Recep Ali AKSOYLU
Köşe Yazarı
Recep Ali AKSOYLU
 

Rize'de 12 çiftçi Kenevir ekim izni istedi Ama...

2019 İÇİN RİZE’DE 12 ÇİFTÇİ KENEVİR EKİM İZNİ İSTEDİ    Rize'de de 12 çiftçinin ekim izni için başvurduğu 2019 yılı kenevir sezonu, 1 Nisan'da Türkiye genelinde takribi 600 dönümde başladı. Daha fazlası için ise "tohum" yok. Bu nedenle 2019 yılı kenevir ekimi daha ziyade tohum için olacak.     Bazen yazıyı yazar, başlığı içinden çekerim. Bazen de önce başlığı koyar, sonra yazıyı açarım.  Bu kez de yazıya başlarken attığım başlık, “Kenevir ’de Erdoğan’ın estirdiği rüzgâr üretime dönüşemiyor” ya da  “Kenevir ‘ de tohuma mı, mevzuata mı takıldık” idi.   İki başlıkta doğru idi ama yazıyı tamamlayınca yerel medya için başlığı 1 Nisan’da başlayan yeni kenevir ekim sezonu için izin başvurularına vurgu yapacak tarzda düzelttim.     Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ocak’ta ve sonraki günlerde dünya ekonomisinde ki önemine rağmen ülkede ihmal edilmiş kenevir üretiminin hemen artırılacağını söyleyerek adeta seferberlik ilan etmesi, 2016 yılından beri yasal kenevir üretimi izni bulunan 19 ildeki çiftçilerle birlikte tüm ülke girişimcisini heyecanlandırmıştı. Konu sosyal medyada, ardından yazılı ve görsel medyada yoğun gündem oldu, hatta bugünden yarına sağlıktan petrokimyaya, ilaca, kâğıda, tekstile çözüm olacağı düşünüldü ama Sayın Erdoğan’ın estirdiği   rüzgâr tarlaya, endüstriye aynı oranda yansıyamadı.   Yansıyamadı, çünkü İl Tarım Müdürlüklerinden ekim izni alabilmek zor olmasa da tohum yetersizliği, endüstriyel açıdan keneviri işleyebilecek tesislerin olmaması, ithal karşısında pazar – maliyet detaylarının belirsizliği bunda etkili oldu.      Kenevir bitkisi, erkeği ile dışısı ile birçok açıdan cevher. Sapı – lifleri, yaprakları, etken maddeleri ve tohumu farklı alanlarda işlenerek binlerce ürüne çıkış olabiliyor.  Tohum ise kenevir ekiminin olmazsa olmazı.   Çünkü ekim için öncelikle tohum gerekli. Tohum gerekli ama 3 yıldır koşullu da olsa kenevir ekimine izin veriliyor olmasına karşın kenevir çiftlikleri oluşturacak güçlü girişimci adayları da yöremizde oluşamadı.  Sadece yöremizde değil Sayın Cumhurbaşkanımızın kenevir mucizesini dillendirip ekime geçmeliyiz mesajı ilgi toplamasına rağmen 2016’da ekim izni verilmiş 19 vilayet ile bu yıl izin verilen iller arasına dâhil edilen Sivas’ta bu sezon bile izin başvuruları tatmin edici düzeyde gerçekleşemedi.   RİZE’DE 12 ÇİFTÇİ 25 DEKARDA EKİM YAPACAK  Yasak öncesi, önceki asırda neredeyse her evde kara dokuma tezgâhının olduğu, Çay öncesinde ekonomisinin temel ürünü kenevir olan Rize’de 2018’e kadar sadece 5-6 girişimci ekim izni için  başvuruda bulunmuş, nihayetinde 2018’de yönlendirdiğim bir girişimcinin izin dâhiline  ekim  yapması  gerçekleşmişti.  Bu yıl Cumhurbaşkanımızın çaktığı kıvılcımla Samsun, Kastamonu, Tokat ve Çorum’dan sonra Rize’de de ekim izinlerinin, başvurularının artacağını düşünmüştüm. Nitekim izin başvurusu için son gün olan 1 Nisan’a kadar edinebildiğim bilgiye göre Rize ve ilçelerinde bu yıl 12 çiftçi ekim izni başvurusunda bulunmuş. Biri 8-10 dönüm, diğeri 2,5 dönüm, diğerleri de daha küçük metrekarelerde. Tahmini olarak toplamda 20-25 dönüm arası. 12 farklı üretici için bu alan ekonomik değer yaratmak için elbette az. Ancak  belirsizliklerinin çok olduğu bir konuda başlangıç için yine de iyi denebilir.   