Karadeniz’de Bitmeyen Gerilim:
Trabzonspor, Rizespor ve Samsunspor Hattında Sorun Ne?
Karadeniz’de Bitmeyen Gerilim:
Bu akşam Samsun’da Trabzonspor takım otobüsüne yönelik gerçekleştirilen saldırı, Karadeniz futbolunda yıllardır biriken ve zaman zaman görünür hâle gelen gerilimi yeniden gündeme taşıdı. Ne yazık ki bu olay, tekil bir “münferit” hadise olarak da görülemeyecek kadar tanıdık bir tabloyu yansıtıyor.
Trabzonspor–Rizespor hattında yıllardır bazı kesimler tarafından diri tutulan gerginlik, son dönemde Trabzonspor–Samsunspor ilişkilerinde de kendini daha sert bir şekilde göstermeye başladı. Peki sorun ne? Bu gerilim neden bir türlü bitmiyor?
Rekabet mi, Husumet mi?
Futbol rekabeti doğası gereği heyecan, iddia ve duygusal yoğunluk barındırır. Ancak Karadeniz’de yaşanan tablo, çoğu zaman rekabetin sınırlarını aşarak husumete dönüşüyor.
Trabzonspor, bölgenin en büyük ve en köklü futbol markası. Bu gerçek, çevre illerdeki kulüpler açısından hem bir gurur hem de zaman zaman bir “gölge” duygusu yaratıyor. Rizespor ve Samsunspor gibi şehir takımları, kendi kimliklerini inşa ederken Trabzonspor ile kıyaslanmaktan, onun üzerinden tanımlanmaktan rahatsızlık duyabiliyor.
Bu noktada sorun, sportif rekabetten çok psikolojik ve sosyolojik bir eşiğin aşılması ile başlıyor.
“Ağabey” Algısı ve Tepki Refleksi
Trabzonspor, Karadeniz futbolunda uzun yıllar boyunca “ağabey kulüp” olarak görüldü. Ancak bu rol, her zaman karşılıklı kabul görmedi. Bazı kesimlerde bu durum, “üstten bakılma” ya da “küçümsenme” algısına dönüştü.
Bu algı, tribünler üzerinden beslendi, sosyal medyada büyütüldü ve zamanla sahaya, yollara ve ne yazık ki şiddet eylemlerine kadar taşındı.
Samsun örneğinde de yaşanan olay, kulüplerin resmî duruşundan çok, kontrolsüz taraftar gruplarının öfke birikiminin bir yansımasıdır.
Tribün Kültürü ve Sosyal Medyanın Rolü
Bugün Karadeniz’deki futbol geriliminin en büyük taşıyıcılarından biri sosyal medyadır. Provokatif paylaşımlar, geçmişten koparılan görüntüler, abartılı söylemler ve “biz–onlar” dili, tribün psikolojisini sürekli canlı tutuyor.
Oysa bu dili kullananların büyük bir bölümü, yaşanan olayların gerçek sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalmıyor. Bedeli; futbolcular, kulüp çalışanları ve şehirlerin itibarı ödüyor.
Sorun Kulüpler mi, Zihniyet mi?
Altını net bir şekilde çizmek gerekiyor:
Bu gerilim, kulüplerin kurumsal yapılarından çok bazı taraftar gruplarının ve onları yönlendiren zihniyetin ürünüdür.
Hiçbir kulüp, kendi adına şiddeti savunamaz. Ancak yeterince güçlü bir dille karşı durulmadığında, sessizlik de dolaylı bir onaya dönüşebiliyor.
Ne Yapılmalı?
-
Net ve Ortak Tavır Alınmalı
Trabzonspor, Rizespor ve Samsunspor yönetimleri; şiddetin her türlüsüne karşı ortak ve görünür bir duruş sergilemeli. -
Tribün Liderliği Denetlenmeli
Taraftar grupları içinde “söz sahibi” olan isimler daha sıkı denetlenmeli; kulüpler bu yapılarla mesafesini net çizgilerle belirlemeli. -
Dil Değişmeden İklim Değişmez
Sosyal medya, yerel basın ve yorumcular; reyting veya etkileşim uğruna kışkırtıcı dili terk etmeli. -
Rekabet Sahada Kalmalı
Karadeniz futbolu; kavga, saldırı ve gerginlikle değil, mücadele, yetenek ve futbol kültürüyle anılmalı.
Sonuç: Kaybeden Herkes
Samsun’da yaşanan saldırı, sadece Trabzonspor’a yapılmış bir saldırı değildir. Bu olay, Karadeniz futbolunun tamamına zarar vermektedir.
Şiddet büyüdükçe;
-
şehirlerin itibarı zedeleniyor,
-
futbolun birleştirici gücü yok oluyor,
-
genç nesillere kötü bir miras bırakılıyor.
Karadeniz’in hırçın dalgaları futbolda da mücadele anlamına gelebilir; ama bu dalgalar asla şiddete çarpmamalıdır.
Artık sorulması gereken soru şudur:
Bu gerilimden kim kazanıyor?
Cevap net: Kimse.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
RİZELİ HOCAYA YENİ GÖREV



