RizeninSesi
RizeninSesi
Açık
İstanbul · 21°C
Bizi Takip Edin
19 Eylül 2026 - 23:13

Rizeli Ünlü Avulattan Önemli Uyarı. Tarihi Tekrar Ettirmemek Gerekir

Ege adalarının tarihî süreci ve Türkiye-Yunanistan arasındaki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Ege’de tarihi tekrar ettirmemek gerekir.

0 Paylaşım
Rizeli Ünlü Avulattan Önemli Uyarı. Tarihi Tekrar Ettirmemek Gerekir

Karaahmetoğlu: “EGE’DE TARİHİ TEKRAR ETTİRMEMEK GEREKİR”

“Adalar bir günde Yunanistan’a verilmedi; savaşlar, işgaller ve uluslararası antlaşmalarla bugünkü statü ortaya çıktı”

Av. Hüseyin Karaahmetoğlu, Ege adalarının bugünkü statüsünün Osmanlı Devleti’nin son döneminden başlayarak Balkan Savaşları, Lozan ve 1947 Paris Barış Antlaşması’na uzanan tarihî sürecin sonucu ol olduğunu belirterek, Türkiye ile Yunanistan arasındaki Ege sorunlarının geçmişten bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyledi.

Karaahmetoğlu, “Osmanlı Devleti’nin güç kaybetmesiyle başlayan süreçte Ege’deki birçok ada fiilen elden çıktı. 1912-1913 Balkan Savaşları sonrasında adaların statüsü uluslararası bir mesele haline geldi. Lozan ile bazı adaların Yunanistan’a ait olduğu teyit edilirken, Türkiye’nin güvenliği açısından askerî sınırlamalar getirildi. Onikiada ise Lozan’da Yunanistan’a verilmedi; 1947’de İtalya’dan Yunanistan’a geçti” dedi.

“ANTLAŞMALARDAKİ ASKERDEN ARINDIRILMIŞ STATÜ KORUNMALI”

Karaahmetoğlu, Türkiye’nin bugün de bazı Ege adalarının askerî statüsü konusunda itirazlarını sürdürdüğünü belirterek, “Türkiye Dışişleri Bakanlığı da Yunanistan’ın bazı adaları askerîleştirmesinin uluslararası antlaşmalardan doğan yükümlülüklere aykırı olduğunu savunmaktadır. Bu nedenle Ege’de kalıcı barışın temel şartlarından biri, tarafların imzaladıkları uluslararası antlaşmalara uymasıdır” ifadelerini kullandı.

“ADALARIN STATÜSÜNDE EKONOMİK BOYUT DA TARTIŞILMALI”

Adaların el değiştirmesinde ekonomik faktörlerin de bazı tarihçiler tarafından tartışıldığını belirten Karaahmetoğlu, bu konunun tarihî belgeler ışığında ayrıca araştırılması gerektiğini söyledi.

Karaahmetoğlu, “Kurtuluş Savaşı’ndan çıkan Türkiye’nin çok ağır ekonomik şartlarla mücadele ettiği bilinmektedir. Adaların ekonomik ve idarî yükünün de dönemin şartları içerisinde tartışıldığı yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Ancak bu konunun kesin bir tarihî gerçek olarak değil, tarihçiler tarafından ortaya konulan görüşler çerçevesinde ele alınması gerekir” dedi.

“BUGÜN ADALARIN ASKERÎLEŞTİRİLMESİ YENİ BİR GERİLİM ALANI OLUŞTURUYOR”

Yunanistan’ın bazı Ege adalarındaki askerî faaliyetlerine ve 12 mil tartışmasına dikkat çeken Karaahmetoğlu, “Türkiye açısından mesele yalnızca adaların kendisi değildir. Adaların askerîleştirilmesi, karasuları, kıta sahanlığı ve deniz yetki alanları birbirinden bağımsız değerlendirilemez” diye konuştu.

Karaahmetoğlu, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki haklarının korunması gerektiğini vurgulayarak, “Yunanistan’ın Avrupa Birliği içerisindeki konumundan ve bazı Batılı ülkelerle ilişkilerinden aldığı siyasi desteği Türkiye’ye karşı bir gerilim unsuruna dönüştürmemesi gerekir. Türkiye ile Yunanistan’ın aynı NATO ittifakı içerisinde bulunduğu unutulmamalıdır” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN GÜCÜNÜ KÜÇÜMSEMEK DE, SAVAŞI KOLAY GÖRMEK DE DOĞRU DEĞİL”

Karaahmetoğlu, Türkiye’nin askerî kapasitesine dikkat çekerken, iki ülke arasında doğrudan bir çatışmanın sonuçlarının öngörülemeyeceğini belirtti.

