OF ve OF’li gibi kolay kolay kül yutmayan insan sarrafı
Mesele, adam olabilmek, insan kalabilmek.
OF ve OF’li gibi kolay kolay kül yutmayan insan sarrafı bir yerin “Altın Anahtarının” verildiği bir isimden söz ediyorum.
İtiraf edeyim… O yıllarda biz de birkaç kez bir araya gelmiştik. Öyle kötü bir izlenim bırakmamıştı. Hatta insan, sonradan ortaya çıkan tabloyu görünce kendinden şüphe ediyor: “Ben mi göremedim, yoksa iyi oynanan bir rol mü vardı?”
Sonra baktım,kendisine;
Beş kez “Yılın Kaymakamı.”
“Yılın Yetim Babası.”
“Çocuk Dostu.”
“Yılın İdarecisi.”
“Türkiye’nin Geleceğine Yön Verecek 100 İsim.” Plaketi verilmiş.
Ardından teşekkürler, takdirnameler, beratlar, fahri hemşehrilikler…
Toplamda say say bitmeyen bir başarı hikayesi…
İnsan ister istemez soruyor: Bu kadar ödül, bu kadar övgü… Peki ya karakter?
İnsanlık.
Ahlak.
Ve en önemlisi… Devlet adamlığı.
Asıl mesele burada başlıyor.
Bir zihniyet meselesi bu.
“Ben devletin valisiyim, emniyette ifade vermem.”
Bu cümle bir gaf değil. Bu, bir dünya görüşü.
Devleti temsil ettiğini sanan ama aslında devleti kendisiyle karıştıran bir bakış açısı.
Oysa gerçek çok basit:
Devlet kimsenin şahsi mülkü değildir.
Makam, dokunulmazlık zırhı değil; sorumluluk yüküdür.
Ama bürokrasinin bir kısmında bu çizgi çoktan silinmiş.
Kendini devlet sananlar var.
Gücünü hukuktan değil, bulunduğu koltuktan alanlar var.
Ve en tehlikelisi…
Bunun normal olduğunu düşünenler var.
Aynı zihniyetle görev yapan, aynı ayrıcalıktan faydalanan bir yığın insan hâlâ sistemin içinde.
“Ben yapmadım” demek yetmez.
O düşünceye sahip olmak bile başlı başına bir suistimaldir.
Çünkü o zihin şunu yapar:
Önce gücü arkasına alır.
Sonra kendini kayırır.
En sonunda da yaptığına “hak” der.
Daha acı olan ne biliyor musunuz?
Toplumun bir kısmı bunu alkışlar.
Makamı olana saygı duyar.
Parası olana eğilir.
Gücü olana hak verir.
Ama aynı toplum, hakkını arayan sıradan insanı yalnız bırakır.
Hatta küçümser.
İşte çelişki tam burada:
İstenenle yapılan arasında 180 derece fark var.
Ve o fark yüzünden…
Bu zihniyet hâlâ yaşıyor.
Bugün eski Tunceli valisine kızıyoruz.
Haklıyız.
Kızalım da.
Ama meseleyi bir valiye indirgersek, kendimizi kandırırız.
Çünkü sorun tek bir isim değil…
Sorun; ahlakın törpülendiği, izanın susturulduğu, vicdanın köreltildiği bir zamanın içinden geçiyor olmamız.
Artık makam sahibi düzgün insanlar yetişmiyor;
ruhsuz, çıkarcı, vefasız insancıklar yetişiyor.
Hedefine ulaşmak için her yolu mübah gören, sonuç uğruna her değeri harcayabilen insanlarla çevriliyiz.
Bedeni ayakta ama içi çürümüş bir nesil bu.
İşi uğruna gerekirse anasını bile gözden çıkarabilecek bir zihniyetin ürünü.
Ve asıl tehlike şu:
Bunun normalleşmesi.
O yüzden mesele vali olabilmek değil.
Mesele, adam olabilmek, insan kalabilmek.
M.Barış ÖZTÜRK
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
RİZE'DE ŞAŞIRTAN KARAR. ADAY OLMAYACAĞIM
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
ESKİ RİZEYİ DÜŞÜNDÜM AĞLADIM



