Tesis İsimlerinde "Yaşayan Siyasetçi" Tartışması
Bugün iktidarda bulunan siyasi irade veya yerel yöneticiler, milletten aldıkları geçici yetkiyle bu eserlerin inşasına öncülük ederler.
Vefa ve Kurumsal Hafıza: Tesis İsimlerinde "Yaşayan Siyasetçi" Tartışması
Haber:Bayram Arif TURAN
Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana devlet imkânlarıyla inşa edilen kamu binaları, spor tesisleri, hastaneler ,Ünversiteler, köprüler, yollar ve eğitim kurumları; milletimizin ortak vergileriyle yükselen, bu toprakların ortak hafızasını temsil eden eserlerdir. Şehirlerin silüetini şekillendiren bu yapılar, sadece fiziksel birer beton yığını değil, aynı zamanda ülkeye hizmet etme gayretinin, kalkınma hamlelerinin ve kamusal aklın nişanesidir. Ancak son yıllarda bu tesislere isim verilmesi hususunda yaşanan uygulamalar, kamuoyunda haklı bir hassasiyeti ve derin bir tartışmayı da beraberinde getirmektedir.
En temel tartışma noktası şudur: Devletin yani milletin bizzat kendisinin imkânlarıyla hayata geçirilen bu eserlere isim verilirken hangi kıstaslar gözetilmelidir? Siyaset kurumunun geçici doğası ile devletin kalıcılığı arasındaki denge nasıl kurulmalıdır?
Siyasetin Geçiciliği, Devletin Kalıcılığı
Siyaset, doğası gereği dinamik, rekabetçi ve geçici aktörlerin sahne aldığı bir alandır. Bugün iktidarda bulunan siyasi irade veya yerel yöneticiler, milletten aldıkları geçici yetkiyle bu eserlerin inşasına öncülük ederler. Hizmet etmek, eser üretmek şüphesiz her siyasetçinin en temel görevidir ve bu gayret her zaman takdiri hak eder. Ancak bu hizmetin karşılığı, henüz görev başındayken ya da aktif siyaset sahnesindeyken, kamu binalarına ve devasa tesislere o siyasetçinin veya dönemin yetkililerinin adının verilmesi olmamalıdır.
Yaşayan siyasetçilerin isimlerinin her binaya, her caddeye ve her tesise verilmesi, kamusal hafızada kişiselleşme tehlikesini doğurur. Oysa devletin kurumları ve eserleri şahıslara değil, millete aittir. Bir esere yaşayan bir siyasinin adını vermek, o eserin kucaklayıcı ve birleştirici ruhuna gölge düşürebileceği gibi, siyasi rüzgârların değişmesiyle birlikte o isimlerin apar topar kaldırılması gibi yıpratıcı süreçlere de kapı aralayabilir. Bu durum, ne siyaset kurumunun saygınlığına ne de toplumsal barışa hizmet eder.
Vefanın ve Tarihî Bilincin Doğru Zamanlaması
Tarihsel tecrübe bize göstermektedir ki, bir ismin toplumsal vicdanda ve ortak bellekte haklı bir yer edinmesi için zamanın süzgecinden geçmesi şarttır. Ülkeye hizmet etmiş, iz bırakmış siyasetçilerin, devlet adamlarının ve kanaat önderlerinin hatıralarına saygı duymak, onların adını yaşatmak elbette çok kıymetlidir. Ancak bu vefa, isim sahiplerinin ebediyete intikalinden sonra, o günün siyasi iradesi ve aziz Türk milletinin ortak takdiriyle hayata geçirilmelidir.
Vefat sonrasında verilen isimler, hem bir dönemin onurlandırılması hem de gelecek nesillere aktarılan tarafsız birer tarih dersi niteliği taşır. Kişi hayattayken yapılan adlandırmalar sıklıkla günün tartışmalarının, politik kutuplaşmaların ve günlük polemiklerin kurbanı olurken; zamanın eliyle süzülmüş isimler toplumu ayrıştıran değil, aksine birleştiren birer ortak payda haline gelir.
Milletin Eserine Milletin Mührü
Nihayetinde ; devlet imkânlarıyla inşa edilen her bir tesis, bu ülkenin evlatlarının alın teri ve ekonomik gücünün bir ürünüdür. Bu eserlerin üzerinde şahısların gölgesi değil, yalnızca ve sadece "Aziz Türk Milleti"nin mukaddes iradesi ve emeği bulunmalıdır. Aktif siyasetçilerin isimlerinin her binada yer alması alışkanlığından vazgeçilerek, erdemli ve kalıcı bir teamül oluşturulmalıdır: Hizmet edenlere teşekkür edilir, hatıraları yaşatılır; ancak eserlerin ebedi sahibi olan millete ve tarihî vefaya, ancak isimler ebediyete intikal ettikten sonra tevdi edilir.
Çünkü gerçek ve kalıcı anıtlar taşlara kazınan isimlerle değil, o eserlerin milletin kalbinde bıraktığı silinmez izlerle ölçülür.
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
Avrupa’nın genç yıldızları Foça’da buluştu
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
ÇAY ÜRETİCİSİNE MÜJDE ÜÇÜNCÜ SÜRGÜNDE KONTENJAN YOK.







