Rizenin Sesi
Rizenin Sesi
Yağmur
Rize · 20°C
Bizi Takip Edin
04 Mayıs 2026 - 12:01 - Güncellenme: 04 Mayıs 2026 - 12:07 G: 04 Mayıs 2026 - 12:07

RİZE'DE ' DERİN SESSİZLİK YAŞ ÇAY FİYATI NE OLACAK?

Rize’de Çayın Bedeli: 50 TL Tartışması Aslında Ne Anlatıyor?

0 Okunma 0 Paylaşım
RİZE'DE ' DERİN SESSİZLİK  YAŞ ÇAY FİYATI NE OLACAK?

Karadeniz’de çay sezonu yaklaşırken yine aynı soru masada: Yaş çay fiyatı ne kadar olmalı? Ama bu kez mesele sadece bir fiyat belirleme süreci değil; bir bölgenin geçim hikâyesi, bir üretim kültürünün sürdürülebilirliği ve yıllardır biriken ekonomik kayıpların telafisi.

Rize’de çay, yalnızca bir tarım ürünü değildir. Bir dönem çay parasıyla evler yapıldı, çocuklar okutuldu, şehir büyüdü. Hatta birçok üretici, aldığı çay parasıyla inşaat yatırımı yapabiliyor, kira geliriyle ikinci bir ekonomik güvence oluşturabiliyordu. Bugün gelinen noktada ise tablo tersine dönmüş durumda. Aynı üretici artık o mülkünü değerinin üçte birine kiraya verecek kiracı bulmakta zorlanıyor. Bu değişim, sadece gayrimenkul piyasasının değil, çayın yarattığı ekonomik gücün ne kadar gerilediğinin de somut bir göstergesi.

Bugün açıklanan ya da konuşulan fiyat aralıklarına baktığımızda ortaya üç farklı yaklaşım çıkıyor: 35–38 TL bandı “temkinli”, 40–41 TL “denge arayan”, 50 TL ve üzeri ise “kayıpların telafisini isteyen” yaklaşım. Ancak burada kritik soru şu: Bu rakamlar neye göre belirleniyor?

Eğer mesele sadece yıllık enflasyona göre artışsa, üreticinin itirazı son derece haklı. Çünkü üretici sadece bir yılın değil, son yılların  kaybını taşıyor. Girdi maliyetleri katlanarak artarken, verilen fiyatlar çoğu zaman bu artışın gerisinde kaldı. Bu da çayın reel değerini aşağı çekti. Dolayısıyla bugün verilecek fiyat, yalnızca 2026’nın maliyetini değil, geçmişin açığını da kapatmak zorunda.

Bu noktada 50 TL talebi bir “yüksek beklenti” değil; aslında bir dengeleme çağrısıdır. Eğer maliyetin 40 TL’nin üzerine çıktığı bir ortamda fiyat bunun biraz üzerinde belirlenirse, üretici sadece hayatta kalır. Ama kaybını telafi edemez. Oysa üreticinin talebi artık “idare etmek” değil, yeniden ayağa kalkmak.

Elbette işin bir de sanayi ve piyasa dengesi boyutu var. Özel sektörün maliyet baskısı, piyasa rekabeti gibi gerekçelerle daha düşük fiyat savunuluyor. Ancak burada gözden kaçan kritik nokta şu: Üretici sürdürülebilir değilse, o piyasanın da sürdürülebilir olması mümkün değil.

Rize’de bugün konuşulmayan ama hissedilen bir gerçek var: Genç nüfus çaydan uzaklaşıyor. Çünkü çay artık bir gelecek vadetmiyor. Eğer bu döngü kırılmazsa, birkaç yıl sonra fiyat tartışacak üretici bulmak bile zorlaşabilir.

Tam da bu noktada sorumluluk sadece bürokrasiye ya da teknik kurumlara ait değil. Rize’nin iktidar kanadındaki siyasi temsilcilerinin de bu gerçeği yüksek sesle dile getirmesi gerekiyor. Bölgenin içinden gelen, üreticinin nabzını bilen bu isimlerin, “gerçekçi fiyat” kavramını sadece rakamsal değil, sosyoekonomik bir çerçevede savunması beklenir. En azından bir kez, açık ve net şekilde, üreticinin geçmişten gelen kayıplarının da hesaba katılması gerektiğini söylemeleri gerekir.

Çünkü mesele sadece çayın kilosu değil; bir bölgenin emeğinin karşılığıdır.

Sonuç olarak, yaş çay fiyatı belirlenirken artık klasik formüller yeterli değil. Yeni denklem açık:
Maliyet + geçmiş kayıplar + refah payı = gerçekçi fiyat.

Bu denklem kurulmadan açıklanacak her rakam, tartışmayı bitirmez; sadece erteler. Ve görünen o ki Rize’de artık ertelenecek zaman kalmadı.

Sevgilerimle

Bayram Arif TURAN

#RİZE #YAŞ #ÇAY #BEDELİ

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!