RİZE'NİN KODLARIYLA OYNANMASINA İZİN VERİLMEMELİDİR
Bu topraklardaki varoluşumuzun en temel sırlarından biri; şenlik, develi ve köklü bir geleneğe dayanan, hak adalet ahlak odaklı sosyolojimizin devletle bütünleşmiş halidir.
Anadolu irfanı kalelerinden biri olan Rize’nin sosyolojik ve genetik kodlarıyla oynanmasına izin verilmemelidir.
Devleti ayakta tutan asıl güç,
Anadolu Bilgeliğidir.
Bu;
insan, iman ve ahlâkı merkeze alır,
kul hakkını, yetim hakkını ve hazine hakkını esas bilir. Doğayla ve çevresiyle barış içinde yaşar, ilişkilerini adalet ve sevgi tolerans merhamet ekseninde kurar.
Aile ise bu sosyolojinin en temel ögesidir. Mutlu aile; karşılıklı hukuka saygının, sevginin esas alındığı bir yapıdır. Bu yapı içerisinde yetişen birey, hem devlete hem kendisine karşı sorumluluğunu bilen, yalan söylemeyen, güzel ahlaklı, yalancı şahitlik yapmayan, çevresinde “emin insan” olarak tanınan, affeden ve affetmeyi seven, iyilik yapan ve iyilik yapmayı seven bir anlayışla büyür.
İşte Anadolu sosyolojisi budur.
Fakat bugün; modernizm, dijitalleşme ve yapay zekâ devrimlerinde etkili olan insanı aileyi ve milletleri çürütmeye odaklanmış küresel güç merkezlerinin DİJİTAL VE YZ’yı güçlü araç haline getirmesi ile,
diğer taraftan özellikle dindar bireylerin din ile olan ilişkilerindeki içerik boşluğu ve yaşam çelişkileri sebebiyle riskli bir durumla karşı karşıyayız.
Anadolu’daki irfan odaklı sosyoloji tehlike altındadır.
Bu bağlamda görüyoruz ki Rize, genetik kodları itibarıyla Anadolu irfanının en güçlü karşılık bulduğu şehirlerimizden biridir. Ancak yukarıda işaret ettiğimiz tehditler, Rize’nin de üzerinde ciddi anlamda düşünülmesi gereken bir noktaya doğru yöneldiğini göstermektedir.
Bu nedenle siyaset kurumu, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler, Aile Bakanlığı,Millî Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı; Rize’nin Anadolu irfanına dayalı doğal sosyolojisi ile bugün yapay zekâ ve dijital devrim sonrası karşılaştığı riskleri birlikte ele almalı, bu alanda derinlikli ve disiplinler arası bir sosyolojik laboratuvar çalışması gerçekleştirmelidir.
Elbette bu çalışmalar yapılsın, ancak sanki görüyoruz ve hissediyoruz ki bir el söylemiyle ya da “bu şehirde yalnızca Anadolu irfanı karşılık bulmuyor” anlayışıyla, çürütücü bir kültürü ve “özgürlük” adı altında ahlaki çürüme yanlısı modellemeleri bu şehrin yönetimi üzerinde de baskı unsuru haline getirilmeye çalışılıyor.
Dolayısıyla bir elin, özellikle Rize üzerinde oynamadığından emin değiliz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın Rizeli olması ve Rize’nin Türk siyasetinde son derece güçlü bir yere sahip bulunması da bizi bu soruları sormaktan alıkoymamaktadır.
O halde yüksek sesle soruyoruz:
Kimler,
Rize’nin doğal genetik kodlarıyla oynamak istiyor ? verilmemelidir?
Kim, bu kadim kodları yeni zamana cevap verecek bir dille nesillerle buluşturması gerekirken
“baskı ” kavramının arkasına saklanarak eritmek istiyor?
SONUÇ : Rize esaslı
Küresel ölçekteki insanlığın karşı karşıya kaldığı sosyolojik tehditler içeriye yansıması
Bu yansıma da dijital ve yapay zekanın etkisi ahlakın çürümesi,ailenin erimesi,kumar,uyuşturucu kullanımı,aile kurumunun yaşadığı tehlikeler toplumsal ahlakın ve duyarlılıkların erimesi başlığında Üniversite ile birlikte bir sosyolojik çalışmayı ve bu çalışmada sonuçlar çıkararak çözümlemelerle beraber uygulama sistematiği gelişebilir.
Metin KÜLÜNK
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
ESKİ RİZEYİ DÜŞÜNDÜM AĞLADIM



