RİZE PAZAR'DAKI KAFES BALİKCİLİGİ EYLEMLERI VE BÖLGE HALKI
Son yıllarda özellikle AK Parti’ye yönelik eleştirilerin biçimi değişti.
Eskiden doğrudan AK Parti’ye veya yerel siyasetçilere yapılan eleştiriler ya rağbet görmezdi ya da yüksek reyting almazdı. Ancak ülke genelinde AK Parti’nin oy trendi düşmeye başlayınca, bir zamanlar “Reis’e gününden gün verenler, sokaklarda fesli Deli Kadir’in fesini takanlar, Lozan’ı hedef alan açıklamalar yapanlar”, bugün sokaklarda ve dükkân sohbetlerinde en büyük AK Parti eleştirmeni hâline geldiler.
Peki, neden millet olarak bu denli menfaatperver, keyfi konuşan, ideolojiden yoksun insanlar olduk? Bu, toplum bilimciler tarafından araştırılmalıdır.
Eskinin AK Partilileri, şimdilerde doğa, deniz, dağ, dere savunucuları oldular; yani “AKP’li yeşil komünist” oldular. Oysa dere, tabiat, deniz savunuculuğunu solcular size vermezler, bilmezler ki.
Elbette muhalefet partileri, mağdur olduklarını düşündükleri insanların yanında olmalarıyla en tabiî duruşlarını sergilerler. İktidar partisini zor duruma düşürmek, konu üzerinden kamuoyu oluşturmak onların doğal hakkıdır. Fakat Pazardaki, gündemdeki bölge insanının kafes balıkçılığına karşı çıkmalarının, yani bu sürecin en önemli boyutunun, bölge insanının “ezilmişlik” duygusu olduğunu; muhalefet de buradaki insanlara destek verenler de okuyamıyor.
Asıl sorun, Fındıklı ve Ardeşen’de Kuzaoğlu adlı iş adamının kafes balıkçılığı yatırımına izin verilmemesiyle ilgilidir. Kuzaoğlu, Fındıklılı, ihracat ve istihdam sağlayan bir iş insanı, iktidara yakın. Ama yerel halkla ve Fındıklı Belediyesi ile ilişkileri iyi değil. Fındıklı ve Ardeşen’de kafes balıkçılığı yapımı konusunda kamu izin vermesine rağmen halk “hayır” dedi ve yatırım yaptırılmadı.
Sorun burada başlıyor: Ardeşen ve Fındıklı’da yapılamayan yatırım Pazar ilçesine kaydırıldı. Bu durum, bölge halkında ezilmişlik ve dışlanmışlık duygusu yaratıyor. İnsanlar kendilerini görmezden gelinmiş, hakları yok sayılmış hissediyor. Bu duygular çözülmeden mesele “iş oldu bittiye” getirildiğinde, ileride olası gerginliklerden siyasiler ve yetkililer sorumlu olacaktır.
Peki, kafes balıkçılığının bölgeye yararı veya zararı nedir?
Kanuna göre, kafesler kıyıdan en az 500 metre uzaklıkta ve 30 metre derinliğinde olmalı.
Pazar bölgesindeki kafesler ise kıyıdan 1000 metre ve 40-50 metre derinliğinde. Balık geçişini engellediği veya kıyı balıkçılığına zarar verdiği iddiaları doğru değil. Yaz aylarında olta balıkçılığı devam ediyor, ağ ile yapılan balıkçılık ise profesyonel gruplara özgü. Kafes balıkçılığı yaz mevsiminde yapılmadığı için olta balıkçılığına zararı olmuyor. Bu eleştiriyi geçelim.
Turizm konusunda kıyıların kirlenmesi iddiasına da katılmıyorum. Kafesteki balıklar soya, hamsi gibi atık maddelerden üretilen yemlerle besleniyor. Bu yemlerin kıyılara ulaşması mümkün değil. Geçmişte Pazarda intihar eden gencin cesedinin Batum’dan alındığını ne çabuk unuttuk? Akıntı sahile değil, Batum’a doğru gidiyor. Kıyılar kirleniyor derken, köylerin veya şehrin lağımı, kimyasal gübreler nereye akıyor? Buna bir çare bulundu mu? Bu eleştiriyi de geçelim.
Ve bilinmelidir ki Türkiye’de en çok kafes balıkçılığı Marmaris, Bodrum yani Muğla’da yapılıyor. Turizmden bütçe açığını kapatan devlet, gerçekten zararlı olsa Muğla’daki kafes balıkçılığını teşvik eder mi?
Ekonomik açıdan
Türkiye’de kafes balıkçılığı ihracatı hızla artıyor. Türk balıkları, Avrupa’da İtalya, Norveç, Finlandiya gibi ülkelerde diğer balıklardan daha çok tercih ediliyor. Dolayısıyla yatırım hem ülke hem de bölge ekonomisi için değer taşıyor.
Her ne olursa olsun, bölge halkının hisleri göz ardı edilemez. Fındıklı ve Ardeşen’de yapılamayan kafes balıkçılığı yatırımlarının Pazar’a kaydırılması, genel bütçeden hak ettiği yatırımı alamayan halkın kendisini ezilmiş hissetmesine yol açıyor. Bu yüzden halkla diyalog kurulmalı, halk ikna edilmeli; edilemiyorsa gerekli düzenlemelerle kafesler kaldırılmalıdır.
Belirtmek gerekir ki
İhracatçı desteklenmeli, istihdam yaratılmalı. Ancak bölge halkının hak ve duyguları da göz ardı edilmemeli.
Bir de solcu düşünen kardeşim, elektrik üretimine, otoyola, köprüye veya enerjiye karşı her zaman “karşıyım” demek; ombudsmanımız Atatürk’ün hedeflerinden olan ülkemizin kalkınma hedefleriyle çelişmiyor mu? Kafes balıkçılığı üzerinden yaratılacak toplumsal gerilim, bölge insanının ruhunu daha da incitir. Çözüm; diyalog, saygı ve adil uygulamalardır.
Sonuç olarak
Bölge halkı haklıdır; yatırımcı haklıdır; ülke ekonomisine katkısı yüksektir. Önemli olan, yetkililerin bu üç hakkı dengeleyerek sürdürülebilir bir çözüm bulmasıdır.
Saygılarımla
Bayram Arif TURAN
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
RİZE'DE ŞAŞIRTAN KARAR. ADAY OLMAYACAĞIM
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
ESKİ RİZEYİ DÜŞÜNDÜM AĞLADIM



