VAY BE.. TRABZON KALKINIRSA KARADENİZ KALKINIRMIŞ!
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun ‘Trabzon; Siyaset, Bürokrasi ve İş Dünyası İftar Programı’nda yaptığı konuşmada sarf ettiği bazı ifadeler doğrusu şaşkınlık vericiydi.
Özellikle, Trabzon’a yapılan yatırımları anlatırken araya sıkıştırdığı “Trabzon kalkınırsa Karadeniz kalkınır” cümlesi, yalnızca bir temenni değil; bölgeye bakış açısını ele veren bir yaklaşımın ifadesi olarak dikkat çekti.
Haber/Yorum: Adnan ONAY
Bu söz, Karadeniz’i tek merkezli bir kalkınma modeli üzerinden okuyan bir anlayışın tipik bir yansıması. Bölgeyi Trabzon’dan itibaren saymak birçok Trabzonluda yerleşik bir zihniyet. Daha vahim olan bir Bakanın da böyle düşünür olması.
Oysa, Karadeniz Bölgesi, sadece Trabzon’dan ibaret değil. Rize’si, Gümüşhane’si, Bayburt’u, Artvin’i, Giresun’u, Ordu’su, Samsun’u ile çok merkezli, farklı potansiyellere sahip bir coğrafyadan söz ediyoruz. Trabzon elbette tarihî, ekonomik ve kültürel açıdan önemli bir şehirdir. Ancak bu durum, bölgesel yatırımların doğal ve zorunlu adresinin yalnızca Trabzon olması gerektiği anlamına gelmez. Kalkınma politikası, bir şehri merkez yapıp diğerlerini çevreye itme stratejisi üzerine kurulamaz. Böyle bir yaklaşım kötü bir il milliyetçiliği olur..
Bakan Uraloğlu, bu söze ilave olarak Trabzon’a 260 milyar liranın üzerinde yatırım yapıldığını belirtirken yeni projeleri de sıralıyor. Samsun-Trabzon-Sarp hızlı tren projesiyle Samsun’dan başlayarak Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin’in birbirine bağlanacağını ifade ediyor. Ancak ortada olmayan bu projeye değinirken projesi bitmekte olan ve muhtemelen önümüzdeki yıllarda ihalesi yapılacak Erzincan-Trabzon demiryolu hattına özellikle değinmiyor. Rize’nin tepkisini çekmemek için nice proje arasında bunu özellikle atlıyor.
Oysa, bilimsel verilerle konuya yaklaşıldığında bölge için asıl stratejik hat, Erzurum üzerinden İyidere Lojistik Limanı’na inecek demiryolu projesidir. Bu hat, sadece bir şehir merkezini değil, Doğu Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayacak gerçek bir lojistik omurga niteliği taşımaktadır.
İyidere Limanı’nın Trabzon’a bitişik bir ilçe olması ve bu yatırımın doğal olarak Of başta olmak üzere Trabzon’un doğu kesimine de ciddi katkı sağlayacak olması dahi Bakan Uraloğlu gibi düşünenleri etkilemiyor.
Bakan Uraloğlu’nun bahsettiği Demiryolunun sahilden Sarp’a uzatılması retorik olarak bölgesel görünse de, asıl hedefin Erzincan’dan Trabzon’a indirilecek hattı Samsun’a bağlamak olduğu konuyla yakından ilgilenenlerin malumu. Eğer mesele gerçekten Karadeniz’i demiryoluna kavuşturmak ise, Batum-Hopa Limanı arasındaki yalnızca 19 kilometrelik bağlantının kurulması ve bunun İyidere Limanı’na entegre edilmesi, buradan da Trabzon limanına bağlanarak Samsun’a doğru ilerlemesi çok daha rasyonel ve ekonomik..Oysa, Hopa limanına yapılacak kısa bağlantı dahi bölge ticaretine somut ve hızlı bir katkı sağlayabilir.
Ne var ki “Trabzon kalkınırsa Karadeniz kalkınır” anlayışıyla hareket edildiğinde, bölgesel planlama yerine merkezî yoğunlaşma tercih ediliyor. Bunun sonucu ise diğer illerin göç vermeye devam etmesi, ekonomik çeşitliliğin daralması ve kaynak dağılımında adaletsizlik algısının güçlenmesidir. Ovit Tüneli ve bağlantı yolları gibi Rize’de yıllardır tamamlanması beklenen yatırımların gecikmesi de maalesef bu yaklaşımın dolaylı bir yansıması.
Rize özelinde baktığımızda ise Rize siyaseti açısından tablo daha da çarpıcıdır. Yıllar önce sözü verilen, sahili şehirle bütünleştirecek dal-çık projesinden vazgeçilmesi; böylece şehir merkezinden kopuk biçimde konumlanan millet bahçesine erişim sorununun çözümsüz bırakılması durumumuzu ortaya koyuyor. Trabzon’a ardı ardına yatırımlar yapılırken, Rize’nin temel kentsel ihtiyaçlarının dahi ertelenmesi doğal olarak akıllarda çeşitli soru işaretleri doğuruyor.
Bölgesel kalkınma; tek bir şehri büyütüp diğerlerini ona eklemlemek değildir. Gerçek kalkınma, her ilin kendi potansiyelini ortaya çıkaracak dengeli yatırım planlamasıyla mümkündür. Aksi halde bir şehir merkezleşirken diğerleri çevreleşir; biri cazibe merkezi olurken diğerleri göç veren alanlara dönüşür. Bu da uzun vadede bölgesel eşitsizliği derinleştirir.
Bizler, yarım kalan yatırımlar için ses yükseltmedikçe, söz verilen projelerin takipçisi olmadıkça ve adil kaynak dağılımını talep etmedikçe benzer açıklamaları daha çok duyarız. Mesele Trabzon’a yatırım yapılması değil; mesele, Karadeniz’in bütününe adil ve stratejik bir perspektifle yaklaşılmamasıdır. Asıl sorun bu…
Yorumlar
+ Yorum YapHenüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!
Gözden Kaçmasın
TABİP’te üretimden markalaşmaya uzanan hasat
Görüntüle →İlginizi Çekebilir





Trend Haberler
RİZE'DE ARAÇTA KALP KRİZİ GEÇİREN MUHTAR HAYATINI KAYBETTİ




Son Haberler
RİZE'DE HALİL İBRAHİM UZUN’A BÜYÜK DESTEK!



