYON ÇAY ÜRETİCİSİNİN DE HAKKI…
29 Ocak 2021
MEB SINAV YAPMADI, ÖĞRETMEN BÜYÜK KAYIPTA… EŞİT İŞE EŞİT ÜCRET!
14 Ocak 2021
100 PUAN, 100 PUAN, 100 PUAN…
07 Ocak 2021
SİVİL TOPLUM...
17 Aralık 2020
EKMEK KAVGAMIZ
10 Aralık 2020
WEBO'YA YAPILAN IRKÇI SALDIRI, İNSAN HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ VE İNSAN HAKLARI GÜNÜ
07 Aralık 2020
DEMİRCİNİN KÖPEĞİ
30 Kasım 2020
UZAKTAN EĞİTİM SÜRECİNDE EN BÜYÜK SORUN,
20 Kasım 2020
OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENLERİ BAKICI DEĞİLDİR!
05 Kasım 2020
KAYIP BÜYÜK, HESAP YANLIŞ
24 Ekim 2020
BEN KİMİM?
19 Ekim 2020
ACABA NEDEN?
07 Ekim 2020
EĞİTİM-ÖĞRETİM NEDİR NE DEĞİLDİR?
17 Eylül 2020
TÜRKİYE KAMU-SEN BU YIL DA EN FAZLA BÜYÜYEN KONFEDERASYON OLDU
18 Temmuz 2020
ASLINDA NE OLMUŞTU?
22 Haziran 2020
KAÇAK ÇAY
26 Mayıs 2020
İNSAN, ŞEHİR VE ŞEHİRCİLİK
18 Mayıs 2020
SÜREÇ ARTIK GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN BİR YOLA GİRMİŞTİR
16 Mayıs 2020
İFTAR SOFRALARININ MALİYETİ CEP YAKIYOR
14 Mayıs 2020
ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZI ANLAMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ
09 Mayıs 2020
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN!
29 Nisan 2020
KÜRESEL ISINMA NEDİR?
22 Nisan 2020
100. YILINDA O’NA BİR KERE DAHA MİNNET DUYGULARIMIZI BİLDİRİYORUZ
06 Nisan 2020
İnsanlığın Korkulu Rüyası Salgın Hastalıklar
20 Mart 2020
Ücretli Öğretmenler Çaresiz
17 Mart 2020
18 Mart Çanakkale Zaferi
23 Ocak 2020
ÜNİVERSİTELERDE GÖREV YAPAN İDARİ PERSONELE TAYİN HAKKI TANINMALIDIR.
14 Kasım 2019
“HAK MÜCADELESİNDE BEN DE VARIM” DİYORSANIZ…
03 Kasım 2019
HARCADIĞIMIZ HER KURUŞUN EN AZ DÖRTTE BİRİ VERGİYE GİDİYOR
29 Ekim 2019
BU KİBİR, BU İNAT, BU HASET NEDEN?
19 Ekim 2019
SATMAKLA DA BİTMEZ Kİ!
03 Ekim 2019
Turan Nedir? 3 EKİM TÜRK DÜNYASI
03 Haziran 2019
“BENİM ÇOCUĞUM YAPMAZ” DEMEYİN
27 Mayıs 2019
Lüküs Hayat
13 Mayıs 2019
Türkçe Resmiyetini 742 Yıl Önce Karamanoğlu Mehmet Bey İle Kazandı
08 Mayıs 2019
Ah Molla Molla
03 Mayıs 2019
3 Mayıs 1944 – Türkçülük Davası
07 Nisan 2019
Hele Bir Yürüyün de Yürüyüşünüzü Görelim
Haber Yazılımı