20-25 dönümlük başlangıcı yetersiz buluyoruz ama unutmayalım ki çiftçiler bu alanlar için bile tohum bulamama sorunu yaşadı. Rize İl Tarım Müdürlüğü geçen yıllarda duyarsız kaldığı bu konuda bu yıl devreye girmiş ve menşeini tam öğrenememiş olsam da ekim izni alan çiftçilere kilosunu 150 TL den tohum satmış.   Yerli tohum kaynağımız Samsun Narlı Saray’dan her isteyen temin edemiyor olsa da bu yıl tohumun kilogram fiyatı 25-35 TL iken 150 liradan satın alınan tohumla regüle ürünlerde ekonomik değer yaratılabilmek de pek mümkün gözükmüyor aslında.   ÖNCELİKLİ SORUN TOHUM YETERSİZLİĞİ  Kısaca kenevir ekebilmede bu aşamada en büyük eksiğimiz, sorunumuz (endüstriyel alanlar için mevzuat çözümlense bile) tohum.    Bugün Rize’de mağazalarda “Rize Bezi, Feretiko” tabelalarını görüyoruz, zaman zaman Rize Bezini marka yapacağız diyen kamu yetkililerimize şahit oluyoruz. Özellikle Halk Eğitim bünyesinde geleneğin sürmesini sağlayan kurslarda – atölyelerde hacmi az da olsa feretiko kumaş dokuyup konfeksiyona da  dönüştürüyoruz ama ürünün özünü oluşturan tohum da, iplikte yanı lifte bize ait değil. Ağırlıklı Romanya’dan, farklı ülkelerden ithal ediliyor. Çünkü Rize’de bizim tohumumuz, bizim kenevir ekimimiz yok. Ama yine de coğrafi tescili yapılmış feretiko, Rize Bezi demeye devam ediyoruz!  Son birkaç yıldır özelikle kenevir lifinden ihracat amaçlı tekstil ürünleri ile Kastamonu gözde olsa da son 10 yıldır ülkede sağlıklı kenevir ekimi Samsun’da yapılıyor. Bunda da 19 Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selim Aytaç’ın kişisel gayretlerinin de etkili olduğunu düşünüyorum.  VEZİRKÖPRÜ NARLISARAY’DAN SONRA KASTAMONU TAŞKÖPRÜ  Ülkede kenevir endüstrisinin giderek zayıflaması nedeniyle ekim alanları hızla azalırken, lif ve tohum amaçlı kenevir ekimi Vezirköprü ilçesi Narlısaray mevkiinde izinle sürdürülerek bir anlamda yerli tohumumuzda geni korunmuş oldu. Vezirköprü'de 2018'de izinli kenevir yetiştiriciliğinde, 29 üretici 113 dekarda ekim yapmış; 54 dekarda lif ve 59 dekarda tohum için hasat gerçekleştirilmiş. Hasat sonucunda elde edilen lif miktarı 8-9 ton, tohum miktarı 1 ton civarında oldu.  Kenevir konusunda birkaç yıldır düzenledikleri panellerle etkili olan, konunun gündemde kalmasını sağlayan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kendir Enstitüsünün 1 Nisan’da kenevir ekim sezonun başlamasından hareketle Kastamonu’da düzenlediği “Kendir Ekim Şenliği’nin açılışında konuşan (ASAM) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Yalçın Koçak’ta özellikle tohum yetersizliğine dikkat çekti.   Türkiye’de bu yıl ekilen kenevir tohumunun önümüzdeki yıla yine yetmeyeceğini belirten Dr Koçak’ın medyaya yansıyan “çiftçi için tedarik etiğimiz tohumu çitçimize parayla değil, gelecek yıl bu yıl aldığı tohumun iki mislini bize teslim etmesi koşuluyla veriyoruz” cümlesini paylaşarak geçmişten bugüne yerli tohum miktarlarımızı vermeye çalışayım.   ASAM Kendir Enstitüsü Başkanı Dr. Erdem Ulaş, Aydın Üniversitesindeki panelde Osmanlı dönemi kaynaklarına göre 1492 yılında Osmanlı’nın yıllık 400 tona kadar kenevir tohumu ürettiğini belirtmişti. ABD’nin bastırmasıyla ekim iznine yasak – kısıtlama getirilince Cumhuriyet döneminde de 3 - 4 ton, 50’lerde 5 – 6 ton düzeyinde olan kenevir tohumu stokumuzun TUİK verilerine göre 2013’den sonra 1 tonun da altına düşmüş.   YERLİ VE MİLLİ KENEVİR İÇİN ÖNCE YERLİ TOHUM  Narlısaaray’ın kenevir ekiminde öncü, devamlılığı olmasının temelinde toprak yapısının elverişliliği dışında OMÜ Ziraat Fakültesinin konuyu sürdürülebilir proje olarak görmesi ve merkezi Samsun’da bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün 2017'den itibaren bu alanda çalışmalara başlaması da yatıyor.   OMÜ’nden Selim Aytaç hocadan geçen yıl edindiğim bilgilere göre Karadeniz Bölgesi Kenevir Araştırmaları Güdümlü Projesi (TAGEM/BÜGEM) kapsamında yurt dışında tescil edilmiş THC oranı düşük ve yaygın ekim alanı olan çeşitlerin bölge şartlarına adaptasyonları dikkate alınarak 3 yıla kalmadan 2 tür endüstriyel kenevirin tescil başvurusu tamamlanarak, ilk yerli ve milli kenevir çeşitleri ülke tarımına kazandırılacak.  Genetiği ile oynanmamış yerli, milli tohumu özellikle önemsiyor, mevcut tohum stokumuzu da deformasyona uğratacak ithal hibrit tohumdan uzak durulmasını arzu ediyorum. Çünkü, uzman bir dostun “menşei, kalitesi belirsiz tohumun ekilmiş olduğu tarla, 5 km yakınlarda yerli tohumla ekilmiş tüm tarlalarının tohumu ve kalitesini de bozar” ifadesi ithal tohum dendiğinde hep aklıma geliyor. (Rize’de bu yıl 150 TL den çiftçiye sağlanmış tohum bu riski taşıyor olabilir!)  Diğer yandan kabul etmemiz gerekir ki, kendi tohum stokumuzu oluşturana kadar Kanada ve Romanya dışında İsrail’in hibrit tohumuna bağlı olmadan yerel tohumumuzla arzu edilen kenevir hamlemizi kısa süreçte gerçekleştirebilmemizde zor gözükmektedir.    İthal tohum için ödediğimiz meblağa gelince; 2000 yılında 592 tonluk kenevir tohumu ithalatı için 321 bin 479 dolar ödenirken, 2017'de bin 921 ton için ödenen rakam 2 milyon 372 bin dolara çıkmış.  GEÇTİĞİMİZ YIL 225 DEKAR KENEVİR EKİLDİ, BU YIL 3 KATI AŞILACAK  ASAM’ın verilerine göre mevcut tohum stokumuz bu yıl Samsun’da 200 dönüm, Kastamonu’da 300, Tokat’ta 40 dönümlük arazide gerçekleşecek kenevir ekimini karşılayabilmekten uzaktır.   Türkiye'de, tescilli ve üretim izinli kenevir çeşidi henüz bulunmazken, ekim alanları da yıllar itibarıyla gerilemiştir. 1989'da 42 bin dekar olan kenevir ekili alan, 1999'da 5 bin 360 ve 2009'da 66 dekara düşmüştü. 2016’da yasanın revize edilmesinden sonra da geçen yıl 200 -225 dekarda lif ve tohum amaçlı kenevir ekimi yapıldı.  ASAM Başkanı Dr. Erdem Ulaş’ın verdiği bilgilere göre komşu ülkelerdeki ekim alanları bizimle mukayese edilemeyecek kadar büyük. Yunanistan’da 30 bin dekar, Bulgaristan’da 2018’de 60 bin dekar, bu yıl 250 bin dekar, Romanya’da geçen yıl 200 bin dekar, bu yıl 400 bin dekar kenevir ekimi yapılmış. Tekrarlayayım bizde geçen yıl 225 dekar, bu yıl da hedef 700 dekar.  GELİR VE MALİYET  Türkiye'de 1 dekardan ortalama 100 kilogram lif elde ediliyor. Lifin kilogramı ise ortalama 15 liradan satılıyor. 1 dekar için yaklaşık bin lira masraf yapılsa, 1 dekar için 500 TL gelir elde edilmiş olur.  Tohum amaçlı endüstriyel kenevir yetiştiriciliğinde ise 1 dekardan 50-60 kilogram tohum elde ediliyor. Bunun kilogram fiyatı da ortalama 30 lira olsa buradan da 500-700 TL gelir elde edile biliniyor.  Osmanlı padişahlarının ve güney illerdeki askerlerinin kıyafetleri Rize yöresinden tedarik edildiği için kenevirin Rize için ekonomik-ticari değeri kadar kültür mirası olması nedeniyle tekrar ekimine ağırlık kazandırılmasını önemsediğimden yaklaşık 20 yıldır kenevire – feretikoya dair gelişmeleri takip etmeye, zamanım elverdiğince ilgili panellere katılmaya devam ederek yerel girişimcilerimizi hareketlendirmeye gayret ediyorum. Devam edeceğimde.  Bugün tohum, ekim alanları tarafını işlemek istedim, bir sonra ki yazımda da Kenevir ’in Rize ve Rize ekonomisine dair geçmişini, önemini detaylandıracağım. 
Ekleme Tarihi: 09 Nisan 2019 - Salı

Rize'de 12 çiftçi Kenevir ekim izni istedi Ama...

2019 İÇİN RİZE’DE 12 ÇİFTÇİ KENEVİR EKİM İZNİ İSTEDİ 
 

Rize'de de 12 çiftçinin ekim izni için başvurduğu 2019 yılı kenevir sezonu, 1 Nisan'da Türkiye genelinde takribi 600 dönümde başladı. Daha fazlası için ise "tohum" yok. Bu nedenle 2019 yılı kenevir ekimi daha ziyade tohum için olacak.    


Bazen yazıyı yazar, başlığı içinden çekerim. Bazen de önce başlığı koyar, sonra yazıyı açarım.  Bu kez de yazıya başlarken attığım başlık, “Kenevir ’de Erdoğan’ın estirdiği rüzgâr üretime dönüşemiyor” ya da  “Kenevir ‘ de tohuma mımevzuata mı takıldık” idi.  


İki başlıkta doğru idi ama yazıyı tamamlayınca yerel medya için başlığı 1 Nisan’da başlayan yeni kenevir ekim sezonu için izin başvurularına vurgu yapacak tarzda düzelttim.    


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 9 Ocak’ta ve sonraki günlerde dünya ekonomisinde ki önemine rağmen ülkede ihmal edilmiş kenevir üretiminin hemen artırılacağını söyleyerek adeta seferberlik ilan etmesi, 2016 yılından beri yasal kenevir üretimi izni bulunan 19 ildeki çiftçilerle birlikte tüm ülke girişimcisini heyecanlandırmıştı. Konu sosyal medyada, ardından yazılı ve görsel medyada yoğun gündem oldu, hatta bugünden yarına sağlıktan petrokimyaya, ilaca, kâğıda, tekstile çözüm olacağı düşünüldü ama Sayın Erdoğan’ın estirdiği   rüzgâr tarlaya, endüstriye aynı oranda yansıyamadı.  


Yansıyamadı, çünkü İl Tarım Müdürlüklerinden ekim izni alabilmek zor olmasa da tohum yetersizliği, endüstriyel açıdan keneviri işleyebilecek tesislerin olmaması, ithal karşısında pazar – maliyet detaylarının belirsizliği bunda etkili oldu.     


Kenevir bitkisi, erkeği ile dışısı ile birçok açıdan cevher. Sapı – lifleri, yaprakları, etken maddeleri ve tohumu farklı alanlarda işlenerek binlerce ürüne çıkış olabiliyor. 


Tohum ise kenevir ekiminin olmazsa olmazı.  


Çünkü ekim için öncelikle tohum gerekli. Tohum gerekli ama 3 yıldır koşullu da olsa kenevir ekimine izin veriliyor olmasına karşın kenevir çiftlikleri oluşturacak güçlü girişimci adayları da yöremizde oluşamadı.  Sadece yöremizde değil Sayın Cumhurbaşkanımızın kenevir mucizesini dillendirip ekime geçmeliyiz mesajı ilgi toplamasına rağmen 2016’da ekim izni verilmiş 19 vilayet ile bu yıl izin verilen iller arasına dâhil edilen Sivas’ta bu sezon bile izin başvuruları tatmin edici düzeyde gerçekleşemedi.  


RİZE’DE 12 ÇİFTÇİ 25 DEKARDA EKİM YAPACAK 


Yasak öncesi, önceki asırda neredeyse her evde kara dokuma tezgâhının olduğu, Çay öncesinde ekonomisinin temel ürünü kenevir olan Rize’de 2018’e kadar sadece 5-6 girişimci ekim izni için  başvuruda bulunmuş, nihayetinde 2018’de yönlendirdiğim bir girişimcinin izin dâhiline  ekim  yapması  gerçekleşmişti. 


Bu yıl Cumhurbaşkanımızın çaktığı kıvılcımla Samsun, Kastamonu, Tokat ve Çorum’dan sonra Rize’de de ekim izinlerinin, başvurularının artacağını düşünmüştüm. Nitekim izin başvurusu için son gün olan 1 Nisan’a kadar edinebildiğim bilgiye göre Rize ve ilçelerinde bu yıl 12 çiftçi ekim izni başvurusunda bulunmuş. Biri 8-10 dönüm, diğeri 2,5 dönüm, diğerleri de daha küçük metrekarelerde. Tahmini olarak toplamda 20-25 dönüm arası. 12 farklı üretici için bu alan ekonomik değer yaratmak için elbette az. Ancak  belirsizliklerinin çok olduğu bir konuda başlangıç için yine de iyi denebilir.  


20-25 dönümlük başlangıcı yetersiz buluyoruz ama unutmayalım ki çiftçiler bu alanlar için bile tohum bulamama sorunu yaşadı. Rize İl Tarım Müdürlüğü geçen yıllarda duyarsız kaldığı bu konuda bu yıl devreye girmiş ve menşeini tam öğrenememiş olsam da ekim izni alan çiftçilere kilosunu 150 TL den tohum satmış 


Yerli tohum kaynağımız Samsun Narlı Saray’dan her isteyen temin edemiyor olsa da bu yıl tohumun kilogram fiyatı 25-35 TL iken 150 liradan satın alınan tohumla regüle ürünlerde ekonomik değer yaratılabilmek de pek mümkün gözükmüyor aslında 


ÖNCELİKLİ SORUN TOHUM YETERSİZLİĞİ 


Kısaca kenevir ekebilmede bu aşamada en büyük eksiğimiz, sorunumuz (endüstriyel alanlar için mevzuat çözümlense bile) tohum.   


Bugün Rize’de mağazalarda “Rize Bezi, Feretiko” tabelalarını görüyoruz, zaman zaman Rize Bezini marka yapacağız diyen kamu yetkililerimize şahit oluyoruz. Özellikle Halk Eğitim bünyesinde geleneğin sürmesini sağlayan kurslarda – atölyelerde hacmi az da olsa feretiko kumaş dokuyup konfeksiyona da  dönüştürüyoruz ama ürünün özünü oluşturan tohum da, iplikte yanı lifte bize ait değil. Ağırlıklı Romanya’dan, farklı ülkelerden ithal ediliyor. Çünkü Rize’de bizim tohumumuz, bizim kenevir ekimimiz yok. Ama yine de coğrafi tescili yapılmış feretiko, Rize Bezi demeye devam ediyoruz! 


