Rize’nin Eski Çarşılarına Yeni Bir Hayat
Rize son yıllarda şehir kimliğini, kültürünü ve turizm potansiyelini yeniden düşünmeye başladı. Rize'de Kültür ve Sanat Sokağ.
Rize’nin Eski Çarşılarına Yeni Bir Hayat
Rize son yıllarda şehir kimliğini, kültürünü ve turizm potansiyelini yeniden düşünmeye başladı. Bunun en güzel örneklerinden biri de geçtiğimiz günlerde hizmete açılan Kültür ve Sanat Sokağı oldu.
Haber: M.Barış ÖZTÜRK
Rize’nin yöresel mimarisinden izler taşıyan yapıları, sanatçı atölyeleri, sergi ve satış alanları, eğitim bölümleri, gastronomi alanları ve kültürel etkinlik imkânlarıyla bu proje, bana göre Rize adına son derece kıymetli bir başlangıç.
Rize Belediyesi tarafından yapılan Kültür ve Sanat Sokağı, sadece yeni bir mekân değildir. Rize’nin kendi değerlerini şehir hayatının ve turizmin merkezine taşıma iradesinin önemli bir göstergesidir.
Şimdi ise bu güzel başlangıcın bir adım daha ileri taşınması gerektiğini düşünüyorum.
Sobacılar, Bakırcılar, Kalaycılar, Minciciler ve Sepetçiler…
Bunlar sadece Rize’de birkaç sokağın veya birkaç esnaf grubunun adı değil.

Bunlar, şehrin hafızasında yer etmiş mesleklerin, ustaların ve bir zamanlar sokaklara yayılan emek kokusunun isimleri.
Bir zamanlar bu sokaklarda çekiç sesleri duyulurdu. Bakır dövülür, kazanlar yapılır, bakır kaplar kalaylanır, sepetler örülür, soba ve kuzineler üretilirdi. Mincicilerde ise yaylalardan gelen peynir, tereyağı, minci, bal ve diğer yöresel ürünler şehir insanıyla buluşurdu.
Bugün bu sokakların eski canlılığından uzaklaştığını hepimiz görüyoruz.
Fakat ben burada bir kayıptan çok, önümüzde duran büyük bir fırsat görüyorum.
Çünkü Rize’nin geçmişini koruyarak geleceğine taşıyabileceğimiz çok değerli bir miras hâlâ elimizde.
Neden yeniden canlandırmayalım?
Bakırcılar Çarşısı ve çevresindeki geleneksel zanaatlar, Rize’nin ticari ve sosyal hayatında önemli bir yere sahipti.

Zaman değişti.
Alüminyum, çelik ve sanayi üretimi geleneksel zanaatların önüne geçti. Ustaların sayısı azaldı, bazı meslekler neredeyse kaybolma noktasına geldi.
Ama bugün turizmin yükseldiği, insanların gittikleri şehirlerde yalnızca manzara değil hikâye, deneyim ve yerel kültür aradığı bir dönemde bu eski meslekleri yeniden değerlendirebiliriz.
Bunun için büyük bir hayal kurmaya gerek yok.
Mevcut Sobacılar, Bakırcılar, Kalaycılar, Minciciler ve Sepetçiler bölgesinden başlayabiliriz.
Geleneksel mimariyle yeni bir çarşı
Rize’nin geleneksel mimarisinden ilham alan, mümkün olduğunca iki katlı, ahşap ve taş dokunun öne çıktığı, bütünlük taşıyan yapılar düşünülmeli.
Sokağa giren insan, daha ilk adımda buranın başka bir şehir değil, Rize olduğunu hissetmeli.
Binaların alt katları üretim ve satış alanları olabilir.
Bir bakırcının bakırı nasıl işlediğini görebiliriz.
Kalaycının ocağında bakır kaplara yeniden hayat vermesine tanıklık edebiliriz.
Sepetçinin sepet örmesini, soba ustasının üretimini izleyebiliriz.
