15 Aralık 2023 - 22:27
SEVGİ GÖRMEYEN SEVGİ GÖSTEREMEZ !
SEVGİ GÖRMEYEN SEVGİ GÖSTEREMEZ !
Uzman Klinik Psikolog Müjde Yahşi konu hakkında önemli bilgiler verdi.
Toplumun en büyük sorunlarından biridir sevgisizlik. Nerede suç, şiddet, istismar, hastalık veya boşanmalar var ise orada muhakkak sevgisizliğin tohumları vardır. Sevgisizlik daha fazla, toplumun en küçük birimi olan ailelere hasar verir. Zira sevgisizlik tohumları ilk olarak ailede atılır.
Aile, çocuğun kendini güvende hissettiği yer olmalıdır. Güven hissetmeyen çocuk sevgisizlik tohumlarından beslenir. Çocuğa bağırmak, hakaret etmek ve şiddet göstermek, onu başkalarıyla mukayese etmek ve aşağılamak hatta; onu öpmemek, ona yeterince sarılmamak, güzel sözler söylememek ve vakit ayırmamak da sevgisizlik tohumlarına birer örnektir. Sağlıklı her anne baba çocuğunu kuşkusuz sever ve imkanları yettiğince çocuğunun ihtiyaçlarını ve bakımını karşılamaya çalışır fakat çoğu zaman çocuğunun ruhsal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilir.
Ruhsal ihtiyacın ana kaynağı güvendir. Güven duygusunun beslendiği duygu ise sevgidir. Sevginin kanalları da; dokunma (fiziksel temas), ruhu besleyen güzel sözler ve davranışlar (değerlilik hissi), ilgi gösterme (vakit ayırmak) ve saygı göstermedir (kabul görme). Yani; "Çocuğuma pek vakit ayıramıyorum, ders çalışması için baskı yapıyorum bazen hatalarından dolayı cezalandırıyorum ara sıra da bir iki tokat atıyorum ama çocuğumu çok seviyorum çünkü yemiyorum yediriyorum, giymiyorum giydiriyorum, ne istese alıyorum” diyen ebeveyn çocuğunun yalnızca fiziksel ihtiyacını karşılamış olur.
Gelelim sevgisiz büyüyen çocuğun, yetişkinlikteki hayatına…
Sevgisiz büyüyen yetişkin çoğunlukla; eşine ve çocuklarına sevgisizliğini hissettirir ve onlara çocukluğunda yaşadığı olumsuz duyguları farklı şekillerde yansıtarak evde sürekli gerginlik yaşatabilir.
Genellikle bu eşler; eşine sarılmaktan kaçınır, ona güzel sözler söylemeye utanır, eşine değerli olduğunu hissettiren davranışlar göstermekte zorlanır, eşiyle uyum içinde olamaz yani ne birlikte aynı anda yatağa yatabilir, ne birlikte sofraya oturmayı denk getirebilir, ne eşine özel vakit ayırabilir, ne de eşiyle göz göze diz dize hoş sohbet edebilir.
Sevgisiz büyüyen bu yetişkinlerin evlilik hayatı hep didişme, tartışma ve kavga üzerinde döner durur. Severek evlendiği eşini bir süre sonra yetersiz görebilir ve onu sürekli küçümseyebilir. Eşini de geçimsiz olması ile suçlayabilir. Aslında yetersiz olan da geçimsiz olan da, ta kendisidir. Çünkü onu bu düşünceye iten aslında benliği ile olan bilinçdışı çatışmadır. Vaktinde anne babasından doyasıya alamadığı güven temelli sevgi ve yaşayamadığı çocukluğu kendiyle olan çatışmaya sebeptir. Bu sebeple yetişkin, ya ailesine fiziksel/psikolojik şiddet gösterebilir ya çocuklarını ihmal edebilir, ya da kendi psikopatolojisinden ötürü eşiyle boşanma kararı almak zorunda kalabilir.
Bu kişi cennet bahçesi olması gereken yuvasını maalesef hem kendine hem de ailesine cehennemi yaşatabilir. Çünkü vaktinde göremediği sevgiyi eşine ve çocuklarına göstermekte zorlanabilir. Sevgiyle beslenmesi gereken yuvası; gözyaşıyla, hüzünle, ve mutsuzlukla beslenebilir.
Böyle biri ile evliyseniz biliniz ki; eşiniz sizle kavga etmiyor. Onun tüm derdi kendiyle. Sevgisiz geçirdiği geçmişiyle. Sevginizle ona alamadığı güveni hissettirin. Yaşayamadığı çocukluğunu siz kaldığı yerden yaşatın. Eşinize sarılın sarmalayın asla uzaklaşarak kendinizi de sevgisizlikle cezalandırmayın. Unutmayın ki; bir eşi terapi eden de hasta eden de yine eşin kendisidir.
Toplumun en büyük sorunlarından biridir sevgisizlik. Nerede suç, şiddet, istismar, hastalık veya boşanmalar var ise orada muhakkak sevgisizliğin tohumları vardır. Sevgisizlik daha fazla, toplumun en küçük birimi olan ailelere hasar verir. Zira sevgisizlik tohumları ilk olarak ailede atılır.
Aile, çocuğun kendini güvende hissettiği yer olmalıdır. Güven hissetmeyen çocuk sevgisizlik tohumlarından beslenir. Çocuğa bağırmak, hakaret etmek ve şiddet göstermek, onu başkalarıyla mukayese etmek ve aşağılamak hatta; onu öpmemek, ona yeterince sarılmamak, güzel sözler söylememek ve vakit ayırmamak da sevgisizlik tohumlarına birer örnektir. Sağlıklı her anne baba çocuğunu kuşkusuz sever ve imkanları yettiğince çocuğunun ihtiyaçlarını ve bakımını karşılamaya çalışır fakat çoğu zaman çocuğunun ruhsal ihtiyaçlarını gözden kaçırabilir.
Ruhsal ihtiyacın ana kaynağı güvendir. Güven duygusunun beslendiği duygu ise sevgidir. Sevginin kanalları da; dokunma (fiziksel temas), ruhu besleyen güzel sözler ve davranışlar (değerlilik hissi), ilgi gösterme (vakit ayırmak) ve saygı göstermedir (kabul görme). Yani; "Çocuğuma pek vakit ayıramıyorum, ders çalışması için baskı yapıyorum bazen hatalarından dolayı cezalandırıyorum ara sıra da bir iki tokat atıyorum ama çocuğumu çok seviyorum çünkü yemiyorum yediriyorum, giymiyorum giydiriyorum, ne istese alıyorum” diyen ebeveyn çocuğunun yalnızca fiziksel ihtiyacını karşılamış olur.
Gelelim sevgisiz büyüyen çocuğun, yetişkinlikteki hayatına…
Sevgisiz büyüyen yetişkin çoğunlukla; eşine ve çocuklarına sevgisizliğini hissettirir ve onlara çocukluğunda yaşadığı olumsuz duyguları farklı şekillerde yansıtarak evde sürekli gerginlik yaşatabilir.
Genellikle bu eşler; eşine sarılmaktan kaçınır, ona güzel sözler söylemeye utanır, eşine değerli olduğunu hissettiren davranışlar göstermekte zorlanır, eşiyle uyum içinde olamaz yani ne birlikte aynı anda yatağa yatabilir, ne birlikte sofraya oturmayı denk getirebilir, ne eşine özel vakit ayırabilir, ne de eşiyle göz göze diz dize hoş sohbet edebilir.
Sevgisiz büyüyen bu yetişkinlerin evlilik hayatı hep didişme, tartışma ve kavga üzerinde döner durur. Severek evlendiği eşini bir süre sonra yetersiz görebilir ve onu sürekli küçümseyebilir. Eşini de geçimsiz olması ile suçlayabilir. Aslında yetersiz olan da geçimsiz olan da, ta kendisidir. Çünkü onu bu düşünceye iten aslında benliği ile olan bilinçdışı çatışmadır. Vaktinde anne babasından doyasıya alamadığı güven temelli sevgi ve yaşayamadığı çocukluğu kendiyle olan çatışmaya sebeptir. Bu sebeple yetişkin, ya ailesine fiziksel/psikolojik şiddet gösterebilir ya çocuklarını ihmal edebilir, ya da kendi psikopatolojisinden ötürü eşiyle boşanma kararı almak zorunda kalabilir.
Bu kişi cennet bahçesi olması gereken yuvasını maalesef hem kendine hem de ailesine cehennemi yaşatabilir. Çünkü vaktinde göremediği sevgiyi eşine ve çocuklarına göstermekte zorlanabilir. Sevgiyle beslenmesi gereken yuvası; gözyaşıyla, hüzünle, ve mutsuzlukla beslenebilir.
Böyle biri ile evliyseniz biliniz ki; eşiniz sizle kavga etmiyor. Onun tüm derdi kendiyle. Sevgisiz geçirdiği geçmişiyle. Sevginizle ona alamadığı güveni hissettirin. Yaşayamadığı çocukluğunu siz kaldığı yerden yaşatın. Eşinize sarılın sarmalayın asla uzaklaşarak kendinizi de sevgisizlikle cezalandırmayın. Unutmayın ki; bir eşi terapi eden de hasta eden de yine eşin kendisidir.
#Müjde Yahşi
#Psikolog
Yorumlar
+ Yorum Yap
Yorum yazarak topluluk kurallarımızı kabul etmiş ve tüm sorumluluğu üstlenmiş olursunuz.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
İlginizi Çekebilir

TABİP’te üretimden markalaşmaya uzanan hasat

Rize Sanayi Sitesi taşınıyor

RİZE DE YENİ PARTI İLÇE BAŞKANLIGINA İLK ADAY

RİZE'DE ŞAŞIRTAN KARAR. ADAY OLMAYACAĞIM

RİZE'DE 2 ADAYLI SEÇİM HEYECANI
Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ

RİZE İÇİN AÇIKLAMADIĞIMIZ PROJELER DE VAR

RİZE DE YENİ PARTI İLÇE BAŞKANLIGINA İLK ADAY

KEMAL BAŞKAN I MAHŞERİ KALABALIK UĞURLADI

RİZE'DE 2 ADAYLI SEÇİM HEYECANI
Son Haberler
İzmir Büyükşehir’den 100 Milyon TL’lik Kırtasiye Desteği

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Avrupa Kuru Meyve Sektörünün Üst Düzey Temsilcilerini Ağırladı

Hastane İklimlendirmesinde Sağlık, Güvenlik ve Enerji Verimliliğini Birlikte Yönetmenin 5 Kritik Unsuru

Sağlık Turizminde Hastanelerin En Sık Yaptığı Hukuki Hatalar

Türkiye’de İşgücü Maliyeti Avrupa’nın 10 Katı Hızla Arttı