“Türkiye güçlü bir devlettir. Ancak devletler arasındaki meselelerde ‘24 saatte şu olur, şu ülke şunu yapamaz’ gibi ifadeler yerine, Türkiye’nin caydırıcılığını hukuk, diplomasi ve ekonomik güçle desteklemek gerekir. Bizim ihtiyacımız savaş söylemi değil, güçlü bir devlet aklıdır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN EKONOMİK GÜCÜ DE DEĞERLENDİRİLMELİ”

Türk turistlerin Yunan adalarına yaptığı ziyaretlerin ada ekonomileri bakımından önem taşıdığını ifade eden Karaahmetoğlu, son yıllarda Türk vatandaşlarının Yunan adalarına yönelik ilgisinin arttığını belirtti.

Bazı değerlendirmelerde Türk turistlerin Yunan adalarına bıraktığı yıllık ekonomik katkının 900-950 milyon avro seviyesinde ifade edildiğini söyleyen Karaahmetoğlu, “Bu rakamın güncel ve bağımsız kaynaklarla ayrıca ortaya konulması gerekir. Ancak Türk turistlerin ada ekonomilerinde önemli bir ekonomik pay oluşturduğu açıktır” dedi.

Karaahmetoğlu şöyle devam etti:TÜRK TELEVİZYONLARI YUNAN ADALARININ REKLAMINI YAPARAK VATANDAŞLARIMIZIN YUNAN ADALARINA YÖNLENDŞRMELERİ DOĞRU DEĞİLDİR.

“Türkiye’nin ekonomik gücü, dış politikada da değerlendirilmesi gereken bir unsurdur. Vatandaşlarımızın seyahat özgürlüğüne saygı göstermek gerekir. Ancak Türkiye’nin kendi turizm merkezlerini de daha fazla tercih etmesi, ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.”

“GEÇİCİ EKONOMİK TEDBİRLER TARTIŞILABİLİR”

Karaahmetoğlu, Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerilimin yükseldiği dönemlerde ekonomik tedbirlerin de gündeme alınabileceğini belirterek dikkat çeken bir öneride bulundu.

“Gerilimin tırmandığı dönemlerde hükümet, Yunan adalarına yönelik turizm hareketliliği konusunda geçici ekonomik tedbirleri değerlendirebilir. Örneğin ziyaretlere belirli sınırlamalar getirilmesi veya Yunan adalarına seyahat eden vatandaşlardan belirli bir harç alınması gibi seçenekler hukukî, ekonomik ve diplomatik yönleriyle tartışılabilir. Buradaki amaç vatandaşlarımızı cezalandırmak değil, ekonomik ilişkilerin dış politika üzerindeki etkisini değerlendirmektir” dedi.

Karaahmetoğlu, Türk vatandaşlarının Yunan adalarına gitmesini bir ayrıcalık olarak görmemek gerektiğini de belirterek, “Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyılarında dünyaya örnek olacak güzellikte turizm merkezleri vardır. Kendi ülkemizin turizm değerlerini daha fazla tanımamız ve değerlendirmemiz gerekir” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE ARTIK GEÇMİŞİN TÜRKİYE’Sİ DEĞİL”

Karaahmetoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

“Osmanlı Devleti’nin son döneminde yaşananlardan ders çıkarmalıyız. Türkiye bugün geçmişin zayıf, ekonomik olarak dışa bağımlı Türkiye’si değildir. Güçlü ordusu, ekonomisi, diplomasisi ve jeopolitik konumuyla kendi haklarını savunabilecek bir Türkiye vardır.

Biz Ege’de savaş istemiyoruz. Bizim istediğimiz; uluslararası hukuka, antlaşmalara ve karşılıklı egemenlik haklarına saygı gösterilmesidir.

Barış istemek, haklarımızdan vazgeçmek değildir. Türkiye’nin hakkını koruması, Ege’nin barış denizi olmasının da en önemli şartlarından biridir.”

#türkiyeyunanistan #egede #arasındaki

Yorumlar

+ Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!