Mincicilerde ise yaylalardan gelen yöresel ürünlerle buluşabiliriz.
Böylece burası yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil, üretimin görüldüğü ve kültürün yaşandığı bir çarşı olur.
Feretiko da bu hikâyenin içinde olmalı
Rize’nin kültürel mirasını konuşurken Rize bezi, Feretikoyu unutamayız.
Hatta bu dönüşümün en önemli unsurlarından biri olabilir.
Çarşı içerisinde Halk Eğitim Merkezi’nin usta öğreticileri ve eğitmenleriyle birlikte dokuma, dikim ve tasarım atölyeleri kurulabilir.
Ziyaretçi Feretiko ürününü yalnızca vitrinde görmez; nasıl dokunduğunu, nasıl işlendiğini ve nasıl ürüne dönüştüğünü de izler.
Kadınların ve gençlerin katılacağı eğitimlerle yeni ustalar yetiştirilebilir.
Rize bezinden kıyafetler, çantalar, aksesuarlar ve farklı tasarımlar üretilebilir; üst katlarda sergilenip satışa sunulabilir.
İki katlı yapıların üst bölümleri ise küçük müzeler, sergi alanları ve eğitim atölyeleri olarak değerlendirilebilir.
Eski Rize fotoğrafları…
Bakır eşyalar…
Kalaycılıkta kullanılan araçlar…
Geleneksel sepetler…
Eski soba ve kuzine örnekleri…
Feretiko ürünleri…
Yöresel kıyafetler…
Çayın ve yaylacılığın hikâyesi…
Hepsi burada sergilenebilir.
Çocuklara yönelik atölyeler düzenlenebilir. Turistler için canlı üretim gösterileri yapılabilir.
Böylece geçmiş, camın arkasında duran bir eşya olmaktan çıkar; insanların dokunduğu, izlediği ve öğrendiği yaşayan bir kültüre dönüşür.
Rize mutfağı da bu çarşının bir parçası olmalı
Rize’nin muhlaması, mincisi, kolot peyniri, tereyağı, kavurması, Laz böreği, pepeçurası, hamsisi ve daha birçok yöresel lezzeti burada yaşatılabilir.
Ama büyük restoranlar yerine, yerel ürünün ve yemeğin hikâyesini anlatan küçük gastronomi noktaları düşünülmeli.
Ziyaretçi yemeğin nasıl hazırlandığını görebilmeli, tadabilmeli ve isterse ürünün kendisini satın alabilmeli.
Düşünün…
Turist Ayder’den geliyor, şehir merkezine iniyor.
Tarihi çarşıda dolaşıyor.
Bakırcının üretimini izliyor, kalaycıyı görüyor, sepetçinin el emeğine şahit oluyor, Feretiko atölyesine giriyor.
Mincicilerden peynir ve tereyağı alıyor.
Sonra küçük bir Rize mutfağında muhlama ve çayını tadıyor.
Çıkarken yanında Rize’ye ait bir bakır eşya, sepet, Feretiko ürünü veya yöresel lezzet götürüyor.
İşte turizmi şehir ekonomisine bağlamak tam olarak budur.
Peki böyle bir projeyi kim başlatacak?
Bence ilk adım mevcut esnaftan gelmeli. İlk adımı esnaf atmalı
Sobacılar, Bakırcılar, Kalaycılar, Minciciler ve Sepetçiler bir araya gelerek ortak bir platform oluşturmalı.
Esnaf kendi arasında ortak bir irade ortaya koymalı ve belediyenin kapısını çalmalı:
“Biz mesleklerimizi ve sokaklarımızı geleceğe taşımak istiyoruz. Gelin bunu birlikte yapalım.”
Bundan sonrası için Rize Belediyesi koordinasyonu üstlenebilir.
TOKİ ve ilgili kamu kurumları yapım ve finansman boyutunda projeye katkı sağlayabilir.
Halk Eğitim Merkezi eğitim ve üretim ayağında yer alabilir.
