RİZE ÇAYI MARKA OLAMADI, ÜRETİCİ EZİLİYOR
RİZE’YE YENİ BİR ÇAY VİZYONU ŞART,12 EYLÜL CUNTA YÖNETİMİ İLE UYGULAMAYA SOKULAN TÜM KISITLAMALAR VE YASAKLAR KALDIRILMALI . 2026 YILI YAŞ ÇAY TABAN FİYATI, ÜRETİCİNİN MALİYETİ +ENFLASYON+ÜRETİCİNİN EMEĞİNİN KARŞILIĞI,KARI ESAS ALINARAK BELİRLENMELİDİR
RİZELİ AVUKAT HÜSEYİN KARAAHMETOĞLU’NDAN ÇARPICI ÇAY RAPORU
“TÜRK ÇAYI MARKA OLAMADI, ÜRETİCİ EZİLİYOR”
Doğu Karadeniz’in en önemli geçim kaynağı olan çay tarımıyla ilgili dikkat çeken bir değerlendirme, Rizeli hukukçu Av. Hüseyin Karaahmetoğlu’ndan geldi. Karaahmetoğlu, Türkiye’nin dünya çay üretiminde ilk 5 ülke arasında yer almasına rağmen Türk çayının küresel bir marka hâline gelememesini “yapısal eksiklikler ve yanlış politikalar” ile açıkladı.
Türkiye’de çay üretiminin büyük ölçüde Rize merkezli olduğunu belirten Karaahmetoğlu, Trabzon, Artvin ve kısmen Giresun’un da üretimde önemli rol oynadığını ifade etti. Yıllık yaklaşık 1,3–1,4 milyon tonluk üretime rağmen sektörün hak ettiği değeri görmediğini vurguladı.
“SORUN ÜRETİCİDE DEĞİL, SİSTEMDE”
Açıklamasında üreticinin suçlanamayacağını belirten Karaahmetoğlu, “Bu başarısızlık ne üreticinin ne de bölge insanının sorumluluğudur. Asıl sorun, yıllardır süregelen plansız ve stratejiden uzak çay politikalarıdır” dedi.
12 Eylül döneminde uygulanan yanlış politika ile istihdam, kota ve kontenjan politikalarının sektöre ağır darbe vurduğunu ifade eden Karaahmetoğlu, bu süreçte üreticinin çayını satamaz hâle geldiğini ve ithal ile kaçak çayın önünün açıldığını söyledi.
“TABAN FİYAT MALİYETİ KARŞILAMIYOR”
Günümüzde de üreticinin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirten Karaahmetoğlu, açıklanan yaş çay taban fiyatının maliyetleri karşılamadığını dile getirdi.
“İşçilik, gübreleme, bakım ve taşıma giderleri dikkate alındığında üretici çoğu zaman zarar etmektedir. Daha da vahimi, bazı özel sektör işletmeleri üreticinin çaresizliğinden faydalanarak taban fiyatın altında alım yapmaktadır. Bu kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
KAPSAMLI BİR ÇAY REFORMU ŞART.ACİL ÇAY KANUNU ÇIKARILMALIDIR..
Sorunun çözümü için kapsamlı bir yasal düzenleme gerektiğini vurgulayan Karaahmetoğlu, Çay Kanunu’nun bir an önce çıkarılması gerektiğini belirtti. Kanunda özellikle taban fiyatın altında alımın yasaklanması gerektiğine dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Bu yasağı ihlal edenlere ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Eski bir çay işçisi olarak çayda Ritüel ve estetik yaratarak en azından çayın nasıl demleneceği,hangi çayın bardakta veya fincanda içilmesi gerektiği gibi çayın daha arzulanan ürün şekline dönüştürülerek çay evleri, çay çarşıları ile birlikte uluslararası tadım etkinlikleri düzenlenerek haksız rekabetin önüne geçilmelidir. Aksi halde sektör düzelmez” dedi. Ülkemizde dahi Türk Çayı yeterli ilgiyi ve talebi görememektedir.
“2026 TABAN FİYATI MALİYET + ENFLASYON + KÂR OLARAK BELİRLENMELİ”
Karaahmetoğlu, 2026 yılı yaş çay taban fiyatının belirlenmesine ilişkin de net bir formül önerdi. “Taban fiyat; maliyet, enflasyon ve üreticiye bırakılacak makul kâr esas alınarak belirlenmelidir. Çay sezonu sonucunda üreticinin enflasyon ve kuru çaya yapılan zamlardan etkilenmemeleri için taban fiyatının ek ücretle iyileştirilmesi sağlanmalıdır. Üretici kazanç sistemine ortak edilerek prim sistemi uygulanmalıdır. Aksi hâlde üretici korunamaz.”
ÇAY SADECE TARIM ÜRÜNÜ DEĞİL, BİR KÜLTÜR OLDUĞU DÜNYAYA ANLATILMALIDIR.
Türk çayının yalnızca bir tarım ürünü olarak görülmemesi gerektiğini belirten Karaahmetoğlu, çayın aynı zamanda kültürel bir değer olduğuna dikkat çekti. Türkiye’nin bu alanda yeterli tanıtım yapamadığını ifade etti.
“Türk çayı dünyaya sadece içecek olarak sunuluyor, anlatılmıyor. Oysa demleme kültürü, ince belli bardak geleneği ve bölgesel hikâyelerle birlikte sunulsa küresel bir marka olabilir” dedi. Türk çayı ana marka olmalı ve bölgesel çeşitlilik öne çıkarılmalı.Bunun için Hemşin yayla çayı,Fırtına vadisi ilk hasat,Ayder doğa çayı,Anzer çiçek çayı,Salarha deresi çayı,Andon Ilıca çayı,Potomya çayı gibi isimler kullanılarak farklı aramalarda yüzlerce çay Türk çayı kimliği ile dünyaya açılmalıdır.Bunun yanında sadece siyah çay değil, Organik çay, Aromalı çay, Soğuk çay ürünleri,Sağlık için üretilen Çaylar, gibi yüksek karma değeri olan çaylar piyasaya sunulmalıdır.
ÇAYKUR’A STRATEJİK ROL ÇAĞRISI
Karaahmetoğlu, ÇAYKUR’un rolünün de yeniden tanımlanması gerektiğini belirterek, kurumun yalnızca alım yapan bir yapı değil, Türk çayını dünyaya taşıyan bir marka gücü olması gerektiğini ifade etti. Ne yazıkki Çaykur dünyada Türk çayının marka lokomotifi olamadı. İktidarlar Çaykuru sosyal denge politikası olarak kullanarak alım garantisiyle sistemin bir parçası olarak kullanmıştır. Bana göre Çaykur çay üretiminin lokomotifi olarak premium segmentte daha ağresif olmalı, çayın üreticiden tüketiciye ulaşmasında hikayeler üretmeli, üretimde üreticiyi hisse ortağı yapma çalışmaları ile üreticinin taban fiyat karşılığında ezilmesinin önüne geçebilirdi. BM,UNESCO dan proje destekleri sağlanarak, Tarım Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Dış işleri Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı bu konuda Çaykuru yalnız bırakmamalı devlet desteği üreticilerin yanında olmalıdır. Yine Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları ile çay kooperatifleri sorumluluğa katkı sunmalılar. Türkiye yurt dışı fuar ve tanıtımlarında Türk çayını da tanıtmalı ve bu amaçla etkinlikler, Expo’lar,Tğrizm tanıtımlı uluslararası fuarlarla sürekli Türk çayını tanıtmalılar. Devletin fındıkta, zeytinde,üzümde dünya markası çalışması yaparken,Türk çayını iç pazar ürünü olarak tanıtmaları ciddi bir stratejik hatadır. Çayda stok yönetimi tartışması yapılarak çay üretimi azaltılarak Türkiye’de kaçak çayla rekabet etmesi noktasında sıkıştırılmıştır. Oysa Türk çayının “Doğal,katıksız,güzel” çay olduğunu anlatsak ve dğnyada sadece Türk çayının kar örtü ile örtülen organik bir ürün olduğunu dünyaya anlayabilseydik an itibari ile dünyada Türk çayı bir marka olabilirdi.
AR-GE VE EĞİTİM DESTEKLENMELİDİR.DEVLET DESTEĞİ ARTTIRILMALIDIR. AKSİ DURUMDA KAYBEDEN SADECE ÜRETİCİ OLMAZ
Açıklamasının sonunda uyarıda bulunan Karaahmetoğlu, “Bugün doğru adımlar atılmazsa kaybeden sadece üretici değil, Türkiye olacaktır” dedi.Çay sektörünün yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Karaahmetoğlu; üreticiyi koruyan yasal düzenlemeler, Doğrudan gelir desteği, Girdi sübvansiyonları, Fiyat dengeleme mekanızmaları,güçlü kooperatif yapıları ve uluslararası pazarlama stratejileri ile üretici lehine yeniden düzenlemeler zaman geçirilmeden yapılarak, Türk çayının dünya markası hâline getirilebileceğini sözlerine ekledi.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
İzmir Büyükşehir’den 100 Milyon TL’lik Kırtasiye Desteği