Son birkaç yıldır özelikle kenevir lifinden ihracat amaçlı tekstil ürünleri ile Kastamonu gözde olsa da son 10 yıldır ülkede sağlıklı kenevir ekimi Samsun’da yapılıyor. Bunda da 19 Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Selim Aytaç’ın kişisel gayretlerinin de etkili olduğunu düşünüyorum. 


VEZİRKÖPRÜ NARLISARAY’DAN SONRA KASTAMONU TAŞKÖPRÜ 


Ülkede kenevir endüstrisinin giderek zayıflaması nedeniyle ekim alanları hızla azalırken, lif ve tohum amaçlı kenevir ekimi Vezirköprü ilçesi Narlısaray mevkiinde izinle sürdürülerek bir anlamda yerli tohumumuzda geni korunmuş oldu. Vezirköprü'de 2018'de izinli kenevir yetiştiriciliğinde, 29 üretici 113 dekarda ekim yapmış; 54 dekarda lif ve 59 dekarda tohum için hasat gerçekleştirilmiş. Hasat sonucunda elde edilen lif miktarı 8-9 ton, tohum miktarı 1 ton civarında oldu. 


Kenevir konusunda birkaç yıldır düzenledikleri panellerle etkili olan, konunun gündemde kalmasını sağlayan Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kendir Enstitüsünün 1 Nisan’da kenevir ekim sezonun başlamasından hareketle Kastamonu’da düzenlediği “Kendir Ekim Şenliği’nin açılışında konuşan (ASAM) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Yalçın Koçak’ta özellikle tohum yetersizliğine dikkat çekti.  


Türkiye’de bu yıl ekilen kenevir tohumunun önümüzdeki yıla yine yetmeyeceğini belirten Dr Koçak’ın medyaya yansıyan “çiftçi için tedarik etiğimiz tohumu çitçimize parayla değil, gelecek yıl bu yıl aldığı tohumun iki mislini bize teslim etmesi koşuluyla veriyoruz” cümlesini paylaşarak geçmişten bugüne yerli tohum miktarlarımızı vermeye çalışayım.  


ASAM Kendir Enstitüsü Başkanı Dr. Erdem Ulaş, Aydın Üniversitesindeki panelde Osmanlı dönemi kaynaklarına göre 1492 yılında Osmanlı’nın yıllık 400 tona kadar kenevir tohumu ürettiğini belirtmişti. ABD’nin bastırmasıyla ekim iznine yasak – kısıtlama getirilince Cumhuriyet döneminde de 3 - 4 ton, 50’lerde 5 – 6 ton düzeyinde olan kenevir tohumu stokumuzun TUİK verilerine göre 2013’den sonra 1 tonun da altına düşmüş.  


YERLİ VE MİLLİ KENEVİR İÇİN ÖNCE YERLİ TOHUM 


Narlısaaray’ın kenevir ekiminde öncü, devamlılığı olmasının temelinde toprak yapısının elverişliliği dışında OMÜ Ziraat Fakültesinin konuyu sürdürülebilir proje olarak görmesi ve merkezi Samsun’da bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı Karadeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünün 2017'den itibaren bu alanda çalışmalara başlaması da yatıyor.  


OMÜ’nden Selim Aytaç hocadan geçen yıl edindiğim bilgilere göre Karadeniz Bölgesi Kenevir Araştırmaları Güdümlü Projesi (TAGEM/BÜGEM) kapsamında yurt dışında tescil edilmiş THC oranı düşük ve yaygın ekim alanı olan çeşitlerin bölge şartlarına adaptasyonları dikkate alınarak 3 yıla kalmadan tür endüstriyel kenevirin tescil başvurusu tamamlanarak, ilk yerli ve milli kenevir çeşitleri ülke tarımına kazandırılacak. 


Genetiği ile oynanmamış yerli, milli tohumu özellikle önemsiyor, mevcut tohum stokumuzu da deformasyona uğratacak ithal hibrit tohumdan uzak durulmasını arzu ediyorum. Çünkü, uzman bir dostun “menşei, kalitesi belirsiz tohumun ekilmiş olduğu tarla, 5 km yakınlarda yerli tohumla ekilmiş tüm tarlalarının tohumu ve kalitesini de bozar” ifadesi ithal tohum dendiğinde hep aklıma geliyor. (Rize’de bu yıl 150 TL den çiftçiye sağlanmış tohum bu riski taşıyor olabilir!) 


Diğer yandan kabul etmemiz gerekir ki, kendi tohum stokumuzu oluşturana kadar Kanada ve Romanya dışında İsrail’in hibrit tohumuna bağlı olmadan yerel tohumumuzla arzu edilen kenevir hamlemizi kısa süreçte gerçekleştirebilmemizde zor gözükmektedir.   


İthal tohum için ödediğimiz meblağa gelince; 2000 yılında 592 tonluk kenevir tohumu ithalatı için 321 bin 479 dolar ödenirken, 2017'de bin 921 ton için ödenen rakam 2 milyon 372 bin dolara çıkmış. 


GEÇTİĞİMİZ YIL 225 DEKAR KENEVİR EKİLDİ, BU YIL 3 KATI AŞILACAK 


ASAM’ın verilerine göre mevcut tohum stokumuz bu yıl Samsun’da 200 dönüm, Kastamonu’da 300, Tokat’ta 40 dönümlük arazide gerçekleşecek kenevir ekimini karşılayabilmekten uzaktır 


Türkiye'de, tescilli ve üretim izinli kenevir çeşidi henüz bulunmazken, ekim alanları da yıllar itibarıyla gerilemiştir. 1989'da 42 bin dekar olan kenevir ekili alan, 1999'da 5 bin 360 ve 2009'da 66 dekara düşmüştü. 2016’da yasanın revize edilmesinden sonra da geçen yıl 200 -225 dekarda lif ve tohum amaçlı kenevir ekimi yapıldı. 


ASAM Başkanı Dr. Erdem Ulaş’ın verdiği bilgilere göre komşu ülkelerdeki ekim alanları bizimle mukayese edilemeyecek kadar büyük. Yunanistan’da 30 bin dekar, Bulgaristan’da 2018’de 60 bin dekar, bu yıl 250 bin dekar, Romanya’da geçen yıl 200 bin dekar, bu yıl 400 bin dekar kenevir ekimi yapılmış. Tekrarlayayım bizde geçen yıl 225 dekar, bu yıl da hedef 700 dekar. 


GELİR VE MALİYET 


Türkiye'de 1 dekardan ortalama 100 kilogram lif elde ediliyor. Lifin kilogramı ise ortalama 15 liradan satılıyor. 1 dekar için yaklaşık bin lira masraf yapılsa, 1 dekar için 500 TL gelir elde edilmiş olur. 


Tohum amaçlı endüstriyel kenevir yetiştiriciliğinde ise 1 dekardan 50-60 kilogram tohum elde ediliyor. Bunun kilogram fiyatı da ortalama 30 lira olsa buradan da 500-700 TL gelir elde edile biliniyor. 


Osmanlı padişahlarının ve güney illerdeki askerlerinin kıyafetleri Rize yöresinden tedarik edildiği için kenevirin Rize için ekonomik-ticari değeri kadar kültür mirası olması nedeniyle tekrar ekimine ağırlık kazandırılmasını önemsediğimden yaklaşık 20 yıldır kenevire – feretikoya dair gelişmeleri takip etmeye, zamanım elverdiğince ilgili panellere katılmaya devam ederek yerel girişimcilerimizi hareketlendirmeye gayret ediyorum. Devam edeceğimde. 


Bugün tohum, ekim alanları tarafını işlemek istedim, bir sonra ki yazımda da Kenevir ’in Rize ve Rize ekonomisine dair geçmişini, önemini detaylandıracağım. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve rizeninsesi.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi