BİR ZAMANLAR TRİBÜNLERE SIĞMAYAN RİZESPOR 30 KİŞİYE MAÇ OYNUYOR
Bir zamanlar İstanbul’da deplasman değil, kendi sahası gibi oynayan Çaykur Rizespor için bugün tribünlerdeki boşluk dikkat çekiyor. Fatih Karagümrük karşısında sadece birkaç taraftarın yer alması, geçmişle bugünün farkını çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
İstanbul’da bir zamanlar deplasman değil adeta “ikinci ev” hissiyle sahaya çıkan Çaykur Rizespor, bugün aynı şehirde bambaşka bir tabloyla karşı karşıya. Fatih Karagümrük ile Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda oynanan karşılaşmada tribünlerde yalnızca yaklaşık 30 Rizespor taraftarının yer alması, yeşil-mavili camiada derin bir üzüntü yarattı.
Haber:M. Ünal UZUN
Oysa hafızalar çok farklı sahnelerle dolu. 1977-78 sezonunda, o dönemki adıyla İnönü Stadı’nda oynanan ve Beykoz ile 1-1 berabere kalınan maçta Rizespor taraftarı iki kapalı tribünü doldurmuş, İstanbul’da adeta gövde gösterisi yapmıştı. O günleri yaşayanlar için bugünkü tablo, sadece bir sayıdan ibaret değil; bir aidiyetin, bir ruhun eksilişi gibi hissediliyor.
Peki ne değişti?
Bu sorunun yanıtı yalnızca “ilgisizlik” kelimesiyle açıklanamayacak kadar derin. Modern futbolun dönüşümü, taraftar kültürünü de kökten etkiledi. Ekonomik koşullar, ulaşım zorlukları, maç saatleri ve bilet fiyatları gibi pratik sebepler elbette önemli. Ancak asıl mesele, birçok taraftarın dile getirdiği gibi, kulüp ile şehir ve taraftar arasındaki bağın zayıflaması olabilir.
Rizespor’un geçmişte İstanbul’daki güçlü taraftar desteği, büyük ölçüde hemşehri dayanışmasına dayanıyordu. Gurbetteki Rizeliler için takım, memleketle kurulan en güçlü bağlardan biriydi. Tribünler sadece maç izlenen yerler değil, aynı zamanda kimliğin ve aidiyetin yeniden üretildiği alanlardı. Bugün ise bu bağın eskisi kadar güçlü hissedilmediği görülüyor.
Bazı taraftarlar, kulübün yönetim anlayışının ve şehirle kurduğu ilişkinin bu kopuşta etkili olduğunu düşünüyor. Yerel kimliğin yeterince öne çıkarılmaması, taraftarla iletişimin zayıflaması ve sportif dalgalanmalar da bu ilgisizliği besleyen unsurlar arasında sayılıyor. Diğer yandan yeni neslin futbol tüketim alışkanlıklarının değişmesi, büyük kulüplere yönelim ve dijitalleşme de tribün kültürünü dönüştürüyor.
Sonuçta ortaya çıkan manzara, sadece bir maçta az sayıda taraftarın bulunması değil; bir geleneğin sessizce erimesi. Bu durum, özellikle geçmişi yaşamış olanlar için daha da sarsıcı. Çünkü onlar, İstanbul’da oynanan bir Rizespor maçının nasıl bir bayram havasında geçtiğini, tribünlerin nasıl dolup taştığını çok iyi hatırlıyor.
Bugün sorulması gereken belki de en kritik soru şu: Bu bağ yeniden kurulabilir mi?
Cevap, hem kulübün hem de taraftarın atacağı adımlarda saklı. Rizespor’un yeniden o güçlü aidiyet duygusunu canlandırması, taraftarını sadece sonuçlarla değil, kimlik ve değerlerle de yakalaması gerekiyor. Aksi halde, bir zamanlar deplasmanları evine çeviren o büyük taraftar gücü, hatıralarda yaşamaya devam edecek.
Ve bu, sadece bir kulüp için değil, bir kültür için de büyük bir kayıp olacak.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
ESKİ RİZEYİ DÜŞÜNDÜM AĞLADIM