Ticaret ve esnaf kuruluşları, turizm sektörü, üniversite ve ilgili diğer kurumlar da projeye katkı sunabilir.
Böylece ortaya yalnızca yeni dükkânlardan oluşan bir yapı değil, Rize’nin kültür, sanat, zanaat, gastronomi ve turizm merkezlerinden biri çıkabilir.
Bu dönüşüm yapılırken mevcut esnaf projenin dışında bırakılmamalı.
Çünkü mimariyi mimar tasarlayabilir, altyapıyı belediye yapabilir, finansmanı devlet sağlayabilir.
Ama sokağın ruhunu o sokağın esnafı verir.
Bu nedenle proje masasında ilk sırada onların görüşleri olmalı.
Önce ihtiyaçları belirlenmeli, ardından proje hazırlanmalı. Mülkiyet, hak sahipliği, maliyet ve uygulama etapları birlikte değerlendirilerek adım adım ilerlenmeli.
Yani bu, masa başında hazırlanıp esnafa sunulan bir proje değil;
esnafla birlikte hazırlanan bir proje olmalı.
Rize’nin şehir merkezinde yeni bir cazibe noktası
Rize’nin turizm potansiyeli artık herkes tarafından görülüyor.
Ayder, Ovit, Pokut, Anzer, Fırtına Vadisi ve diğer doğal güzelliklerimiz şehrimizin önemli değerleri.
Fakat Rize’ye gelen turistin şehir merkezinde de zaman geçirmesini sağlamalıyız.
Bunun yolu yalnızca yeni binalar yapmak değil.
Sobacılar, Bakırcılar, Kalaycılar, Minciciler, Sepetçiler ve Feretiko…
İşte bu hikâyenin önemli parçaları.
Çekiç sesleri yeniden duyulabilir
Bir çocuğun bakırcının yanında durup,
“Usta, bunu nasıl yapıyorsun?”
diye sormasını…
Kalaycının ocağında bakırın yeniden hayat bulmasını…
Bir sepetçinin el emeğini turistlerin izlemesini…
Feretiko tezgâhında Rize bezinin yeniden dokunmasını…
Gençlerin eski meslekleri öğrenmesini…
Bir ailenin Rize’nin yöresel yemeklerini tadıp çayını içmesini…
Ve şehirden ayrılırken yanında Rize’ye ait gerçek bir hatıra götürmesini…
İstiyorum.
Çünkü şehirler yalnızca yollar, binalar ve meydanlardan oluşmaz.
Şehirler hafızalarıyla yaşar.
Rize’nin de güçlü bir hafızası Bugün birkaç sokaktan başlayabiliriz.
Yarın burası Rize’nin en önemli kültür ve turizm duraklarından biri olabilir.
Ve belki yıllar sonra Rize’ye gelen bir turist,
“Rize’de nereleri görmeliyim?”
diye sorduğunda ona şöyle denir:
“Önce Sobacılar’a, Bakırcılar’a, Kalaycılar’a, Minciciler’e ve Sepetçiler’e git. Çünkü Rize’yi orada sadece görmezsin; Rize’yi orada yaşarsın.”
Geçmişi yıkmadan yenilemek, geleneği kaybetmeden modernleşmek ve Rize’nin kültürünü, sanatını, zanaatını ve gastronomisini geleceğin turizm ekonomisine taşımak.
Yeter ki geçmişin hatırasını seyretmekle yetinmeyelim; o mirasın geleceğini birlikte inşa edelim.
Bu vesileyle Rize Belediyesi’ne ve Belediye Başkanımız Rahmi Metin’e de teşekkür etmek gerekiyor. Rize’nin kültürüne, sanatına ve şehir kimliğine değer katan bu güzel projeyi hayata geçirdiği için kendisini ve emeği geçen tüm belediye çalışanlarını kutluyorum.
Çalışkan, enerjik ve üretken bir anlayışla Rize’ye kazandırılan bu tür projelerin artarak devam etmesini diliyorum.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir












